abd nin japonya ya atom bombası atması

1 /
kedi var dediler geldik kedi var dediler geldik
1945 yılında abd başkanı truman japonya'yı teslim almak ve pearl harbor'un intikamını almak için nükleer saldırı emri verdi ve direk olarak sivillerin yaşadığı iki şehre atom bombasıyla saldırı gerçekleştirildi.bunları biliyoruz sorun direk sivillerin hedef olduğu ve 2 şehrin tamamen yıkıldığı saldırı nedeniyle bırak yargılanmayı abd'nin özür bile dilememiş olması.savaş sonrasında galip taraf olan müttefikler, nazilerin ve japonya’nın savaş suçlarını nürnberg ve tokyo mahkemeleri aracılığıyla yargıladılar. fakat “adalet” galiplerin adaleti olunca atom bombasının kullanılması başta olmak üzere abd ve müttefiklerin savaş suçları gerçek anlamda hiçbir zaman yargılanmadı.
gamzede gamzede
kızım sana söylüyorum gelinim sen işit.
tüm dünyaya mevcut gücünü göstererek, adımlarını ona göre atması için verilmiş bir gözdağı.

o günden sonra yapılacak bütün hukuksuzlukların temeli. ama buna rağmen adamlar hala bahane uydurma çabasında. yok kominizm yok bin ladin yok rererö. kim ne diyebilir. patlat mahvet hepimizi. aa ölümü öp-me!!

bırak ya düşman müslüman mı? öldür bütün müslümanları kopsun kıyamet. ne uğraşıyorsun. hem böylece anlarsın kıyamet var mıymış yok muymuş allah var mıymış yok muymuş. gör ebenin bale pabucunu. neyse bu girinin sonu hiç iyi değil. burda nokta koyalım.
söylenmedik bir şey kalmasın söylenmedik bir şey kalmasın
oç abd nin bunu zevk için attığı bilinen bir gerçektir. gövde gösterisi diyelim gözdağı diyelim farketmez. savaş bitmişti japonyanın anası sikilmişti zaten. ha kansız abd yüzbinlerce sivili öldürdük fataliti niye yapmayalım diyerek bir soykırıma daha imza atarak yıllarca ''en orospu çocuğu devlet'' ödülünü bırakmayacağının nişanesini bırakmıştır.
rose whisper rose whisper
şey bana çok garip geliyor.

yahudi toplama kamplarında binlerce insanın imdadına yetişen, onların kurtarıcı meleği olan amerikan askerleri nasıl oluyor da japonya insanına böyle bir ölümü reva görüyor. insanları kamplarda dehşete düşmüş şekilde ziyaret eden ve oralardan tedavi edilmeye yollayan bu askerler söz konusu başka birileri olduğunda nasıl bu kadar zalim olabiliyor. oysa toplama kamplarında yaşatılanlar da insanların kafasına atom bombası atmak da yarıştırılmasına gerek olmayacak kadar tarifsiz zalimlikler. orada o askerleri dehşete düşüren bu zalimlik mi, yoksa kendi tarafında olduğu gruba bu zalimliğin yapılması mı? japonya'da yapılanı görünce insan, amerikan askerlerinin kamplardaki esirlere olan şefkatinin kaynağının müttefiği olduğu kesimden kaynaklı olduğunu görüyor, istisnalar olsa bile.

insanlar tüm kötülükleri içlerinde rasyonalize edebiliyorlar. tarihte sayısız kez böyle olmuş. müslümanım diye gezen ve cenneti hayal eden bi adam mesela suçsuz bi adamın fırınlarda yakılmasına oh olsun diyebiliyor. çünkü onun o şekilde öldürülmesini rasyonelleştirebilmiş içinde. o esirin soydaşları filistinliyi öldürüyor ya tamam oh olsun ona.

böyle insanlar inandıkları yaratıcının karşısına ne yüzle çıkacaklarını hiç sormuyorlar mı kendine?

hitler ve yakın çevresi bile birbirleri arasındayken çok insani duruyorlar. sanki cephede o katliamları yapan onlar değilmiş gibi. gözlerine bakan bi çocuğun annesi ve babasını gaz odalarına yollayıp karargahtaki bürokrat çocuklarının kafalarını okşayabiliyor bu insanlar. bir insan bunu nasıl rasyonalize edebilir ki içinde? öyle yapan nasıl böyle yapar? anlamıyoruz birtakım insanlar olarak biz ama yapıyor ama işte birçok zalim. zalimler içlerinde hep haklılar. hep bi kulp buluyorlar. ama zalimler işte. hepsi de birbirinin aynısı.
psamathe psamathe
konuya hangi taraftan yaklaşıldığına bağlı olarak değişkenlik gösterir.

