6 7 eylül 1955 olayları

1 /
endoterm endoterm
kıbrıs meselesinin boy göstermeye başladığı yıllarda,selanikte atatürkün evinde patlatılan bombadan sonra istanbulda rumlara,ermenilere ve diğer gayrimüslimlere yönelik saldırıların olduğu tarih..başta beyoğlunda olmak üzere,birçok yerde bu topraklarda yaşayan rum vatandaşlarımızın evleri,iş yerleri yağmalanmıştır.bunu müteakiben 1964te yunan uyruklu istanbul rumları kitle halinde sınır dışı edilmiştir.

daha sonraları atatürkün evine bombalı saldırıyı yapanın oktay engin adında bir türk olduğu açıklanmıştır.
azureel azureel
adnan menderes'in gazı ile olmuş bitmiş bir olaydır diye söyleniyor*. halkın galeyane gelmesi ile istanbul'daki rum ve ermeni kökenli vatandaşlarımızın dükkanları yağmalanmış, taş üstünde taş konmamıştır.
bir de ek:
yağmalanan, yakılıp yıkılan onlarca işyeri arasında bir de çamaşırhane varmış. orda temizlenmeye bırakılan eşyaların çoğu da türklerinmiş, yerlede sürüklenen parçalanan zarar gören, türklere ait tek şey keşke o eşyalar olsaydı.
azwepsa azwepsa
olayların arkasında pekçok rum ülkeyi terketmiştir.

olaylar son derece organize gelişmiştir. farklı noktalarda aynı anda başlamış ve belli hedeflere doğru yapılmıştır. bu olayların öncesindeki kıvılcım selanik'te atatürk'ün evinin bombalanmasıdır. bu bombayı getirip eve yerleştirten kişinin daha sonra mit'de çalışmaya başlaması oldukça ilginçtir.

yassı ada duruşmaları'nda bu olay gündeme geldiğinde bombalama işini yapanların korunmasına rağmen adnan menderes bu işten sorumlu tutularak 6 sene hapis cezasına mahkum edilmiştir.

bu komplonun nedenleri üzerine pekçok fikir yürütülmüştür. ama bunlardan bir tanesi çok ilginçtir. azınlıkların ellerinde bulundurdukları sermaye... hükümet bundan rahatsız olduğu için böyle bir yönteme başvurmuştur. bu sadece bir iddia. aslı belli değil. ancak bu iddia adolf hitler'in yahudilere yaklaşımını anımsatmaktadır.
(bkz: kavgam)
libertar libertar
oktay engin adlı kişinin selanik'te atatürk'ün evini bombalamasıyla ateşlenen olaylardır (daha sonra bu kişinin mit çalışanı olduğu ve bombayı türkiye büyükelçiliğinden temin ettiği ortaya çıkmıştır.)

