kadınların kültürlü erkek yerine fit erkek tercihi

absurdkolik absurdkolik
kadınlar ne fiziğe ne de söyleve bakar. kadın karizmatik erkeği tercih eder. karizmayı ise hem fiziki özellikler hem duruş hem de söylev belirler. çok fit olmasa da vücudu derli toplu olan, olgun ağırbaşlı duran, bilgisini doğru zamanda ağırdan satan adam cool görünür. karizması da buradan gelir. mevzu ne kas yığını haline gelmek ne de bilgi küpü bir adam olmakta
5

bi siktir git dedirten reklamlar

soulmates never die soulmates never die
(bkz: #17736916)
şu tarz reklamlar.
sözde bu şekilde ek iş yaparak kazanç sağladığını* söyleyerek sağda solda site linki bırakan dingiller, önerdikleri sitelerde başvuru yapılacak herhangi bir yer olmadığından bihaber değiller; buralara tıklayanlar üzerinden para kazanıyorlar.

üşenmedim bu tarz sitelerin çoğuna baktım. hepsinde ya "başvurun" vb. yazılı olan ve bunlara tıklanırsa bir sürü reklam açacak linkler var ya da yalnızca hangi işin ne kadar kazanç sağlayacağını söyleyip geçiyor. bir sürü insan da başvuru yapacak yeri bulamayınca (e olmayınca tabii) yorum bölümüne ismini, mail adresini, telefon numarasını bırakıyor. ayrıca, "bu işe çok ihtiyacım var, lütfen dönüş yapın" yazan niceleri var.
bu andavallar da gelmiş, gerçekten işe ihtiyacı olan insanlar üzerinden "verdiğim linklere tıklıyor, para kazanıyorum ehe!" diye içten içe sevinebiliyor. ilginç. sizin yapacağınız reklamın boktanlığına, olmayan vicdanınıza tüküreyim.

sence de sevişmemizin zamanı gelmedi mi diyen kız

sıvaz regal sıvaz regal
uzun zamandır kovaladığım 3 günlük tatilimin ilk sabahına uyanmıştım.

planım; her türlü sosyal aktiviteden uzak durup evde yayılıp dinlenmekti.

mutfağa gidip tost makinasını fişe takıp banyoya girdim. küvetteki viledayı çıkarıp duşumu aldıktan sonra havluyu belime bağlayıp tekrar mutfağa geldim. kaşarı ve sucuğu dolaptan çıkarıp tezgahın üstüne koyarken telefonum çaldı.

+ efendim?
- sıvaz??
+ efendim?
- naber, nasılsın?
+ iyidir sen nasılsın?
- iyiyim bak ne diyeceğim?

o arada telefonu omuzumla kulağımın arasına sıkıştırıp tost ekmeklerini yağlamaya başladım.

+ söyle sendeyim.
- yarına harbiye açık havada konser var gelir misin?
+ gelmem.
- niye ya?
+ kızım kaç aydan beri tatil kovalıyordum 3 gün of verdim kendime. evdeyim dinlenicem.
- olum sırtında taş taşı demiyorum konsere gelicen işte!
+ kimin konseri?
- yıldız.
+ kimler var?
- emel var sevgilisiyle. burak geliyor, ben varım, arda var, kardeşi de geliyor. ebru var, yeliz var, hakan abi gelecek.
+ çüşş!
- bitmedi daha hehehe. ofisten 2 kız daha geliyor bir de sen ve ercan işte.
+ aldınız mı biletleri?
- aldık.
+ e ne diye gelicen mi diye soruyorsun kızım planı yapmışsın zaten.
- ercan'ı aradım ilkten "sıvaz gelir mi?" dedim "gelir o pezevenk işi gücü yok izine çıkacak" deyince aldım biletleri.
+ iyi tamam kaçta konser?
- 9'da.
+ tamam.
- yarın görüşürüz o zaman.
+ görüşürüz.

tostumu hazırlamış dolaptaki cappy karışıktan da 1 bardak doldurup terasa çıkmıştım.

ercan'ı aradım.

