3 haziran 1963

1 /
heraklit heraklit
nâzım hikmet 20 kasım 1901'de selanik'te doğdu (aile çevresinde 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye bu tarih 15 ocak 1902 olarak anılmış, kendisi de bunu benimsemiştir), 3 haziran 1963'te moskova'da öldü.
elpinoras elpinoras
kırbaç şaklamasını imleyen alkışların acı çığlıklarına susan, seslerin en tizine kurban gidip sıcak kalemleri donduran tarih.

"bıraktım acının alkışlarına 3 haziran 63'ü"
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
dev'in hayata veda ettiği, insanlığın bir kıymeti daha yitirdiği gündür. o dev ki, önüne atılan kemikleri yalamayı kabul etmemiştir.

vasiyet

yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

hasan beyin vurdurduğu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.

traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

benim sessiz komşulara gelince,
şehit ayşe'yle ırgat osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
rıfat rıfat
yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü... bıraktım acının alkışlarına 3 haziran 63ü.....

ustanın ölüm yıldönümü. saygıyla anıyoruz.
barva barva
“uyarına gelirse tepemde bir de çınar”

demiştin yıllar önce

demek ki on yıl sonra, demek ki sabah sabah

demek ki manda gönü, demek ki şile bezi

bir de memed’in yüzü, bir de saman sarısı

bir de özlem kırmızısı

demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı

yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü

bıraktım acının alkışlarına üç haziran altmış üçü

üç haziran altmış üçü

(bkz: haziranda ölmek zor)
almanbiblosu almanbiblosu
'...hep ağlıyorum nazım amca. çok ağlıyorum. bir resmini kestim dergiden; cüzdanımda taşıyorum sürekli. yasaksın bize. tehlikesin. kakasın. şiirlerini, kitaplarının kapaklarını, gazate kağıtlarıyla kaplayarak sokağa çıkartabiliyoruz. saklıyoruz seni. o deliler gibi sevdiğin insanından, havadan, topraktan, a ç y ü r e k l e r d e n saklıyoruz seni. hep ağlıyorum nazım amca. seni düşünüyorum. hep seni düşünüyorum. döndüğünü düşünüyorum. bir kaptan seni çınarlı, kubbeli mavi bir limana çıkartıyor, koltuğunun altında onurlu hayatının seyir defteri. müthiş ağlıyorum.
şimdilerde herkes seni aştığını söylüyor. handke okuyorlar, kundera okuyorlar, ahmet kaya dinliyorlar, feminizm bile var artık. müthiş ağlıyorum. seni düşünüyorum. benim de kanıyor mendilim....'

(bkz: küçük iskender )
ytsejam eagle ytsejam eagle
bir hazin hürriyet

satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
karun etmek hürriyetiyle hürsün!

sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!

başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

en yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

yapışır yakana kopası elleri valstrit'in, günün birinde, diyelim ki,
kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle
hürsün

ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.

bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.


gece sen kokuyor üstad ölümünün 48.yılındada ve biz senin dizelerin gibi vereceğiz hürriyet kavgasını ;

yine kitaplarımız, türkülerimiz, bayraklarımızla geleceğiz,
dalga dalga aydınlık olacaağız,
yürüyeceğiz karanlığın üstüne.
meydanları zaptedeceğiz yine.

...............................................

daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
1 /