ana

2 /
psyce psyce
pearl sydenstricker buck'e ait dünya klasikleri arasında sayılan roman.

1930'lu yıllarda çin'in kırsal bölgelerinde yaşıyan bir çiftçi ailesinin hayatını konu edinen romanda, yine aynı dönemde sovyetlerde yaşanan gelişmelerin komşu ülke çin'de komünizmin etkileri üzerine de nüanslar taşıyan bu kitap, kesinlikle ölmeden önce okunması gereken eserler arasındadır.
gabriella gabriella
türk özel televizyonculuğun ilk absürd komedi dizisi.

ilk diyorum ama absürd komedi diziciliğin ömrü pek uzun değildi zaten.çoğumuzun da bildiği gibi türk televizyon tarihinde sadece iki absürd dizi boy gösterdi.bunlardan birisi ana diğeri ise kaygısızlar dı.ana yı ilk yayınlanmasından yıllar sonra tekrar bölümleriyle izlemiştim.nitekim ana dizisi hemen hemen benle yaşıtmış.1.sezon o zamanki adıyla interstar da yayınlanmış.sonra 2 sezon kanal 6 da yayınlanmış.ben her iki kanaldaki bölümlerini de izleme şansına nail oldum.en son da 2000 yılının aralık ayında kanal 6 da izlemiştim.

civciv,kung fu,vites,çitlembik gibi absürd isimler ve en az isimleri kadar absürd olan karakterleri,ayşen gruda nın başında fötr şapka,elinde sigara tam bir mafya anası hali,düşündüğü zaman başının üstünde baloncuk çıkan köpek,''olmaz demeyin nasıl olsa bu bir dizi'' geyikleri,''mangırmatik'' adlı para makinesi,''barut fıçısı'' adlı tartışma programı gibi absürd terimler ve her bölümde bir dansözün boy göstermesi ile ana dizisi bir efsanedir.

ayrıca bakınız


sariallstarlimehmetaga sariallstarlimehmetaga
analık
kim takmıştır bu ismi çocuk sahibi olan kadınlara, analık günümüzde sadece çocuk sahibi olmak mıdır? bir düzine çocuk yapıp evde oturtulan kadın yetiştirdiği çocuklarına karşısındaki televizyondan ve gittiği günlerde duyduğu dedikodulardan başka nasıl bilgi verebilir, yetiştirdiği çocuklar ne kadar özgür beyinler olabilir?
avrupada annelik kavramı biraz daha farklı olduğundan sadece türkiye üzerinden düşünelim. 16 yaşında bir kızsın, liseden alınıp tanımadığın bir adama veriliyorsun. tanımadığın bir adam senin elini öpeceğin bir sahibin oluyor bir nevi, evine ekmek getirdiği için ve seni koruduğu için bu saygıyı hak ediyor olabilir. fakat bir kadın neden kendi kendine evine ekmek getiremesin? neden kendini başkasına korutmak yerine kendi haklarını korumak için özgür savunma yapamasın? çünkü o bir ana. onun işi sadece ‘’ anadolu ‘’ kelimesindeki hikayedeki gibi gelen askere ayran doldurmak, çeşmelerden eve su taşımak, evindeki her eşyanın üzerine set olarak dantel dikmek, onun işi sadece kendisine sabah akşam çalışıp para veren kocasına saygıda kusur etmeyip cinsel isteklerini yerine getirmek, düzinelerce çocuk yapıp memlekete yeni bireyler kazandırmak. ama analarımız neden bu fedâkarlıklarına karşılık birşey alamıyor? neden işleri sadece hep vermek de almak değil?
istisnalar dışında bu ananın yetiştirdiği çocuğun yeri gelince hakkını savunmasını nasıl bekleyebiliriz? evde yalnız oturup sadece tanıdık yüzler gören ananın doğurup büyüttüğü, her anında yanında olduğu çocuğunun hakkını nasıl geniş kitlelere katılarak aramasını bekleriz, üstelik tepesinde kendisini bazı kurallara tabi tutan babası varken?
aile devletin en küçük kurumu derler. tanıdık geliyor mu aile içindeki bu hiyerarşi? baba devlet ise anne nedir? cevap çok uzakta değil, ana devletin yöneteceği yeni bireyleri dünyaya getiren, yaptığı işe kutsal adı takılıp bu zulmün devam etmesine göz yummak zorunda bırakılan bireydir. hiçbir etkinliği yok gibi görünse de analarımız bu ufak devletin işleyişine dur diyebilecek bireylerdir, ellerindeki gücün farkına varmaları dileğiyle.
utangaç ve yüzsüz utangaç ve yüzsüz
bana hep bir çocukluk hatıramı hatırlatan sözcük..4-5 yaşlarındayım ailece bir film izledik. maddi zorluklar yaşayan insanlar var ve köyde geçiyor film. orada çocukların annelerine ana diye hitap etmesi çok hoşuma gitmişti ve ben de anneme ana demeye başlamıştım. annemin" ana nerden çıktı çocuğum güzelce anne desene " demesiyle de sevinmiştim. çünkü çocuk aklımla bu kelimeyi fakir insanlar kullanıyor bizim de paramız var diye düşünmüştüm..
ay şehzadesi ay şehzadesi
"bir kalp şiddetle yanmazsa, o kalpte pis yağ birikir."

"pelageya" size samimiyeti çağrıştırıyorsa, o bir ana olmalıdır.
bir ananın, ne yaptığını bilen oğluna kendi hayatını dâhi hiçe atma romanıdır ana. ana bir samimiyettir. ana, gerçekliktir, devrimdir, direniştir. ana, şimdiki gençlere bir örnektir; aynı zamanda okuma-yazma bilmese de ana, ana yüreğinin dava için de olsa parçalanabileceğini gösterendir.

pavel mutlu olsaydı direnebilir miydi? pavel, cahilliğiyle niye direndiğini, neye direndiğini bilir miydi? sahte bir girişim için aylarca hapis yatıp, sürgün yer miydi?

maksim gorky'nin dünya klasiği bir derstir günümüzde de.
rene rene
işte ana

78 yaşındaki ifakat, 56 yaşındaki zihinsel engelli oğlu halil'le yaşamaktadır. halil'in bakımı zordur. ifakat ölürse halil ortada kalacaktır. bu nedenle ifakat, oğlunun kendinden önce ölmesini beklemektedir


2 /