- alo?
+ nabıyon lan?
- işteyim kanka sibel'in götünü kesiyorum şu an hehehe.
+ yine iş arkadaşını sikmenin peşindesin dimi?
- kızlar askerlik yapsın silah arkadaşımı da sikerim ben sorun yok.
+ konser işi ne iş lan amcık benim yerime ne karar veriyon?
- gel işte amcık evde napıcan?
+ dinlenicem göt!
- ya sus sikerim dinlenmeni şimdi. özge aradı konser var dedi gelir misin dedi gelirim dedim. seni sordu, o pezevenkte gelir dedim.
+ amına koyim senin!
- hehehe sen nabıyon?
+ evdeyim takılıyorum.
- iyi o zaman akşama geleyim de pes atalım.
+ gelme.
- biraları alır gelirim yavşaklık yapma!
+ gelme amına koyim gelme gitmek bilmiyorsun sonra!
- kırılıyorum ama...
+ siktir lan!
- hehehe hadi gömdüm.

tostumu yedikten sonra geçen hafta arkadaşımın hediye ettiği plakları denemeye başladım.

ayten alpman'ın "tek başına" şarkısı bütün naifliğiyle çalmaya başladı. açık olan pencereden uçuşan tüllerle birlikte evde şarkıdaki gibi tek başımaydım. bir an da bütün modum hüzün olmuştu. bi sigara yakıp plak çaların yanındaki tekli koltuğa oturdum ve kafamı arkaya dayayıp gözlerimi kapattım.

bildiğim ama onca boş beleş şarkının zihnimde gerilere ittiği bu şarkı beni alıp götürüyordu adeta... her satırında bir bir aklıma geliyordu yaşadıklarım.

şarkının bitimiyle ortalığı derin bir sessizlik kaplamıştı. sonuna geldiğim sigaramı küllüğe basıp öylece kalmıştım.

akşam üzeri elinde biralarla ercan gelmişti. pes, pizza, bira derken gece olmuş, biraların yerini rakı almıştı. terasa kurduğumuz mütevazı soframıza yine aynı şarkı eşlik ediyordu.

"tek başına!!"

- ee sıvo anlat bakalım ne var ne yok?
+ aynı be olum. değişen bişey yok.
- gamze arıyor mu?
+ yok kanka. aramasın zaten.
- niye lan?
+ kafa açıyor moruk. yok nerdesin, yok beni niye aramadın. sikerim öyle işi! daraltıyor beni.
- amına koyim senin!!
+ noldu lan?
- lan olum ziyan ediyorsun karıları ya! çaktın mı peki buna?
+ ya siktir git!
- beynini sikeyim senin. olum sen adam olmazsın! aha buraya yazıyorum! ulan insan bi eller, okşar... tamam anlaşamayabilirsin, kafalar uymaz ama sik olum artık birini!
+ ya aynı şeyleri elli kere konuştuk amına koyim! benim derdim ellemek, okşamak, sikmek değil! aşık olmak istiyorum hepsi bu! ne yaşanacaksa o zaman yaşanır zaten. ben senin gibi sikiş meraklısı değilim amcık!
- bi tadını alsan var ya beni bile sikersin kanka hahaha. hadi kaldır sikişe içelim!
+ sen sikişe iç pezevenk ben aşka içiyorum.
- yarrama iç!
+ ulan kimseyi sevmeden ölücen olum! aşık olmadan geberip gidicen?
- sen de kimseyi sikmeden ölücen!?
+ benim gibi düşünen birisi illa ki vardır moruk. denk gelmiyoruz.
- senin gibi düşünen kız yok olum. sen numunesin. sen bambaşkasın amına koyim!
+ zaten işler böyle giderse açılışı sende yapıcam moruk hahaha
- assiktir lan bunca yılın patlamasını bende yaparsan belden aşağım felç olur amına koyim ehehehe.
+ hahaha
- sen ellenmemiş, okşanmamış, kayalıklarda sakso çektirilmemiş kız arıyorsun ya kanka hahaha?
+ ee?
- geçen tinder'dan bi karı ayıkladım. sohbet falan derken, dedim ki "benim olayım cinsellik öyle aşkım cicim işleriyle uğraşamam." kız da benim kafada çıktı. neyse moruk sözleştik, evi falan ayarladım, bu akşam mesaj attı "bi arkadaşım var senin feysten birini beğenmiş o da gelse, sen de arkadaşını getirsen sorun olur mu?" dedi.
+ anasının amı!! harbiden mi?
- yemin ediyorum. arda'yı aradım böyle böyle dedim. neyse kanka sabah kızlar geldi, akşama kadar sikiştik amına koyim!
+ vay amına!
- sen de bakire kız ara! yok olum öyle bişey. varsa bile ben sikiyorum hehehe.