misal ben hem almanların hem de pasifikteki japon halkının bunu fazlasıyla hak ettiğini düşünenlerdenim.

savaşın kendisi zaten başlı başına vahşettir. olayın bu kısmını tartışmak bile yersiz olur. ancak özellikle de ikinci dünya savaşı, zaten bir bütün olarak şehirleri, kasabaları ve köyleri de içine alan bir ortamda yapılmıştır. yani bu savaşı, malazgirt meydan muharebesi gibi düşünmek, dönem koşullarından bihaber olmak demektir. dolayısıyla sivillerin de ölümü zaten kaçınılmazdır. bundan sonra yapılacak her savaş için de gerçekleşecek olan şey tam olarak budur. özel bir meydanda toplanıp, savaş yapılması olayı tarihe karıştı arkadaşlar. bir ulus topyekün savaşa girdiğinde, bunun sonuçlarını sadece politikacılara yıkmak da doğru olmaz. savaş yanlısı politikacıları seçen halkın genelinin de en az o politikacılar kadar suçu vardır. hitler'in seçim yoluyla iktidara geldiğini bilmeyecek kadar cahil olamazsınız yani umarım o kadar cahil değilsinizdir. bu şeyma subaşı gibi bilmem kaç sene sonra unutulup gidecek bir kadın hakkında giri yazmak gibi hafife alınacak bir konu değildir. sonuçları ölüm, kan ve göz yaşı olan ve tüm toplumu ilgilendiren bir konudur.

nazi almanya'sı ve öncesinde mussolinin faşist italya'sı yenilgiye uğratılmışken, pasifikteki müttefikleri olan japonya'nın savaşa ısrarla devam etmesinin mantık ile açıklanabilir hiç bir yanı yoktur. zaten oldukça yıpratıcı ve uzun süren ve neredeyse dünyanın tümünü dolaylı yoldan bile olsa etkileyen bir savaşın daha fazla uzaması demek, abd açısından bakılınca hem çok daha fazla askeri personelin kaybı hem de aynı şekilde daha fazla sivil japonun ölmesi anlamına gelecekti. takdir edilmelidir ki, bunun bir de mali boyutu var.

ancak dönemin japon imparatoru hirohito'nun tıpkı adolf hitler gibi teslim olmaya niyeti olmadığını çok net görebiliriz ve nazi almanya'sında hitler'e alman halkı tarafından verilen şuursuz desteğin bir benzerini de japon halkı için söylemek mümkündür.

savaş sonrası iki bloklu bir dünya düzenine geçileceği belli iken ve üstelik sovyetler birliği'nin avrupa'nın neredeyse yarısında hakimiyeti eline geçirdiği bir dönemde, abd'nin japonlara bir an önce diz çöktürmeyi istemesi gayet anlaşılabilir bir durumdur. nitekim 6 ağustos 1945 yılında hiroşima kentine atılan atom bombası ve korkunç etkilerine rağmen japonya teslim olmayınca 3 gün sonra yani 9 ağustos 1945 yılında bu kez nagazaki şehrine ikinci atom bombası atılmış ve japonya teslim olmaya mecbur bırakılmıştır.

bu teslimiyet kayıtsız şartsız bir teslimiyet gibi görünse de, aslında japonların daha doğrusu japon imparatoru hiroito'nun tek bir şartı vardır. kendisine ve ailesine dokunulmaması. nitekim de ülkesini abd'nin kaderine teslim eden hiroito'ya, işlediği savaş suçları da dahil hiç bir şekilde dokunulmamış ve 1989 yılındaki ölümüne kadar japonya imparatoru olarak ünvanını korumuştur.

eğer abd'ye illa ki bir eleştiri getirilecekse, o eleştiri; kişisel hırsları uğruna, ülkesinin tarihte atom bombası atılan ilk ve tek ülke olmasına neden olan bu adamı yargılamadıkları için olabilir.