olayın diğer kahramanları demokrat parti milletvekilleridir. demokrat partili bir grup milletvekilinin de kurucusu olduğu kıbrıs türktür cemiyeti'dir.
selanik'te atatürk'ün evinin bombalanmasından sonra 6 eylül günü radyolardan kıbrıs türktür cemiyetinin mitinginin çağrısı okunmaya başlamıştır. mitinge milletvkilleri de katılmıştır, taksim meydanına taşınan insanlar (şehir dışından adam taşınmıştır taksim'e) galeyana gelip (emir alıp da denebilir), istiklal caddesini yağmayalamaya talan etmeye başlamıştır, kiliseler yakılmıştır, olaylar iki gün devam etmiş güvenlik kuvvetleri yağmacılara müdahele etmemiş sadece izlemiştir (olaylar sona erdikten sonra kovuşturmalar başlamış ve olayın sorumluları olarak komünistler, aydınlar, yazarlar tutuklanmış, bir kaç ay tutuklu kalmışlardır; aziz nesin de bu olay üzerine tutuklanmış ve içerde kaldığı birkaç ayı ve içerdeki aydınlarla ve yazarlarla olan anılarını anlattığı salkım salkım asılacak adamlar'ı kaleme almıştır.)
julian apostate julian apostate
aslında yunanistan devleti'nin ekonomik olarak çok işine yarayan bir durumdur. 6-7 eylül olaylarından sonra taksimde yaşayan pek çok rum kendi yurdunu (yurdunu diyorum çünkü yurt insanın doğup büyüdüğü karnının doyduğu yerdir) terkederek yunanistan'a göçmüştür. o sıralarda yunanistan ekonomisi oldukça kötü bir durumdadır. yunanistan aslında 1923 mübadelesinin yaralarını daha saramamış durumdadır. çünkü 1923 mübadelesiyle türkiye'den yunanistan'a gönderilen rum ortodoks mezhebine mensup (çünkü bu mübadele türk-rum mübadelesi değil hristiyan ortodoks-sunni müslüman mübadelesidir) insanlar yanlarına değerli eşyalarını almadan (altınlarını gömerek) gitmişler (çünkü onlara kısa bir süre sonra geri gelecekleri söylenmiş); yunanistan'dan gelen türkler ise yanlarında her tür değerli eşyalarını alarak gelmişlerdir. yunanistan'a giden halk aç, susuz, parasız, yoksul bir haldeyken, türkiye'ye gelen halk burada ağa olmuştur. yunanistan devleti bu kadar yoksul insana bakamaz durumdadır. çoğu amerika'ya bir kısmı başka ülkelere gitmiş ve yaşam mücadelesi vermişlerdir (bkz: mangia). 1955 tarihinde hem 1923 mübadelesinin ekonomik sıkıştırması hem de ikinci dünya savaşı sonrası yaşanan buhran yunanistan'ın üzerindeydi. 1955 olayları sonrasında yunanistan'a giden istanbullu zengin rumlar yunan ekonomisinin bel kemiğini oluşturdular ve yunanistan'ın zengin bir devlet haline gelmesini sağladılar. bu insanlar yani aslında bizim insanlarımız kendi yurtları için de bunları yaparlardı, zaten yapıyorlardı da. ama devletlerin çıkarları ve bizim aklımızın almadığı bazı planları insanları yurtlarından etti. organize bir şekilde insanların mallarını yağmalayan, mabedlerini basan, eşyalarını kıran döken, onları döven, karısına kızına tecavüz edenlerin torunları ve çocukları olarak (soykırım iddiaları bir yana) yalnızca bu tarihte yapılanlar için olayların maduru olan insanlardan özür dilemeliyiz. bu tarihte yapılanlar bunun geçmişte yapılmadığı güvencesini bana vermemekte ve her şekilde dolduruşa getirilebilen, düşünmeden hareket eden yarı cahil insanlardan oluşan bir kitlede (bu sözler toplumun her kesimi için geçerli değildir, yalnızca stadları dolduran kitlelere bakmak yeterlidir) pek çok şeyi yapma potansiyeli bulunmaktadır.

