amsterdam

17 /
minimalistucakmuhendisi minimalistucakmuhendisi
1-2 sene gibi uzun süreli değil ama hayatımın bir döneminde 1-2 ay kadar yaşamak istediğim şehir. böyle 2-3 günlük turist kafasıyla değil de oranın sakini gibi yaşamak isterim tabi bunlar yaş kemale ermeden yapılmalı süre daralıyor maalesef.
stalke stalke
tam bir beyaz yakalı piyasası şehir.
çevrenizde bu sıfata uygun insanların yurtdışı seyahati konuşmalarında ilk sırada gelir amsterdam. bir nevi gidilmezse ölünecek, level düşülecek mertebeye erişmiştir belirli bi' kesimin gözünde.
aslına bakılırsa ortalama bir avrupa şehrinden pek bi' farkı yok gibi. tabi o meşhur red light ve mantar mevzularını saymazsak. ama tabi o iki madde ortamlarda en çok prim yapan olgular olduğundan kesinlikle olmalı yani.
tanım: bi' floransa olmayan şehirdir.
ruhusonsuz ruhusonsuz
herkesin bir gün gitmesi gereken özgürlükler şehri. polise ot yaktırmanın zevki, mantarlı kafayla metroda cüceleri kovalamanın tuhaflığı. herşeyi yaşayabileceğiniz bir şehir.

ayrıca gideceklere tavsiye verecek olursam;

ilk gördüğünüz coffeshop'tan ot almayın. internet üzerinden araştırma yapın.

mekanda gördüğünüz her kıza sarkmayın. (bkz: avrupa da kızlar veriyor)

suyu marketten alın. kazıklanmayın!

gidebildiğiniz tüm müzeleri gezin. en azından ot ve mantar dışında insanlara anlatabilecek bir şeyleriniz olmuş olur.

bir kere bile olsa ali ocakbaşın da yemek yiyin.

devamlı gitmiyorsanız fazla pinti olmayın. farklı sokak lezzetlerini tadın. bulduğunuz tek fastfood dükkanında günlerce aynı menüyü yemeyin.

elinizde alkol ile sokakta dolaşmayın.

redlight bölgesinde resim çekmeye çalışmayın.

kaybolursanız daima kalabalığın gittiği yeri takip edin merkeze çıkacaksınız. (tecrübeyle doğru orantılı)

spacecake yemeyi abartmayın. kafası çok geç geliyor ama geldi mi vuruyor adamı.

şimdilik bu kadar aklıma geldikçe editlerim.
wendera wendera
vallahi billahi ücretsiz götürülme teklifini aldığım şehir. vize ucretini de karşılarsa götüren, baya baya bedava tatil olacak. sadece gezme tozma eslik maksatlı davet edildim. arada duygusal veya fiziksel bir durumlar da olmadan en güzeli. kafa rahat

bakalım ben bi düşüneyim.gidersem size görsel atarım asdfg.
2
59yasemin 59yasemin
arjantin steak'ı deneyin
red lighta uğramanızı tavsiye ederim, bol orospu var. gayet güzeller.
kanalların manzarası çok güzel, bol bol fotoğraf çekin.
sokaklar full zenci fakat zararsızlar bizim suriyeliler gibi değiller.
caddelerden tut otoyollara kadar asfalt kaymak gibi. yolda hafif engebe bile yok.
her 500 metrede bir kontrol panellerine dikkat edin yoksa hız cezasi girer.
şehirde bol bol dönerci mevcut, türk lokantası da.
funix fm gayet güzel çalıyor, dinlemenizi tavsiye ederim.
herkes çok kibar, size yardımcı olacaklardır.
zibil gibi türk var, yabancılık çekmezsiniz.
şehrin göbeğinde simit sarayı var yiyebilirsiniz.
merkezde otopark çok pahalı en mantıklı olan toplu taşıma ya da uber.
merkezi çok güzel, bol foto çekin, bisiklet parkları çok ilginç. binlerce demir yığını bu kadar güzel durabilir.
mei kusakabe mei kusakabe
bu başlıkta sizlere amsterdam temalı yer yer koşma, yer yer aşık atışması türündeki eserimi sunmak isterim ve pek tabi bu esere ilham veren yazara da teşekkürü borç bilirim.

