arturo bandini

1 /
led zeppelin led zeppelin
arturo bandini ve fante'nin yaşam öyküleri birbirleriyle paralel gider aslında, buradan yola çıkarak da fante'nin kendisini anlatmak için arturo bandini ismini kullandığını söyleyebiliriz, evet tıpkı bukowski'nin yaptığı gibi.
arturobandini arturobandini
john fantenin acınası karekterilerinden birisi. john fante'nin "toza sor" kitabında, yazar olmak uğruna (hatrı sayılır bir durum) otel odalarında çürümekte olan kişi. los angeles'ta mojave çolünün sıcaklarını iki şişe süt çalarak geçiştirmeye çalışan ve fareye verecek portakal kabuğundan başka birseyi olmadığı halde aşık olmaya bile vakit bulabilen bir kişi aslında..
internetchip internetchip
john fante'nin kitaplarında kullandığı takma ismidir. arturo bandini esmer ve kendini beğenmiş bir karakterdir. bir otel odasında yazılarıyla hayata tutunup büyük bir yazar olmaya çalışan gençtir arturo bandini. ask the dust adlı kitapta* en büyük hayali los angeles'a gelip yazar olduktan sonra güzel bir sarışınla evlenmektir ama kader karşısına camilla'yı çıkarır(çünkü camilla esmerdir).hatta kitapta camilla ile tanışması bir cafe de geçer ve kitabın en eğlenceli bölümleride orası denilebilir.kitap zaten akar gider ve badininin yerinde olmak isteyebilirsiniz. çünkü kitap içinde hem mizah hemde dram barındırır ve kitap ta bu ikisi arasındaki geçiş gerçektende harikadır. john fante'yi farklı kılan arturo bandini üzerinden kendi mizahını ortaya koymasıdır. ama bunun için önceki yazarlardan beslenmiştir fante. mesela bir otel odasında yazar olmaya çalışan genç modeli aslında ilk defa knut hamsun'ın kitaplarında görülür* sonra john fante(arturo bandini) ve bandiniden etkilenen charles bukowski de henry chinaski karakterini bulmuştur.kısacası arturo bandi'ni tanımak için öncelikle "toza sor" okunmalıdır.
kadın giyinmiş zaman kadın giyinmiş zaman
minik köpek güldü ve çoktan yitip tepeler'in, aklı havada, kaybetmeye liste başı girmiş yazarı.

otel odasındaki sefil hayatını, yayımlanan bir öyküsünden kazandığı parayla bile değiştirmeye çalıştığında, üzerindeki yeni giysilerle rahat edemeyen ve eskilerini giyen bir anti kahramandır bandini. portakal yiyerek beslenir. parası olduğu zaman -ki bu çok rastlanılan bir durum değildir- markete girip portakal değil de bisküvi aldığını gören bakkalın şaşırmasıyla zafer yaşayan bir baştan kaybedendir. savurduğu kitap, sevemediği camilla, gidemediği orospulardır bandini.
dionysos dionysos
adamım yaa. bir söylentiye göre hala yaşıyor ve sabaha kadar içip, kara güneş dinleyerek sevdiğine şiirler yazıyormuş. evdeki karıncalara küp şeker de veriyormuş bu arada.
bilgekaya bilgekaya
geleceğin yapay zekâ projelerine el atarsa alemin çekeceği var.

burda tanıştığım ve yine karşılaştığım dost.

seviyor ama kendini kontrol edemiyor.

tam anlamıyla bir karadeniz uşağı.
arturo bandini arturo bandini
john fante'nin

the road to los angeles *
wait until spring, bandini *
ask the dust *
dreams from bunker hill *

romanlarının kahramanı. minik köpek güldü ve çoktan yitik tepeler'in yazarı. charles bukowski'nin sevgilisine söylediği şu cümlede bahsi geçen insan: "bana orospu çocuğu deme! bandini'yim ben, arturo bandini!"

toza sor romanında aşık olduğu kadının aşık olduğu edebiyat heveslisi bir adama yazdığı şu mektupla gülümsetmiştir:

"sevgili sammy,

küçük orospu bu gece buradaydı; biliyorsun sammy, şu harikulade vücutlu, beyinsiz meksikalı. kendisi bana senin yazdığını iddia ettiği bazı metinler getirdi. ayrıca azrailin yakında seni alacağını da ilave etti. olağan koşullarda bunu trajik bir durum olarak nitelerdim. ancak metinlerinin içeriğini okuduktan sonra kendimde bütün dünya adına konuşma hakkını buluyor ve aramızdan ayrılacak olmanın herkes için hayırlı olacağını söylüyorum.

yazamıyorsun, sammy. ölümünden sonra derin bir nefes alacak dünyayı terk etmeden önce aptal ruhunu toparlamanı şiddetle öğütlerim. bütün samimiyetimle aramızdan ayrılacak olmandan derin bir üzüntü duyduğumu söylemek isterdim. ayrıca bu dünyada geçirdiğin günlerin bir anısı olarak gelecek nesillere benim bırakacağım gibi bir şeyler bırakmanı da isterdim. ancak bunun olanaksızlığı bariz olduğundan son günlerini nefret duygusundan arınmış olarak geçirmeni öğütlerim.

kaderin kötüymüş, sammy. bütün dünya gibi, yakında göçecek olmaktan ve bırakacağın mürekkep lekesine geniş bir perspektiften bakılmayacağını bilmekten mutluluk duymalısın.

yazdığın edebi gübre yığınını yakmanı ve bundan böyle mürekkep ve kalemden uzak durmanı öğütlerken bütün aklı başında ve medeni insanlar adına konuştuğumu bilmeni isterim.

şayet daktilon varsa ondan da uzak dur. fakat her şeye rağmen yazma isteğini kovalamakta kararlıysan bana metinlerini yollamaya lütfen devam et.
seni en azından eğlendirici buluyorum. bilerek değil elbette."
1 /