15 mart 2019 yeni zelanda cami saldırısı

4 /
clitor eastwood clitor eastwood
herkesin engin politik stratejiler ve güvenlik politikaları uzmanlığını ortaya çıkaran üzücü hadise.
en bu işlerden anlamadığını bildiğim kişi bile "bakın bu olay neden oldu biliyor musunuz..." ile başlayan sosyal medya paylaşımları yapıyor.

ayrıca ne sözlüklerde, ne de yerli veya yabancı basında saldırıyı gerçekleştiren brendon tarrant'ın akıbeti hakkında hiçbir bilgiye rastlamadım. adam kamerasını açtı, 16 dakikada olan biten her şeyi canlı izletti ve arabasına binip yine müzikler eşliğinde olay yerinden ayrıldı.

ben mi göremedim acaba, bilen var mı bu adam yakalandı mı, öldürüldü mü?
varsa mesaj atarsa sevinirim.
sychtianarch sychtianarch
öfkeli genç eylemi. fps oynuyor sanki. norveç'teki terör olayını hatırladım. bu tip olayları sadece islamofobi üzerinden değerlendirmemek lazım. geçen gün macaristan'da artan sağcı yapılanma hakkında bir belgesel izledim youtube'ta. büyük kısmı gençlerden oluşan organize çeteler var. ortak sorunları gelecek kaygısı ve yabancıların gelişi ile beraber paylaşımın kızışması ve refahın azalma durumu.

bu anlamda fransa'da çoğu proleteryadan oluşan ayaklanma (gezi olayları ile bağdaştırılacak bir noktası yoktu) batı'da benzer kaygıların yükselişte olması nedeniyle tehlike sinyallerine dikkat etmek gerek. toleran vs öyle lafla olmuyor. bir kere tarihe ve insan psikolojisine bakmak lazım. avrupa'da özellikle sol, yeşiller, çiçekler, böcekler oluşumları siyaseten cehenneme iyi niyet taşları döşediler.

mantığa büründürmek gibi olmasın antisemitzmin temelinde bile sınıf çatışması var. küçük burjuvazi ve proleter kesimin kaygılarını dindirmezsen bu tip olaylar toplumda olumlu yönde karşılık bulur. farklı kültürlerden olan insanlar çatışmaya meyillidir. refah düştükçe radikal fikirler virüs gibi yayılır.

eminim, saldırıya oh çekip siyaseten kınıyan sürüyle insan vardır. elbette çuvaldızı kendine batırma görevi çatışmanın diğer tarafı olan müslüman topluma ait.






kareondokuz kareondokuz
bu katliamı yapan insanların beynini sikip bırakan eskiden bu zamana kadar oynanan silahlı oyunlar değil mi? 10 evden beşinde play station var. tüm dünyada peynir ekmek gibi silah satılıyor. savaşmak için bu kadar teşvik varken barış adına ne beklenebilir ki?
gölgelerin efendisi gölgelerin efendisi
pek şaşırmadım. dünyada her daim böyle psikopatlar vardı ve her daim de var olacaklar. kin, kini; nefret de nefreti doğurur. bu dünyaya en büyük zararı dinler verdi. vermeye de devam ediyor.
bir kafir, bir münafık ve inançsız olarak, umarım birbirinizi yok edersiniz de dünya rahat bir nefes alır.

çok fazla müslüman tanıyorum, kliseye veya başka herhangi bir dinin mabedine yapılan bir saldırıda mutlu olacak.
hele hele anlaşılmaz yahudi düşmanlığı..
sırf inanmıyor diye karşısındaki insana dinini dayatıp "inanmıyorsan saygı duy" mottosu ile zorbalık yapan müslümanlar.
taliban,ışid kafa kes kendini patlat.
çok masumsunuz. bayılıyorsunuz maduru oynamaya.


söz de "yaradılanı yaradandan ötürü seven " bu ülke müslümanları, eğer bu katliam bir klisede olsaydı ya da sinagogda aynı tepkiyi verirler miydi ?

hahah soruyu sorarken bile bir gülme aldı.

nefret etmeye devam edin. dönüp dolaşıp sizi bulacak, bugün bulduğu gibi.

ve eklemeden edemeyeceğim, ellerine güç geçtiği gibi kendinden olmayanı anında yok etmeye hazır ikiyüzlü insanların duyar kasıp, gerçekten de "masum" insanlar için üzüldüklerine zerre inanmıyorum.
ciğerinizi bilemem belki ama genetiğinizi biliyorum !
mistik penguen mistik penguen
yeni zelanda saldırısının muhatabı türkiye'dir

cuma kılan müslümanlara saldırı: 50 şehid

yeni zelanda'nın christ church ilçesindeki iki camiye, cuma namazı kılındığı esnada silahlı saldırı düzenlendi. saldırgan brenton tarrant, acımasız saldırıyı sosyal medyada canlı yayınla paylaştı. cuma namazı sırasında düzenlenen saldırının ardından bölgede okullar tatil edildi, halkın camilerden uzak durması istendi. saldırıya ilişkin üçü erkek biri kadın 4 kişi gözaltına alındı.