tekrar ediyorum, ben nazi almanyası'nın da, japonların da ulus olarak bu sonucu fazlasıyla hak ettiklerini düşünüyorum. tabii öncesinde birinci dünya savaşı'nın neden ve sonuçlarına da bakmak gerekir. zira birinci dünya savaşının sonuçları, aslında ikinci dünya savaşının başlamasına da dolaylı yoldan etki etmiştir demek, hiç de yanlış bir çıkarım olmaz. kaldı ki o birinci dünya savaşı'nın bir başka sonucu da, bugün üzerinde yaşadığımız türkiye cumhuriyeti dediğimiz ülkenin ortaya çıkışıdır.

unutulmamalıdır ki gücü olan her devlet, aslında öyle veya böyle emperyalist bir devlettir. eğer orantısız güç kullanmak yüzünden devletler suçlanmaya kalkılacaksa biliniz ki sicili temiz bir tek devlet bulamazsınız. sorun insanlık sorunudur. tarihteki hemen hemen tüm savaşlarda insan türünün açgözlülüğünün sonucudur. bu nedenle tek başına abd'ye fatura edilemez. berlin'i yerle bir eden ve iki milyon alman kadının, kızılordu askerlerince tecavüzüne göz yuman, dönemin sovyetler birliği rejimine de kesilemez. keza yine dresden şehrini neredeyse haritadan silen, birleşik krallık ve abd hava kuvvetlerine de kesilemez. netice'de londra bombalandığında zevkten dört köşe olup kutlamalar yapan ve liderlerine gönülden bağlı olan almanlara ders verildi diye üzülmek abestir. aynı şekilde imparatorlarına sadakatle bağlı olan japon halkı da hiç masum değildir. evet arada kurunun yanında ne yazık ki yaş da yanar. ama bu savaşın bir realitesidir.
bedava sirke bedava sirke
hani bir laf var ya "ayıyı dansa kaldırırsan dans sen vazgeçtiğin vakit değil ayı vazgeçtiğinde sona erer" amerikanın atom bombası kullanması tam da bu yüzdendir. tüm dünyaya göz dağı vermek artık her şey benden sorulur deme yöntemidir. ikinci dünya savaşını tartışmasız şekilde bitiren ülke olmuştur bu hareket ile. tüm dünyaya amerikan rüyasını tanıtmıştır, bir anne gibi sevdiğim zaman merhametim ganidir ama kızarsam eşek sudan gelene kadar döverim çıkışıdır bu olay. japonya bu noktada biraz kendi başını yemiştir de diyebiliriz bunun için (bkz: pearl harbor). ayrıca amerika şefkat elini asyaya uzatmaktan pek geri kalan bir ülke değildir. japonya ile husumeti bir noktada nanjing olaylarını da bağlanabilir.( bu konudaki film: (bkz: nanjing nanjing) ya da (bkz: city of life and death) ). 45'de atom bombası, 50'lerde kore çıkartması,70'lerde vietnam, 80'lerde afganlar ile ittifak 2000'lerde afganlar ile savaş. böyle bakınca amerikanın atom bombası kullanması öyle normal ki dünyadan göreceği baskıdan korkutuğunu da sanmıyorum bugün için yarın atom bombası kullanmayacağının garantisi yok. elindeki büyük kozlardan biridir bu.
clitor eastwood clitor eastwood
askerlerin veya savaşta yer alan başkalarının değil, politikacıların suçudur.

savaşları askerler başlatmaz, yönlendirmez ve bitirmez. politikacılar, ülkenin söz sahipleri kimlerse onlar başlatır, askere gazı verip yer göstererek savaşmaya yollarlar. atom bombası gibi çok büyük sorumluluk doğuran bir imha silahının atılacağını bir avuç insan biliyordu büyük ihtimalle müttefik devletler içinde. hatta bombayı japonya semalarından aşağı bırakan pilot bile bilmiyordu sanırım tam olarak ne tür bir bomba taşıdığını.
savaşa gönderilen askerler, çoğunlukla bölgeye varana kadar nereye gittiklerini, nerede savaşacaklarını bile bilmiyorlar.

bizim kıbrıs harekatında, paraşütçülere tatbikat var denmiş, lakin kıbrıs semalarına yaklaşınca "harekatın olacağı açıklanarak savaşa girildiği" anlatılmıştır. askerleri suçlamak yanlıştır böyle bir yükümlülük konusunda.
ha savaştan veya bomba atıldıktan sonra "oh iyi oldu amk" diyorsa asker, bu konu tartışılır. askerliğin psikolojisini biraz bilmek lazım bu konularda. evde oturarak askerin psikolojisini, eğitimini, durumunu anlamak zordur.

