bilinçdışı

jouissance jouissance
"öznenin ağzından çıkanı kulağının duymamasına, ama eksikliğin bal gibi de o konuşurken bir şeyin tamamlanmış olmasına, üstelik de onun bunu kendisine özgü zannetmesine, oysa söz konusu olanın aslında hep tek bir davranış içerisinde gerçekleşmesine freud, açıkça 'bilinçdışı'der. adı lacan olan biri de "bu ya budur ya da başka hiçbir şey değildir" diye ekler." (lacan)
jouissance jouissance
"şairler ve felsefeciler bilinçdışını benden önce keşfettiler. benim bulduğum şey, bilinçdışını incelemeyi sağlayan bilimsel yöntemdir." (freud)
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
kişinin bilinçli bir çaba ile ulaşamayacağı ancak bu alanda profesyonel eğitim almış kişiler tarafından deşifre edilebilme ihtimali olan ruhsal topografik alan. freud'un topografik kuramında yer alan coğrafyalardan bir tanesidir.

bilinçdışı içerik, semboller (mitoloji, rüyalar, sürçmeler) aracılığı ile deşifre edilebildiğinden hiç bir zaman bu malzemenin tam olarak çözümlenmesi mümkün olmadığı gibi iyi ki de mümkün değilidir.

sıklıkla bilinçaltı olarak telaffuz edilir ancak bu yanlıştır. bilinçaltı, subliminal seviyedir.
mihman mihman
"zihinsel fonksiyon sırf basif bir varolanı ifade etmez; aksine, zihnin bağımsız bir enerjisini kendinde taşır. bu enerji vasıtasıyla görünüşün basit varoluşu, belirli bir "anlam", kendine özgü bir fikri içerik kazanır. bu, bilgi için geçerli olduğu kadar, sanat için; din için olduğu kadar mitos için de geçerlidin. onların hepsi, empirik verilmişm olanın basit biçimde yansıtılmadığı, aksine, bağımsız bir ilkeye göre kendilerinin oluşturmuş oldukları özel sembolik dünyalarında yaşarlar. ve böylece onlardan her biri, akılcı sembollere çok fazla benzemeyen, kendi zihinsel kökü gereğince onlarla aynı değerde olan kendi sembolik yapılarını oluşturur. bu yapıların hiçbiri kesinlikle başka bir yapının içine karışarak kaybolmaz ya da başka bir yapıdan sonuç olarak çıkarılamaz; aksine, onlardan her biri belirli bir zihinsel kavrayış biçimini gösterir ve bu kavrayış biçiminin içinde ve aynı zamanda bu kavrayış biçimi vasıtasıyla "gerçek olan"ın kendine özgü bir yönünü kurarlar. **buraya dikkat** bu nedenle sembolik formlar, yani bilgi, sanat, din ve mitos, içlerinde kendinde bir gerçekliğin zihne kendini gösterdiği farklı yapılar değildir; zihnin kendini nesnelleştirirken, yani kendini bildirirken izlediği yollardır**dikkat bitti*"

ernst cassirer, dil ve sembolik formlar felsefesi, 1. kitap; dil
jouissance jouissance
"çünkü ateizmin hakiki formülü tanrı öldü değildir -freud babanın işlevinin kökenini babanın katledilmesi üzerine temellendirirken bile onu korur- ,ateizmin hakiki formülü şudur: tanrı bilinçdışıdır."

hakiki bir ateist olabilmek için çıkılması gereken imkansızla yolculuğun formülasyonu ise 64 yılında verilen seminerden on sene sonra gelir;

"bilinçdışının sana biçtiği yazgıdan bir şey bilmek istemiyor musun?"

