butch cassidy and the sundance kid

ali kamber ali kamber
"who are those guys?" repliğinin defalarca tekrarlandığı eğlenceli western filmi. hep derim, western filmleri gibisi yok: maceraysa macera, aksiyonsa aksiyon, komediyse komedi. tek eksiği cinsellik bu filmlerin. o pofuduk kıyafetlerin içinde pek az şey sergiliyor vahşi batı kadınları.
jef costello jef costello
1969 tarihli, george roy hill yönetiminde paul newman ve robert redford'un nefis bir ikili oluşturdukları efsane film. 1909'da 200 bolivyalı asker tarafından öldürülen korkusuz iki soyguncunun gerçek hayat hikayesi.

1900'lerin başı, amerikanın batısı. butch (paul newman) çevresinde hin fikirli, olaylar karşısında pratik ve akıllı çözümler bulan bir soyguncu olarak tanınırken, sundance (redford) ise silahlar konusunda yetkin bir soyguncu olarak tanınmaktadır. yasalardan kaçmaktan bıkan, klasik western konseptine aykırı olarak mecbur kalmadıkça can almayan, ölümün her an yanıbaşlarında olduğu bu iki soyguncu zamanında otorite zayıflığı olan bolivya'ya gitmeye karar verirler, ancak aksilikler onları orada da bulmakta gecikmez.

mizah sosunun da epey yüklendiği bu film il buono il brutto il cattivo ve the wild bunch filmleri ile beraber en sevdiğim westernler arasındadır. melodileri de takdirliktir, özellikle butch ve teta'nın bisiklet sürdüğü sahnede. bu iki kanun kaçakçısı, soyguncu, düzen karşıtı adam yönetmenin manipulasyonu ile gözümüze o kadar şirin ve sempatik olarak gösterilir ki onların tarafında saf kurarız film boyunca. avustralya hayallerini suya düşüren hüzünlü, gerçekçi, dürüst finaliyle en sağlam finale sahip olduğunu düşündüğüm film.
theokoles theokoles
kısaca tarif edecek olursak; mükemmel bir filmdir. western filmleri sevenlerin ,hatta sevmeyenlerin bile, sıkılmadan ve zevkle izleyeceği eğlenceli bir yapıya sahiptir. arşivine film arayanlar için bulunmaz bir nimettir.
fade to black fade to black
bolivya'da banka soygunu yapabilmek için "eller yukarı teslim olun" "bu bir soygundur" gibi cümlelerin ispanyolcasını öğrenmeye çalışmaları fena yarmıştır. ayrıca bolivya'ya giderken çalan müzik, eski türk filmlerinde sıkça kullanılmıştır.


bassizdick bassizdick
her şeyiyle başyapıtlık bir yapım. sergio leone filmlerinden sonra kovboy sineması kuşağındaki en güzel filmlerdendir. harika bir senaryo uygulaması, harika bir sinematografi, harika iki oyunculuk, harika müzikler ve harika bir yönetmen ile yapılmış, harikalar silsilesidir. esprili, sempatik kahramanlar, bazen duygusal bazen de komik şekilde ekrana gelerek samimi bir şekilde seyirciyi kendine çeker. western filmlerini izleyip aksiyona doyabilirsiniz. ancak bu film hem zevk aldırmayı başarıyor hem de aksiyonu müthiş şekilde işliyor. zamanın ötesine geçmiş espri anlayışını barındırıyor. o iki adamla birlikte sanki sizde bir yerlere kaçıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. bunun da nedeni sıradışı anlatım tarzı. harika yerlerde eklenen soundtrackler, kare kare yakaladığım efsane sahneler.. daha neler neler.

western filmleri hep kasvetiyle ün salmıştır ve çoğu zaman süresi bizim için zorlayıcıdır. ancak gel gelelim bu western filmi 'bitmesin' dedirtti. normalde bu tarz filmlerin açığa çıkan en fazla iki müziği olur. ancak bu yapımın alabildiğine güzel müzikleri mevcut. paul newman'a hayran bıraktırıp, robert redford'a karizma damgası yapıştırılır bir güzel. birbirini tamamlayan iki orta saha oyuncusu gibiydiler. bakın filmin hikayesine bile gelmedik, ne cevherler çıktı. olağan bir hikayenin yanında sıradışı anlatım tarzı eklenmiş. bir bisiklet sahnesi benim gözümde tavukta ki çift sarılı yumurta gibiydi. ancak bu kadar lezzet verilip, izleyiciye mutluluk verilebilirdi. son sahnesi ise bırakın efsane olmayı, odanıza çerçeveletip her gün o resmin tozunu aldıracak cinsten. ne kahramanlar bizim gözümüzde acıyla sonlandırıldı ne de onları öyle görmek zorunda bırakıldık. adeta yönetmen bize ''bombayı ben veriyorum ama pimini çekmek size kalmış'' diyordu. izleyin, izletin..