yeni zelanda, christchurch kentinde el-nur camiinde başlayan saldırı, saldırganın buradan ayrılıp 5 km ileride bulunan linwood camisinde yarım saatten fazla devam etti. düzenlenen saldırılarda 49 kişinin şehit olduğu, 48 kişinin yaralandığı bildirildi.

islâm düşmanı saldırganın hedefi türkiye

kendisini "ingiliz asıllı bir ailenin avustralya'da doğmuş" bir çocuğu olarak tanımlayan 28 yaşındaki brenton tarrant, saldırıyı neden gerçekleştirdiğiyle ilgili olarak, "beyaz insanlar yaşadığı sürece, topraklarımızda işgalci olarak bulunan insanlar buralarda yaşayamayacak. topraklarımızı asla fethedemeyecekler." satırlarına yer verdi.

tarih boyunca avrupa topraklarını "işgal eden ve yüz binlerce insanı öldüren bütün yabancılardan" intikam almak için bu saldırıyı gerçekleştirdiğini anlatan brenton tarrant'ın özellikle türk ve islam karşıtı diğer açıklamaları da dikkat çekici.

nato'nun bir kez daha yalnızca avrupalı devletlerden oluşan bir ordu haline getirilmesi ve türkiye'nin düşman kuvvet pozisyonuna düşürülmesi için bu saldırıyı gerçekleştirdiğini anlatan brenton tarrant, avrupa'da gerçekleştirilen terör saldırılarına karşı kimsenin harekete geçmediğini belirterek, "bu neden ben olmayayım? ben yapmazsam kim yapacak? hem ben yapabilecekken neden başkası yapsın ki? bir şey yapmaya, harekete geçmeye, güç kullanmaya ve şiddet kullanmaya karar verdim." sözlerini kullandı.

saldırganın manifestosunda cumhurbaşkanı erdoğan için ayrıca bir bölüm ayrılmış:
"bu savaş lordu, avrupa'yı ele geçiren askerlerini ziyaret edip gezinirken, öldürülüp kanının son damlasını görmeli. ölümü, topraklarımızı istila eden türkler ve avrupa'daki etnik kökenliler arasındaki köprüyü, bölgedeki türkleri zayıflatacak, aynı zamanda rusya'yı da güçsüzleştirip, nato'nun da bölünmesini sağlamış olacağız." demiş.

breton tarrant'ın daha önce sosyal medya hesablarından paylaştığı manifesto ve saldırıda kullandığı silahların üzerine işlediği sembollerden olan ayasofya, 1071, istanbul, kosova meydan savaşı, inebahtı deniz savaşı, viyana kuşatması, haçlı seferlerinin mottosu olan "deus vult"(tanrı bunu istedi) gibi ifâdelere baktığımızda bile görüyoruz ki, dünya üzerinde müslümanları hedef alan her saldırının gerçek muhatabı açık şekilde türkiye'dir.

mesuliyet türkiye'de:
hilâfet müessesesi nerede?

yeni zelanda'da gerçekleşen saldırının öncesinde planlandığı, saldırgan brenton tarrant'ın sosyal medya hesaplarından böylesi bir saldırı gerçekleştirmeye hazırlandığına dair yayınlar yaptığını görülüyor. buna karşılık yeni zelanda hükümetinin müslümanları hedef alması muhtemel böylesi bir saldırıya karşı tedbir almaması ve gerçekleşen saldırı sona erene kadar seyirci kalmasının arkasında yatan temel saik, müslümanlara gelmesi muhtemel bir zararın hesabını soracak herhangi bir müessese olmamasıdır. yani, hilâfet müessesesinin müessesesinin yokluğudur.

hilâfet müessesesinin yokluğunun mesuliyeti ise türkiye'dedir.

ayasofya

ayasofya bahsine ayrıca bir parantez açmakta fayda var. müzeye dönüştürüldüğü tarih olan 1 şubat'ta akıncılar ayasofya önünde toplanmış ve ayasofya'nın aslî kimliği olan cami olarak hizmete açılması için bir basın açıklaması yapmışlardı. o günden beri avrupa parlamentosu'dan gelen "türkiye'nin ayasofya'yı cami yapmayacağı hakkında yazılı beyanda bulunma" çağrısı ve ardından yeni zelanda'dan yaşanan mezkûr saldırıda yine ayasofya'nın bu derece ön plana çıkması tesadüf değildir.

