bohemian rhapsody

13 /
sychtianarch sychtianarch
izleyin izlettirin. pazartesi günü sabaha karşı zihnimde queen şarkıları yankılanırken uyandım; dedim ki, "film beni çağırıyor."

adamımı zaten mr robot'tan biliyorum, normalde iki kelimeyi zor bir araya getiren akörün iyi olup olmadığını oynadığı karaterlerden anlıyorsunuz. daha doğrusu bu benim yorumum. elbette aktörlük için bir şablon değil. neyse, rami malek hayatının rolünü almış, üstesinden gelmiş.

izleyin, izlettirin. filmin iyi olduğunu okumuştum. izleyince de etkilendim. freddie öldüğünde lise 2 öğrencisi idim. vefat ettiği günlerde gerçekten üzülmüştüm. queen o dönem oldukça popüler olmuştu ancak, zaten liste başı bir rock grubu idi. antin kuntin şarkılar (yani rock formatı dışında) dahi iyi müzikti.

camiada bohemian rhapsody'yi sevmeyeni zikerek öldürürler. o bakımdan hiç hit şarkısı olmasa da queen tek bir şarkı ile zirvede oturmayı her daim garantilemiş bir grup. metallica'nın aldığı grammy ödülü tartışmalı da olsa stone cold crazy tipik heavy metal şarkısı. o bakımdan "metallica'ya one ile alamadığı grammy'yi, stüdyoda çabucak kaydedilmiş queen yorumu ile itelediler" yorumu tartışmaya açık. metallica'yı vareden tipik şarkılardan biri ve nihayetinde made in queen.

filmin bende yarattığı etki ve şarkının şerefine brian may'in kaydı anlattığı filmi de buraya bağlıyorum:
veideoda enstrüman kayıt tekniği, freddie'nin piyano tekniği ve şarkı ve vokal üzerindeki çalışmaları anlatılıyor.


inside the rhapsody (bohemian rhapsody mini documentary, 2002) 3 of 3

geçen benden önce filme giden kuzenime sordum, "şarkı neyi anlatıyor?" o da "filmin önemli bir kısmı zaten o şarkı üzerine" diye cevap verdi.


filmi izleyin, izlettirin.
orgomelih orgomelih
aslında pek izlemeye niyetim yoktu filmi.

baktım, en sonki vizyon tarihi perşembe 18.50. cuma günü yeni filmler vizyona gireceği için bu filmin de son vizyon günü dündü. planımda eğer haftaya vizyonda kalırsa o zaman -belki- izlerim vardı. e madem son günü, hadi bir izleyeyim dedim.

güzel ve hoş bir film olmuş, özellikle live aid konseri'nde gerçekten oradaymış gibi heyecanlandım. keşke konserin tamamını çekip beyazperdeye aktarsalarmış. doyamadım çünkü.

bu arada ben brian may'i severim. bence gruptaki en deha kişiydi zaten. freddie'den daha çok onu izledim desem yanlış olmaz.

keşke brian may'in babasıyla beraber elleriyle, emeğiyle yaptığı, değeri gerçekten paha biçilemez o muhteşem gitarı, red special'ın nasıl yapıldığını dinleyebilseydik filmde.

bu arada, sakın ha arada kaynamasın. queen live aid'den 1 yıl sonra, yine aynı muhteşem yerde, halen daha en iyi konserler listesinde üst sıralarda kendine yer bulan '86 wembley konserini vermişti. unutmamak gerekir.


harley davutoğlu harley davutoğlu
spoiler alert-

filmde mike myers'ın canlandırdığı menajer ray foster'ın filmde bohemian rhapsody için söylediği "gençler bu şarkıyı arabalarında kafalarını sallayarak dinlemeyecek" repliği aslında grupla foster arasında geçen bir konuşma değil, mike myers'ın oynadığı wayne's world filmine göndermeymiş.

filmde mike myers ve genç arkadaşları arabanın teybinden son ses bohemian rhapsody çalıp kafa sallayarak eşlik ediyorlarmış.

işte o sahne:




spoiler dediğim halde okuyanlar, bu bilgiyi o sahne geldiğinde yanınızda kız arkadaşınız varsa ona satabilirsiniz.

iyi seyirler.
halvetius halvetius
film başladı 13 yaşındaki kızım ağlamaya başladı. film bitti hala ağlıyordu.
hiçbir şey konuşmadan, o büyüyü bozmadan çıkıp yürüdük caddede.

öyle işte.
pandass pandass
gelmiş geçmiş en iyi (bence hem genel ve hem kişisel fikrim) ve söylemesi en zor rock şarkısıdır. nota ve ses aralığı açısından çok geniş bir yapısı vardır. bu nedenle tek bir solistin şarkının baştan sona tüm kısımlarını kusursuz söylemesi pek mümkün değildir.

bu durum grubun solisti freddie mercury'nin ne kadar muazzam ve sıra dışı bir sese sahip olduğunun en net göstergesidir.
ubuntu ubuntu
gösterimden kalkmadan izlemeyi planlıyordum, geçtiğimiz hafta mesaiden çıkıp koşa koşa gittim, ilk defa film öncesi reklamların bu denli uzun olmasına sevindim. o sayede filme yetiştim.

açıkçası bu yaşıma kadar iyi bir queen dinleyicisi değildim. birkaç şarkılarını biliyordum, bir de ara ara live aid performanslarına denk geliyordum; özellikle açıp izlemiyordum. filmi izleyince keşke çok daha önce grupla ve freddie mercury ile ilgili daha fazla bilgi edinseydim dedim. sebebi de şu; hikâyesi olan şarkıları, eserleri her zaman için daha değerli buluyor insan.

