90 larda çocuk olmak

2 /
possible dreams possible dreams
candy'nin sevgilisi terry'ye aşık olmaktır çocuk olmak.güzel melodiler kulağınıza çalınır,tiviyi açarsınız ama savaş senaryolarından başka hiçbirşey bulamazsınız bu dönemde.önden gelenlere özenmeyle karışık bakmaktır,erkek kız farketmez transformers oyuncağı için para biriktirmektir.benim tasom seninkinden güçlü diye tasoları kepmektir.orada burada açılan market zincirlerine bi anlam veremeyip,bilmemkaç senelik aile bakkalına veresiye yazdırmaktır.hatta sona doğru deprem olacak diye uyuyamamaktır,hatta bu an,birilerini kaybetme korkusu yaşama anı deprem yüzünden,çocukluğun bittiği andır.bunu bilir bunu söylerim..
darkenfact darkenfact
90'larda çocuk olmak değişiktir, farklıdır. susam sokağıyla, transformerslarla, he-manlerle başlar 90'larda çocukluk. nesquik'in verdiği küçük arabalarla devam eder. cipslerin içinden çıkan tasolar, robotlar, plastik arabalar, kuklalardır. gazetelerin verdiği tabakları çanakları her sabah dükkandan evlere götürmektir. her gün okulda power rangersçılık oynamak, her hafta hugo ve dinozorus dergilerini almak, bir türkiye kupası maçı sonrasında kadıköye galatasaray bayrağının dikildiğini canlı canlı izlemek, terminatörün ise ilk filmini tv'de ilk kez seyredebilmektir. körfez savaşı sırasında doğuda yaşanmışsa, her gece teröristlerle yapılan çatışmaları karanlık odalarda saklanmış bir vaziyette dinlerken çocukluğunuzun vurulmasıdır 90'larda çocukluk.
julien sorel julien sorel
televizyondaki hugoyu uzaktan kumandayla kontrol edebiliyor gibi yapabilmektir,pokemon kartlarının takası yapılırken kazıklanabilmek,yonca evcimik dansları yapmak,tarkanın "şeytan azapta" parçası çıkınca tvye koşabilmek,silinen tükenmez kalem çıkmış diye badi badi kırtasiyeye gitmektir(daha önceden de vardır gerçi ama).
selam kelamı selam kelamı
çocuk olmanın ne olduğuna bağlıdır. eğer çocuk olmak o zamanlar 5 yaşında olmaksa, trt izlemektir. televizyon kavramının tek kanaldan ibaret olduğunu bilmek ve buna inanmaktır. henüz saat okumayı bilmemektir. okumayı yazmayı da bilmemektir. dünyanın tüm pisliğinden bihaber olmaktır. sokakta rahatça salak oyunlar oynamak, arkadaş çevresi edinmek için zorlamalarda bulunmamak, arkadaşlıkların kendiliğinden oluşmasıdır. arkadaşlarlıklarda cinsiyet farkının henüz gözetilmemesidir. o zamanlar edindiğin kız arkadaşlarınla yıllar sonra oturup konuşamamaktır. thundercats izlemek, fakat bu ismi yazamıyor olmaktır. saat ve zaman kavramından habersiz olduğundan, rakam ve harfleri bilmediğinden, dünyayı olduğu gibi kavrayıp kabullenme fırsatını bize sunan yıllardır.
televizyonda hoşa giden filmlerin içine girmenin mümkün olduğunu ummak, mümkün olmadığını öğrenince hüzünlenmek, hayalleri suya düşmektir. görevimiz tehlike izlemektir, yalan rüzgarı'nın jeneriğindeki y ve r harflerinin young and restless'ı temsil ettiğini hiç mi hiç bilmemektir, e t'yi tekrar tekrar izlemek, denver'ın şirinliğine hayran olmak, beverly hills diye bir çizgi filmden haberdar olmaktır.
kömür kokusudur o yıllar. kışın kestane patlatmaktır. commodore 64'te oyun yüklemeyi bilmemek, abisi yükleyip oynayınca dünyalar onun olmaktır. kafa ayarıdır. wizards of wor'dur. barbarian'dır ve river raid'dir. scramble'dır, jumpman'i cumpman diye okumaktır. iyi kötü ve çirkin'dir. plastip şov'dur, ince ince yasemince'dir, süper baba'dır, yeni yüzyıl gazetesidir. neyin kötü neyin iyi olduğunu bilememektir. eğitilmeye muhtaç olmaktır.
giden zamanın geri gelmediğidir.
barış abinin dönence'sidir. boom boom boom isimli salakça bir şarkıyı dinleyebilmektir. ferdi tayfur'un emmioğlu'yu söylemesidir. nükhet duru'dan mahmure'dir.
ayrıca türkçe'nin bugünkünden nispeten daha iyi durumda olmasıdır. saat 9'da yatıldığı, saat 12'yi bulmanın lüks sayıldığı zamanlardır. yumiyum yemeye bayılmaktır. 31'i bilmemektir.
çok şeydir.
2 /