akayzers

akayzers akayzers
fare deliğe sığmamış, yetmemiş bir de götüne kabak bağlamış atasözünden yola çıkarak, 2 cm'lik penisini ameliyatla 3 cm'e ulaştırmış yazardır. bakın sik, yarak, haşmetli gibi sıfatlar kullanamıyorum. penis diyebiliyorum ancak...

hayatımda bırak seks yapmayı, bir kadınla göz göze bile gelemedim... kadın sesi duymak istediğimde turkcell müşteri hizmetlerini arıyorum. konuşmayı uzatmak için kıçımdan sorun uyduruyorum.

düşünsenize benimkine uygun bir prezervatif bile yok.

çok acınası ve ezik bir haldeyim. yalnızlıktan penceremden gelen ay ışığının bana çarpmasıyla oluşan gölgemle arkadaşlık kurabiliyorum sadece...

31 bile çekemiyorum ele gelmiyor ki :( elektrik süpürgesiyle denedim olmadı. süpürge borusunun içinde fıldır fıldır dönüyor anca :(

....dememi bekliyorsunuz değil mi. ahahahahah.

kusura bakmayın millet. eğlenmek için buradayım. sizi dürtmek çok zevkli.

seviyorum sizi.

ayrıca sikim de kocaman.
lö şuhane lö şuhane
instela sözlük için taptaze, dimdik, sımsıkı bir kan!
yazdıklarının içeriğini kenara koyarsak (koydunuz mu) yazım şekli ile gönlümüzü umutlara dölleyebilir. dilindeki seksist yaklaşımlarla kukumav kuşumu mutluluklara kanatlandırıyor. nokta atışlı tespitleri meme uçlarima kadar sinyal gönderiyor.
yazdıklarını korkusuzca, onaylanma kaygısı olmadan çıkarıp masaya vurabilen bir aslangildir.

.


lö fan!
tonguç tonguç
çok ciddi emeği var. yemin ediyorum, yerel seçimlerde tüm servetini yatıran bağımsız aday gibi. sevimli, yaratıcı, debeleniyor. bir kayser misyonu var, umarım muvaffak olur, allahım emeklerini görsün, pirinç falan yutsa bari..
fark ettim fark ettim
kendisinin anka olduğunu düşündüğüm yazar.

durmadan sözlüğü küllerinden doğması için çabalıyor. yürüyedur reiz arkandayız ccc akayzers anka reiz ccc
akayzers akayzers
"son günlerde instela için o kadar uğraşıyorsun eyv güzel de neden hala pis pis şeyler yazmaya devam ediyorsun ?" diyenlere cevaben;



ben buyum. tarzım da bu.

instela için uğraşıyorum diye ponçik ponçik giriler yazacak halim yok. hem o ponçik işlerle uğraşan yeterince yazar var zaten.

eyy instela!

still hate you and still love you.
akayzers akayzers
uyandım. saat 5'i yeni yeni geçmeye başlamış. içimde anlamlandıramadığım bir huzursuzluk. sanki yanıbaşımda duran güzel kokulu kadınla gece ben sevişmemişim gibi.

kahve yapıyorum kendime. sert. zift gibi koyu. dalgınım. kahvenin kokusu sigara yakma isteği uyandırıyor. yakıyorum bir tane ve pencereye doğru gidiyorum. dışarıda hayat yeni başlıyor. henüz mesaiye başlamış çöpçülere eşlik ediyor kargaların sesleri. her yeni günün ışıklarında sessizce birileri ölüyormuş gibi sesler çıkarıyorlar. bir nefes daha çekiyorum sigaradan. sigarayı hala neden bırakmadığım aklıma geliyor. hayatımdaki tek bağımlılık. bir şeye bağımlı olmanın zayıflık olduğu geliyor aklıma. söndürüyorum sigarayı.

sigarayı bitirememiş olmanın verdiği yarımlıkla, duş almaya gidiyorum. su buz gibi. sıcak suyu açmıyorum. soğuk sudan mı korkacam. giriyorum soğuk duşun altına. nefesim kesiliyor. kanlı canlı yaşadığımı hissediyorum. tüm kaslarım kasılmış, derim gerilmiş vaziyette. soluk soluğa kalmış bir aslan gibi nefes alıyorum. yeniden doğuyorum. duştan çıkıyorum telefonu alıyorum elime. alışkanlık olmuş direk instela'ya giriyorum. herkes uykuda. dün neler yazılmış diye bakıyorum. birisi popüler olmak falan diye zırvalamış, yine amlı-götlü-seksli edepsiz edepsiz yazılar falan. her şey yolunda bir terslik yok. gülümsüyorum.

