kredi kartı

seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
ben bir bankacıyım ve sekiz senedir bu işi yapıyorum. sadece bir tane kredi kartım var ve limiti bin lira. onu da uçak bileti şu bu için açık tutuyorum. çünkü zamanında beş tane kredi kartımın toplamda 30 bin tl borcunu kapatmışlığım var. o nasıl o hale geldi ben de bilmiyorum. o dönem yıllık brüt ücretim dahi 30 bin etmiyordu üstelik. sizin olmayan parayı harcarken anlamazsınız. o nedenle elinizde ne kadar kart varsa kapatın. sadece bir tane çağa uydurmak adına elinizde kalsın. çok kısaca: kredi kartı pişmanlıktır. varsa paranız alın, yoksa da olacağı zamanı bekleyin ya da küçük limitlerle kendinizi finanse edin.

yurtdışından getirilen telefon harcı 1500 tl

lobotomic lobotomic
halkımız her zaman olduğu gibi gece sessizce yatağında uyurken yapılan değişikliktir.

ulu padişah gazi mareşal cumhurbaşkanımız, yememiş, içmemiş, halkımıza nasıl hizmet yapabiliriz diye gece demeden kara kara düşünmüş ve yurtdışından yolcu beraberinde getirilen telefon harcını 1500 liraya yükseltmiştir.

hayırlı olsun türkiye.



775 bin kişinin tyt den barajı geçememesi

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
adamın biri uyuyor, uyuyanıyor, bir rüya görüyor ve sonrasında rüyası gerçek olsun diye o sabah o işe girişiyor. ülkede hiçbir iş sistemli değil. nereye giderseniz gidin hep ayaküstü, son dakika, toplama, bu da böyle olsun kafasıyla. memuru da böyle halkı da böyle.


99'larda yanlış olmasın bir gecede binlerce insan, yüksek okul ya da lisans mezunu olmasına rağmen öğretmen oldu! çünkü ihtiyaç vardı!
günümüzde bakıyorsunuz bir boş vermişlik almış başını gidiyor. öğretmenlik için esasında mümkün olsa mülakat(?!) değil "vicdan sınavı" yapılması gerekiyor ama insanlar yazın tatil, kışın tatil mantığıyla bu mesleği tercih eder durumdalar. öabt için yeterli bir baraj sınavı yok. mesela, düşünün fen bilgisi öğretmenlerinin alan ortalama neti 9,5! buna rağmen öğretmen olarak atanıyorlarsa ya eğitim fakültesinde verilen eğitimde bir sıkıntı var ya da öabt sınavında dimi? 2010'du sanırım olimpiyatlarda sonuncu olduk, dünya bizle dalga geçti, hemen beden eğitimi ders saatleri artırıldı. öğretmen atama kontenjanları artırıldı. atama puanları çok düşüktü herkes besyocu oldu, şimdi durum ne, beden eğitimi seçmeli ders oldu.


5+3 sisteminden 4+4'e geçildi bir anda. o kadar sınıf öğretmeni norm dışı kaldı, bunları açıkta ne kadar branş varsa oraya verdiler sırf hazineden para çıkmasın diye. düşünün, sınıf öğretmeni, türk dili ve edebiyatı oldu lan, şaka gibi! yapılandırmacılıkla iingilizce revaçta ve ingilizce öğretmenliği, ingiliz dili ve edebiyatı göz bebeği oldu keza anaokulu öğretmenliği de. imam hatipler aşkına 5 bin nüfusu, 4 tane lisesi olan ilçeye kocaman imam hatip lisesi yapıp içini dolduramadıklarını biliyorum. bunlar bizim paralarımız. kendi yanınızdaki yörenizdekileri siz düşünün.


fen lisesi öğrencileri neden hep başarılı, zaten potansiyelleri oldukları için değil. önceden öğretmenler fen lisesinde çalışabilmek için sınava giriyordu. bunlar n'aptı o sınavı da kaldırdı. yetmedi sırf imam hatipler başarısız olmasın diye belli yerlerdeki fen lisesi öğretmenlerini imam hatip liselerine verdi.


aöf ön lisans ilahiyat mezunlarını bile din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni yaptılar! kimi görsen alakalı alakasız atama puanı düşük diye ilahiyat okudu hâlâ okuyanlar var ve nihayet yığılma ile onların öabt barajı 78'lere dayandı, allah'tan dilerim 90'u bulur. çünkü biz millet olarak böyleyiz. insanlar meslek seçerken bile gündemde revaç olan neyse oraya koşup yığılma ile orayı da tıkıyor.

meb'de ve diğer kamu kuruluşlarında dinazorlar var arkadaşlar. bir insan akademisyen değilse 50'sinden sonra ne verebilir gerçekten. kaldı ki mevcut sistemsizlikte de öğretmenlerin neyi bilip neyi bilmediği bile şüpheli. çünkü eğitim fakültesi müfredatları yenilenmeli, yetmiyor. onların lisans hayatı, alan eğitiminden ziyade pedagoji ağırlıklı olarak gidiyor ve alan ortalamaları fen bilgisi öğretmenleri gibi 9,5'ta kalıyor.

