birhan keskin

1 /
cagrilanyakup cagrilanyakup
şairim

aşk

sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları sevior, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
"bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.

su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.

rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.
cagrilanyakup cagrilanyakup
penguen

penguen
bana sırtını dönme
biliyorum, sana benziyorum
ve içinde saklı tuttuğun yele.

penguen
benim de içimde saklı tuttuğum
buzlu kıyılar, çığlık hatıraları
ben de senin kadar kaçkınım ve yaralı.

kim bağışlayacak beni, penguen
çizdim senin beyaz ve narin yerini.

bir yanım bembeyaz ışık
kör ediyor, bir yanım zehir gece
parktaki salıncağa binmeyi
beceremedim bugün ben de.

penguen bana sırtını dönme.
unutmadım aramızdaki beceriksiz dili.
dünya yordu bizi. benim de söyleyemediklerim
var. hiç söyleyemeyeceğim onları belki de.
uzun bir yolu geliyoruz seninle, yolu,
geldikçe anlıyorum ki, biz,
bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile.

penguen,
kim bağışlayacak beni
çizdim senin beyaz ve narin yerini
elimde unuttuğun ince metalle.
cagrilanyakup cagrilanyakup
seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım ?

dizelerinin sahibi.
whisper whisper
"doğayı ve insan doğasını bütün açmazları, sorunları, çatışmalarıyla, tıpkı ’insanın halleri’ni, ’yeryüzünün halleri’yle birleştirmede gösterdiği gözalıcı başarı gibi, ürpertici bir şiir diline dönüştürmenin yetkin bir örneğini oluşturduğu" için altın portakal şiir ödülü’ne layık görülen ve gülten akın’dan sonra bu ödülü alan ikinci kadın şairdir.

1963’te kırklareli’nde doğmuş, istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi sosyoloji bölümünü bitirmiştir. 1995-1998 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte göçebe dergisini çıkarmış, çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalışmıştır. delilirikler, bakarsın üzgün dönerim, cinayet kışı iki mektup, 20 lak tablet yolcunun siyah bavulu ve yeryüzü halleri isimli şiir kitapları yayınlanmıştır.
mabel mabel
kim bağışlayacak beni kitabından,


"hiçbir şey gelmeyecek bundan böyle

gerçekten iyi misin ingeborg?

affedebildin mi?

tekrar sevebiliyor musun?

yaralanan birşey tekrar iyileşebilir mi?

iyileşen yerde iz kalınca

tekrar eskisi gibi olunur mu?

hayır ingeborg

iz bırakmaz insanı

hiçbir iz bırakmadı beni

hiçbir iz onu bırakmadı

ve biz bu izlerle eskisi gibi olamıyoruz

eskisi gibi olunamayınca

ne öncesi gibi ne de sonrası gibi

olunamıyor

hiçbir zamanda olamamak

bunu anlamak

ah ingeborg

martı çığlıklarıyla bile olsa

yırtılan ipek bir daha dikilemeyecek"
tohum tohum
21 mart şiir gününde depozit adlı şiiri radikal'de yayınlanmıştır.

depozit
ben size bunu okkadar açık söylemişken..
sonsuzluk, bilmiyoruz ki, belki de
şefkatli bir şeydir, ne bileceksiniz
taş karışmıştır dilime de çoktan bağışlayın.

ağrım geçer, nehirler üstüme akar üstüme
umdumdu. bu dünyada,
bazen benim sanırım bazen hiçkimsem yok.

uzun uzun, karıştırarak, onu bunu, bilirsiniz
zaman sıkıntılılar için hiç geçmeyen şeydir.

bana uzak diyarların taşlarını topladığınızda
teşekkür edemedim size bir ara bağışlayın.
ben o topladığınız tüm taşların baş ağrısıyım.

çok eskimiş bendeki, ve bir okkadar katı
uzun uzun oturdum bugün dediğime bakmayın
siz bana yine de güzel bir şey anlatın.

benim bir kalmışlığım durmuşluğum vardır zaten
bir taş nasıl ağrır bir katılıkta,
bu dünyada isteyip verememek nedir, benden anlayın.
birhan keskin
gidiyorum bu gidiyorum bu
şiirleriyle neye uğradığınızı şaşırtan,dünyadan koparan,uçuran,coşturan, şair kişi.