çok sıkı queen takipçisi olanlar filmi izleyince "queen bundan çok daha fazlası" şeklinde yorumlarda bulunmuşlar, çünkü onlar söylediğim gibi çok sıkı queen takipçileri. e bir şekilde bunu belli etmeleri gerekiyor. yahu insaf, film bu. neyi ne kadar detaylı verebilirler? freddie mercury'nin yalnızlığını, eserlerini ortaya çıkarırken ortaya koyduğu ruhu, dolduramadığı boşlukları, live aid'e nasıl katıldıklarını, sahnedeki o öpücüğün kime gittiğini, hayatının aşkını ve dostunu çok güzel bir şekilde sahneye yansıtmışlar, daha ne yapabilirlerdi 135 dakikalık bir filmde? ayrıca film bu, elbette gerçekten uzaklaştığı noktalar olacak. tamam sizler sıkı bir queen takipçisi olabilirsiniz ama yapılan işe de saygı duyun derim biraz.

son olarak rami malek oyunculuğuyla oscar'a göz kırpmamış, sıkıyorsa vermeyin demiş. hâlâ gösterimin yapıldığı bir salon varsa mutlaka gidip izleyin derim.

edith piaf: mr pickles'ın uyarısıyla filmin süresi güncellendi.
sakarcadi sakarcadi
queen için çok iyi bir proje, çok iyi bir oyunculuk ama zayıf senaryo ve nedense hatta nasılsa yönetmenin bana göre başarısız olduğu biyografi dalında film.
yönetmen ünlü ve başarılı bryan singer olmasına rağmen çekimler çok hızlı ve detaysız. senaryo eksik ve zayıf işlenmiş.çok daha basit konular çok daha işçilikli işlenebilirken bu filme yakışmamış. çok iyi bir proje zayıf işlenmiş.
endip endip
filmle ilgili eleştiri yapanlar belki çok profesyonel bir bakış açısıyla bakıyordur, bilemiyorum ama queen ve freddie mercury ile ilgili iyi fikir veriyor. hiçbir şey bilmeyen biri için bile... farklı bi duygu bırakıyor. bazen üzüyor, bazen onlarla birlikte gülümsetiyor, bazen şarkılarda tepmo tutturuyor. bir bakıma şarkının iniş-çıkışları gibi freddie'nin hayatındaki iniş-çıkışları da film iyi yansıtıyor.

filmde, freddie'nin yaşadığı hayata tutunma çabaları insanı alıp götürüyor. bir yandan 'hayatımın aşkı' dediği kadını geride bırakmak zorunda kalıyor, öte yandan duygularını örtüyor. babasıyla çoğu zaman mesafeli ve onun hayatında bıraktığı etkiyi hissediyorsunuz. düştüğü yerden nasıl çıkacağını bilemiyor. grup dağılıyor. yalnız kalıyor. bu arada aids olduğunu öğreniyor. sonrasında grup tekrar bir araya geliyor ama o günden sonraki süre, sadece bekleme odasında son ana hazırlanmayı anımsatıyor.

bu arada şarkının sözlerini de göremedim sözlükte, şöyle dursun:

is this the real life?
is this just fantasy?
caught in a landslide
no escape from reality
open your eyes
look up to the skies and see
i'm just a poor boy, i need no sympathy
because i'm easy come, easy go
a little high, little low
anyway the wind blows, doesn't really matter to me, to me
mama, just killed a man
put a gun against his head
pulled my trigger, now he's dead
mama, life had just begun
but now i've gone and thrown it all away
mama, oh oh
didn't mean to make you cry
if i'm not back again this time tomorrow
carry on, carry on, as if nothing really matters
too late, my time has come
sends shivers down my spine
body's aching all the time
goodbye everybody i've got to go
gotta leave you all behind and face the truth
mama, oh oh (anyway the wind blows)
i don't want to die
sometimes wish i'd never been born at all
i see a little silhouetto of a man
scaramouch, scaramouch will you do the fandango
thunderbolt and lightning very very frightening me
gallileo, gallileo, gallileo, gallileo, gallileo, figaro, magnifico
i'm just a poor boy and nobody loves me
he's just a poor boy from a poor family
spare him his life from this monstrosity
easy come easy go will you let me go
bismillah, no we will not let you go, let him go
bismillah, we will not let you go, let him go
bismillah, we will not let you go, let me go
(will not let you go) let me go (never, never let you go) let me go (never let me go)
oh oh no, no, no, no, no, no, no
oh mama mia, mama mia, mama mia let me go
beelzebub has a devil put aside for me for me for me
so you think you can stop me and spit in my eye
so you think you can love me and leave me to die
oh baby can't do this to me baby
just gotta get out just gotta get right outta here
oh oh oh yeah, oh oh yeah
nothing really matters
anyone can see
nothing really matters
nothing really matters to me
anyway the wind blows
13 /