bildiğin gibi değil

1 /
düzen ve kargaşa düzen ve kargaşa
ali kınık'ın son albümünden bir şarkı.

"eskiden bir adım vardı
ümidim feryadım vardı
şimdi ben o ben değilim

yolumu bilmiyorum
ölmüyor gülmüyorum
bu hayat yordu beni
bildiğin gibi değil

dallarım devriliyor
gençliğim savruluyor
bir ayaz vurdu beni
bildiğin gibi değil

güllerim devriliyor
gençliğim savruluyor
bir ayaz vurdu beni
bildiğin gibi değil

eskiden mevsim seçerdim
solardım çiçek açardım
şimdi ben o ben değilim

bir nefes bir ahım var
bilmem ne günahım var
vedalar sardı beni
bildiğin gibi değil

dallarım devriliyor
gençliğim savruluyor
bir ayaz vurdu beni
bildiğin gibi değil

güllerim devriliyor
gençliğim savruluyor
vedalar yordu beni
bildiğin gibi değil

'şehrin en karanlık yerinde duruyorum, haydi vur beni!..
hiç ümidim kalmadı, tutunacak bir dalım
başımı yere eğme benim, mazlum yerine koyma
allı pullu düşlerim vardı oysa
bir hayat böyle tersine dönmez, bir yiğit böyle harcanmaz
dağlara taşlara bağırasım geliyor
içim yanıyor içim
bildiğin gibi değil...

bu bir hikayenin bitişi midir?
bu kanlı bir veda mıdır?
bu son savaşçının yediği kurşun,
bu son kalenin de düşüşü müdür?
dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı,
bu, şarkıların susuşu mudur?
ömrüm kanıyor ömrüm
bildiğin gibi değil...

ben bu hayata asiydim,
öyle değil mi!..
bir yıldız kaydı ömrümden, ben de yenildim.
işte, her şeye sırtımı dönüp koşuyorum
sarı güller kahrolsun,
ıslak gözler, beyaz mendil kahrolsun
kahrolsun bu kaldırım, bu nezaket, mutluluk dilekleri
canım yanıyor canım,
bildiğin gibi değil...' "

yapmayın böyle şarkılar be kardeşim...

fizy is not available in your country yet. fizy
one more cup of coffee one more cup of coffee
güzel bir yılmaz erdoğan şiiri.

bizi bilirsin
avuçla su içmeyi
marifet biliriz,
yenilmeyi bir de
kendi sahamızda.

bizi bilirsin
saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz.
limonla!
tespih yaparız,
düş kırıklarından.

bizi bilirsin
ağzının içinde oturmak isteriz.
ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz
ağzını.

bizi bilirsin,
yaşamak biliriz,
vademiz dolduğunda
avuçlarına gömülmeyi.
holden caulfield versus tyler durden holden caulfield versus tyler durden
metis yayınları siyah-beyaz serisinden bir kitap . kitapta çocukluğunu doksanlarda güneydoğu'da geçiren insanlarla yapılmış söyleşiler yeralıyor.
aradığınız sayfa bulunamadı. okuoku.com okuoku

kitabı bitirmeme birkaç sayfa kaldı, eleştiri yapmamda bir sakınca yoktur sanırım.

a) kitaptaki röportajları veren insanların eğitim düzeyleri oldukça düşük (geneli) ancak kullanılan türkçenin seviyesi onlardan beklenmeyecek düzeyde. bu da bana editörlüğün biraz fazlaca yapıldığı fikrini veriyor.
b) röportaj veren insanlar pkk'lı olmasalar dahi örgüte sempati duyan insanlar. 19 kişinin tamamı böyle diyebilirim. "o zamanlar o bölgede bulunan insanlar arasında hiç mi farklı ses yoktu?" diye düşünmeden edemiyor insan.
c) bir yerden sonra kitaptaki hikâyeler birbirinin aynı izlenimi uyandırıyor.

yukarıdaki eleştirlerime rağmen bu kitabın okunması gerekir diye düşünüyorum. zira "kürt meselesi" denilen olguyla daha uzun zaman yaşayacak gibiyiz.
deli degilim deli degilim
"birbirimizi anlamak ancak çocukluk acılarımızı yok saymamakla mümkün olur. bu koşul yerine gelmedikçe "anlamak" ancak ardında kibir ve küçümsemenin gizlendiği bir anlayışlı olma pozundan ibaret kalır" diye başlıyor kitap.

aynı ülkede yaşayan, aynı yaşlarda insanlarız. ve aramızda uçurumlar var.

ölmeden önce babasının aldığı elmaları ağlayarak yiyen çocukların hikayelerini, o bölgedeki insanlık suçlarını okudukça, barış kelimesinin altını çizmenin önemi daha da ortaya çıkıyor. çocuk gözünden savaşı ve yaşananları anlamadıkça, kürt meselesini anladım dememek lazım.
mrs god mrs god
kürt mücadelesine kafası basmayan herkesin okuması gereken kitaptır. hatta kürt mücadesine destek verdiği halde hayatında savaş görmemiş, batı şehirlerinde yaşayan gençlerin de okuması gereken kitap.
benim okurken gözlerimin dolduğu oldu. içinizde hala insanlık varsa, nefretlerinizi bir kenara bırakın.
serbestdalis serbestdalis
90'lı yıllarda güneydoğu'da çocuk olan gençlerle yapılan röportajların yer aldığı kitap. funda danışman ve rojin canan akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu güneydoğu’da geçmiş kürt gençleriyle yaptıkları on dokuz söyleşi yer alıyor.