not: lütfen eksi oylarınızı esirgemeyin.
ulkupoirot ulkupoirot
6 eylül 1955 günü saat 13’te devlet radyosunda selanik’te atatürk’ün doğduğu eve bombalı bir saldırı olduğuna dair bir haber duyurulmuş, ardından öğleden sonra istanbul ekspres gazetesinde iki ayrı baskıyla yayılmıştır. çeşitli öğrenci birliklerinin ve ktc(kıbrıs türk’tür cemiyeti) çağrısıyla taksim meydanı’nda bir protesto mitingi düzenlendi. mitingin ardından,bazı gruplar istiklal caddesi’nde bulunan gayrimüslimlere ait işyerlerinin camlarını taşlamaya başladılar. olaylar biden büyümüş,istanbul’un fatih, eyüp, bakırköy, yeşilköy, ortaköy, bebek ve arnavutköy gibi daha uzak semtlerinde de şiddet olayları başladı.
saldırılar 20 ila 30 kişiden oluşmuş organize gruplar tarafından, hep aynı yöntemle yapılıyordu. saldırganlar önce vitrinleri taşlayıp kırdı, ya da demir parmaklıkları tel makası ile veya kaynak makinası ile kestiler. içerdeki alet ve malzemeleri dışarı çıkartarak paramparça ettiler. ktcliler ktc rozeti dağıtıyor, halkı, kendi dükkan ve evlerine türk bayrağı ile işaret koymaya çağırıyorlardı.
siz ne biçim türksünüz!...
“beyoğlu’nda sabaha kadar açık olan bir kahve vardı.oraya genellikle belediye otobüs şoförler ve biletçiler giderdi.orada vardıya zamanlarını beklerlerdi.o akşam birisi içeri daldı ve onlara bağırdı.”siz ne biçim türksünüz!bu halk ayaklandı siz hala oturmuş burada kart oynuyorsunuz.”
müslüman halk türk bayrağını açarak kendi ev ve işyerlerini koruyordu. bazen ise trajikomik yöntemlere başvurulabiliyordu.
pantolonunu aşaği indirdi,o da bu şekilde adamlari durdurmaya çalişti…
“tünel’de cevat bey’e ait bir kumaş dükkanı vardı.adam türk’tü,ama onun da işyerini yağmalamaya başladılar. adam hemen pantolonunu aşağı indirdi ve sünnetli olduğunu gösterdi.o da bu şekilde adamları durdurmaya çalıştı. “
platin24 platin24
sonucu olarak azınlıkların buraları terk etmesi bizi çok eksiltmiştir, hala yunanistan da gezerken insanların türkçe konuşması,eski anılarını özlemle anlatması derinden burkuyor insanı. keşke böyle olmasaymış.
dream with the fishes dream with the fishes
türkiye tarihinde provokasyonun en iyi örneklerinden biridir.zaten hassas olan dönemde çok hassas bi konuyu malzeme yapıp halkı ayakalandırmışlardır.bu tip provokasyonlardan biri 80 darbesi öncesi yaşanan bir cuma namazı çıkışı bir grup insanın ilerdeki köyde camiyi yakıyolar diye bağırması sonucu bir grup insan köye doğru koşmuştur ve yolda kendilerini bekleyen kişiler tarafından hepsinin eline birer silah verilmiştir.sonra diğer köyde bu iddianın asılsız olduğu gözükmesine rağmen yine bir çatışma yaşanmıştır.millet olarak provokasyona bu kadar çabuk gelmemiz bizim en büyük dezavantajımız.bu da genlerimizden kaynaklanıyo.çabuk galeyana geliyoruz ve bu nedenle çok güzel kullanılıyoruz.
sophie sophie
kıbrıs sorununda yunanistan'a karşı türkiye'nin tepki gösterme gerekçesiyle istanbul ve izmir de bir ölçüde de ankara'da duyguların vahşi bir saldırganlığa dönüştürüldüğü ve özellikle rum ve diğer azınlıkların taşınır ve taşınmaz mallarının yağmalandığı 6-7 eylül 1955 gecesi.yunanistan aleyhine bir gösteri biçiminde başlamış,ancak kısa sürede kontrolden çıkmıştır.taşkın güruhun amansız bir düşmanlığına dönüştü.olayın nedeni özünde türkiye'nin kıbrıs konusunda yunanistana tepkisidir ama bu kadar değildir tabiki.o dönemde demokrat parti iktidarı ekonomik sorunlarla karşı karşıya gelmişti.muhalefetin sesini yükseltmesi ve halkın verdiği tepkileri azaltmak için,dp kamuoyunun dikkatini dışarıya çevirmek istedi.dönemdeki en önemli dış olay ise kıbrıs sorunuydu.