göz hasmını tanır hesabı, düşman kimi hedef alması gerektiğini çok iyi biliyor.

kemalist zihniyet ahlâksızlığı

yaşanan saldırı ile alâkalı haberleri takib ettiyseniz, saldırıda ölen ya da yararlanan türk vatandaşı olup olmadığının ön plana çıkarıldığını fark etmişsinizdir. saldırgan islâm düşmanlığı noktasındaki bütün motivasyonunu türkiye'nin misyonuna karşı olmakta bulurken ve adeta türkiye'yi hedef alıyormuş kastıyla orada cuma namazı kılan müslümanlara saldırırken, türkiye'de medyanın çıkıp da orada "ölen ya da yaralanan türkiye cumhuriyeti vatandaşı var mı, yok mu" derdine düşmesi tam mânâsıyla kemalist zihniyetin bu ülkeye sokuşturduğu ahlâksızlıktır.

anadolu, kavmiyetçi her anlayışın üzerinde islâm ümmetiin tabiî temsilcisi konumundadır. düşman bunu kendinde şuurlaştırmışken, buradaki siyasetçi ve medyanın bunu şuurlaştıramamış olmasına yazık.

acil aksiyon

bu saldırı ile beraber, türkiye'nin içinde bulunduğu ahvâl de göz önünde bulundurulacak olursa, hilâfet müessesesinin yeniden canlandırılması ve ayasofya'nın yeniden cami olarak aslî hüviyetine kavuşturulması, yalnız anadolu için değil bütün bir islâm âlemi için hayatî önem arz etmektedir. bu saldırının arkasının geleceği muhakkaktır.

müslümanları hedef alan hiçbir menfiliğe karşı türkiye'nin istese bile seyirci kalamayacağının anlaşılması ve bu gibi durumlara karşılık verecek kurumun, yani hilâfetin derhâl müesseseleştirilmesi gerektiği artık anlaşılmalıdır.
(baran dergisi)

www.barandergisi.net
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
bunun incille,kuranla,dinle diyanetle zerrece alakası olduğunu iddia edenlerin de dahil olduğu gerizekalılık müessesesi ortadan kaldırılmadıkça daha çok sık şahit olacağımız vahim eylemler silsilesinin ne ilk ne de son halkasıdır.

radikal ateistler,solcular,sağcılar,herhangi bir müzik grubunun haterları,popüler kültürün kontrendikasyonlarını yaşayan ergenler de dahil dünyada gaza gelip şakır şakır kan dökmeyen bir tane grup yok.

insanoğlunun hukuk müessesesini icadı ve bu canavarlara bunu dayatmak için yarattığı devlet isimli büyük ve gerekli canavar bu yüzden var.

hala bunun çözümünü "daha fazla anarşi,daha fazla özgürlük,daha az din" filan diye kendi ucuna çekerek arayanlar da en az bu tip saldırıları düzenleyen tipler kadar ağır gerizekalıdır.

bir piyade tüfeğini alıp üzerine propoganda yazıp camiye dalana kadar bu böceği yakalayıp ezmek istense şimdi hüngür şakır ağlayıp iyi niyet ve jest şovları yapan filantropik yamuklar,bu böcek için sokaklara dökülüp "tarent'e özgürlük" diye ağlayacaklardı.

bu tip salakların kısa hikayesini anlatayım ben size.bunlar hep aynıdır.bunlar önce sarılacak uç bir fikir bulurlar ."deus vult,ümmet şehitlerini bekliyor,ezilen halklara adalet,işçi sınıfı kontrolü alacak vs.".bunlar ilk evrede bu bokları kusarlar sağa sola.kustukları ve kendi gibi dangalaklarla paylaştıkları her dakika bu bok büyür zihinlerine yerleşir ve meşrulaşır.

sonunda kendilerine olan güvenleri tavan yapıp ufak beyinlerinin tamamı bu bokla kaplandığında da bir silah bulup harekete geçmeleri için geriye sadece anlık bir gaz kalır.

bunun tek çözümü de proaktif karşı terördür.bu tip bir salak bu uçlara gelip bunları başkalarına kabullendirmek için kendi sikik "mücadele"sini başlatmadan toplum gerekli canavarını bunları boğmak için yollar.

brenton tarrent,henüz "deus vult,remove kebab" sloganları seviyesindeyken gerekli canavar kendisinin yanında o kadar da korkunç olmadığını bu dangalağa öğretse ne o silahı boyar,ne o camiye dalardı

hani şimdi örgüt evi basılıp geleceğin teröristleri paketlendiğinde "müminlere zulmediliyor" denen dangalak işidçiler ya da "fikirlere kelepçe" filan diye zırvalayan salak solculara arada destek atıyorsunuz ya.oradan pay biçin.

