anadolu efes

1 /
tektasakaldimyine tektasakaldimyine
türkiye'de bira ve malt sanayinin lideri olan efes içecek grubu, çeşitli sektörlerde hizmet veren anadolu grubu'nun çok önemli bir üyesidir. tümüyle yerli sermaye ile kurulmuştur. efes içecek grubu, türkiye'nin farklı bölgelerine yayılmış 18 üretim tesisini kapsayan 8 üretici şirket, yurtiçi dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini yürüten 5 şirket ve yurtdışında faaliyet gösteren 17 şirket ile toplam 30 şirketten oluşmaktadır.
türkiye'de bira denince akla ilk gelen markalar olan efes pilsen, efes light, efes dark ve efes extra, erciyes biracılık istanbul ve lüleburgaz fabrikaları, ege biracılık izmir ve ankara fabrikaları ve adana fabrikası tarafından üretilmektedir. ayrıca efes pilsen afyon ve çumra'daki iki malt fabrikasına ve bilecik pazaryerinde bulunan şerbetçiotu üretim tesisine sahiptir.
mr mustache mr mustache
efes pilsen basketbol takımının yeni adı. sporda alkollü içecekleri özendirici isim kullanılmasını engelleyen yasaların yürürlüğe girmesinden dolayı bu değişime gidilmiştir.

yalnız takımın logosu eski komünist takımlarının logolarına benzemiş.
qatal qatal
her sene final four hayaliyle ortalığa para saçan ama umutları hep başka bahara kalan kulüp.
ülkede basketbol kültürü ve geçmişi en köklü kurumlardan biri olmasına rağmen basketbol planlamasında yaptığı hatalar gerçekten düşündürücü. aslında planlama denen şeyin varlığından bile şüphe etmeye başladım efes için. her sezon başı geçen sene euroleague'in en değerli oyuncularını kadroya katarak başarı gelmiyor ne yazık ki. efes'in başarılı günlerini hatırlayanlar bilirler, bu başarılar hep birbirini tamamlayan, başarıya aç ve altyapıdan gelen oyuncular sayesinde yaşandı. bugün geldiğimiz noktada altyapıdan gelen oyuncular kadroda bulunsa bile bunlar ununu elemiş eleğini asmış durumdalar. her sene sil baştan değişen kadrolar, bir sezon bile takımın başında bulunmayan antrenörler ve kendi skorundan başka bir şeyi düşünmeyen yabancılarla bu işin yürümesi mümkün değil.

efes'te bir gariplik de kerem tunçeri ve ender arslan konusunda yaşanıyor. bu oyuncular uzun süre kadroda bulunmalarına rağmen takımı bir yere taşıyamadılar. buna rağmen kendilerinde gereksiz derecede ısrar edildi. şu an ender efes'te bulunmamasına rağmen kerem hala kadroda ve ondan hala ne beklendiğini bilemiyorum. eminim ki efes'teki bu hatalar zinciri devam edecek ve ilerleyen sezonlarda ender tekrar kadroya katılacak. bu oyunculardan ne efes'e ne de türk milli takımına bir fayda gelmeyeceği artık anlaşılmalı. bu oyuncuların türk basketboluna verdikleri en büyük zarar da genç guardların önünü tıkamaları. bugün kerem'in efes'e sağlayabileceği katkıdan fazlasını efes'in altyapısından genç ve yetenekli bir oyuncunun sağlayabileceğine inanıyorum.

efes türk basketbolunun lokomotifliği görevini fenerbahçe ülker'e devretmiş durumda. fenerbahçe ülker ise bu noktaya çok kolay gelmedi. kulübü tamamen bogdan tanjevic'e teslim edip, genç oyuncularla tecrübeli yabancıları kaynaştırarak bir basketbol ekolü yarattılar. son 2 yılda fenerbahçe'nin 4 oyuncusunun nba takımlarınca draft edilmesi ve bu oyunculardan 3 tanesinin ligde oynaması bir raslantı değil. bu oyuncuların kaybına rağmen fenerbahçe ülker'in çok yara almaması da basketbol planlamasının ne kadar doğru yapıldığına bir işaret.