odama gidip kadını uyandırıyorum. sevimli uyuyordu. sabah seksini es geçip hazırlanmasını ve onu evine bırakacağımı söylüyorum. canım istemiyor çünkü. erkenden uyandırılmanın huzursuzluğunu yaşasa da, beni az-çok tanıdığı için ikiletmiyor. çıkıyoruz evden. yolda bir şeyler söylüyor cevap vermek istemiyorum. kafamı sallıyorum sadece. evinin önüne varıyoruz. "her şey için teşekkürler." diyerek iniyor arabadan. gülümsüyorum. teşekkür edilecek ne yaptım diye düşünüyorum.

uyandığımdan beri neredeyse 6 saat geçmiş. şu an saat 11 e geliyor. içimde hala aynı huzursuzluk. kafamda hala aynı soru ve hala sabahki yarım sigaranın yarım kalmışlık hissi.

hadi hayırlısı.
akayzers akayzers
kırk yılın başı ilham geldi. o da ingilizce geldi;

the darkness will fade away
deep thoughts will be flushed away
it'll be your life's get away,
it'll be all the newborns' way.

the moon will shine again,
it'll be thought as the stars' gain
finally, the words will couse a pain
it'll be the starting of a piece of strain

he's the man walking nowhere
he needs a ride with the blazed mare
he knows the truth you won't dare
beyond all these, he doens't even care.

-akayzers-
akayzers akayzers
şu platformda hayat, işsizlik, ilişkiler, psikolojik problemler vs. gibi konularda sürekli ağlayan insanları çokça gördüğüm için bu konuda biraz yazmak istedim.

şu an vaktim var o yüzden uzun yazacağım.

bunları, akayzers'in hayatının bir kısmından örnek vererek anlatmak istiyorum size. o yüzden kendi nick altıma yazıyorum. merak eden okur.

10 yaşımdan beri yapmadığım iş kalmadı benim. parasızlıktan değil, kendi kazandığım parayı dilediğim gibi harcayabiliyor olmam mükemmel bir duyguydu. erken yaşta neredeyse kendi geçimimi sağlayacak kadar kazanıyordum. bu ekstra kazançlar sayesinde erken yaşlarda çok önemli şeyler deneyimleme fırsatım oldu.

komilik, garsonluk, barmenlik, kasap çıraklığı, sanayide çıraklık, çiftçilik, ikonculuk, hamallık, inşaatta amelelik, müzisyenlik, kamyonculuk, balıkçılık, halde katiplik, elektrikçide çıraklık, rehberlik, çevirmenlik, moto-kuryelik... daha saysam çok iş var yaptığım. bunların bir kısmı kısa süreli işlerdi tabii ki de. bunların çoğunu da daha üniversiteye başlamadan yaptım. her işi öğrendim. risk almanın tadını da seviyordum. macera olsun yeter ki. bu süre içinde başıma gelmeyen bok kalmadı. kimseye eyvallahım olmadı. çok kez feleğin çemberinden geçtim. çok kavgalar ettim. birkaç kez ölümle yüzleştim. çok yakınımı kaybettim. iki tane "kardeşim" diyebileceğim dostum kollarımda öldü. her seferinde ayağa kalktım. 2 motorsiklet 3 de araba kazası atlattım. şansım varmış, ufak tefek sıyrıklarla atlattım hep. hiçbir zaman evde göt büyüten bir tip olmadım. öyle olanlardan da hiç haz etmem.

işsiz kaldığım zamanlarda bir şekilde iş buldum. iş beğenmemezlik yapmadım. hiçbir zaman yorgunluktan da şikayet etmedim. yer yer sövdüm başıma gelenlerden dolayı ama bunlar için hiçkimseyi/hiçbir şeyi suçlamadım. hayat bok gibi demedim. hayatı seviyorum. çoğu zaman en kral şekilde eğlenmeyi de bildim. çalışmayı seviyorum. hiçbir zaman bırakmayı düşünmedim, çünkü bir hayalim bir amacım var ve bunu gerçekleştirebilecek öz disiplinim var.

üniversite okumak pek içimden gelmiyordu ama tahsilli bir kişi olmak istedim. ingilizcem iyi olduğu için dil bölümünden sınava girdim. ingiliz dili ve edebiyatı kazandım. 2 yıl okuduktan sonra bölüm başkanıyla kavga ettiğim için bölümü bırakmak zorunda kaldım. zaten bölümü de çok sevmemiştim.

daha sonra tekrar sınava girdim ve başka bir üniversitede ingilizce öğretmeliğini kazandım. okudum ve zorlanmadan bitirdim. hocalarım beni çok severdi. üniversite zamanları zevkliydi hem de bol seksliydi. bölümden alabileceğim her şeyi fazlasıyla aldım. kpss'ye girmedim bile çünkü hayalim ingilizce öğretmeni olmak değildi -çoğu kişi için büyük bir fırsat mesela bu. öğretmenlik hissi güzeldi ama. bunu üniversitenin son senesinde staj boyunca öğrendim.

