aşıkken yapılan davranışların çoğunun komik olması

lö şuhane lö şuhane
evet olması,

mutfaktayız, yemek yapıyoruz beraber, bir şey söyleyip beni kızdırdı, o sinirle mutfaktan balkona geçeceğim derken cam kapıyı fark etmeyip cam kapıya çarptım. allahtan memelerim hava yastığı görevi görerek çarpma şiddetini azaltmıştı.

sevgilim de tam arkamdaydı, kapıya çarpar çarpmaz geri onun göğsüne sektim, hemen sarılarak hareketsiz bırakıp öpücüklere boğdu beni.

hikayenin neresi komikliydi kaçırdım ben orayı ya, neyse bu da böyle bol kissli bir anıydı.
polia polia
aynen öyle çok komikti aklıma getirince şöyle bir kendi kendime!
mesela ben üniversitede ilk aşık olduğumda tam olmadan veya eş zamanda lavanta kokulu bir oda spreyi almıştım. onu sıkardım odama. sonra onu düşünür, onunla ilgili hayaller kurardım o kokuyla. derken kafamda o koku onunla öyle bir özdeşleşti ki tuhaf bir hal aldı. ne zaman onu düşünüp, hayal kurup, mutlu olmak istesem o oda spreyini sıkardım ve mis gibi kokularla içimi çeke çeke sanki baharmış gibi düşlerdim. komik olansa kokusuz beceremezdim. sonra koku da bitti yine denedim olmadı. hiç unutmam o kokuyu ne kadar çok aramıştım keriz gibi.
sonra ayrıldık bitti, senelerce sonra lavanta kokusu alsam dışarda veya birisinin parfümünde vs hep aklıma o gelirdi.
neyse ki onca (neredeyse yirmi yıl kadar) zaman geçti de unuttum koku olayını artık ilk aşk olmasına rağmen ki bu da komik.
8
gone gone
evden çıkmadan onun yastığına gizlice kendi parfümünüzden sıkmak. onun da ona sarıldığını ve yokluğunuzda kokladığını öğrenmeniz. oluyor böyle şeyler efenim.
renfri renfri
(bkz: fernando pessoa )

kitabını yazacak kadar huzursuz bir adamı bile delirtmiştir.

"(...) doğan bunalımı yaratan bunların hiçbiri değil. sebep her zaman çevremde bulunan insanlar, beni tanımayan ya da ancak benimle olan temasları ölçüsünde ve günlük teranelerle tanıyan insanlar- ruhumun boğazına sarılıp orada, etimde bir tiksintinin düğümlenmesine yol açanlar onlar. hayatlarının, benim hayatımın en dıştaki katmanına paralel iğrenç tekdüzeliği, benzerlerim olduklarına içtenlikle inanmaları- sırtıma forsa kıyafetini geçiren, beni bir hapishane hücresine tıkan düzmece bir varlık, bir dilenci yapan işte bütün bunlar."

ophelia' ya mektuplar derlemesinden de şöyle küçük bir yer paylaşayım:

''gerçekten seven kişi adli dilekçelere benzer mektuplar yazmaz. aşk, nedenleri bu kadar incelemez, insanlara da ''?yakalanması'' gereken sanıklar muamelesi yapmaz.
niçin açık davranmıyorsunuz bana? size - ne size ne de bir başkasına - hiç kötülük yapmamış bir insana acı çektirmeye ne gerek duyuyorsunuz; bu insan yalnız ve yürek karartıcı yaşamını yeterince ağırlık ve acı olarak taşıyan biri; sahte umutlar yaratarak, yapmacık sevgi gösterileri yaparak ona yaşamının ağırlaştığını göstermeye ne gerek var?
üstelik bunda sırf eğlenmekten başka çıkar da yok; ya da alaydan başka yarar da yok.
bütün bunların gülünç olduğunu, en gülünç yanının da ben olduğumu kabul ediyorum.
kendim de gülünç bulurdum zaten, eğer sizi bu kadar sevmeseydim ve eğer bana vermekten zevk aldığınız acıdan başka şey düşünmeye vaktim olsaydı; bu acıyı hak etmedim ben, sizi sevmek dışında; ve sanırım sizi sevmek de, bu acıyı hak etmek için yeterli bir neden değil. neyse…''

o sondaki neyse ve üç nokta...
80 sonrası genç 80 sonrası genç
okuduklarım komik değil. benim de komik bulduğum bir davranışım olmadı. demek ki böyle bir şey yok.
mallık olur. aşıkken çok mutlu olunduğundan komik olarak sınıflandırmak istenilmesi de anlaşılamayacak bir şey değil. kıyamam pek naif.