antik yunan

1 /
jassmine jassmine
*
bugünkü yunanistan toprakları ve çevresinde yaklaşık 1000 yıl süren ve hristiyanlığın güç kazanmaya başlaması sonucu ışıltısını kaybetmeye başlayan tarihî bir dönemdir.

balkanlar'a göç eden yunan kabilelerin kurmuş olduğu yunan şehir devletleri demokrasinin ilk temellerinin atıldığı yerlerdir. eshilos, aristofanes, evripides, sofokles, aristo, eflatun, sokrates, heredot ve ksenofon gibi büyük filozofların yetiştiği atina, sparta, tebai ve nakşa gibi büyük şehirler gerek birbirleriyle gerek o dönemin en önemli güçlerinden biri olan persler ile üstünlük mücadelelerine girmişlerdir.

antik yunan uygarlığının zirveye çıktığı, en çok geliştiği dönemler iskender yönetiminde olmuştur. yunan kültürü içinde bir eğitim almış olan iskender, babası filip'in ölmeden önce hazırlamış olduğu ortamı kaybetmemiş, antik yunan kültürünü batıda makedonya'dan doğuda hindistan'a, kuzeyde fergana'dan güneyde mısır çöllerine kadar yaymıştır.

çok tanrılı din inancının hâkim olduğu, toplumun sınıflara ayrıldığı, tiyatro ve mimarinin o dönemdeki en büyük eserlerinin verildiği antik yunan medeniyetinin gelişimi augustus caesar'ın m.ö. 27 yılında yunanistan'ı achaea eyaleti olarak roma imparatorluğu'na bağlaması ile durmuştur. fakat yine de antik yunan kültürü batı medeniyetlerinin temeli olarak kabul edilir. yunan kültür ve uygarlığının, avrupa'nın birçok yerinde hüküm sürüp kendinden izler bırakmış roma imparatorluğu üzerinde çok büyük etkisi vardır. 14. ve 16. yüzyıllar arasında avrupa'yı etkisi altına alan rönesans hareketinin ve neo-klasik canlanmanın üzerinde antik yunan medeniyetinin büyük izleri görülür.


uygarlık diye tanımladığı değerlerini i. ö. vııı. yüzyıldan başlayan bir ekonomik canlılık temelinde oluşturmuştur. çünkü dış ülkelerde yüksek bir değeri olan şarap ve zeytinyağının, ilk önce iyonya’da, bunun ardından yunan yarımadasının kıyı polislerinde dışsatım amacıyla yoğun bir şekilde üretilmeye başlanması, denizaşırı ticarete büyük bir hız kazandırmıştır. bu ekonomik temel, gelişmiş polislere yabancı zanaatkarların, sanatçıların ve tüccarların akmasına yol açmıştır. denizaşırı ticaretin çok önemli bir diğer sonucu ise, her türlü işte çalıştırmak üzere çok sayıda kölenin yunan dünyasına sokulması olmuştur. köle ticareti, tüccar sınıfının semirmesinde ciddi bir etkendir.

antik yunan dünyasının hukuksal açıdan sınıfsal yapısı ise şöyledir:

a) toprak (oikos) sahipliğiyle özdeş olan yurttaşlar (politai), polisin yerli halkını oluşturan ve belli haklara sahip olan özgür kişilerdir. bu sınıf, daha sonraları sosyo-ekonomik farklılaşmalar sonucunda kendi içinde bölünmüş ve içinden yönetim mekanizmasını elinde tutan iyi doğmuşlar (eupatrid), yani soylular çıkmıştır. şarap ve zeytinyağı üretiminden büyük kazançlar sağlayıp, spartalıların farklı pratiğinin de birleşimiyle geniş toprakları ellerinde toplayıp, polise hükmeden soylu sınıfı; iyi doğmuşlar (eupatrid), toprak beyleri (geomor), atlılar (hippeis) olarak belirlenmişlerdir. özellikle aristoteles, ilk oligarşilerin ortaya çıkışı ile atlılar sınıfı arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir.

b) polise dışarıdan gelip yerleşmiş, genellikle zanaat, ticaret işleriyle uğraşan ve varlıklı bir kesim olan yabancılar (metoikos). toplam nüfusun onda birini oluşturan bir kesim olan yabancılar, özgür olmalarına karşın, hiçbir yurttaşlık hakkına sahip olmamışlardır. özgürlükleri bağışlanan köleler de bu kesimin içinde yer almıştır.