ertesi günün akşamında konser alanında bütün tayfa buluşmuştuk. konser sonrasında yemek yemeğe, ordan da kahve içmeye gittik. herkes dağıldıktan sonra 5 kişi kalmıştık. ben, erco, konseri ayarlayan özge ve iş yerinden 2 kız arkadaşı.

planım kızları evlerine bırakıp olaysız dağılmaktı ama ercan ipnesi kımıl kımıldı! ben direksiyona geçmiş erco yanıma oturmuş, kızlar da arkaya sıralanmıştı. arabaya bindikten sonra erco arkaya dönüp "kızlar midye yemeye gidelim mi?" dedi. kafamı kaldırıp dikizden arkaya bakıyordum.

"bilmeem" deyip birbirlerine bakmaya başladılar. "anlaşıldı" diyerek beşiktaştaki midyeci ahmet'e doğru yola koyuldum. ercan arkaya doğru kaykılmış kızlarla muhabbeti ilerletiyordu. piçin ciğerini bildiğimden söylediği yalanlara gülmemek için kendimi sıkıyordum.

özge de "kızlar, sıvaz da benim çok eski dostum" diyerek muhabbeti benim eksenime kaydırdı. o ara erco whatsapp'tan bana "zeynep benim sikerim götünü" yazmıştı. çünkü zeynep gördüğüm kadarıyla rahat takılıyor ve yalnız yaşıyordu.

midyeciye oturup 100'lük bir kova söyledik ve yemeye başladık. gecenin sonunda kızları evlerine bırakıp, telefon numaralarımızı birbirlerimize verip vedalaştık. evin kapısının anahtarını çevirirken ercanla benim telefonuma aynı an da mesajlar geliyordu.

özge; kızlarla bizi whatsapp gurubuna eklemiş konser esnasındaki çekilen fotoğrafları paylaşıyordu. dolaptan biraları alıp terasa çıkmıştık. ercan guruba "yarın aynı kadro tekrar buluşalım" yazmıştı ve kızlar da okeylemişti.

ertesi gün iş çıkışı buluşup maçka parkına geldik. çimlere oturmuş bira içiyorduk. ercan zeynep'le muhabbeti koyulaştırmıştı. zeynep "burda tuvalet var mı?" diye sorunca ercan hemen ayaklanıp "var var şu aşağıda" dedi ve gittiler. özge de biraz ileride iş için şehir dışında olan sevgilisiyle konuşuyordu. ceren'in de birası bitmişti. poşetten bira çıkarıp "içer misin, açayım mı?" dedim.

- oluur ama beni eve bırakırsan hihihi.
+ bırakırım tabi ama 2 birayla yamulmazsın dimi?
- yamulabilirim çünkü çok çabuk sarhoş olurum.
+ yapma ya hahaha kollarından tutup arabaya kadar taşıyacak mıyım şimdi seni?
- taşımaz mısın?

ceren öyle sorunca bir an da ağzımdan "kimleri taşımadımki seni neden taşımayayım?" cümleleri dökülüverdi. aslında geçmiş ilişkilerimin, kaybedişlerimin dışa vurumuydu o cümle. ceren de zaten öyle anlamıştı. sonra konu ikili ilişkilere geldi. konuştukça ikimizinde kaybettiği noktalarda buluşmaya başladık. aynı yerlerden yara almıştık. çok sevdiğimizden, değer verdiğimizden hep oyunu kaybeden taraftık.

sonra sonra buluşmaya başladık. telefon konuşmalarımız gün içinde sıklaşmıştı. hatta bir gün ofise çiçek göndermişti ceren. çok şaşırmıştım. arayıp mutluluğumu ve şaşkınlığımı anlatırken "neden şaşırdın ki? diye sordu.

+ daha önce kimseden böyle bir zariflik görmedim.
- mutlu olmak için mutlu etmek gerekir. sen mutlu olmayı hakediyorsun.

kafamdaki tüm soru işaretleri gitmiş, pırıl pırıl olmuştum. ofisteki kızlar bile bu çiçek gönderme işine çok şaşırmıştı. aygül diye bi kezban vardı yanıma gelip "kız kısmısı çiçek alır, vermez" dedi ve gitti. arkasından bakarken "amına koydumun köylüsü" diye içimden geçirdim ve "size kalsa her şeyi erkeklerin yapması lazım

ercan ipnesi neden ise 3 gündür ses çıkmıyordu. aradım.