teorik ya da pratik bir fikrin toplumla iletişime geçebilmesi toplumun fertlerinin meşru olarak belirlediği alanlarda tutulmak ve aksini bıklayan canavar eniklerinin nefesi "büyük ve gerekli canavar" tarafından kesilmek zorundadır

bunun aksini iddia edip,"selo neden içeride" "ahmetin hapishanede niye aklını aldınız" "biz sadece dergi çıkarıyorduk" cümlesini kuran adamların gözyaşları ne yazık ki kuru bir gerizekalılığın emaresidir.

edit.
ravenhow ravenhow
olayın kurbanları kimsenin umurunda değildir. bu gayet ortada. olaya insanların tepki verme algoritması da her zaman olduğu gibi. değişen bir şey yok.

bir müslüman bir hristiyan öldürürse, müslüman olayın islam'a yıkılamayacağını söyler. hristiyan ise müslümanlar terötist der.
bir hristiyan bir müslüman öldürürse, hristiyan olayın hristiyanlık'a yıkılamayacağını söyler. müslüman ise "hristiyan terörü" der. kimse de "terör terördür, şiddet şiddettir, ölüm ölümdür." demez.

olay hakkında çok bilgi sahibi değilim. nasıl olduğunu az çok tahmin edebildiğim için pek incelemedim. insanlar üzerindeki etkisine bakınca olay anlaşılabiliyor. olayın en zavallı yanı bütün söylemlerinin yüzde 95'ini popülizm ile temellendiren akp'lilerin ve dincilerin bu olaydan ölen insanları zerre kadar vicdan azabı çekmeden kullanabilmesiyle ilgili benim için.

televizyonlarda, gazetelerde, twitter profillerinde herkes aynı motivasyonla hareket ediyor. yıllardır "bizler, onlar, batılılar, haçlılar" diye uyuttukları seçmenlerine seçim öncesi son bir doz vermenin peşindeler. vallahi bunu yapmalarına da alıştım. anladım artık güç için, kazanç için her türlü vahşeti desteklediklerini. bunu yapabilecek kadar onursuz olduklarını da zaten biliyorum. ama bazen insan, orada bir anda, bir saniyede hayata gözlerini yummuş bir insanı diriltebilsek ve ona, binlerce kilometre ötede seçim malzemesi olarak kullanıldığını söylesek ne hissederdi diye düşünebiliyor. ve bu içimi biraz acıyor. çok değil. şiddetin her türlüsüne alışma yolundayız.

şiddetin, ırkçlığın, faşizmin, terörün ve bunlar temelli ölümün karşısında olmayı beceremeyen, güç delisi, pis kokulu bir dünyada nefes almaya çalışıyoruz.

bir nebze geniş perdeden görebilmek için;

(bkz: er ist wieder da)
tonguç tonguç
insanlar mitinglerde bile türk düşmanlığı veya erdoğan düşmanlığı olarak konuyu özetlemek istiyorlar ama silahın üzerindeki simgeler türk düşmanlığını değil osmanlı yani haçlının karşısında yer alan doğu düşmanlığını vurgulamaktadır.

konuyu anlamadıysanız tekrar özetleyelim, olay türk veya müslüman düşmanlığı değil batının karşısındaki doğu düşmanlığıdır. batının doğu karşısındaki tezi her zaman karşı tarafı aşağılayarak, kendi üstünlüğünü vurgulamaktır. bu aşağılama bazen sözle, bazen savaşla, bazen de en acizi olan terörle olur.

peki bu devirde doğu-batı tezatı, düşmanlığı veya nefreti neye yarar? bir en basitiyle silah endüstrisinin papelini tetikler. iki, bağnazlığın dibi olarak ilk çağdan beri gelen sidik yarışını simgeler. başka başka dersen amigdalanın hükmettiği ırkçılığı ve 31'i besler. bu konuyu düşmanlık veya karşı saldırı, miting alanlarındaki nefret kuşatması ile çözemezsiniz. bunu dostluk, kardeşlik, kucaklama ile çözersiniz. medeniyetler çatışması diye bir kavram var ya. işte bunu çürüterek çözersiniz.

aslında mevzu şu. değişen dünyada zaten dinin etkisi azalıyor. korku buradan kaynaklanıyor. azalan nefreti körüklemek. oysa ki yeni gelen jenerasyonun umrunda değil. işte videonun yayınlanması ve cs etkisi de bundan kaynaklanıyor. gençlere yönelik bir hikayeleştirme var. korkmayın tam tersine korkuların üstüne gidin. güzel günler gelecek.
myrica myrica
(bkz:baydı yeter )
müslümanların baya ağlak olduğunu gözümüze sokan saldırı.
her yıl onlarca kilise vs. saldırıya uğrarken hıristiyanlar tek laf söylemez, bunların camisi saldırıya uğrayınca ağlarlar.
2
4 /