o gün olayları tetikleyen son olay 6 eylül sabahı gerçekleşti.o gün atatürk'ün selanik'teki evinin önünde bir bomba patlatılmış ve haber tüm yurda yayılmıştı.hükümet olayı yunanlıların yaptığını söylüyordu.akşam ise kıbrıs türktür cemiyeti'nin mitingi yunanistan'ı protesto eylemi şeklinde başlayarak,müslüman olmayan halkın ev ve işyerlerini yakıp yıkılmasıyla devam etti. `
solt solt
istanbul ve izmir’de 1955 yılında meydana getirilen olaylardır. getirilen diyorum çünkü olayların zemini dönemin çığırtkan basını tarafından hazırlanmıştır. bu çığırtkanlar tarafından hazırlanan rum karşıtı olumsuz hava bilinçli olarak sokaklara da yansıtılmıştır. fakat bu olaylarda basın işin sadece bir kısmını üzerine almıştır. oda işin gaz verme kısmıdır.

olayların patlak vermesine sebep olarak atatürk’ün selanik’teki evinin bombalanması gösterilir. fakat bu bombalama olayının failleri kimdir? bugün hala muammadır.

kimilerine göre olaylar bombalama eylemine karşı olarak spontane gelişmiştir. kimilerine göre de olaylarda özel harp dairesinin parmağı vardır. fakat emekli orgeneral sabri yirmibeşoğlu’nun gazeteci fatih güllapoğlu’na sarf ettiği şu sözler olayların hiçte spontane gelişmediğini kanıtlar derecededir. "6-7 eylül bir özel harp işidir. muhteşem bir örgütlenmeydi. amacına da ulaştı." ( valla ben demedim emekli org.s.yirmibeşoğlu demiş.)

neyse dönelim olaylara. (neticede olaylar her zamanki gibi ben görmedim, ben duymadıma gelmiştir) yıkım büyük olmuştur. meydana gelen can ve mal kayıplarından veya tecavüzlerden bahsetmeye gerek duymuyorum bunlar elbetteki insan olanın yapacağı şeyler değildir. bu olayları kınamak insanlık gereğidir.

fakat en önemlisi, yitip giden tarihi değerlerimizdir. komşu komşuya saldırtılmış, yüzyıllardır yurdumuzda iç içe yaşayan halkların bir arada yaşama kültürü dinamitlenmiştir.
kasaba insanı kasaba insanı
bir akrabamız vardı.o gün istanbul'da dükkanında mahsur kalmış, rum olmamasına rağmen, dışarıda ki yağmacı güruhtan korkusuna sokağa çıkamamış bütün geceyi korkuyla dükkanında tek başına geçirmiş.sonrasında bütün hayatı boyunca o gecenin kendisinde yarattığı travmayı yaşamıştı.çok uzun yıllar o konu hakkında hiç konuşmamış.ben kendisini tanıdığımda yaşlanmıştı ve artık parça parça olsada o gece yaşadıklarını anlatabiliyordu.
çocukken anlamıyorsunuz insanların niye öyle davrandığını, toplumsal histerinin ne olduğunu, linçin, yağmanın nasıl ve hangi mantıkla gerçekleştiğini, sonra yaşıyor ne öğreniyorsunuz, kavrıyorsunuz, insanlık dediğimiz şeyin nasılda pamuk ipliğine bağlı olduğunu, ve birden kaybedilebildiğini.esasında ne kadar uygarlaşsakta hala korkuların bizi yönettiğini.
portakallı haribo mahmut portakallı haribo mahmut
1955 yılında atatürk'ün doğduğu eve bomba atıldı provakasyonuyla galeyana gelinmiş ve gayri müslimlere özellikle de rumlara karşı yapılmış, yağma ve yıkımları temsil eder 6-7 eylül olayları. sonucunda birçok aile yunanistan'a dönmek zorunda kalmış ve otuza yakın gayrimüslim de öldürülmüştür.
bu olay yıllarca gizlenmiştir. son zamanlarda ise bu konuyla alakalı bir fotoğraf sergisi açılmış ve ceketli kravatlı insanlar tarafından resimler alaşağı edilmiştir. ne kadar güzel bir ülkede yaşıyoruz değil mi?
(bkz: 6 7 eylül sergisine yapılan saldırı)
1 /