ayrıntılar...(bkz: bildiğin gibi değil "bildiğin gibi değil" iki genç araştırmacı funda danışman ve rojin canan akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu güneydoğu'da geçmiş kürt gençleriyle yap... gunyuzuhaber )
puxa vida puxa vida
"sürekli kabuslar görüyorum. sürekli babamın oldurulduğu geceyi görüyorum rüyamda. burada hala silahlar patlıyor ve her silah sesinde kendimi yere atıyorum, korkuyorum silah sesinden. imama götürdüler beni, muska yaptırdılar bana..psikolojik destek isterim tabii, derdimi anlatmak isterim, çektiklerimi. aslında anlatmak istediğim çok şey var ama kusura bakmayın korkuyorum, çocuklarım, kocam var. onlara birsey olmasından korktuğum için konusamiyorum.burasi küçük bir yer, başımıza her an hersey gelebilir. çevreden değil, devletten korkuyorum, o yüzden konuşamıyorum.." firdews, çukurca



onbirdakika onbirdakika
cooooooooook özledigim bi tanecik kankam
gitmişti... çok üzülmuştüm.

iyi ki geldi. şu sözlüğe baktığım zaman çoğu zaman onu, yaptığımız şeyleri hatırlıyordum. kimse onun gibi olamamisti. ya iyi ki geldi.
premium vivere premium vivere
kitapta, yüreğinizin kaldırabileceği en ‘hafif’ öyküyü, 13 yaşındaki kardeşinin dağa gidişini anlatan gever’den dinleyebilirsiniz:

“kardeşim şehmus, 1981 doğumlu. 94 baharında dağa gitti. … kimin ne zaman öleceği, kimin ne zaman gideceği belli değildi. her an babam öldürülebilir, her an başka bir yere göç edebilirdik. erkek kardeşim ağırbaşlı bir çocuktu, bir lokantada çalışıyordu. bir cumartesi günü işten çıkıyor. pazar günleri lokantalar kapalı. cumartesi temizlik yapıyorlar. normalde 7’de kapatmaları gerekirken 8’de kapatıyorlar. ohal bölgesi olduğu için 7’den sonra sokağa çıkma yasağı var. sokakta kimse yok, kardeşim de çıkmış eve gelecek. biz de evde merak ediyoruz. çünkü o saate kalması tehlikeli.

pencereden seyreden birisi sonradan anlatıyor:

kardeşim eve doğru gelirken, evimize yakın bir yerde sürekli duran bir panzerden seslenen askerler “hey, neden selam vermeden geçiyorsun?” diye soruyorlar. kardeşim de “ben dün selam verdim, niye selam veriyorsun, diye bana kızdınız, şimdi vermiyorum neden vermiyorsun diye kızıyorsunuz!” diyerek tepki gösteriyor. askerler panzerden inip kardeşimi dövüyorlar. ama ne dövmek. yüzü gözü kan içinde kalıyor. “biz ermeni miyiz bize selam vermiyorsun” diyorlar döverken. kardeşim de ısrarla tekrar ediyor “ben dün verdim kızdınız, ben ne yapayım.”

mahallemizin yolu uzun ve düz bir yol, diyorlar ki “panzerin üstündeki ışık kafanda olduğu müddetçe sürüneceksin, seni izleyeceğiz. o yol bir kilometreden fazla. kardeşim de sürünüyor, sürünüyor… ta ışıktan çıkana kadar.

anneme göstermedik o halini, babam da görmedi. içeri girdi, her tarafı kan içinde. “şehmus ne oldu?” diye sordum. “top oynadık, düştüm” dedi. baktım düşme hali değil. bütün elbisesi kan içinde. eli, yüzü, her yeri. biz diyoruz ki bu düşme değil, o diyor yok ben düştüm. “git elini yüzünü yıka” dedim, “yok ben böyle yatacağım,” dedi, öyle kan içinde.

iki sefer odasına gidip sordum, anlatmadı. çok soğukkanlı, ağlamıyor, öyle duruyor. neyse sabah öğreniriz, diyerek hepimiz yattık. sabah oldu şehmus yok. evde yok, zaten pazar günü lokanta da kapalı, aradık hiç bir yerde yok. mahallede erken kalkan yaşlı amcalar vardı onlardan biri “neydi öyle yüzü gözü kan içindeydi?” dedi. o, sabahın beşinde filan kalkıp gitmiş. o haliyle gidip gerillaya katılmış. daha ilkokulu yeni bitirmiş çocuk. yani o baskı, o dayaklar. yüzü gözü patlamış, çok dayak atmışlar…

zaten hepimizin içinde vardı, öyle bir atmosfer vardı; atmosferi yaratan ortam vardı. her gün baskı, her gün şiddet, babalarımız, abilerimiz, gözlerimizin önünde dövülüyor, götürülüyor, evler her gün basılıyor…”

kitap; bildiğin gibi değil - rojin canan akın - %25 indirimli : kitap bildiğin gibi değil, iki genç araştırmacı funda danışman ve rojin canan akın'ın, 90'lı yıllarda çocukluğu güneydoğu'da geçmiş kürt gençleriyle yapt... idefix.com
alıntı; biz, bir korku filminin içinde yürüyen ölüleriz öfkeli kuşlar (angry birds) şirketinin değerini 9 milyar dolara çıkartmış. ben bu 'öfkeli kuşlar'ın ne olduğunu bu hafta sonu beş yaşındaki yeğenim... t24.com.tr

alıntı yaptığım yazının okunmasını önermekteyim.
1 /