andre gide

1 /
kerrigan kerrigan
bütün hayatı boyunca onun tek dramı: "kendi varlığını, kendi olmaktan alıkoyan tamamlığına, karşı gelen şeyle savaşmak" olmuş.
gide'ın bütün kitapları tepki yoluyla doğmuştur. bunu da yazdığı bir mektuptan çıkarmak mümkün: "eserlerimin her biri kendinden öncekine doğrudan doğruya bir tepkidir."

dünya nimetleri
günlük
dar kapı
kerrigan kerrigan
"büyük yazarların insanı hayran bırakan yönü, birbirini izleyen kuşaklar arasında anlaşmazlık uyandırmaktadır. onlar söz konusu oldu mu, haklarında başka başka düşünüldüğü görülür.
övgülerde birleşiverme, bir yazar için yaşama güvencesi değildir. ilkin bütüniyle hoşa gidenler bir solukta tükeniverenlerdir."

-andre gide
tylerdurden tylerdurden
albert camus ile karşılaştırınca pek bir zavallı gelen zamanında rahiplik yapmış sonrasında ise bu baskıdan mıdır bilinmez herşeyi inkar etmiş ölümünden 2 sene önce eşcinsel olduğunu açıklamış ölümünden 2 sene sonra ise kitapları vatikan tarafından okunması yasaklı kitaplar listesi ne eklenmiş son yüzyılın en önemli fransız yazarlarından biri...

eserlerinde derin uçurumlar gözlemlenir...okuyucuyu dumura uğratan ani olayların gelişimiyle kitap akıcılığın en üst düzeylerinde seyreder...genelde yazdığı romanları yaşadığını idda eder...hatta dar kapı nın giriş metninde bu hikayeyi başkasıda yazabilir di ama ben bizzat yaşadım ve ondan sonra yazdım diyerek daha kitabın başında okuyucuyu esere adapte eder...

kişiliği beş para etmese de canavar gibi yazmıştır vesselam
(bkz: dar kapı)
(bkz: pastoral senfoni)
pelagos pelagos
"ahlaksız" romanındaki usta anlatıyla kendini okutturabilen hatta kendine hayran bırakan yazardır.

"ahlak" teması gide için önemlidir. genel olarak eserlerinde toplum düzeninin yasalarını, dini, yerleşik değer yargılarını eleştirmiştir. "pastoral senfoni" de ve "ahlaksız" da açıkça görebilmek mümkündür bu eleştirileri.

"ahlaksız"da michel'in geleneksel "ahlak" kalıplarını yıkma uğraşını, yeni bir "ahlak" anlayışı yaratma çabasını görürsünüz. romanın bir bölümünde okura seslenişi vardır gide'in. ne zaman bir yazar romanında okura açıkça sesleniyorsa o yazarın iddialarına, üretme çabasına daha dikkatli bakmak gerekir. o yüzden gide'i okurken gözler dört açılmalı görülebilecek şeyleri kaçırmamak için. "ahlaksız" daki ufak bir sesleniş:

"insanların en güzel yapıtları inadına acı vericidir. ne olacak bu mutluluğun öyküsü? mutluluğu hazırlayan, sonra da onu yıkan hiçbir şey anlatılamaz. ve ben mutluluğu hazırlayan her şeyi söyledim şimdi size."
de te fabula narratur de te fabula narratur
kitap, sadece önsözüyle dahi bırakın fransa'yı tüm avrupa'yı ayaklandırmaya yetmiştir.
gide, kendisine neden böyle nir kitap yazdığını soranlara "beni anlayacak sadece 3-5 insan var bu dünyada onlara yazdım sana değil" cevabını vermiştir.

kitabın önsözünden:

"en üstün olgunluk ölçüsünün kendini doğaya bırakmak ve içgüdülerini alabildiğine kapıp koyvermek olduğuna hiç de inanmıyorum; inancım şudur ki, kısmak ve yumuşatmaya çalışmaktan önce onları iyice anlamak önemlidir; çünkü sıkıntısını çektiğimiz uyumsuzlukların çoğu ancak yüzeyde kalır ve yalnız yorumlama yanlışlıklarından doğar."
-andre gide, corydon.
de te fabula narratur de te fabula narratur
"düşününüz ki, yaşadığımız toplumda, törelerimizde; her şey öbür cinse karşı bir istek duymaya zorlar bizi, her şey karşı cinse dönmeyi öğretir, her şey ona yöneltir kişiyi, her şey bu duyguyu körükler, tiyatrolar; kitaplar, gazeteler; büyüklerden alınan örnekler; salondaki gösteriler; sokaktakiler..."
andre gide, corydon, varlık yayınları.
abcds abcds
ona benzediğimi düşünüyorum. bu adamı, ki sadece l'immortaliste i okuma şansım olmasına rağmen,sevdim. aşık oldum, michel'e ve uzun boylu tanıdığı, hamile karısını bırakıp yanına koştuğu, uzun parke giyen adama. ikisi arasında kaldım. sallanıyorum şimdi ortalıkta, her geçen dakika, fabrikadaki işim bitse, eve gitsem de andre gide okusam diye düşünüyorum sürekli. yanıyorum kendime ve cahilliğime, bu adamı geç tanıyışıma ve üzülüyorum biraz da kendime, zira michel'in geçirdiği dönemleri, yaşadığı değişiklikleri, farklı zamanlarda, farklı yerlerde yaşıyışıma üzülüyorum. bu adamın iç organlarıma ayna tutuşuna kızıyorum...


edit: kalpazanlar kesinlikle okunması gereken eseridir. zira ayrık yol için bile bu kadar yazmış olmam garip. tabiri caizse kalpazanlar kadar dağınık bir şekilde yazılmış ama bu kadar güzel olan bir kitap zor bulunur. ilişkiler öyle güzel ve paranoyakça anlatılmıştır ki, herbir karakterin aslında anlatılan karakter olup olmadığını sorgulamaya başlarsınız.

küçük bir uyarı: andre gide'in oscar wilde ile bir tanışıklığı olmuştur. hatta, dorian gray'in portresine uzunca bir önsöz de yazmıştır ancak bu durumu biraz ikircikli bulmaktayım. zira wilde hapislerde sürünürken, bir nebze olsun aklı başında ve kendi duygularına eşdeğer birinin varlığına ihtiyaç duymuştur ancak gide'in bu yönde herhangi birşey yapmış olduğunu sanmıyorum.
1 /