amsterdam'a varamadım

ah ile geçti ömrüm
amsterdam'a varamadım
perperişan oldu gönlüm
ben alfaya doyamadım

botox'tan geldim gülcemalim pak
beni görene sabır eylesin hak
güzelliğim varoşa,betaya olmaz müstehak
rabbim vaki etme kulların emrihak

el cevab (er kişi):
düştüm ardına da buldum özüm cadde'de (bostan olan)
starın zehir, bucksın hançer sinede
lepiska saçın bağ olaydı gönülde
habis keder hiç bitmezmiş ömürde

betam söyler gam yüklenir ürünür
devran döner övüntüne gülünür
zaman olur körpeliğin silinir
naçar etti bir çirkine kul bizi

el cevab (hatun kişi):
avamlıktan bıktım artık yeminle
salınırım cadde boyu miniyle
aç bi rose da hüpletelim neşeyle
ne lezizdir şu amsterdam goudası

farımaz da avantı gönül farımaz
kalıcıdır dolgularım erimez
yeni sürdüm french'lerim kurumaz
beta oğlan bu ilişki yürümez

sonsuz idir gönül bağım verene
her görüşte orkideler, paptyalar derene
deremezsen hiç boşuna yürüme
bu bahar da amsterdam'a varamadım...
6
ocb ocb
çok hızlı sivil polisler var bu şehirde. ben sürekli drum marka sarma tütün içerim. nehrin kenarına oturdum hadi bir tek kağıtlı kıvırayım dedim. kıvırdım. yaktım. çakmağı cebime koymak için elimi arkaya götürmemle iki polisin üzerime çullanması bir oldu.


kısa bir kontrolden sonra sardığım sigaranın içini açıp mal var mı diyerekten kontrol ettiler. bişi bulamayınca so sorry dediler ve gittiler. hemen taşşaklarıma indirdiğim cigarayı çıkardım ve bi çift kağıtlı kıvırdım oracıkta .

5 dakika sonra onları yine uzaktan benim yanıma gelirlerken gördüm . ani bir hareketle cebimdeki bir gram kadar malı ağzıma atarak yuttum . cigarayıda söndürüp çarşafı patlattım ve onun içindekinide yedim tütünle beraber.

öyle yani.
anabacı vokke anabacı vokke
at yalanı sikeyim inananı: (#18083115)

öncelikle bırakalım amsterdam'ı, red zonelar ve marijuana shoplar olmayan almanya'da bile polisin yanında kokain çekebilirsiniz. uyuşturucu kullanana karışmazlar. uyuşturucu satarsanız yandı gülüm keten helva... ki amsterdam'da bazı bölgelerde satmak da serbest.

bu arada gerek hollanda'da gerek almanya'da uyuşturucu satıcılarının çoğu da türktür. hapishaneler uyuşturucudan girmiş türk gençleriyle dolu... hollanda'da matematik öğretmeni olup uyuşturucu satan türk gördüm diyim, durumu anlayın.

bu arada avrupa'nın en büyük saçmalıklarından birisidir, uyuşturucu kullanımını neredeyse yasallık düzeyinde serbest bırakıp satışına bu kadar sert tepki göstermesi. ki isteseler satışını da bitirirler ya neyse...
badass badass
çıplak gözle gördüğüm en güzel kadını gördüğüm şehir. hayatımdaki en büyük sınavımdı. ya 50 euro verip hayatımda gördüğüm en güzel kadınla birlikte olacaktım ve "para karşılığı seks eda etmem" ilkemi çiğneyecektim, ya da o ilkeyi bir duvara dönüştürecektim. bu muhasebeyi yaparken kafamı toparlayayım diye bir yandan sırtımı duvara yasladım, sağ dizimi büktüm, ayağımı kaldırıp tabanını da duvara yasladım, bir sigara çıkarıp yaktım. kapıyı açtı, parmağıyla "gel" hareketi yaptı. o kadar tanıdık bir büyüleyicilikti ki şundan eminim, o kadınla aramda iki sokak, onlarca insan ve duvar olsa bile hissederdim etrafta olduğunu, köpekbalığı gibi alırdım kokusunu. çıkamadım yörüngesinden, yine de umudumu kaybetmeyip mesaisinin ne zaman bittiğini soracaktım. arkadaşım lafa tuttu ve perdesi kapandı. sigarayı söndürüp yürüdüm gittim.

para karşılığı seks olayını "onunla bile yapmadım" demek suretiyle ömür boyu rafa kaldırmış bulundum ama hala ara sıra "yapsa mıydım?" diye düşünmüyor değilim.
absimiliard absimiliard
amsterdam space kek , red light saçmalığı, coffe shopları ve sınırsız özgürlüğü ile genelde anılır sevilir olduğu için rağbet halinde. bir de güzel pazarlanıyor bu sebeple.

gençlerin özellikle hafta sonu uğrak yeri haline gelmiş bir lokasyon. elektronik festivallerin de bolluğu gençler için cazibe merkezi haline getiriyor

bu bahsettiğim etkenlerin dışında çok daha güzel tabir edilebilecek bir şehir. kendine has mimarisi, parkları, doğal alanları, çevre kasabaları, müzeleri ile daha turistik durmaktadır.

çok fazla abartıldığını düşünüyorum prag gibi paris gibi ama onlardan farkı, devamlı gidilebilir bir şehir olmasıdır. kısa turlarda asla sıkılmaya izin vermeyecek bir şehirdir.
17 /