c) üçüncü kesimi, hiçbir hakkı ve özgürlüğü bulunmayan, üretim araçlarını kullanan, daha doğrusu kendisi üretim aracı olan köleler oluşturmuştur. bu kesim, özellikle ticaret ve endüstride büyük atılım göstermiş atina gibi polislerde, hızla arttmış, sayıları toplam nüfusun üçte biri kadar olmuştur. üretimin büyük ölçüde köle emeğine dayalı olduğu yunan dünyasında, kölelik siyasal bir olgu olarak değil, doğal bir kurum olarak görülmüştür. bu nedenle, kölelerin durumunu düzeltmekten yana düşünürler olsa da,onların da özgür olmasını savunan düşünürlere rastlanmamaktadır.

sparta’da ise, atina’dan daha farklı bir pratik yaşanmıştır. çünkü sparta’da, üretimde çalıştırılmak üzere dışarıdan getirilmiş bir köle kesimi bulunmamaktadır. kölelere ihtiyaç duymayan istilacı dorların yerli halkı toprağa bağlayarak, onları feodal üretim biçimindeki gibi serfleri andıran bir çeşit toprak kölelerine dönüştürmüş olması bunun nedenidir. serfleri andıran bu kesim, toprağı işlemekle ve ürünlerinin büyük bir bölümünü spartalılara vermekle yükümlüdürler. özgür olmayan, yaşam hakkı da dahil olmak üzere hiçbir hakkı bulunmayan bu sınıfa helot denmektedir. “spartalılar, kendilerinden sayıca üstün helot’ları boyunduruk altında tutabilmek için “militarist” bir düzen kurmuşlar ve bunlar üzerinde katı bir baskı rejimi oluşturmuşlardır.”

bu düzen çeşitli sonuçlar doğurmuştur. örneğin kölelik, “çelişkili bir biçimde ilk aşamada gelişmesine katkıda bulunduğu endüstriyi daha sonraki evrelerde engellemiştir. bu durum, köleci üretimin yapısından kaynaklanmaktadır; çünkü, kölelerin ellerine yaşamlarını sürdürmeye yetecek olandan öte pek az şey geçmesi ve buna bağlı olarak kendi ürettiklerini satın alamamaları, iç pazar olanaklarının sınırlı kalmasına yol açmıştır”

iç pazarın daralması, sınıfsal dengelerin değişmesi, sosyal yapının farklılaşmasının önünü açan nedenleri oluşturur. çünkü “soyluların katı tutumu, zaman zaman ezilen kesimin başkaldırmalarına ve hatta geçici de olsa iktidarı ele geçirmelerine yol açmıştır. örneğin, i. ö. 640 yılında megara’da yoksul köylüler, theagenes’in yönetiminde ayaklanmış ve kısa zamanda iktidarı alarak zengin toprak sahiplerinin mal ve mülklerine elkoymuşlardır.” bu sınıfsal çatışmalar, tarihin sınıf mücadeleleri tarihi olduğu gerçeği, düşünüşü farklı zeminlere taşıdığı gibi, yeni sınıfsal muhalefet alanlarını da belirlemiştir.

bu anlamda gelişim çizgisi içinde, soylulara karşı önemli bir muhalefeti başlatıp sürdürenler, kentte oturan çeşitli meslek sahipleri (demiurgoi) olmuştur. daha önce sözünü ettiğimiz ekonominin canlanmasıyla birlikte zenginleşip büyüyen orta sınıf, özellikle tüccarlarla zanaatkarlardan oluşmuştur. toprakları ve atları olmayan bu sınıf, sınıfsal savunmasını ancak ağır piyade (hoplit) şeklinde silahlanarak gerçekleştirmiştir. sayısal üstünlükleri ve falanj düzeninde savaşmalarından dolayı süvarilere karşı kendilerini savunabilen bu sınıfın, böyle bir gücü örgütleyebilmesi toplumsal prestijinin artmasında önemli bir rol oynamıştır.

