çadır tatili

1 /
eski çaçalardan mehtap eski çaçalardan mehtap
dünyanın en mantıklı şeyi.
tatil diyince benim aklıma içinde en az 30 kişinin olduğu otel havuzu ve animatörler değil, mis gibi denizde akşama kadar millete çarpmadan yüzmek, cebimdeki paraya göre yiyip içmek ve kalkma saatini düşünmediğim rahat bir uyku geliyor.
çünkü param yok, belki param olsa sabahtan akşama güneşlerenek cildimi yaşlandırıp bir saat havuza girip akşam otel eğlencesi izlemek isterdim lol.

çadır tatili çok uygun ve çok keyifli bir olay. decathlon ve türevlerinde ihtiyacınız olacak, sizi rahat ettirecek her şey satılıyor, otele 3 gün için bilmem kaç milyar para ayrılacağına kullanım ömrüne göre hayatınızda bir iki kere para ayırarak her istediğinizde mis gibi tatil yapabilirsiniz.

ama araba varsa. araba olmadan çadırcılık zor.
6
ropte ropte
tatillerin en güzeli. 10 yıldır her yıl aralıksız yaptığım, ancak çeşitli sebeplerden son iki yıldır yapamadığım tatil türü. valla çok özledim sabah gözümü açar açmaz denize koşmayı, gün doğumunda kuş cıvıltılarıyla uyanmayı, semaverde çay demleyip, piknik tüpünde menemen yapıp ekmek banmayı. hamakta sallanmayı.

böyle uzar gider. doğayla iç içe olmak kadar huzur veren, insanı rahatlatan başka bir şey yok. keşke yaz gelse bir an önce.
3
autumn sonata autumn sonata
türkiye'de artık biraz zordur zira pis, bilinçsiz, dünyayı sadece kendisine ait sanan insanların keşfetmedigi hiçbir kara parçası kalmadığı için güzel coğrafyamda, mangal kokusu, cam kırıkları, boklu peçete gibi rezilliklere maruz kalmanız içten bile değildir. var elbette hala bakir yerler ama hızla tükeniyorlar.

bitsin insanlığın bu dünyaya çektirdiği eziyet artık.
kralfeanor kralfeanor
köyde yapmayı çok istediğim fakat çakallardan dolayı hiç cesaret edemediğim aktivite. çok önceleri tahtadan ev şeklinde bir şey yapmıştık ama kışın çökmüştü.
mr spack mr spack
son yıllara kadar fakir işi olarak kabul edilen ancak son dönem alternatif tatil yöntemi olarak farkedilmeye başlanan yöntem.
görüşün değişmeye başlamasının nedeni ülkeye artık kaliteli ve farklı kamp malzemelerinin girişi, teçhizatın çeşitlenmesi, yeni jenerasyonun outdoor aktivitelere ilgili olması gibi sebeplerdir.
benim jenerasyon bu işlere başlarken tek teçhizat kaynağımız hisarönünde (izmir) balıkçı malzemeleri satan bir kaç dükkandan ibaretti. tenteden bozma zavallı çadırlar, yorgan görünümlü tulumlar vardı. bu teçhizatla kamp yaparsanız mülteci gibi görünmeniz normal.
artık bütçeniz gücünde mükemmel teçhizata ulaşabiliryorsunuz, ülke zaten kampçılığa çok çok uygun coğrafya ve iklime sahip.
eskiden tatil nasıl geçti sorusuna "kamp yaptık" dediğimde burun kıvıranlar, son bir kaç yıldır "abi nereye kamp atalım sen bilirsin (prensimiz artık "kapm atacak") eksi kaç derecede tulum alayım" falan diye karşıma çıkıyor.
6
iustinianus iustinianus
1 kez 1 gecelik yaptığım tatil. çok keyif aldım. ancak kış ve soğuk olduğundan olabilir 2. gün kalsaydım aynı zevki alır mıydım bilemedim.
sonuç: kısa süre ve işi bilen kişilerle yapılınca oldukça keyifli bir tatil türü.
matillaatasever matillaatasever
turist meraklısı sapıklar yüzünden, medeniyete olan alışkanlıktan dolayı, marketsiz, tuvaletsiz, yolsuz, tenha yerlerde yapılmaması gereken dinlenme, rahatlama çeşidi.
tuzun ruhu tuzun ruhu
neden olmasın? pis mi kardeşim temiz tut, temiz yere git. hatta kimsenin gitmediği, keşfetmediği yere git. kurban olayım datça'ya. sadece benim gördüğüm "ah be burda başka zaman kesinlikle geleceğim çadırımda bu denize karşı uyanacağım" dediğim. akşama doğru çıkacağım güneşe alacağım biramı, şarabımı, rakımı artık her neyse. öldürme allahım beni bunu yapmadan.
kanaat onderi kanaat onderi
eğer uzun süredir dağcılık sporu ile ilgileniyorsanız, otelde vs. kalmak büyük zulümdür, çünkü betondan bir kare içinde uyuyormuş psikolojisine sahip oluyorsunuz bir müddet sonra. klostrofobik bir durum oluşmaya başlıyor. bir de salaşlığın verdiği bir özgürlük hissi, sabah kalkıp hemen adımını atıp toprağa basmak, parıldayan güneş, kuru soğuk, kendi başına ateş yakmaya çalışma, kısıtlı imkanlarla yemek yapmak vs. gayreti vardır. organize bir iştir, gece için yiyecek/güvenlik/aydınlatma vs. her şeyi düşünmeniz gerekir. bu duyguyu tatmayana kampta bir gece ölüm gibi gelir; ılık götlü "her şey dahil"ci, kantin gibi restoranlarda yemek yemeye alışmış, brunch meraklısı tatlı su erkeklerine göre iş değildir yani. gerçek erkek işidir bu. kadın başınıza ise çok daha zordur doğada kamp kurmak..
kızıl kurt kızıl kurt
''çadır tatili fakir işi yea'' diyenleri pek kaale alamıyorum.

