acıma yetime döner koyar götüne

1 /
hexagram hexagram
halk arasındaki bir temenni sözü.başkalarına güvenme,acıma çünkü onlar sana aynı şekilde davranmaz anlamında kullanılır."besle kargayı oysun gözünü" atasözü ile benzer bir laftır.
excalibur excalibur
zamanla yürekten inandığım bir laf, atasözü ya da her neyse. her seferinde akıllanmadan acıyıp, her seferinde tekme yedikten sonra, insan şu güzel kurala da inanmaya başlar: (bkz: 4s kuralı)
h376 h376
fransızcası ''n’aie pas pitié du pauvre orphelin,il sera le premier à t’enculer'' olan koçum deyim. bunu msn nicki olarak kullanıp kültürlü insan imajı çizebilirsiniz. tabi fransızca bilen bir arkadaşınız varsa evvelinde o şahsı block edin, sonra yazın bu nicki.
tekmeleyen kuş tekmeleyen kuş
en azından eski türk filmlerinde gerçekliği kanıtlanmış bir önerme veya atasözü veya deyim veya her neyse a.q. hafızlarımzı tazeleyecek olursak, döner koltukta eskinin ezik ama gururlu, kendi deyimi ile "fakir ama gururlu" genci oturur ve intikam almak için götüne koyacağı eski müflis işadamını veya eski yavuklusunu iştahla bekler. onları öyle bir hale düşürmüştür ki ayaklarına kadar gelip kendisine yalvarırlar. işte; hep bu sahnelerde içimden geçen söz budur. "acıdın yetime geldi koydu götüne, oh olsun" derim.
a fine day to exit a fine day to exit
edebiyat öğretmeni bi tanıdıkla aşk ı memnu üzerine girilen diyalog da söylendiğinde saatlerce gülünmesine neden olanmış. edebiyat örtmeninin de bilmemesi ayrı bi olay.
meine ewige liebe 8734 meine ewige liebe 8734
bugun anladığım söz öbeği.
ofiste benden 3 yaş küçük bir çocuk var. bayağı sevdim çocuğu, ofisin tırı vırı işleri, köpek gezdirme, bahçe sulama, patrona yardım etme, mutfaktan sorumlu olmayla ugrasıyor. ama patronumuz şero* oldugundan bu cocuga aşırı yuklenıyor, bir işi yaparken öbürünü istiyor, acıyordum çocuğa. ara sıra boş boş oturup stajyercilik oynamaktan sıkıldığımdan yardım ediyordum, çatı katını viledayla temizleme, bulaşığı ben yıkarım sen git bahçeyi sula tadında. bu fasulyeden çıkan çocuk, kendini bir bok zannetmeye başladı "ya bana bir kahve getirir misin" tadında, onu geçtim bugün, bizimkiler çatı katında toplantıda, bende girmek istemedim yemek saati gelince hadi ben yapayım dedim. kremalı tavuk çorbamız, nugetımız ve makarnamızı hazırlıyordum. bu küçük şero gelmiş bana bugün can sıkıntımdan müzik dinleyip bulaşık yıkayıp kargo sesimle ofiste ev hanımlığı yaparken ve makarnanın suyunu kaynatırken "saat kaç farkında mısın yemek saati geçti" diyor bana gülerek. o gülüşüne eşsiz tekmemle karşılık vermeyi çok istedim ancak "koydum ya suyu ayrıca buranın hizmetçisi gibş görünen bir halim mi var tuhaf tuhaf konuşma" diyebildim. 2 saattir yemek diye çırpınıyorum anca akıllarına geldi, bir daha bana gelmiş laf söylüyor. asıl hizmetli o, para alanda o yapıcan tabi salak ben niye yardım ediyorsam salaklık bende.

demek ki neymiş; acımayacaksınmış. yapsınmış. kendini bi bok sanmasındansa ezilsinmiş. şimdi görürüm ben onu hem köpek gezdirip hem bulaşık hem bahçe sulama hemde viledalı takılmasını.

birde gelip gidip bakmıyor mu. defol git çocuk, toplantıdaysan gir toplantılara, çıkıp çıkıp geliyor.

sinirimi buraya kustum cidden swh.
1 /