- aloo?
+ nabıyon lan sesin çıkmıyor hiç?
- olaylar olaylar kanka. 2 günden beri zeynep te kalıyorum. sabaha kadar bam bam bam hehehe
+ ulan bende diyorum bu amcık hoşafı nerde, sesi çıkmıyor.
- sen naptın? çakabildin mi?
+ pisleşme ya amına koduğumun iti! kız çiçek göndermiş ofise.
- çiçek mi?? hahahassiktir ya! lan, olum, neyse amına koyim. sen çiçek böcekle uğraş abin bu gece de pompaya gidiyor!
+ siktir git!
- bana bak?
+ heh?
- bu kıza çakarsan bi çeyrek takıcam sana kanka hehehe
+ lan olum siktir git ya!

o ara arkadan ceren arıyordu. ercoyu kapatıp açtım.

+ efendim?
- canım?
+ efendim?
- meşguldün?
+ he ercoyla konuşuyordum. sen napıyorsun?
- işteyim çıkıcam birazdan. akşama şarap içer miyiz?
+ olur. nerde içelim?
- sana geleyim?
+ olur tamam. et alayım o zaman. sever misin?
- az pişmişse.
+ tamam görüşürüz akşama.
- öpüyorum.

işten çıkıp eve gelirken marketten alışverişi yapmıştım.

masayı hazırlayıp tavayı ısıtırken zil çalmıştı. otomatiğe basmadan önce kamerayı açtım. ceren küçük cep aynasını açmış dudağına ruj sürüyordu. otomatiğe basınca alelacele toparlanıp apartmana girdi. asansörün önünde beklerken gözüm de kat ışığındaydı. 1, 2, 3, 4, 5 ve nihayet kapı açılmıştı. duygusal olarak etkilendiğim ve belkide aşık olduğum kız tam karşımdaydı. o an aklımdan onunla ilgili hayallerim bir bir gözümün önünden geçmeye başladı. ki "canımm" diyerek boynuma sarıldı. sanki uzun yıllardan beri birbirimize hasretmiş gibi sarıldık. sanki duygularımız kalplerimizden birbirine akıyordu.

içeri geçince hemen mutfağa girdi. patatesleri soyup "kızartma tenceren nerde?" diye sordu ve lavabonun altındaki kapağı açıp "kesin buradadır" dedi. oradaydı. dirseğimi tezgaha koymuş hayran hayran onu izliyordum. hiç yabancılık çekmiyordu. bi ara "sofraya bakayım eksik var mı?" deyip tam mutfaktan çıkarken dönüp yanağıma küçük bi öpücük kondurdu ve gitti. işte o öpücük yanağımdan akıp kalbimin en derin yerine oturmuştu.

etleri kızartıp masaya oturduk. şaraplarımızı doldurup hem muhabbet ediyor hem yemeklerimizi yiyorduk. ilerleyen saatlerde sırlarımızı dökmeye başladık. bazen gözlerimiz doldu, bazen dakikalarca güldük. uzun geçen akşam yemeğinin ardından sofrayı toplayıp kahvelerimizi içerken evi geziyorduk. plakları incelerken ayten alpman'ın "tek başına" plağını gördü.

- aa bu şarkıyı çok seviyorum.

dedi ve pikap'ın kapağını kaldırıp plağı yerine oturttu ve iğnesini üstüne bıraktı. şarkı başladığında hemen karşıdaki kanepeye oturduk ve başını göğsüme dayadı. saçlarının kokusunu içime çekiyordum. sonra dizime yattı. bir süre öylece kaldık. kafasını kaldırıp bana bakmaya başladı ve "bu gece hiç bitmesin" dedi. "bitmesin" dedim. sonra terasa çıkıp birer kadeh daha şarap içtikten sonra "lavabo ne tarafta?" dedi. elinden tutup lavaboya götürürken odamdaki yatağı toplamadığımı farkettim.

