8 mart dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun

1 /
kamocan kamocan
disk/genel-iş sendikası araştırma dairesinin 8 mart dünya emekçi kadınlar günü öncesi hazırladığı "türkiye'de kadınlar ve kadın emeği" raporu kadınların içinde bulunduğu çarpıcı tabloyu ortaya koydu. buna göre her 10 kadından sadece 3'ü çalışıyor, çalışan kadınların yarıya yakını kayıt dışı. çocuk yaşta evlendirilenlerin ve çocuk annelerin sayısı artıyor, her gün en az 4 kadın şiddete uğruyor. cinsiyet eşitliğinde son sıralarda yer alan türkiye'de yaşayan kadınlar kendini güvende hissetmiyor. 2017'de de kadınlar hayatın her alanında eşitsizlik, ayrımcılık, şiddet, cinsel istismara maruz kaldı. türkiye nüfusunun yüzde 49.8'ini oluşturan kadınların, toplumsal eşitsizliklerin etkisiyle siyasetten hukuka, eğitimden sağlığa kadar hayatın her alanında hakları kısıtlandı. işte raporda yer alan bilgiler
evrensel
ek,,,,,8 mart dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun, bugün birlik dayanışma, mücadele, günüdür, hayatın her alanında eşitsizliğe hayır,
sosyalismet sosyalismet
bizim memlekette önce kadınlar uyanır
sonra güneş doğar
çünkü güneşi kadınlar doğurur.

ezidi atasözü.

8 mart 1857 de 129 kadın proleter kapitalizmin polisleri tarafından yakılarak öldürüldü.

8 mart dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
harici gazelhan harici gazelhan
gericilik düzeyindeki muhafazakâr siyasetin bu coğrafyanın kadınlarına yutturmaya çalıştığı "cennet anaların ayakları altındadır" masalını yemeyen, dininin ona biçtiği ikinci sınıf insan rolüne karşı çıkıp, "ben erkeğin geri dörtlüsünde iki adım gerisinde değil , onunla omuz omuza hayatın her yerinde olacağım" diyen kadınların günüdür .

kutlu olsun..
yahudicowboy yahudicowboy
başıma bir şey gelmeyecekse diye başlayacaktım ancak gelirse gelsin sorun değil. efendim bu günün de içine sıçtınız, sıçtık, sıçtılar ve sıçarlar... en son bir mağazanın önünden geçerken kadınlar günü indirimi yazısını görünce kan beynime sıçradı. lan bu ne?! ayakkabı bağlasak fırsata çeviriyorsun. yahu zaten kadınlar günü fetişizmi aldı başını gitti. yılın 364 günü kendini kadın hissetmeyen bile bu gün de kadının dibi kesiliyor. yanıyorum yanıyorum bu samimiyetsiz hale, tavra yanıyorum. yakında anaokullarında çoluk çocuğa ruj sürüp allık basar, benim bedenim çünkü ben kadınım gibi sloganlar türetirsiniz....


bakın olabildiğince sakin olarak yalvarıyorum. tüketim toplumunun gereklerini yerine getirerek vahşi kapitalist sisteme ayak uyduruyoruz. merak etmeyin buradan şanlı, şerefli devrimci cakaları satmayacağım. zaten bu sisteme belli oranlarda hizmet ediyorum ama bizi biz yapan değerlerden ödün vermeyelim. kadın denilen varlık, insanın çıkış noktasıdır. insanın yetişmesi demektir. ne bileyim karakterinin oturduğu sebeptir. kadın açıkçası her şeydir. sakın gelme; yılda bir gün olsun hatırlayalım diye, kalbinle beraber her yerini kırarım. senin kadınlar gününde yaptığın şebeklik belli kartellerin, patronların cebini dolduracak, ertesi gün herkes hayatına devam ederken, patronlar ciroya bu ay iyi katkı yaptık diye sayıklarken; sen bir gün öncesinde şebeklik yaparak gururunu okşadığın kadının farkına varmayacaksın.