y'ol şiir kitabından ;

vii

dünya ne ki sevgilim
benim sana yaptığım kubbe yanında?
düşsün, olsun, bırak
içinde yıldızlar patlıyor,
kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda
her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
yoluna baş koymak diyoruz
biz barbarlar buna
kirlikirpi kirlikirpi
"...
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var"

diyen ve dediği anda beni kamyonlarca yumruk yemişe çeviren ısrarla "şair" abla,lütuftur türk edebiyatına,ayrıca ironik bir durum olarak konuşmak,anlatmak,şiirmek yerine susuşa yönelmesine rağmen,doğanın karşısında hayrette olmasına rağmen,saf şiiri savunmasına rağmen bu güçte dizeler şiirmesi takdire şayandır...
nacizane görüşüm,aynı ayarda bir başka şair abla için (bkz: didem madak)
draffut draffut
"ben seni hep sevgilim ben seni hep
yüzünden geçen dalgalardan okudum,
ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum.
annen seni inkar etmişti
aldım etime dokudum."
ohannesburger menu ohannesburger menu
gidiş

senin gözlerin benim gerçeğim
(sendeki telaşa onlarla inandım)
bakmıyor bana,benden uzakta

aramızdaki mesafede gerilen
bir teli inletiyorum seninle
sesi ben duyuyorum tek,
birşey duyduğu yok kimsenin
benden başka.

bir hülyanın hatırasında
kasıp kavuruyorum kendimi
diyorlar ki, hayat yalandır,
aşk da.
nasıl inanırım,o;
olmak istemiş de olmamış
bir yarım nefes gibi şuramda.

sana dokunamayacak kadar
ürkek kalmış olduğum bu mesafeden
dön/erken sen
önce ayaklarının gerçekliğine inandır beni,

inanmak istesem de
**senin gidişin yalandır bende.


yaprak

yorgundum..
köklerimdeki uğultuyla ölümü beklemekten...
yaz bitmişti..
bir deprem sesi geliyordu..
yaprağını savuran ağacın köklerinden.

ben doğurdum seni..
içimdeki kaynaktan, acı sudan..
ben doğurdum seni, bir hayal için..
ödünç bir bahardan.


hüzünlü gezinti güvertesi ii

yüzüm
hangi dağa baksam
içinde öfkelerinden habersiz
korkunç atlar gezdiren
bu sessiz,yıldızsız.
yüzüm
hangi yola çıksam
bu yetim avlusu,bu ateş
**bu ağlamaklı şey.


taş parçaları xxviii

ömrümü adadımdı.
elimden aldığın ve parçaladığın şey bu!
adaletin adını neden anmıyorsun burada da?
o yüzden büyük yaram
o yüzden büyük öfkem
o yüzden dinmiyor
içimde hepsi,hıncahınç.



dağ

sabahın karşısında konuşmak ne zor!
incecik kül gibi kalıyorsun,
dağ susmaya giden yolu biliyor
sen bilmiyorsun

taş yarılıyor bir çiçek için,yol veriyor.
kısacık konuşuyor çiçek: "dünya" diyor,
"gördüm,benimle tamamlanıyor."

**yeryüzü karşısında konuşmak ne zor!

yamaçtan aşağı bak,uçurum gör!
-görsene kekeme!
içindeki zayıf kan,dayanıksız dil,
olmamış hal
gümüş bir zirvede eriyor.


depozit

ben size bunu okkadar açık söylemişken..
sonsuzluk, bilmiyoruz ki, belki de
şefkatli bir şeydir, ne bileceksiniz
taş karışmıştır dilime de çoktan bağışlayın.

ağrım geçer, nehirler üstüme akar üstüme
umdumdu. bu dünyada,
bazen benim sanırım bazen hiçkimsem yok.

uzun uzun, karıştırarak, onu bunu, bilirsiniz
zaman sıkıntılılar için hiç geçmeyen şeydir.

bana uzak diyarların taşlarını topladığınızda
teşekkür edemedim size bir ara bağışlayın.
ben o topladığınız tüm taşların baş ağrısıyım.

çok eskimiş bendeki, ve bir okkadar katı
uzun uzun oturdum bugün dediğime bakmayın
siz bana yine de güzel bir şey anlatın.

benim bir kalmışlığım durmuşluğum vardır zaten
bir taş nasıl ağrır bir katılıkta,
bu dünyada isteyip verememek nedir, benden anlayın.


birhan keskin
malpolitikası malpolitikası
aşk

aniden. birdenbire, beklenmedik olandan...
beklemeyene: dile gelen bir dünya.
vahiy gibi, en çok ona benziyor.
baharın karnını öptüğüm rüya.

o yüzden "ayaklandım", yukarı ağdım.
sana vardığımda ağlamam bundan...

adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
dünyayı dolduran sözü olduran o.
ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
hala soruyor musun bana, aşk ne demek:
o en "bir" ve "tam" olana yürümek.

durup durup geçmesin içinden ağlamak
dur, neden ağlıyorsun ca'nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak...

aşağıdaki link'ten bir kaç söyleşisine ulaşabilirsiniz:

metiskitap.com, okumak için metiskitap

(bkz: ba/#2226140)
(bkz: kim bağışlayacak beni)
müellif müellif
dua gibi dönüp dönüp okunacak,yolda izde yürürken aklımıza şimşek gibi birden iniverecek dizeler yazan,yeryüzünün tüm dilleriyle bize seslenen kadın.
1 /