american beauty

1 /
felis felis
kevin spacey'nin en iyi erkek oyuncu oscarını kaptığı film
bir sam mendes yapımı
aynı zamanda en iyi sonlardan birine sahip olduğunu düşündüğüm filmlerden
hiçbir şeyin tamamen göründüğü gibi olmadığını anlatıyor çarpıcı bir şekilde
sloganında dediği gibi: "look closer"
soulforged soulforged
but it's hard to stay mad, when there's so much beauty in the world. sometimes ı feel like ı'm seeing it all at once, and it's too much, my heart fills up like a balloon that's about to burst... and then ı remember to relax, and stop trying to hold on to it, and then it flows through me like rain and ı can't feel anything but gratitude for every single moment of my stupid little life... you have no idea what ı'm talking about, ı'm sure. but don't worry... you will someday.

budur...
ütopya ütopya
başta uçuşan mutlu poşet olmak üzere ekranda görünen her oyuncunun muhteşem bir oyunculuk sergilediği, aslında anlatmak istediği bir çok konuyu son zerresine kadar içimize kazıyan ve bitiminde garip bir ruh haliyle etrafa boş boş baktıran ender filmlerden biridir.

amerikan tarzı yaşamın iflası, tüketim çılgınlığının sınır tanımazlığı, kişisel gelişim zırvaları, gençlik bunalımları ve tabiki korkuları, yalnızlık, geçmiş özlemi, özgürlük ve herşeye rağmen hayatın içinde yaşamak için ne kadar çok güzelliğin olduğu.

hırslarımızın kölesi durumuna geldiğimiz, bok püsür bir çok şeyle meşgul olduğumuz,statü ve otorite için hayatı zehir ettiğimiz, kendimizi sahip olduklarımızla ifade ettiğimiz, mutlu olmayı hep ertelediğimiz orta sınıf yaşantılarımıza sunulan alternatif duruşlar büyüler aslında bizi. kazananlar ve kaybedenler yer değiştirir. kişisel gelişim budalası emlak kralı karşısında kevin abimizin cool duruşu, güzelliğini kendi sıradanlığına kalkan yapan taş bebek kızın karşısında ise umursamazlığı, hayata karşı cüretkar duruşu ile kevin spacey ve kızı dahil tüm izleyenlerin kahramanı olan komşu evin çevresine yabancılaşmış oğlu.

mimikler ile müziklerin bu kadar uyum içinde olduğu başka bir film daha yoktur. rüzgarda uçuşan torba isimli ve ismine paralel çalan müzik ruhumun en ücra köşelerine temas etmeyi başarmıştır.

vel hasıl-ı kelam etkisinden günlerce kurtulamadığım ve birçok sahnesinde göz yaşlarımı tutmadığım bir filmdir.

(bkz: sözlükte hissetiklerini anlatamama)
undeuxtrois undeuxtrois
--spoiler--
yıllarca izlemeyip daha sonra çeşitli tesadüflerden dolayı 1 hafta içinde 3 kere seyrettiğim ve gerçekten çok sevdiğim film. bütün karakterlerin komik ve zavallı bi biçimde kaybetmesi başta eğlenceli gelse de, hepsinde kendimden bi özellik bulma talihsizliğini yaşadım malesef. ki bunlar sadece bende diil bi sürü kişide vardır herhalde.
mesela lester'ın kızının özgüven eksikliği, evin annesindeki takıntı haline gelmiş mükemmellik çabası, lester'da son noktaya gelmiş olan hayattan bıkma ve yeni hayat yaratma hevesi.
yine de, bence en etkileyici karakter, diğerleri kadar dikkat çekmese de, lester'ın kızının arkadaşıdır. mena suvari'nin başta itici görünmekle beraber aslında inanılmaz sevimli ve masum göründüğünü düşünüyorum şahsen. bütün film boyunca yalanlar söyledikten sonra aslında onun da etrafında kendisine yönelen ve pek de masum olmayan bakışlar yüzünden masallarda yaşamaya başladığını görmek değişik. özellikle de -spoiler olmasın diye tamamını söyleyemiyorum- filmin sonunda bi sahnede banyoda yüzünü yıkarkenki veya lester'a 'nasılsın' diye sorarkenki hali bence çok 'güzel'di.
--spoiler--
setheleh setheleh
amerikan ailesinin penceresinden içeriye süzülen kameranın seyirciyi alıp başka diyarlara götürdüğü film.bu kameranın sahibi yönetmen sam mendes'i de tiyatrodan sinemaya geçişinin ilk adımında oscar'la kucaklaştığı için kutlamak lazım.filmin sonunu başlarda söylemesine rağmen hiç sıkmayan ve amerikan ailesinin rüyalara ama daha çok kabuslara daldığını anlatan, amerika'nın amerikan yapımı gerçeği.
golden cock golden cock
insana gerçekten keyif veren, izlerken bütün amerikalıların rahat ve mutlu bir yaşantısı var yalanını bir kez daha gördüğünüz bir film. kevin spacey oyunculuk konusunda rakipsiz.
1 /