tüm bunların yerine her gün tebessüm etsen yeter ulan! böylece samimiyet sınırlarından çıkmayacaksın, ensesi kalınların enselerine katkıda bulunmayacaksın ve en önemlisi de insan olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayacaksın. kadını yücelteceksen her gün yücelt ama tribünlere oynamadan!
sasaki endo sasaki endo
tüm emekçi ve hazır yiyen, saati 400 tl escortların da günüdür. yiğit anaların, cırlak kız kardeşlerin de günüdür. gününüz kutluğ olsun. burada yapacağım tek ayrım türk kadınlarına olacaktır. türk kadınları ayrı tabi. onlar can can.
confessions confessions
her sene olduğu gibi bu sene de şirketimize kucak kucak çiçek gelecek.
bu çiçekler şirketimizde çalışan kadınlara dağıtılacak.
güzel bir şey, bir ara patronumuzu yanına icra yönetim kurulundan 1-2 kişi ile bu çiçekleri şirketimizde ki kadınlara dağıttığını görmüşlüğüm vardır.
bazen de bilindik kadın giyimi markaların alışveriş çeklerini de verdiği olmuştur.

güzel bir etkinlik bu tür davranışların takdir edilmesi lazım ama her türlü pozitif veya negatif ayrımcılığa karşı olduğumdan böyle güzel davranışlar bile bana acı veriyor.
çünkü; bu davranışın altında hangi din kültür toplum sistem olursa olsun kadına yapılan eziyet ikinci sınıf muamelesi ve karşı cins sahip olunacak mal ötekileştirme haksızlık vb anlayışın vicdan azabı suçluluk duygusu ve kendini af ettirmek duygusu yatıyor.
burada suçlu salt sistem inanç değerler kültür mü?
hayır!
burada suçlu erkekler ve erkekler ne kadar suçlu ise aynı derecede suçlu kadınlardır.
bir erkek olarak hangi din veya kültür ya da toplum yasa benim kadına sahip olunacak satın alınacak mal gibi davranmamı belirleyebilir?
ya da bir kadın olarak hangi din veya kültür ya da toplum yasa beni satın alınacak sahip olunacak mal olmamı belirler?
erkeği eğiten anne kız kardeş sevgili eş bir kadın olduğunu unutmayın.
mehmetorçan mehmetorçan
çoğunlukla ortadoğuda şiddet gören, öldürülen, özgürlüğü elinden alınan, sadece olabildiğince çocuk doğurma ve büyütme görevi verilen yüzbinlerce kadın var.
ha sonra ortamlarda biraz süsleyerek mezopotamya da işaret ederek " kadınlar güneşi doğuruyor " dersin yezidi atasözü diye.kendi kafalarında sanki diger ortadoğu halklarından farklıymış gibi bir imaj yaratmaya çalışıyorlar ya beni benden alıyorlar. neyse bu da bir gelişme.

