13 yaşında evlenmek

avanak avni yeyy avanak avni yeyy
çocukluğunu yaşayamamış insanların yaptığı eylemdir.medeni kanuna göre en aşağı 16 yaşında evlenilebilir,o da hakimin olağanüstü hal takdir yetkisine göre. hal böyleyken neden inatla bu küçük insanlar zorla evlendirilmek istenir anlamak mümkün değil. boğaz fazlası mı görüyorsun yapmasaydın o zaman arkadaşım . doğururken ona mı sordunuz. bir de ilerde düşünebiliyor musun kızı 20 yaşında üniversite öğrencisi olduğunda kadın 33 olacak.abla gibi o ne yaa.evet avantajı vardır ,yaş yakınlığından daha iyi iletişim kurabilirler ama annenin de yol gösterici olgun olması gerekir.bu kadar küçük yaşta çocuk sahibi olan çocuk(!) nasıl bu çocuğa bakıp,büyütüp,okutabilir. yeter artık vazgeçin ya!
senden sonra senden sonra
üzücü bir olaydır. yazık, daha oyun çağındaki bir çocuğu ''kadın değil henüz çocuk bence'' alıp evleniyorsunuz veya zorla evlenmeye mahkum ediyorsunuz.
nickibok nickibok
bu eylemi gerçekleştiren bir arkadaşım vardı ortaokulda. hatta düğününde sınıf arkadaşlarıma "evlenmek çok güzel bir şey, siz de evlenin bence geciktirmeden." demiş. nasıl iş anlamadım.
küfrüm edebimi aştı bu gece küfrüm edebimi aştı bu gece
bununla ilgili geçenlerde bir haber aldım. ve gerçekten çok üzüldüm. adam 10 senedir evli belki de. devlet soruşturmasına takılıyor ve esiyle 18 inden küçükken evlendiği ortaya çıkıyor. daha detaylı işin aslı ama sonuçta adamı içeriye atıyorlar. çocuklar babasız, kadın kocasız...

buna ilk anda müdahale edemiyorsanız yıllar sonra nereden geliyor bu. ikisi de artık çoktan ununu elemiş, eleğini asmış insanlar. türkiye'deki adalet sistemi neden sadece mazlumlara çalışıyor hala anlamıyorum.

fuck the system.

edit: tarih düzeltmesi bildirildi.
bedava sirke bedava sirke
anneannemin yaşadığı durumdur. kendisi masal anlatır gibi anlatırdı yaşadıklarını. gerçi senaryo olsa dizi niyetine tv ye dahi verilir de, neyse. anneannem 38' doğumlu (atatürk öldüğü sene doğmuşum ben derdi.) ama kimlikte 30' olarak geçer kendinden önce ölen ablasının kimliğini devralmış, babası da muhtar ve köyünün ileri gelenlerinden bir kişiymiş; babası köyün kurucusu. günün adetlerine göre dedem askerden önce nişanlanacak sonra askere gidecek askerden gelirse de evlendirilecektir. kendisi ise 26' doğumludur. bu sebeple civar köylere kız görmeye gider. muhtar dedemizin de davetlisi olarak onların köyüne gider sene 1945. anneannem ise 7 - 8 yaşlarındadır. dedemi elinden tutarak köyde gezdirir ne kadar evlenilecek kız varsa tanıtır vel hasıl dedem hiçbirini beğenmez ve askere gider. 3 yıldan fazla askerde kalır askerden gelince tekrar yukarıda bahsettiğimiz köye gider görücüye. bu seferki gidişinde anneannem ile evlenmeye karar verir anneannem o zamanlar 13 yaşındadır. çocuk yaşta evlendiği için çok sıkıntılar çeker. en büyük zorluk ise gebe kalmak yetmiyormuş gibi de ilk çocuklarını düşürmek olur için hem bedenen hem ruhen küçük yaştan itibaren çöker. evlilik onun için büyümeyi kendi evinde değil başka birinin evinde yaşamasına sebep olan bir olay olmuştur. ev işi, tarla, çocuk, evin büyükleri, hayvanlar vs. yıpratıcı bir hayat yaşar ama çoçuklarını mümkün olan en iyi şekilde yetiştirmeye gayret eder. erkekler okurken kızlar ne yazık ki okuyamaz. biraz dedemin biraz da en büyük dayımın tutucu görüşleri sebebiyle. velhasıl-ı kelam küçük yaşta evlilik teoride sorun olmasa da onlar için pratikte sıkıntılara sebep olmuştur. anneannem sıkıntılı evlilik deneyimi yaşasa da halinden şikayetçi değildi, yetişkinlik çağları yorucu geçse de saygı duyulan ve sevilen bir kişi olarak halinden görece memnundu. ancak ailenin yüzü evlilikten yana hiçbir zaman gülmedi. belki kader belki karma her ne ise... mutsuz ve sorunlu evlilikler, boşanmalar, ani ölümler, bozulan ruh sağlıkları eksik olmadı sonraki. sorunlu evlilikler sanki aile geleneği oldu. hayat işte... ancak bu bir gerçek ki 13 yaş ne 1940'lar belki toplumsal anlayışa ters değildi hala orta çağın köy yaşantısından kopamamanın getirisi olarak ki öyle bile olsa xx. yüz yıl dünyasına yakışmayan bir tutumdur. insan ve çocuk hakları değerlerinin yükselişe geçtiği zamanda. xxı yüz da ise değil bu konuda konuşmak tahayyül etmek bile abesle iştigal olmalıyken. benim anlattığım hikayeyi anlatıp "inanabiliyor musun? böyle şeyler oluyormuş!" demek bile hayıflanılması gereken şeyler içinde yer alırken... "küçüğün rızası" adı altında yapılan işler. kardeş 13 yaş nedir yahu! nasıl bir anlayış. yok efendim dünyanın kötülüğüne bulaşmasın. ya hu senin kötülüğüne bulaşmış daha neye bulaşacak yavrucağız. devlet yaptırımı ile en ağır şekilde cezalandırılarak engellenmesi gerekirken bu anlayışı "sünnet" adı altında meşrulaştırmaya çalışıyorlar. olacak iş değil...

neyse hikayeye konu olan dedemin babasının da ilginç bir evlilik hikayesi var. onu da belki başka bir gün yazarım.

alternatif islamî bakışı da şuraya ekleyeyim:



sn olarak link vermeye çalıştım ama eğer olmadıysa dk59, sn36.
misstick misstick
babaannem anneannem onların anneleri hep bu yaşlarda evlendirilmişler. çocukluğunu yaşamadan kadın olmaya zorlanmış, erkenden olgunlaşmış ve hayatın getirdiği her türlü zorluğun üstesinden başarıyla gelmeyi başarmış yine de sevgilerini içtenliklerini güzelliklerini koruyabilmiş müthiş insanlar.
bizzatsahsen bizzatsahsen
evlilik diye bahsedilmesi bile suç. cinsel istismar suçudur. kimse evlilik diye söylemi yumuşatmaya çalışmasın.parayla insan satmaktır kızını bu şekilde evlendiren aile zorla fuhuş yaptırmaktan yargılanmalıdır.ha bir kişiye satmışsın ha on etikte hiçbir farkı yok kız açısından. artı pedofili vakadır. yani üç temel ağır ceza suçunu barındıran bir eylemi evlilik diye yumuşatmayın komik oluyor