ikinci dünya savaşı'nın sivil kayıplarına gelirsek, kimsenin sivillere acımadığını ve umursamadığını, bunun politikacılar alet edilerel büyük güçlerin it dalaşı olduğunu anlamak zor değil.
hitler'in generallerinin "sivil kayıplar olur ama böyle operasyon yaparsak" sözüne karşılık "böylesi bir savaşta sivil diye bir şey yoktur" sözünden anlıyoruz çoğu şeyi.

k propaganda bakanı dr. paul joseph goebbels'in hitler (güyaa) öldükten sonra bile hala kazanılıyormuş gibi durumu devam ettirip, ruslar berlin'e girmek üzereyken bile topyekün savaş ilan etmesi, sivilleri kimsenin siklemediğinin delilidir.

o kadar insanın vebali politikacıların üstündedir.
ve kusura bakmasın da, amerika ne kadar kendini üst düzey algı oyunlarıyla haklı göstermeye çalışırsa çalışsın, savaşta atom bombası kullanma gibi bir insanlık suçunu her zaman bir kara leke olarak alnında taşıyacak ve silemeyecektir.
o kadar yıl geçti, hala umurlarında değil.
çok yazık.
1
karalahanacan karalahanacan
abd nin konveksiyonel savaşları dünya çapında bitmesine yol açtığı ve milyonlarca insanın hayatını kurtardığı eylem .

arada vietnam kore savaşları filan oldu lakin orada bile savaş karşıtlığının en güzel temelleri abd de atıldı.

abd eğer atom bombasını 20 yıl geç kullansaydı hiroşima ve nagazaki de ölenlerin en az 100 katı ölecekti.

şimdi bundan bir çıkarım yaparak , ozaman bir atom bombası atalım dünya cennete dönüşsün diyen akıllı bıdıklar çıkabilir ama işte tarihsel normları metodolojiyi bir kenara bırakırsan mesnetsiz bir hümanist olmadan öteye gidemezsin .
tekil kişilik tekil kişilik
bomba atıldığı anda hiroşima'da yaklaşık 80 bin ve nagazaki'de de yine ona yakın sayıda insan ölmüş.
bomba atıldıktan sonra yavaş yavaş ölenlerin sayısı ile toplam ölü sayısı yaklaşık 450 bin.
şimdi bu ölenlerin komşun, akraban, annen, baban, çoçukların, eşin, sevdiğin, arkadaşların olduğunu düşün...
uzağa gitme ve şu izmit, körfez, düzce depremlerinin dehşetini düşün...
orada bomba filan da atılmadı üstelik...
bu derece dehşet bir olaya ki bu bombanın vahşi bir öldürme şekli olduğuna kuşku yok...
ayrıca bombanın atıldığı yer de askeri bir ortaokuldur...
evet bombanın atıldığı yer bir ortaokul..!
ve buna iyi ki olmuş yav yoksa çok adam ölecekti demek...
senin gibi sığ ve vahşice düşünenlerin tarihsel normlara dayalı metodolojisini mesnetsiz ve hümanist bir biçimde en uygun yerlerine sokmasını diliyorum.
sw pls sw pls
japon ulusunun hak ettiği bir şey olduğu iddia edilen... imparatora karşı çıkan kesim ve henüz tercih yapma yetisi olmayan çocuklar, bebekler da dahil mi bu hak edenlere? belki ben bunu deyince siz de "onlar da isyan bayrağını açsalarmış, imparatoru indirselermiş" diyebilirsiniz. bunu yapsalardı öleceklerdi. kaçsalar kaçamazlar, ada ülkesi ve gidebilecekleri her noktada savaş var.

dün din başlığına yazdığım giride "insanlar, kötülükleri rasyonalize etmek için bir şeyin arkasına sığınıyor" demiştim. bu da başka bir örnek bana kalırsa. haksız yere can almayı ben bir gerekçeye sığdıramam. benim inancım buna izin vermiyor.
cerrato cerrato
dünyanın en büyük katliamlarından biridir..
bebek , çocuk , kadın ayırmaksızın binlerce masumu katlettiler..
güçlü ve kazanan oldukları için hesabını vermiyorlar tabi.
1 /