atanamayan öğretmenler

1 /
nastasya filippovna nastasya filippovna
ülkenin kanayan yarasıdır.

fen edebiyat fakültesi öğrencileri, akademik anlamda çok detaylı ve zor bir eğitim sürecinden geçmelerine rağmen, mezun olduktan sonra bir de formasyon alma ve kpss süzgecinden geçme zorunluluğuna tabi tutulurlar. geçen onca yılın, verilen emeklerin sonucu olarak hüsrana uğramak, onların kaderi. bunun yanında, eğitim fakültesi mezunları da kpss mağduru olarak işsizler. çok yazık.

bir türk dili ve edebiyatı bölümü mezunu olarak, mezun fakat işsiz arkadaşlarım için çok üzülüyorum.
bin parçalı puzzle bin parçalı puzzle
yakında onlar da her üniversite mezununun devlet memuru olmak zorunda olmadığını anlayacaklar. küçük şımarık çocukların oyuncak istediğinde annesinden hayır cevabını alıp debelenmesi gibi bir şey bu. şu an debelenme aşamasındalar. devlet niye o kadar kontenjan açıyormuş muş. arkadaşım devlet mimarlık- mühendislik kontenjanı da açıyor. ama gidin okulu bitirin hepinize kadro vericem diyor mu? hayır. ağlıyor muyuz peki? hayır. özel sektör diye bir şey var bilmem duydunuz mu sayın öğretmenler. hani şu adamın götünden kan aldıkları, üç kuruş maaşa deli gibi mesai yaptırdıkları. hani haftasonu çalışılan şirketler var ya ha işte onlara özel sektör deniyor. siz de yapabilirsiniz eminim. deneyin bi. bütün öğrencilerin ilkokuldan başlayarak dershaneye gittiği şu zamanda eminim dershanelerde de öğretmene ihtiyaç vardır. ama yok olmaz. devletin 2000 tl'ye yakın maaşı, bol ve güneşli tatilleri, göt kadar mesaisi varken neden zahmet edesiniz ki. ağlayın durun nasıl olsa istediğinizi elde edersiniz di mi. evet maalesef böyle görüyorum öğretmenlerin bu zırlamalarını keşke yanılıyor olsaydım. iyi niyet yok bu işte ben inanmıyorum.
ratko ratko
her daim kendilerine destek verdiğim meslektaşlarımdır. fakat ek ders öğretmenin maaş karşılığı çalıştıktan sonra girdiği derslerin ücretleridir. bir sınıf öğretmeni haftada 18 saat maaş karşılığı çalışır geri kalan 12 saati de ücret karşılığı tamamlar. ve bu geri kalan 12 saate girmeme gibi de bir lüksü bulunmamaktadır. yani ben buna girmeyim ki atanamayan öğretmenler benim sınıfımın derslerinin yarısına girsin diye bir durum yoktur. maaş artı ek ders ücreti de 2500 lira yapmamaktadır.
anarşistkedi anarşistkedi
devletin plansız büyümesinin sonucu olan ve plansız akademi açmanın sonucudur. aslında bilerek yanlış bir tanım yapıyorum, zira plansız akademi kurulmadı. bilinçli olarak işsizlik sayısını düşük göstermek ve bir şekilde ulusal eğitim ortalamasını arttırmak adına akademi kuruldu. e bu doğrultuda en ucuz ve sıkıntısız fakülteler genelde fen-edebiyat ve eğitim fakülteleri oldu. ülkede her yıl inanılmaz bir sosyal bilimci artışı olurken, bunun yanına bir de öğretmen artışı eklendi. fen-edebiyat fakültelerine formasyon veren devlet, geçtiğimiz yıl sonunda bu formasyonu geri alarak yaptığı yanlışı giderdi.

hükümetlerin ve daha doğrusu yüksek öğretim planlamacılarının üzerine düşen, şu saatten sonra akademiyi arz-talep dengesi ile kurmak. elbette ki akademi bir fabrika değildir ve işsizlik sorununun çözümüne göre balans ayarı yapılamaz; fakat gelinen nokta itibariyle sorun bizzat akademinin kendisi.

şunu da söylemek gerekir ki bizim bir de nitelikli öğretmen sıkıntımız var. bunca atanamayan öğretmen var doğru; fakat gerek atanan, gerekse atanamayan öğretmenlerin çoğu da bu sektöre elini dahi bulaştırmaması gereken kişiler. türkçe öğretmeninizin facebook'ta 'iim cnm sn nslsn?' diye yazdığını düşünün. çoğumuzun da lisede falan başına gelmiştir, en azından bizim jenerasyonun. zira ilköğretim ve ortaöğretim gerçekten akademiden çok daha önemli. akademiye gelen öğrenci artık almaya hazırdır. talep eder. ortam yoksa, bir şekilde yaratır. araştırır. farklı argümanlar çıkarır. ilköğretim ve ortaöğretim ise tamamen öğretici konumunda olan öğretmenin inisiyatifi ve vicdanına bağlı. işte bu yüzdendir ki ilköğretimde ve ortaöğretimde öğretmen olmak akademide akademisyen olmaktan daha hayati bir işlevde. bu yüzden de eğitim fakültesinden çıkan herkesin öğretmen olamayacağı artık alenen kabul edilmek zorunda. ha tabii en başta, herkesin eğitim fakültesine alınmaması ve tek kıstasın üniversite giriş sınavları olmaması da belli bir düzleme oturtulmalı.

yoksa hepimizin gözlemidir ki yeni jenerasyonlarda gerçekten bir salaklık boy gösteriyor. bu jenerasyona bir de bu eğitimci kitle ulaşırsa o zaman evlere şenlik bir türkiye ve hatta dünya bizi bekliyor olacaktır. buradan eğitim ve sağlık sektörüne paranın girmesinin yarattığı eşitsizlik ve mevcut tehlikelere de değinmek isterdim; fakat gece gece daha fazla tepki çekmek istemiyorum.
1 /