ahmet erhan

1 /
cagrilanyakup cagrilanyakup
"sessizce giyinip yüzümü yıkıyorum
ilk gürültülerinde yeni bir sabahın
kapının önüne bırakılmış bir gazete, koridorda
çocuk sesleri
dışarda gökyüzü alabildiğine derin
bir kahveye oturup dostlarımı bekliyorum
seyre dalarak, bir çay bardağının içindeki
sakin, gülümseyen bakışlarını gözlerimin..."

demiştir
lothlorien lothlorien
hayatın acısını alkolle alan şairimiz, hüneri boğulmaktır:

boğulmak benim hünerimdir
yağmurlara uzak o topraklarda
de ki öldü bu adam
halk diktatörlüğünün birinci yılında

boğulmak benim hünerimdir
su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da
yeni geldim, kurundum, şöyle ne oldum
o mel'un yalnızlığın çorak sayfasında

kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir
yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım
kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım
üstüne de bir cigara yakardım, ben adam olsam

derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi

boğulmak hüner midir ah, bir elimi tutsan.
hayatberbat hayatberbat
o bu alemin son mahalle delikanlısıdır..rüzgarın oğlu bugünde gelmeyeceklerin şairidir..bugünlerde yüzümü güldüren tek şey galatasarayların şairidir..bu coğrafyanın dejenerasyona karşı koymaya savaşan ender savaşçılarındandır..rakısız kalma ahmet erhan..
ohannesburger menu ohannesburger menu
anne ben geldim, üstüm başım
uzak yolların tozlarıyla perişan
çoktan paralandı ördüğün kazak
üzerinde yeşil nakışlar olan

anne ben geldim, yoruldum artık
her yolağzında kendime rastlamaktan
hep acılı, sarhoş ve sarsak
şiirler çırpıştıran bi adam

kurumuş kuyunun suyu, incirin
sütü çoktan çekilmiş
bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
ayrık otları dikenler bürümüş

kapıdaki çıngırak kararmış nemden
atnalı ve sarmısak duruyor ama
oğlum, mektup yaz diyen
sesin hala kulaklarımda

anne ben geldim, ağdaki balık
bardaktaki su kadar umarsızım
dizlerin duruyor mu başımı koyacak?
anne ben geldim oğlun hayırsızın..

ahmet erhan
tanrim ben nerdeyim tanrim ben nerdeyim
"ölümseyerek bakıyor hayat
biz gülümseyelim"

gibi bir mısra-i berceste'ye sahip olan şair.

ayrıca kendisine dargın oğluna:

"göreceksen şimdi gör beni
tabutlar ışık geçirmez"

diyerek sitemde bulunmuştur bir şiirinde.
ohannesburger menu ohannesburger menu
sevda şiirleri

burada bitiyor bir sevda, yenisi nerde
başlar; ya da başlar mı bilmem?
kendi derinliğiyle dolan bir kuyu mu
yüreğim; kendi boşluğuyla yetinen?

burada bitiyor bir sevda, ele avuca
sığmayan kederler, kimi gülüşler ve bir
o kadar da unutulmaya yatkın anılar
bırakarak geride; belki birkaç da şiir...

sürüp gidecek yaşamım, kimi yerlerde
sanki yeniden okur gibi bir romanı
ve gülümser gibi yine aynı şeylere
sıkıntılı, dalgın; çoğunlukla acılı.

burada bitiyor bir sevda, kaldım işte
yine dağlar, uçurumlar arasında birbaşıma.
burada bitiyor bir sevda, önsöz gibiydi
bir çağrıydı, daha nice yeni sevdaya.

ahmet erhan
ohannesburger menu ohannesburger menu
yalnızlığıda dize getiren şairlerimizdendir.

yalnızlık, yalnızlık
bari sen elimden tut
geceyarısı aynalarda
suçlu ve ezik
gözlerim kan çanağı
cinnete dönüşen bir dinginlik
duruyorum karşında

şarap taşlaşıyor
midemde ve beynimde
mavi mavi tüten sigara
giderek mora çalıyor
yalnızlık, yalnızlık
bari sen elimden tut
suflör kullanma
dost seslerini dudağınla ısıtıp
gece hep aynı gece
karbon kağıdıyla çoğaltılmış
gibi kara ve soğuk

ellerim beynime alkol serpiyor boyuna
niye böyle, neden
sormuyorum artık
yalnızlık, yalnızlık
bir kez olsun kuğuların türküsünü
tersinden söyleyeyim
ölümse ölüm
yaşamsa yaşam
ayna hep ayna ayna...
mehpeyker mehpeyker
gözlerin ipekyoludur ömrümün
akasya yüklü kervanlar geçer
çan sesleri arasında bir fener
yanar söner yanar söner yanar söner
gözlerin ipekyoludur ömrümün
kentin en kalabalık yerlerinde
dört nala koşan bir at gibi
çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme
yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün
hayatı teğellemek yepyeni bir güne
ve sonra sökmek uzun uzun
gözlerin ipekyoludur ömrümün
yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider
düşülür her şeyin altına bir tarih
soluksuzum günlerdir geceler uzar
yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık
kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar
başıma gelecekleri bile bile yürürüm
hilton oteli'nde hu çekerim huu...
işte hırkam ben de bir dervişim
asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım
nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir
bakarım gözlerine eğnim silkelenir
döktüğüm acılar yıllar kederlerdir
alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem
konuşamam ağlayamam bağıramam
neden gece her gecenin ardından gelir
gözlerin ipekyoludur ömrümün
gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümün
ihlamur ağaçları altında bir saraybosna hatırası
sen ben ve deniz bir de rüzgarın örttüğü gençliğimiz
sen ben ve deniz. sen ben ve deniz...

ve okyanus...
1 /