bon jovi

1 /
lizardking lizardking
ilk dinlediğim rock gruplarından.özellikle 95 çıkışlı these days albümü her parçasıyla özeldir,fazla insan bilmez ama en sağlam albüm odur.solisti jon bon jovi her albümde ayrı saç attraksiyonuna girer.
soulforged soulforged
ilk dinlediğin rock şarkısının lay your hands on me olmasıdır.

western diyince aklına clint eastwood yerine blaze of glory gelmesidir.

blue jean'in her sayısında verdiği bonibon renkleriyle grubun adının yazılı olduğu onlarca çıkartma ve posteri yapıştırdığın yer yer boyası çatlamış gardolap kapağıdır.

raks dükkanından aldığın ilk orijinal kasedin keep the faith olmasıdır.

kızlı erkekli arkadaş ortamında "ne dinlersin?" sorusunu insanlar hakan peker, tarkan, burak kut, izel-çelik-ercan diye cevaplarken gözleri hafif kısıp umursamaz cool rocker tavırla "bon jovi yaaağ" dedikten sonra arkadaşlarının sessiz kaldığı birkaç saniyede hissettiğin götü kalkık elitlik duygusudur.

cebren ve hileyle ilk defa eline aldığın boyun kadar elektro gitarla nota veya akordan zerre anlamadan, rock markette izlediğin klipten hatırladığın kadarıyla richie'nin parmak hareketlerini taklit ederek you give a love a bad name çalmaya çalışmaktır.

cheesynin rock terminolojisindeki karşılığıdır.

gecenin bir yarısı yatağında uzanmış tavana bakarken walkmandan kulaklıkla never say goodbye dinleyip zamanında sonsuza kadar beraber olunacağı hayal edilen eski aşkları hatırlamak, yüzde buruk bir tebessümle sessizce yastığa ağlamaktır.

icq'da infoya my guitar lies bleeding in my arms'ın chorus dizelerini yazmaktır.

suratında değişik ebatlarda sivilceler cirit atarken çevrendeki tüm kızların ıslak rüyası jon'u nefret sınırında kıskanmaktır.

elinin terden yapış yapış olmasına rağmen sanki her an kaçıcakmış gibi elini sıkı sıkı tuttuğun ilk sevgiline bed of roses dinlerken ürkekçe "bu bizim şarkımız olsun mu?" demektir.

buz mavisi yırtık kot pantolondur.

mtvde yeni kliplerini gördükçe sümüklü özenti velet olduğun günleri * hatırlayıp "dağılın gidin, bırakın artık albüm çıkartmayı" diye düşünmek, "efsaneyi ayağa düşürmeyin ulan" diye iç geçirmektir.

şarap gibi deyiminin rock terminolojisindeki karşılığıdır.

akı kapasitörüne gerek kalmadan winamp üzerinden çalışan zaman makinesidir, marty'nin 1955te attığı gitar solosudur, nostaljinin ta kendisidir.

kısacası, bon jovidir.
the nova the nova
yabancı müzik dinlemeye bu grupla başlayıp, yıllarca kasetlerini, cdlerini yanlarından ayırmayanların, yaş kemale ermeye başladıkça uzaklaşsalar da ilk göz ağrıları olduğundan, şarkılarını duydukları yerde takılıp kaldıkları, mağazadalarsa "bi şarkı daha dinleyip öyle çıkayım", arabadalarsa ve radyoda çıkmışsa, "şarkı bitsin, öyle ineyim arabadan" dedikleri grup.
1 /