soylular (eupatrid) ile bu orta sınıfın (demiurgoi) çıkarlarının birbiriyle uzlaşmasına rağmen, bu iki sınıfın zaman zaman siyasal ideolojik düzeyde kanlı çatışmalara varan çelişkileri kaçanılmaz olmuştur. bu çatışmalarda orta sınıfın (demiurgoi) arkasına kente göçmüş yoksul köylüleri (thetes) ve küçük topraklara sahip olan köylüleri (georgoi) almış olması önemli bir tarihsel olgudur.

geldiğimiz noktada yurttaşların (politai) kendi aralarında dört sosyal sınıfa ayrıldıklarını söylemek mümkün gözüküyor:

a) büyük toprak sahibi soylular, yani eupatrid’ler.
b) ticaret ve zanaatlarla zenginleşen kentli orta sınıf, yani demiurgoi.
c) küçük toprakları olan yoksul köylüler, yani georgoi.
d) toprakları ve belli bir işleri olmayan kentli emekçiler, yani thetes’ler.

kaynak: antik yunanistan antik yunanistan: bugünkü yunanistan toprakları ile çevresinde yaşayan toplumların kurduğu devlet ve uygarlıkların, mö 756 (arkaik dönem) ile mö 14... wikipedia
rus aydınlanması 2 (antik yunan dünyası) - yiğit tuncay yiğit tuncay "hegel, bir yerde, dünya tarihindeki bütün büyük olguların ve kişilerin sanki iki kez dünyaya geldiğini belirtir. eklemeyi unutmuş: il... halksahnesi
beyaztavşanıtakipet beyaztavşanıtakipet
antik yunan'da, uygarlık seviyesiyle büyük gurur duyan halk, kahramanların artık tamamlanmış bulunan bir altın çağa ait olduklarını düşünmekteydi. esasen bir gerilemeyi ifade eden bu düşünceyi romalılar da benimsemişlerdi. kimi filozoflara göre (stoacılar, `empedokles) dünya ateşle yok olacaktı ve sonrasında da, her şeyin sürekli kendisini yeniden oluşturmasıyla, o da tekrar canlanacaktı. bu aslında "tanrısal yineleme"nin hikayesiydi.
şapkalı e şapkalı e
oluşmasında önemli olan hitit, frig, iyon sümer, fenike, mısır gibi anadolu, mezopotamya, mağrip medeniyetlerini gölgesinde bırakmaktadır.

oysa bu sayılan uygarlıklar hellen uygarlığını beslemiş ve büyütmüş olan uygarlıklardır.
anarchistrockstar anarchistrockstar
matematiği ibadet saatlerini hesaplamak için kullanan andavallardan öğrenip, bunu teorik temellere oturtup her alanda uygulamaya sokmalarıyla "mükemmel" kavramına hizmet etmiş olan kültürdür.

antik yunan'ın diğer kültürlere göre üstünlüğü buradadır.
count de saint germain count de saint germain
hetera ve porneira diye ikiye ayırmışlar hayat kadınlarını.
porneira bugünkü porno kelimesinin köküdür aynı zamanda. tapınaklarda din için herkesle sevişenler porneira olarak adlandırılmış.
hetera ise felsefe bilen, müzik ve dansta ustalaşmış hayat kadınları imiş.
ayrıntı için : `http://newnaacal.wordpress.com/2012/11/14/agharta-029-porneira-hetara-ve-antik-yunan-kulturu/`
hugh hugh
özgür düşüncenin kalesi,21.y.y türkiyesinin kat kat gelişmişi.geçen gün de haberlerde balbay'ın kızı mıydı kimdi hatırlamıyorum,keşke antik yunan'da yaşasaydık diye demeç vermiş. hayat kadınlarının bile meziyetleri varmış bak. (bkz:yuh )
archeanassa archeanassa
antik yunanistan'a ait. tarihiyle, mitolojisiyle, geleneğiyle, göreneğiyle; yani kısacası, o heybetli ve ihtişamlı kültürüyle günümüz (özellikle avrupa) toplumlarını derinden etkilemiştir antik yunan uygarlığı. bin yıllar geçmesine rağmen, etkilediği toplumlarda izlerine rastlarsınız. naçizane, yüksek lisans tezim de bu uygarlığın kadınları üzerinedir (the politics of womanhood in ancient greece: women's fragmented possession / antik yunanistan'da kadınlık politikaları: kadınların parçalanmış sahipliği); işte bu nedenle gönlümde apayrı yeri vardır.
1 /