dandik malzemelere kaçmazsanız bir kamp ekipmanı toplamak sadece çadırı, uyku tulumu, matı ve bir kaç malzemesiyle 10 k'yı geçiyor. kaldı ki bazı malzemelerin de bir ömrü var düzenli periyotlarda yenilenmesi gerek. çadır tatili fakir işi değil zevk ve hobi işidir, her insan sevmez tabi ki zorluklarına katlanmayı, kimse konfor için çadır kampı yapmıyor, amaç başka orada siz olayı anlamamışsınız.

fakir insanların da daha düşük kalite malzemelerle çadır tatili yapabiliyor olması ise güzel bir detaydır çünkü ideal dünya; herkesin aynı imkanlara sahip olup ulaşabildiği bir dünya düzenidir. kamp tatili en azından insanlara tatil yapabileceği ve özgür olup diğer insanlarla aynı doğa kaynaklarını paylaşabileceği bir ortam sunabiliyor, çocukları doğayla bütünleştiriyor, üstelik mobil hareket ettiğiniz için otel tatili yapan insanlardan daha çok yer geziyor, görüyorsunuz. 5 yıldızlı otellerde şampanya yudumlayıp da havuz kenarında kendinizi insanlardan üstün görmek sizi bir bok yapmıyor, materyalist, düşünsel derinliği olmayan, parası bol sığırdan hallice bir homo sapiens sapiens yapıyor sadece. hani buradan bakınca durum bu, gerçekler acıtır maalesef ama siz kaşındınız.

işte bu yüzden ilişkilerde hayat perspektifi farklarını dikkate alıp en azından %80 ortak paydada buluşabileceğiniz insanları hayatınıza almanız yararınıza. zıt kutuplar birbirini çekmez iter, o insan ilişkilerinde geçerli değil canlarım.
bitli piyade bitli piyade
parası olmayanların övdüğü tatilmiş. düzgün, kaliteli, büyük bir çadır ve o çadır tatili için gerekli olan ekipmanlara harcanan paradan haberi olmayan, bilgisi olmadan fikir sıçan beyinleri gözler önüne sermiştir.
semper paratus semper paratus
tamamen kişisel tercih olan "tatil" olayında bile bu kadar net ve ofansif konuşmak... gereğinden fazla aptalca geliyor bana.

yukarıda birkaç tane dangalak "parasızlıktan çadır tatilini övüyorsunuz" falan demiş. neyi nereye bağlamaya çalıştığı belli değil. "benlik değil, rahatsız bir durum. duşumu alamıyorum, yattığım yer rahat değil" falan desen hadi bir nebze anlarız da "fakirler o yüzden çadıra mahkumlar" demek limitlerin ötesinde bir salaklık. bisiklet/motosiklet ile avrupa turu yapanlara, "uçak ile gitsenize gerizekalılar ahaha" demek gibi bir şey.

eskiden ballıkayalar'a gidiyordum kaya tırmanışı için haliyle gidince kalıyordum. iğneada, kıyıköy, kastro, aladağlar daha bir sürü yer. şimdi algonquin park. herkesin bu kafaya girememesi güzel. yoksa akdeniz sahilleri gibi laçkalaşır ortam.

grup kampları da yaptık, amsterdam'a gidip kamp yapan arkadaşlarım da vardı. süslü püslü karılar bile bir yerden sona sevebiliyorlar. kişisel görüşüm, küba'ya gidip 5 yıldızlı otelden denize girmektense, gidip bir yere kamp atmayı yeğlerim.
1 /