annabelle creation

driving einstein driving einstein
annabelle 2 olarak da geçen annabelle'nin devam filmi. 2017'nin en iyi gerilim/korku filmi olmaya adaydır, the conjuring 1 ve 2'nin ürünü gibi gösterilse de başlı başına gerçek olaylardan esinlenilen ve aktaran gerilim filmidir.

biz cinlerle 3. sınıf kalitesinde bile olmayan korku filmleri yaparken adamlar çıtayı sürekli yükseltiyor... fragmanı 2 küsür dakika olmuş, fazla geldi bana gerilim filmi için. çok şey göstermişler gibi ama iddialıyız lafını da fragmanla kanıtlamışlar. ilk filmi the conjuring'in gerisinde kalıyordu yer yer sıkıyordu ama 2. filmin daha sağlam geleceği belliydi zaten. it(stephen king'in hollywood'a uyarlanmış aynı filmi) filmi ile bu yılın en iyi gerilim filmidir bana göre daha çıkmadan. the rings'in prim yaptığı yılda kaliteli gerilim nasıl olur gösterecekler.

gerçek hayatla ilgili olan kısmı ise bu bebek gerçektir ve hala saklanmaktadır, tüyleri ürperten budur ve adlarını şu an hatırlamadığım ikili onu korumaktadır.
driving einstein driving einstein
imdb'ye 7.2 ile giren annabelle'nin devam filmi.

7 altı bekliyordum ama ilkine göre çok iyi demek ki 7'yi aşmış. çok da kriter değil imdb ama genel olarak beğenilmiş. zaten bu yılın it ile beraber korku tarafısını kendisi, gerilim/korku tarafını stephen king'in it filmi üstleniyor.

gidilip izlenebilir sinemada.

edit: ilk filmi 5 küsürdü, gerçekten de kötüydü.
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
ilk filmi kötü olan the conjuring spinoff'u oyuncak bebeğin çok daha iyi devam filmi. çok daha iyi ama adamı tribe sokan tipte bir film. ürkme eşiğiniz ortalarda veya düşükse tırsacağınız çokça an barındırıyor içinde. gelin görün ki karakterlerin neredeyse hiçbir hareketi sağlıklı bir insanın yapmayacağı türden. nerde girilmemesi gereken yer var giriyorlar, nerde çığlığı basmaları gereken yer var susuyorlar falan. tırstırıcı atmosferlere de bu yüzden giriyorlar zaten.

ben tırstım izlerken ama eğlenmedim. çünkü karakterlerin tavırlarına "yok artık bu kadarını da yapma" demekten bir hal oldum. tırsıyorum ama saçmalığa da sövüyorum.

the conjuring'deki bir iki yerde "evladım gece yarısı gelen sese kendin gideceğine ananı babanı uyandırsana" veya "ulan kaç git şu evden sokakta filan yat" dediğiniz anlar bu filmin tamamını oluşturuyor.

son olarak fakire musallat olan şeytanlı filmlerden gittikçe daha az keyif aldığımı fark ettim. the conjuring serisi, annabelle, babadook gibi filmlerde zaten allahtan belasını bulmuş garibanlara bir de şeytanlar musallat oluyor. yemin ediyorum karakterlerin haline üzülürken bir de şeytanlar gelince insan korku filminde eğlenmekten ziyade stresten strese giriyor. benim derdim bana yeter lan!
widdler widdler
7 1'i kesinlikle haketmeyen film. 'creation' kısmına aldanıp da hikayenin en en en başını izleyeceğinizi sanıyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız; filmin sonlarında iki dakika -daha bile az olabilir- şöyle bir lafı yapılıyor, hepsi bu.

normal şartlarda, her türlü ucuz korku klişesine bayılırım; jumpscarelar dahil. ancak bu filmde öyle tırt yollardan izleyici korkutulmaya çalışılmış ki, standartları çok düşük olan ben bile etkilenemedim. üstelik karanlığın içinden bir şeyin ipi tuta tuta gelmesi the mist'te, ahırda kovalanma da the visit'de çoktan çekilen sahneler, karanlık varlıklar da ouija'ninkilere fazla benziyor -ki eminim cahilliğimden farkedemediğim daha birçok çalıntı mevcuttur-. final de önceki annabelle filmlerini çılgıncasına takip eden fanlara hitap ediyor yalnızca; o uyduruk numaralara kanacak sinema seyircileri elbette ki bir bok anlamadan salonu terk edecek. bu da yapımcıların bir diğer kendini bilmezliği işte.

yalnız şurası baya iyi, hakkını yemeyeceğim: