basketbol

1 /
zeus zeus
aslında futboldan biraz daha kültürlü bir sektör olmasına rağmen ülkemizde bir türlü hakkı verilemeyen spor dalı..tabi bu kültürel farkı seyircilerinin değişikliği sebep olmaktadır..
oynayış tarzı olarakta tüm dünyada en yaygın spor dalı olan futboldan daha renkli olan basketbol, hareket ve oynayış zenginliği açısından daha karizmatik gözüken bir oyundur..
80kilo 80kilo
nba' in bir late show' a dönüştürdüğü , eskiden 2-1-2, man to man, 4-1, tam saha press, yarım saha press, gibi taktiklerle oynanan şimdilerde evrim geçirmiş yukarda yazılanların başka adlarla anıldığı spor dalı.
japon japon
kalori yakma bakımından tenis ve yüzmeden sonra 3. sırada olan muhteşem bir spordur. zenci amerikalılar tarafından muhteşem oynanmaktadır ve onların 3 te biri kadar oynayabiliyorsanız türkiye'de sizi kimse tutamıyor demektir...
ali kamber ali kamber
profesyonel liglerde ortalama iki metre boyundaki insanlar oynadığı için (bkz: insan oynayacak bunu) saray basketbolu ve halk basketbolu diye iki ayrı dalda incelenmesi gereken spor. profesyonel basketbol ligi denilen şey, cüceler futbol ligi gibi bir şeydir, sirk gösterisine benzer, eğlenceli ama soğuktur. sokakta oynandığında ise herhangi bir spor gibi keyif verir, mutluluk hormonu salgılatır.
hansvoralberg hansvoralberg
(bkz: 10 kişi bi topun peşinden koşturuyor çok mantıksız)

genelde ülkemizde spor denilince ilk akla gelen spor dalı olan futboldan sıyrılmaya çalışıp daha eğlenceli ve seyretmesi zevkli bir dala yönelen sporsever kendini bu spor dalının tutkunu olarak bulacaktır. istatistiki bilgilerin çok önemli olduğu, sürekli heyecan ve skor içeren bu kadar yaygın bir başka spor yoktur. gösteriye çok meraklı olan amerikalıların bu sporu bu kadar çok sevmesinin de tek nedeni budur.

hansvoralberg bir basketbol tutkunu mu diye soracak olursanız hayır derim efendim. ne zaman basketbol maçlarını seyretmeye başlasam tuttuğum takımın oyuncusu bizim mahallenin manavının halden getirdiği karpuzları kamyonundan indirdiği gibi atış yapmaya başlıyor. üstelik bu lanet üzerimde uzun süredir devam ediyor. 2001 avrupa şampiyonası'nda tek seyrettiğim maç final maçıydı ve ne yazık ki kaybettik. yanılmıyorsam 2004 senesinde beşiktaşımızın hiçbir maçını seyretmemişken beşiktaş finale kadar çıkmış, finalde seyrettiğim maç sayesinde kupayı efes pilsen'e vermiştik. yalnız son günlerde durum daha abartılı bir hal almaya başladı.

iki maçını da seyredemediğim ümit milli basketbol takımımızın dün yunanistan karşısında oynadığı maça zap yaparken denk geldim. daha önceki sonuçlarını bildiğim için milli takımın bu maçını seyredeyim dedim. ikinci periyodda seyrettiğim andan itibaren yunanistan 14-2'lik bir seri yakaladı. kapadım televizyonu bilgisayarda crazy taxi oyununu oynadım. oyunda rekorumu kıracağım diye parmaklarım kördüğüm olduktan sonra tekrar açtım maçı. farkı kapamışız ve maçın sonlarıydı... son bir dakikayı seyredeyim dedim.

tüm türk halkından özür dilerim....
bthn bthn
basketbol 1891 yılında springfield, massachusetts ymca kolejinde fiziksel eğitmen uzamn i olarak görev yapan dr. james naismith tarafından kış aylarında atletler için kondisyon çalışması olarak uygulanmaya başlanmıştır.dr.naismith'in 13 ana basketbol kuralı günümüze gelene kadar oyunu hızlandırmak ve fizik anlamda en iyi mücadeleyi sağlamak amacıyla pek çok değişikliğe uğramıştır.basketbol tüm dünyanın benimsediği a.b.d'nin en popüler uluslararası sporudur.

profesyonel basketbol 1896'da new york'ta başlamıştır.1950'lerin en popüler iki takımı tamamen afrika kökenli amerikalılardan oluşan harlem globetrotters ve new york rens takımlarıydı.

n.b.a - national basketball association - ulusal basketbol ligi ( national basketball league ) ve amerika basketbol birliği'nin ( basketball association of america) birleşmesiyle 1949'da kuruldu.
kaynak: www.ulusalgazeteler.com/spor/basketbol.htm
1 /