anlatılamayan duygular

mülhem olmak mülhem olmak
çoğunlukla ne denli mutlu veya mutsuz olduğumda anlatmayı beceremediğim oluyor. bundandır ki iyi olduğumdan, kötü olduğumdan ya da ne kadar ne olduğumdan kimse bir şey anlamıyor. ifade gücü diyoruz ya, mimikler bilmem jestler onlarca kez dil dökmekten daha önemli aslında ama, insan ne kadar iyi ya da kötü olduğunu da anlatır geçer tabi, insanların aklında bir kanı oluşturabilir. bir de hiçbir şekilde ifade edilemeyen duygular var, sanki kişiye özel ama böyle de olduğunu sanmıyorum bir tuhaf.

belki 4-5 yaşımdan beri, uzun aralıklarla da olsa birkaç yılda bir gördüğüm acayip bir rüya var. neredeyse hiç değişmeyen bir rüya ve yaş 28 oldu hala görüyorum ve hissiyat hep aynı, anlat desen anlatamam tabi yaşattığı şeyi. hem güzel, hem de gizem dolu bir şey yaşıyorum bu rüyayı gördüğümde kabaca anlatacak olursam ama yaşadığım bu duyguyu net olarak birilerine izah edebilmem imkansız.

rüyamda ben daha çocukken oturduğumuz binanın 50-60 metre kadar üstünde havada asılı bir şekilde duruyorum abi öylece. karşıda, baktığım yönün çok ama çok uzaklarında bulutlara yakın, devasa bir zeplin duruyor.

rüya bu.
matmazeldrunk matmazeldrunk
kardeşim erkek arkadaşlar tarafından darp edilmek nedir yahu. bi ton eğitim aldım kariyer yaptım resmen kendimi ilkokul mezunu 9 çocuklu anadolu teyzesi gibi hisseder oldum. her zaman şunu diyorum matmazel güçlüsün siktir et aciz kadın durumuna düşme. ama inanın bu hiçbir zaman elinizde olan bir şey değil. erkek kaslı çünkü,erkek 2 katınız ve siz ne kadar ben şöyle güçlüyüm,şöyle çakım var, şöyle hukuk bilgim var, hakkımı da alırım deseniz de öyle bir zamanda vuruyor ki ne hakkınızı arayabiliyorsunuz bu ülkede, ne de savunabiliyorsunuz,ne de kendinizi koruyabiliyorsunuz o yanınızda taşıdığınız bıçaklarla.hayat inanın bu ülkede dedikleri gibi ağaç olurken zor, çocuk olurken zor, kadın olurken zor. kim ne derse desin bir erkeği çocukken de yetiştirmek zor, yetişkinken de yontmak zor. yaşasın feminizm diyecektim ki öhöm, umarım oraya kadar dalıp 40 kedili 40 yaşında olmam bi gün.
lora blood lora blood
dinlemesi gereken kişinin hiç umurunda olmayacak, zikine bile takmayacak olan duygulardır.
o yüzden duygularınızı gömün içinize, üzerine de atın toprağı "allah rahmet eylesin" deyip geçin.
ölenle ölünmüyor sonuçta, hayat devam ediyor.
nutellamsı nutellamsı
bazen her şeyden o kadar çok bunalıyorum ki, ben çaresizlik içinde oturup katlanmaya devam ederken ruhum kalkıp eşyalarımı toplamaya başlıyor.
nyks nemesis nyks nemesis
karşınızda makul, konuşulabilir ve anlaşılabilir birisi varsa ben anlatmayı deneyin derim. çünkü söylemediğiniz şeyler için sonradan bir gün pişman olacaksınız.

fakat samimiyetinizi algılamak istemeyen, duygularınızı anlamaya çalışmayan, sözlerinizi çarpıtan birisi varsa karşınızda... o vakit susun gitsin. içinizde patlasın daha iyi. söyleyip anlaşılamamak, söylemeyip anlaşılamamaktan daha kötü inanın.
yürüyen adam yürüyen adam
hayatın anlamsız ve gereksiz bir yer olduğu ve dünyanın iyi bir yer olmadığı hissi fakat bu hisleri taşırken bazı sebeplerden ötürü burada kalmak zorunda olmak ve kaldığın sürede de zihinden öte beden sağlığı için mutluymuş gibi yapmak ya da bedeni korumaya çalışmak. aslında bana ait olmayan bir şey bu. ben aslında zihnimdeki tanımlamamım fakat böyle varolmuşuz işte bir bedene ihtiyaç duymuşum ve ölüm dedikleri onun iflası fakat kendimi bedenimle bir tutmuyorum ama belki de kafamdaki bir yanılsama bu da beyin iflas edince bu illüzyon da olmayacak. kısaca yaşıyor olmanın ölmüş olmaktan pek farkı yok bunu insanlara anlatamıyorum.