efes şampiyonluklar kaybetti, avrupa'da istediği yerlere gelemedi ama bu süreçte en büyük kaybı taraftarını kaybetmek oldu. türkiye'de basketbolu en çok bilen, en çok seven, en kültürlü taraftar olan efes taraftarı basketbola küstü ve adeta salonun yerini unuttu. bence vakit daha geç olmadan efes yönetiminin aklını başına toplaması gerekiyor çünkü bu kulüp bira reklamına odaklı bir şirket değil, türk basketbolunun gelmiş geçmiş en büyük takımı.
rick blaine rick blaine
bu ne ya...
dün akşamki maçı seyreden ya da seyretmeyip de benim gibi sonrasında öğrenince kahrolmayan biri var mı?
bir basket takımı düşünün ki 8 dakikada 20 sayı atıyor, maçın geri kalan süresince de yani kalan 32 dakikada da 37 sayı atıyor.
sonuç 96 -57
efes tarihinin hiç bir döneminde bu denli aciz duruma düşmemişti.
aydın örs zamanında bu takıma 70 sayı atmak başarıydı. 75 sayı atan galip gelirdi.
avrupa'ya alan savunması kavramını yeniden öğreten takımdı.
oralardan buralara geldiğini görmek üzüntü verici.
içlerinde başarı arzusu kalmamış oyuncuları takıma almışlar. üstelik efes'in adına yakışmayacak bir şekilde oyuncular ve teknik kadro her sene yenileniyor.
istikrar gelmediği için başarı da gelmiyor.
çetin yılmaz idarece yapmışlar ve geçenlerde bir röportajında "savaşmayan oyuncu ile işimiz olmaz" diyordu...
abi 96 sayı yemişsin, nasıl savaşıyorsun. sana güveniyoruz iddaa da yatırıyorsun bizi.
biraz güçlü bir takım 20'nin üstünde fark takıp bırakıyor efes'i...
ufuk sarıca'nın işi bence çok ama çok zor.
henüz pişmeden onu koçluğa getirmek de mantıklı değildi açıkçası.
ssa ssa
ne yazık ki oktay mahmuti den sora bir türlü eski havasını yakalayamamış ve final four için sürekli iyi bir kadro kurma çabasına girmiş fakat hep başarısız olmuş dünya üzerinde tek tuttuğum takımdır. final four un değişilmez takımı olan efes pilsen gitmiş sadece bir hedef belirleyen ve başarısız olan bir takım gelmiştir. oktay mahmuti gelmedikçe içimdeki duygu hep yarım kalacak fakat sevgim hep devam edecektir. sürekli yeni oyuncular alıp deniyeceğine sabiit bir kadro belirleyip ona takviyelerde bulunsa başarının geleceğine inandığım takımım ama başkanımız tuncay özilhanın da bir bildiği var der geçerim ve sonuna kadar desteklerim takımımı.
pontiarchus pontiarchus
oyuncularının reklamdaki oyunculuk performansını sahada sergilemekten aciz kaldığı takım. he, bir de baya baya coachsuz takım. kurulan kadroya el birliğiyle yazık edilmekte olan takım.
onbirdakika onbirdakika
cooooooooook güzel bir reklam filmi var ya..
o reklamdan sonra bütün maclarına gidesi geliyor insanın. kerem tunceri de yakından böyle değildi ya reklamda çok tatlı şarkı söylerken.
her şutu taca çıkan forvet her şutu taca çıkan forvet
reklam filmi iyi hoş da bu seneki performansları da beni pek memnun edemeyen basketbol takımımız.

olympiakos'ta sen 4. çeyreğe kafa kafaya gir, son çeyrekte dağıl, olacak iş değil, hala olayın şaşkınlığındayım...
selim pusat selim pusat
kulüp tarihinin en sıkıntılı dönemlerini geçirse de, siyasiler adını değiştirsede, futbol taraftarları abidik gubidik argümanlarla saldırsa da, istikrarlı bir teknik kadro ve takım kadrosu kurulamasa da türk basketbolu için en önemli değer olan takımımızdır. türk basketbolunu futboldaki gibi para para daha çok para mantığıyla futbol'un üç büyüklerinin fanatik lakin bir o kadar da işe yaramaz mücadelesi oyununa çevirmek isteyen digitürk vb sermaye sahiplerine karşın ilerleyen zamanlarda türk basketbolunun lokomotifi görevini devam ettirecektir.

takımlarının sponsor isimli basketbol şubeleri yokları oynarken bırak spor salonlarını, tv başlarında bile basketbol izlemeyen, sonuçlarıyla ilgilenmeyenlerin bir anda basketbol fanatiği kesilip, deplasman tribünlerinin hepsini neden bize açmıyorlar yeaavv diye ağlamaları da ayrı bir garipliktir.

futboldan ötürü üç büyükler taraftarlarının iddia ettiğinin aksine türkiye'deki gerçek basketbol taraftarı oranına göre büyük bir sayıda olan efes pilsen taraftarlarına düşen görev ise spor salonlarını fanatizmden korumak için efes pilsen yönetiminin kararlarını destekleyici şekilde olması için efes fan card alıp, rahatlıkla tribünlerde yerlerini alıp takımlarını desteklemektir. altıüstü internetten kayıt yaptırıp çoğu zaman birkaç haftayı bile bulmadan kartlar yollanmaktadır. ben benimkinin 3-4 gün içerisinde geldiğini görünce baya baya şaşırmıştım, yönetime de helal demiştim. ha bu arada kart deyince akıllara banka kartı gibi bir şey gelmesin, ne para ödüyorsun ne de başka bir şey. altıüstü bir forum doldurmak

http://www.efesbasket.org/Efes-Fan-Card/Efes-Fan-Card.aspx
1 /