boncuklu tabancayla birbirini vuran efsane nesil

1 /
otuzbir sonrası bak gözlerimin içine otuzbir sonrası bak gözlerimin içine
lecın weyt for it. deri. kötü bi girizgahdı ama boncuklu tabancayla götüme bi boncuk yediğim aklıma geldi şimdi. keşke götten girip sikimden çıksaydı o boncuk da olduğu yeri yakmasaydı. eti delecek tüm enerjisi kuru götüm tarafından emilmişti resmen. o boncuğu götüme sıkan çocuğu da babama dövdürmüştüm sonra. sonra da onun babası geldi. olaylar baya büyümüştü. boncuklu tabancalar çekilmişti o akşam.

lümpenler.
basitbiogrenci basitbiogrenci
sabahtan akşama kadar sokakta yeni tabancasını millete gösterip hava falan atardı bu nesil evdeki çiçekleri boncukla deldiği için annesinden terlik yerdi boncukların renklerine göre hangisinin daha hızlı gittiği konusunda uzun tartışmalara girilirdi harçlık boncuk ve tabancalara yatırılırdı sitenin bahçesinde boncuk falan aranırdı ne güzel günlerdi be tabancaların hepsini kırdığım için yok ama boncuklarımı hala saklarım arada bir boş boş elime alıp bakar nostalji falan yaparım. (bkz:swh )

birde ablasına abisine kendisini kızdırdığı için bir kaç boncuk atıp direk evden kaçıp akşama kadar gelmeyenleri vardı o korkuyla 100 metreyi 3 saniyede koşabilirdi bu kişiler.
bmarbı bmarbı
silahı aldıgım ilk saatlerde anladım şeytanın bi pezevenklik yapıp doldurdugunu babamı elinden kardeşimi kafasından vurdum şaşkındım.tabi sonra şeytana mahal vermeden doldur doldur boşalt .
evcil kaktüs evcil kaktüs
tabanca esas oyuncu, mermi yan oyuncu desek. yan oyuncunun esas oyuncuyu bastırması durumu.
o sarı mermileri aramak için görevlendirilen xs beden çocuklara muhtaç olmadık değil.
literary literary
benimde dahil olduğum efsanevi nesildir. apartmanlar arası savaş yapardık. garantici kişiliğim sağolsun ki benim dahil olduğum takım cepler dolu gelirdi hep. bense sanki gerçek harbe gider gibi yedek şarjörler, biri sırtta olmak üzere iki mp5 ve bi tabancayla giderdim. ve bu mühimmat hiç şaşmazdı.
düşlerfilmininbüyükyönetmeni düşlerfilmininbüyükyönetmeni
yaklaşık 11-12 yıl önce... çok tehlikeliyim o sıralar. bizim mahallenin de karışık zamanları, emanetsiz sokağa çıkamıyorum.

boncuklunun şarjörünü tam doldurup, silahın ağzına da bir boncuk veriyorum, şakaya gelmez bu işler. ve cebimde her zaman bir poşet boncuk...

yusuf miroğlu kanunlarını ezberleyip, haydarinna söylediğimiz dönemler. belimizden hiç inmeyen boncuklularımız... gençtik, heyecan içindeydik. devamlı bir çatışma, kaos vardı. allaha çok şükür şimdi atlattık o günleri.
optimal control optimal control
kurtlar vadisi ile büyümüş neslin baya haşır neşir olduğu tabancalardır. millet gıcıklık olsun birbirinin bacağına sıkardı. hey gidi günler. bir keresinde, arkadaşta misafirlikte yatıya kalırken gece yarısı yan apartmanın penceresine bir şarjör boşaltmışlığımız vardı. tabi sonrasında adamlar uyandı, camı açıp baktılar ne oluyor ya diye.
1 /