ilk alıntı "psikanalizin dört temel kavramı"na, ikincisi ise "televizyon"a ait.
jeremymatheson jeremymatheson
"freud'a göre, bilinçdışı, zamanı ya da çelişkiyi tanımayan bir dünyadır; bastırılmış isteklerin ve fantezilerin dünyasıdır ve bu dünyanın bir sentaksı ya da grameri yoktur. o halde bilinçdışı arzular ve istekler hakkında aktüel bir biçimde nasıl konuşabiliriz? bilinçdışı arzu hakkında konuşmak, onu bilincin alanına çekmektir ve bilinçdışı, tanımı itibarıyla bilinçten çıkarılmış ve bilince tekrar çağrılamaz olandır. bir başka ifadeyle, bilinçdışı, dilden çıkarılmış olandır. bu paradoksal durum, analisti ve teorisyeni bir tür ikileme sürükler: bilinçdışı istek ve arzuları dile taşımazsak, onlar hakkında nasıl konuşabiliriz? freud'a göre bilinçdışının işlerini kaygılarımız ve fobilerimiz aracılığıyla yakalayabiliriz; ayrıca bilinçdışının etkilerini rüyalarımız, şakalarımız, dil sürçmeleri ve sanat yapıtları aracılığıyla da yakalayabiliriz. bir başka deyişle, bilinçdışının işlerini, bilinçli zihnimizin istenmeyen düşünce ve arzuları bastırma konusunda uyanıklığının ve etkilerinin en az olduğu zamanda yakalarız. "

jacques lacan, sean homer. syf 24-25
muzevir muzevir
doğru yazılışı "bilinç dışı" şeklindedir (tdk yazım kılavuzu).

asıl beyin bölgesidir. bizi diğer canlılardan (bize en yakın memeliler olan diğer primatlardan da) ayıran altı katmanlı korteks (beyin kabuğu) sayesinde geliştirdiğimiz bilinç sonradan evrilmiştir. öncesinde beynimizde sadece bilinç dışı işleri yürüten bölgeler vardı.

duyu organlarından beyne saniyede ortalama on bir bin (11.000) bilgi parçası gelir. bu bilgi parçalarından sadece yirmi-elli (20-50) kadarı bilinç bölgesi olarak tanımlanan altı katmanlı korteks tarafından işlenir. kalan bilgi parçaları, yani duyu organlarından beyne gelen uyaranların neredeyse tamamı bilinç dışı bölgeler dediğimiz asıl beyin bölgeleri tarafından işlenir.

nefes almayı, kasları çalıştırmayı, kan dolaşımını sürdürmeyi, ayakta dengede durabilmeyi, yürümeyi, bisiklete binmeyi, sevişmeyi, hatta hayatta kalabilmeyi filan hep bu beynimizdeki bilinç dışı işleri yürüten asıl beyin bölgelerine borçluyuz. hatta bilinçli olarak verdiğimizi sandığımız kararları bile aslında beyindeki bilinç dışı işlemler (farkında olmadan topladığımız bilgilerle farkında olmadan verdiğimiz kararlar) sonucunda aldığımız ortaya çıkmış bulunmaktadır.

aslında verdiğimiz kararların ve yaptığımız seçimlerin neredeyse tümünde etkin olan ve bizi hayatta tutan sezgilerimiz ve ön görülerimizdir bilinç dışı. bu yüzden algılarımız önemlidir, çünkü onlar besler ve geliştirir sezgilerimizi ve ön görülerimizi. bu yüzden çevre önemlidir; çevrenizden duyu organlarınıza gelen uyaranlarla gelişir bilinç dışınız.

bu demek değildir ki kendimizi hayatın gelişine bırakalım. hayır, çevrenizi ve uyaranlarınızı bilinçle seçebilirsiniz çünkü. bilim ve sanat uyaranları alabileceğiniz bir çevre de seçebilirsiniz, bir sürüye katılıp vaaz da dinleyebilirsiniz.

uyaranlarınız neyse bilinç dışınızın bilincinize baskılayacağı kararlar da öyle olacaktır.
dedektif gibi dedektif gibi
insanoğlunda yeni fikir mantıklı ve bilinçli çalışmayla ortaya çıkmaz. bilinçdışında geçen uzun bir hazırlık döneminin ardından, günün birinde, tamamen oluşmuş olarak kendini gösteriverir.

a. vander diye biri, artık kimse, böyle demiş.