"sağdan ikinci kapı" dedim ve odama geçip yatağımı toplamaya başladım. o sırada da ceren girdi içeri. makyajını tazelemiş, rujunu belirginleştirmişti. belime sarılıp kafasını göğsüme dayadı. "hadi gel içeri geçelim?" dedim.

- burada duralım...
+ napıcaz kızım burda?

uzun uzun yüzüme baktı ve şöyle dedi; "sencede sevişmemizin zamanı gelmedi mi?"

dünya başıma yıkılmıştı! aşık olduğum kız daha ilk geceden sevişmek istiyordu! bu kadar erken olmamalıydı. güzel bir yemekle birlikte içilen şarap sonrasının finali bu olmamalıydı. ben ona sarılıp saatlerce uyuyabilirdim kokusunu içime çeke çeke. çünkü gerçek aşk böyle yaşanırdı.

it gibi sikişerek değil!!

+ ceren henüz böyle bir şey için çok erken.
- ne erkeni sıvaz? saat kaç oldu?
+ saatten bahsetmiyorum. bak illa sevişmemiz gerekmiyor.
- napıcaz peki?
+ eşşeğin sikini!!!
- efendim?
+ napıcaz ne demek ya? yani şarap içtik diye sevişecek miyiz? bu daha ilk günümüz! hemen nasıl sevişebiliyorsun?
- çok etkilendim senden?
+ ben de etkilendim ama her etkilendiğimi sikseydim ohooo! yoksa?? sen??
-...
+ her etkilendiğinle yatıyor musun?
- ama aşk böyle yaşanır.
+ daha öncede böyle yaşadın o zaman?
- evet.
+ bakire de değilsin?
- yoo!
+ yıı! siktir lan züriyetsiz! aşk böyle yaşanıyormuş! dalyarak! çöp kenarında sikişen boz köpeklerden ne farkımız var o zaman?
- sıvaz kırıcı oluyorsun?
+ ceren çık git burdan!
- sıvaz dinler misin?
+ çık diyorum sana!!
- sıvaz?
+ çııkiitt!!!

kolundan tutmuş odadan çıkartırken "bırak kolumu canımı acıtıyorsun" dedi.

+ türk filmine bağlama sikerim kolunu!

dedim ve salona geldik. taksi çağırdım ve kapıyı açıp işaret parmağımla kapıyı göstererek "defooolll" diye bağırdım.

- allah belanı versin hayvan herif!
+ bela okuma sikerim yolunu haa!

kapıyı çekip siktirdi gitti.

anladım ki ne o benim leylamdı ne de ben onun mecnunu!

dolaptan biramı alıp terasa çıkarken plağın iğnesini tekrar başa koydum ve cızırtılar eşliğinde kaybedişimin çığlıklarını derin sessizliğe gömülmüş evimde dinlemeye başladım.

neyse eyvallah
9

katar emiri nin rte ye uçak hediye etmesi

plutonun askerleriyiz plutonun askerleriyiz
2-3 gündür ülke gündemini meşgul ederken buralarda buna uygun bir başlık bulamadım. gözümden de kaçmış olabilir.

gelelim meseleye... katar emiri, elinde bulunan ve uçan saray olarak adlandırılan uçağını 500 milyon dolara satışa çıkarıyor. sonrasında bizim rte efendi ve tayfası da bu uçakla ilgileniyorlar. ki rte de bunu onaylıyor. sonrasında katar emiri diyor ki "yahu ne münasebet, olur mu hiç öyle şey? sizin paranız burada geçmez. sok onu cebine, sok yahu... alın uçak size hediyemdir.". sonrasında uçak türkiyeye hediye ediliyor.

hediye olayını yemedi kimse ama asıl sorulması gereken sorulardan bir tanesi tam olarak şu:

ulan tasarruf tasarruf diye götünü yırtıyor millet. kullandığı kağıdı bile iki kere düşünüyorken adamlar 500 milyon dolarlık uçakla ilgilenme cüretini gösterebiliyorlar.

evet evet, itibardan tasarruf olmaz. hı hı...

ideal evlilik yaşı

aphross aphross
emekli olunca. her şeyden elini eteğini çekip, güneye yerleşmeye karar verince.
şu an yalnızlık bazen güzel, bazen değil fakat yine de yaşamak kolay. galiba "hayat arkadaşı" denilen olgu, ileri yaşlarda önem kazanıyor.
devamı