üniversite boyunca da yaz aylarında, toptancı sebze ve meyve halinde katiplik ve şoförlük yaptım. işi öğrendim. ticaretin nasıl döndüğünü, inceliklerini, zorluklarını, çakallıklarını her şeyini öğrendim. üniversite bittikten sonra risk aldım kendime toptancı halinde bir ardiye kiraladım. beni baya tanıyorlardı orada. küçük çapta ticaret yapmaya başladım. güzel para kazanıyordum. daha sonra daha çok risk aldım ve işlerimi büyüttüm. kendi müstahsillerim olmaya başladı. kendi çalışanlarım oldu. çeşitli illere tırlarla sebze yollamaya başladım. iki kez çarptırıldım yine yıkılmadım. daha sonra fazlasıyla kazandım. hâlâ da kazanıyorum. evimi, arabamı ve motorsikletmi aldım. ülkedeki yaşıtlarımın çoğuna göre daha iyi şartlarda yaşıyorum. kazandığım paranın bir kısmıyla yaylada 6 dönüm sera yaptırdım. bir yandan da domates yetiştiriyorum. ortalama bir sezonda bile getirisi güzel. bunların hepsini kendim yaptım. hayallerimi gerçekleştirmek için yapmaya da devam edeceğim. bu arada gerçek hayatta kendimi övmeyi sevmem, o yüzden burada övmekte bir sakınca görmüyorum.

elimdeki her şeyi alıp beni hiç tanımadığım bir yere atsanız, her şeye sıfırdan başlasam yine şu an olduğum konuma gelirim. çünkü ota boka şikayet edip sızlanan biri değilim. kendim için yaşıyorum. macerayı seviyorum. fırsatları değerlendirmeyi seviyorum. risk almayı seviyorum. tüm bunlar totalde olumlu olarak geri dönüyor bana.

hiçbir zaman çok iyi kalpli bir insan olmadım ama orospu çocuğu da olmadım. yerine göre davrandım diyebilirim. tembel ve zayıf karakterli olanlara saygı duymam. hayalimden, amacımdan vazgeçmedim. kendim, işim, ailem ve sevdiklerim dışında pek bir şey umrumda olmadı. dostlarımın, sevdiklerimin ise ölümüne yanında oldum.

kadınlar konusuna gelince; bu platformdakiler de dahil erkeklerin, kadınlar konusunda ağlamalarını, kadın düşmanlığı yapmalarını veya bunun tam zıttı olan kadın metalaştırmasını anlamıyorum mesela. kadın kadındır. huyu suyu bellidir. hayatımda çok kadın oldu. çok güzel vakitler geçirdim ama hiçbirinin üzerine düşmedim, aşık olmadım, çok ciddiye almadım. tek gecelik ilişkiler de çok oldu. beni diğerlerinden daha fazla etkileyen kadınlar da oldu tabii ki ama onlara karşı bile kırmızı çizgilerimden taviz vermedim. neden vereyim ki? bu yüzden kadınlarla yaşadıklarım kendi açımdan gayet keyifli ilişkilerdi. her kadın yeni bir macera, yeni bir lezzet. evlenmeyi falan da düşünmedim; düşünmüyorum da.

peki ben burada yani instela'da ne yapıyorum ? n'apacağım eğleniyorum tabii ki de. kendimi hiçbir zaman bir sözlük yazarı olarak görmedim. değilim de zaten. sadece yazmak hoşuma gidiyor. platformda kimi zaman kaos, kimi zaman birlik yaratmak, kimi zaman da akıllarda şüphe yaratmak hoşuma gidiyor.

"acaba bu sefer kaç eksi gelecek?" diye tahmin yürütüyorum kendi kendime. bahis bile oynuyorum. yorumlara kaç sazan atlayacak, yersiz duyar kasacak diye merak ediyorum. en son açtığım akayzers in penis meditasyonu tekniği başlığına bakın görürsünüz örnekleri zaten. insanların tepkilerini izliyorum. neden her şeyi bu kadar ciddiye aldıklarını düşünüyorum. kimi zaman dostunuz kimi zaman hedefiniz oluyorum; yani canım ne isterse onu yapıyorum. bunu o kadar güzel başarıyorum ki mesela; uzun bir giri giriyorum 3 saniye sonra eksi geliyor ahdjaka. adam daha okumamış bile. "akayzers" yazısını görüp basmış eksiyi. bu kadar ciddilik ilginç bir durum. klinik vaka. ama izlemesi keyifli.

bunların dışında, aranızda kendini okutturan çok zeki yazarlar var. onların yazılarını takip ediyorum -bu yazarların bir kısmı benim başlıkların altında taşak geçse bile. çünkü taşak geçerken bile güldürüyor. içimden "aferin len sıpa" diyip anında şukularını veriyorum. bunların dışında instela fm'de hoşuma giden yayınlar oluyor bazen onları dinliyorum.

hepsi bu.
3