nesle bakıyorsunuz çoğunun ağzı bir karış havada, sosyal medya canavarı, hazırcı, yozlaşmış bir şekilde birçok şeyi birçok şeyle karıştıran, saygısızlığı ifade özgürlüğü, ahlaksızlığı bireysel özgürlük zanneden çocuklar. bunlara hocalar istese de ders anlatamıyor. diğer tarafa bakıyorsun pırıl pırıl çocuklar, almaya ve öğrenmeye endeksli, onların da başında doğru düzgün hoca yok. 2000'den sonraki nesil fecaat.

fatih projesi dediler, öğretmenleri tembelliğe alıştırdılar. kime sorsam herkeste bir slayt aşkı. fizik, matematik, geometri öğretmenleri mecburi olarak soru çözümlerine kolaylık diye kullanıyor, sözelciler öylesine kullanıyor. bana sorsanız öğretmen için de öğrenci için de en iyisi beyaz tahta. geleneksel yöntem. slayt öğretmenliği için okula gerek yok ki çocuk evde açar, okur zaten slaytını dimi?


millî eğitim okullarını denetlemiyor, her yer değneksiz köy. müdür hocaları, hocalar müdürü idare ediyor, kafalarına göre takılıyorlar. onlardan farklı iseniz de el birliği ile sizi göndermek için her şeyi yapıyorlar. çok ciddi bir disiplin sorunu var.

meb, okullardaki öğretmenlerine alanından her yıl sınav yapsa ve koyduğu barajı geçemeyeni dehlese, gerçekten sürekli olarak okullarını denetlese çok açık ve net söylüyorum çocuklar alır yürür...
şimdi çoğunuz bilmiyor öğretmenliklerde alan sınavı var bu sınav 2014 / 2015'te geldi. daha önce atananların hepsi genel kültür / yetenek ve eğitim bilimleri sınavı ile girdi. yeni mezunları falan beğenmeyip dudak kıvıranlar var ya onlar yeni mezunlar kadar öabt'ye maruz kalmış değil ve yeni mezunların aldığı puanı bile alamaz çoğu emin olun.



finlandiya eğitim sistemi diyecek arkadaşlara da şunu diyeyim, finlandiya'nın nüfusu 5 milyon. oradaki öğrenci potansiyeli ile türkiye'deki öğrenci potansiyeli bir olamaz ve bu sistem bu şartlarda bizde asla uygulanamaz.


yapılacaklar: sürekli sınav sistemi değiştirilmeyecek.
müfredatlar geliştirilip zenginleştirilecek.
eğitim fakültelerinin müfredatları tekrar düzenlenecek.
öabt için branş ne olursa olsun tüm öğretmenlere bir baraj konulacak.
meb'deki dinazorlar emekli edilecek.
meb öğretmenlerine her yıl alan sınavı uygulayacak.
meb okulları ve bilhassa il / ilçe milli eğitim müdürlükleri çok sıkı denetlenecek.
her yere imam hatip lisesi/ orta okulu açılmayacak.
o bütçe meb'deki diğer eksiklikler için kullanılacak.

ülkede öğretmen ihtiyacı hesaplaması yapılıp üniversitelerdeki kontenjanlar ya minimuma çekilecek ya da kapatılacak ve akademisyenler de yurt dışına gönderilip alanlarında ekstra eğitim/ araştırma/ çalışmalar istenecek. gençler de üniversite okumak için okumak, devlet politikalarına bakarak bölüm/ meslek tercih etmek yerine daha ciddi ve kalıcı tercihler yapmak için uğraşacak.


hatta var ya belli başlı üniversiteler dışında birçok üniversite kapatılabilir. en azından nicelik olarak değil nitelik olarak bir başarı yakalarız. 24 yaşından sonra kimse zanaat sahibi de olamıyor.
6

instela yazarlarının itirafları

delikadirulen delikadirulen
zaman zaman profilime girip eski girilerime bakıyorum. ne bileyim 2012 yılında yazdığım bir giriye bakıp o zamandan bugüne neler değiştiğini neler yaşadığımı hatırlıyorum. bir nevi hafızamı tazeliyorum yani. sözlüklerin böyle bir faydası da var aslında. yıllar önce yazdıklarını okuyunca insan normalde aklında olmayan şeyleri de hatırlayıp mutlu oluyor. dur ben biraz daha kurcalayayım.

yazarların çocukluk aşkları

psikopatpapatya psikopatpapatya
bi ben mi aşık olmamışım bebeyken.
çocuk aşık olur mu be? gerçi ben sefaletten, hastalıktan aşka vakit bulamamışım zahar.
4
devamı