beşiktaş pazarı

kasaba insanı kasaba insanı
aysel gürel'in alışveriş yaptığı pazardı bir zamanlar(belki de hala yapıyor olabilir).eskiden cumartesi günleri nuzhetiye caddesi'nin trafiğinin işlemesini engelleyecek bir kalabalığın oluşmasını sağlardı.şimdi düzenlemeler yapıldığı, daha düzgün işlediği söylenmektedir.
delikadirulen delikadirulen
kadınların iş alışverişe gelince ne kadar enteresan tipler olabileceklerini anlayabileceğimiz mekanlardan biri. sağolsun kız arkadaşım beni 2 saat boyunca gezdirdiği için bol bol gözlem yapma şansım oldu. bir kere satılan malların hepsi marka amüniyim nasıl oluyorsa. kıyafetler zara'dan çoraplar penti'den. ayrıca dağınık tezgahlar kadınlar tarafından daha çok ilgi görüyor. anladığım kadarıyla kıyafetlere tek tek bakıp fırtlatmak hoşlarına gidiyor. oradaki rekabet de hoşlarına gidiyor olabilir. onlarca kadın bir tezgahta elbiseleri o kadar hızlı talan ediyorlar ki beğenebileceği bir şeyi başkasının kapmasından korkuyorlar sanki. halbuki düzenli ve daha az kalabalık olan başka tezgahlar var ordan alsana be kadın. ama ben pazarcı olsaydım don çorap satardım ağa. her daim satılan şeyler sonuçta don ve çorap. kadınlar kıyafeti ihtiyacı olmasa da alır hatta çoğunlukla ihtiyacı olmamasına rağmen sadece "giyecek bişeyim yok" diye kendi kendini kandırdığı için alır ama don ve çorap ihtiyaçtan alınır ağa. hiç bir kadın kendini şımartmak için don almaz sonuçta. neyse ne diyordum lan ben. ha en iyisi don çorap tezgahı. kadın kalabalığı daha az çünkü kıyafet seçimi kadar uzun sürmüyor seçmesi ama sürekli bir sirkülasyon da var. satışlar fena değil yani. etrafta "bunun bedeni var mı, bu kaça olur" soran kadın da olmuyor.
bir daha beni hayatta pazara götüremez ama kafama silah dayayıp ya pazara geleceksin ya da mango ve bilimum mağazalara dese pazarı seçerim. pazar başka bir dünya çünkü. sevmesem de acayip bir yer.