ama gel gör ki realite "abisi ölünce onun karısıyla kendini nikahlama." evet bu gözler buna şahit oldu.
ortadoğuya yaklaştıkça kadının değeri azalıyor net.
kamocan kamocan
sabah karanlıkta ıssız yolda işe gidiyorum. arkamdaki ayak seslerinden ürperip döndüğümde masmavi gözlü yaşlı teyzeyi görüyorum. "yavrum benim, korkunca sana yetişeyim dedim ama senide korkuttum" diyor. gülümseyip birlikte yürüyoruz. hikayelerimizi ne ara nasıl bir hızla anlattık, bilmiyorum ama gideceği hastanenin önüne geldiğimizde sımsıkı sarılıp eski bir tanışıklıktan ayrılıyoruz, emanet ediyoruz, hikayelerimizi birbirimize. işe giderken hep olan boğulma hissimin geçtiğini fark ediyorum, teyzenin şifasına sayıyorum bunu. yazdığım senaryo geliyor aklıma "tam da bu yüzden yazmam gerekiyor" diyorum. belki tüm sinemacıların kendilerine yaptığı bu hatırlatmayı erkek sinemacıdan farklı olarak sadece kadın sinemacının sorduğu o soru kovalıyor beni de; "hikayemi çekebilecek miyim?". bu soru ile "bir daha karanlıkta yürüyebilecek miyim?" sorusunun benzerliğine şaşıyorum, aynı hayattan geliyorlar çünkü. bu soruları sormakla kadın olmak arasındaki benzer varoluş, kaygı yüklese de bize, sorulara verdiğimiz cevaplarımız hep ağız dolusu, en yüreklisinden. günümüz kutlu olsun!
ahu özyurt,
cok asabi psikolog cok asabi psikolog
haydi ben de buraya bir şeyler gireyim, kadın kadındır çiçek babandır ya da "kadın annedir, kadınsız olmaz" diye ben de duyar kasayım.

ironik eleştirimden sonra adettendir kutlu olsun elbette ama ataerkil düzene en başta kadınlar baş kaldırmadıktan sonra anca alayınızın yazdıklarından "duyar" edebiyatı olur başka da hiçbir şey olmaz.

özellikle kadınlar ne olur bu edebiyatlara kulaklarını tıkayıp, haklı davalarında mücadele edin, lütfen. sizin için diyorum.

mücadele edin ki başka özgecanlar olmasın, başka canseller olmasın lan.

eyyorlamam bu kadar. anlayan anladı bence.

haydi eyvallah.
sosyalismet sosyalismet
tarlalarda, fabrikalarda, hayatın her alanında çalışan, sömürülen kadınların mücadelesine selam diyorum.
kovalarının kadınların emeklerini sömürerek konken partilerinde, salonlarda bıngıl bıngıl etlerini oynatarak gerdan kıran kadınların değil.
yani, her kadının değil.
selamin aleykiii selamin aleykiii
kadını döv, yak, tecavüz et, parçala... sonra günün kutlu olsun!!! yok öyle olmuyor o iş arkadaş, önce kendine gel. o işin doğrusu tek günde değil, her gün o günün kutlu olduğunu gösterdiğinde ya da neyse zaten başaramayacaksın!! günler sana zulüm etmesin kadın. emekçiliğinin günü kutlu olsun, hergünün kutlu olsun..
ela gozlerimdeki renkli hikayeler ela gozlerimdeki renkli hikayeler
"bir kadın isterse kendini doğurabilir. bir kadın isterse dağ başında bile kalsa dimdik durabilir. mücadele verebilir, sıfırdan başlayabilir. burada karanlık çöktüğünde yalnız hissetmiyorum kendimi. siz iyi insanlar iyi ki varsınız. kadın arkadaşlarım, hiçbir zaman kirpiğiniz yere düşmesin. alnınız hep dik; dimdik onurlu kalsın. bir kardeş olarak ellerimi avucunuzda hissediyorum".

çilem doğan, yasemin çakal, nevin yıldırım ve onlar gibi tüm kadınlar, elleriniz hep avuçlarımızda, bir daha kirpiğiniz yere düşmesin.♥️
kamocan kamocan
şair aylin antmen:,,,,,,,, eril zihniyet, her alanda olduğu gibi edebiyatta da en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor. sözü kuşatan, kadını tahakküm altına almaya kalkışan bu zihniyetle mücadele etmek, onun yerleşik düzenine karşı kadın sözünü yüceltmek gibi bir derdimiz var. adaleti, hakkaniyetli olanı, yaşamı savunmanın yanı sıra, kendi sözümüz için de yeni bir mücadele alanı açılmış oluyor. talep konusuna gelirsek, talep etmek şair kadının işi olamaz. o, direnç gösterir, duyumsar, yaratır; hakkı olanı daima elde eder.
1 /