ağır yaşamlar

white lilac white lilac
insanı depresyona sokan tlc programı.

ben bu programda hep şu ayrıntıya dikkat ediyorum istemsizce.

programda söz konusu obez insanların ailelerine bakıyorum. yerinden kalkamayacak kadar obez insanlarla yaşıyorlar. birlikte yaşadıkları obez insanlar ne yemek yapabiliyorlar, ne tuvaletlerini rahatça yapbiliyorlar, ne çocuklarının bakımını yapabiliyorlar. hiçbir şey yapamıyorlar. yapamadıkları gibi aşırı yemek yiyorlar. obezler suçlu değiller tabii bunlar yüzünden, sadece onlarla yaşamak takdir edersiniz ki zor.

buna rağmen, obezlerin aile üyelerinden hiçbiri onları yüzüstü bırakmıyor, sen niye yiyorsun diye suçlamıyor, moral bozukluklarını obez olan kişiye yansıtmıyorlar, onu terk etmekle korkutmuyorlar, çocuklarının bakımını tek başına üstleniyorlar, olmayan seks hayatları yüzünden arayışa girmiyorlar vs, vs.

ya da obez insanlar tedavi esnasında birileriyle tanışıp flört ediyorlar mesela, o flört ettikleri kişilerin hiçbiri onları kilolu oldukları için terk etmiyor, kilolu olmalarını umursamıyorlar. onların yanında oluyor, iyileşmelerine yardım ediyor, sonunda evleniyorlar.

çok şaşırıyorum bunlara çünkü dürüst olmak gerekirse, ben böyle büyük sorunu olan insanlarla yaşayabileceğimden şüpheliyim. elbette obez diye direkt terk etmem ama dayanabilir miyim bilmiyorum. ama yabancılarda şuna dikkat ediyorum, manevi şeyler onlar için bizden çok daha değerli. maddi şeylere daha az odaklılar. daha temiz ve saf seviyorlar. daha özverili ve hoşgörülüler. dış görünüşü bizden çok daha az önemsiyorlar. üstelik daha bireyci toplumlar olmalarına rağmen böyleler. daha masumlar bizden. bence biz toplum olarak geleneksel olmamıza rağmen benciliz, fesat düşünceliyiz. kirli kafalara sahibiz.

diğer toplumların bireyleri ve bizim toplum bireyleri arasındaki bu farkın sağlamasını çok kez yaptım ve hep bu sonuca ulaştım.
elaine marie elaine marie
bence o belgesel tarzı programda dikkat edilecek en önemli şeylerden biri hiçbirinin sadece yemek sevdasıyla obez olmamış olması.

küçüklükten her birinin başına gelmiş kötü şeyler var. annesi ölmüş, az sevilmiş, ailesi devamlı tartışıyormuş kaçışı ve mutluluğu kolay erişilebilir yemekte bulmuşlar.

obez sınırını geçmediği müddetle balık etli olmak problem olmamalı. insanları 34-36 bedene itmeye çalışan bir reklam sektörü var. sanki zayıf olunca her şey düzeliyor. ben 34 beden insanım 38 beden olsaydım daha mutlu olurdum, lütfen genç kızlarımız özellikle aşırı zayıflama derdine düşmesinler sizi ince beliniz için sevecek insan başka bi ince bel için iki günde terk eder. sağlıklı kiloda kalmaya çalışmak en önemlisi.
ürkek ürkek
depresyon dönemlerinde romantik film bulup ağlamak yerine bu program oldukça etkili olacaktır. ben çok üzülüyorum bu programa. ailecek ne zaman aynı oda içinde bulunsak, bu programa denk geliyorum. sanırım babam, bak çok yersen böyle olursun diye subliminal mesaj veriyor. bilemiyorum, olabilir...

çoğunun kilo almalarına neden olan geçmişinde almış aldığı ağır yaralar. ismini hatırlayamıyorum şu an, kadının bir tanesi aile bireylerinden birinin istismarına maruz kalması sonucu yaşadığı psikoloji sonucu kendisini yemeğe verdiğini söylemişti. hangimiz psikolojik etmenler yüzünden bir liman aramıyoruz ki?

neyse çok üzülüyorum bu programa.
amazingassshole amazingassshole
dr.nowzaradan'in hastalariyla girdigi munakasalara cok guluyorum. kendisi cok hakli tabii.

bir adam vardi kg vermesi gerekirken kg aldi ve 380 civari bir kiloya cikti. 50-60 kg almisti yani vermesi gerekirken ve programdan cikarmak zorunda kaldi doktor. artik hic bir sey yemesen de olur felan demisti doktor, bugune kadar fazlasiyla yemissin zaten gibi bir ayar cekmisti.

hayir neredeyse yarim ton olmussun, hala yeme derdindesin. aileleri de surekli onlerine fast food yigiyor bu insanlarin. ama hep aile suclu. ben yemeyecegim desene tombik. salata istiyorum diye bagirsana.
2
üç hürellerin dördüncüsü üç hürellerin dördüncüsü
sadece bu program ve bunun türkiye'de takipçisi (ki onlardan birkaçı da benim anne-baba-hala-babaanne-anneanne-dayı) olan izleyici kitlesinden büyük bir sosyolojik vaka örneği çıkarılabilecek kadar önemli bir fenomen reality show.

bu reality şovu şimdiye kadar izlememiş, denk gelmemiş olanlara özetle şöyle anlatayım. programın ana temasına baktığımızda, doğuştan obeziteye yakalanmamış, geçmişlerinde, her nasıl denk geliyorsa, aile içi fiziksel ve cinsel şiddet olan ve yaşadığı sıkıntıları karbonhidratça ve doymuş yağca zengin bir yeme kültürü edinerek unutmaya, kendini tatmin etmeye çalışan ve bunu uyuşturucu gibi bağımlılık haline getirmiş obezite hastası vatandaşlar var.

tedavilerini de arka sokaklar'daki reşat hoca 'dan hallice bir bariatri uzmanı olan dr nowzaradan üstleniyor ve zaman içinde (zaman dediysem de, her bir hasta için en az 6 ay kadar devam eden bir süreç) tedavilerinin gidişatını izlemek kalıyor bize.

ama olaya bi de şu yönden baktınız mı mesela? türkiye gibi sulu yemek kültürü oturmuş bir ülkede neden bu reality show çok tuttu? ülkece harcayacak, heba edecek zamanımız mı bol, yoksa ibretlerden ibret beğenmeye yer mi arıyoruz? yoksa ciddi ciddi obeziteye karşı böyle mi bilinç kazanıyor toplumumuz? adına aptal kutusu dediğimiz televizyon, ülkemizde ilk defa adam akıllı ve amacına uygun mu kullanılıyor??

işte bu mesele tartışmaya açık.

merhabaaağğğ!!
ersan kuneri ersan kuneri
ben dr now için izliyorum,

-böyle yemeye devam edersen 6 ay içinde ölürsün
yada
-çocuklarının büyüdüğünü görmek istemiyorsun herhalde

tarzı ağır lafları çok relax söylemesi falan hoşuma gidiyor, çok tonton 1 amca sıkcam yanaklarını .
senikendimesakladım senikendimesakladım
gece atıştırmalarımı bu program sayesinde bıraktım ben. ne zaman abur cubur çekse canım hemen açıyorum programı dr.nowzaradan ın hastalarına yaptığı acımasız azarları kendime edilmiş kabul edip, utanarak cips paketini elimden yavaşça yere bırakıyorum.