çağımızın hastalığı

1 /
intylerwetrust intylerwetrust
öğrenci projesini zamanında teslim etmeyi başaramaz, ardından gözetmeniyle sorunu görüşeceği randevuyu da kaçırır. üniversite öğrenciye projesinden sıfır aldığını bildiren bir yazı yollar. öğrenci bu sefer gözetmenine gitmekle kalmaz, odasına randevusuz çat kapı dalıverir. "projemin geç teslimi kabul edilmeli!" "niyeymiş?" "çünkü bende kzb var." "o ne o?" "kısıtlı-zaman bozukluğu. teslim tarihlerine yetişemediğim ve randevulara vaktinde gidemediğim anlamına gelen beyindeki kimyasal bir dengesizlik." kzb'yi, çağdaş dünyada hicve yer kalmadığını unutarak sırf şaka olsun diye uydurmuştum ama daha sonra depaul üniversitesi'nden profesör joseph ferrari diye birisinin ağırdan alma veya geciktirmenin klinik bozukluk olarak tanınmasını ve akıl sağlığıyla uğraşanların standart referans çalışması akli bozukluklarla ilgili tanı ve istatistikler kılavuzuna (dsm) alınmasını cidden önerdiğini öğrendim. dsm her birinde, 297'si dsm iv'te tanımlanmış yeni bozukluklarla dolu dört cilde ulaşmış durumdadır ve daha birçok yenisi dsm v'e girmeyi beklemektedir. mesela bunlar arasında "haklara aldırmama ve hakları ihlale yönelik, çocukluktan veya ergenlikten başlayıp yetişkinlikte devam eden yaygın davranış şablonu" diye tanımlanan antisosyal kişilik bozukluğu (apd) vardır ki bu eski adıyla düpedüz bencillik diye bildiğimiz kusurdur. kısacası ahlaki kusura teslimiyetin anahtarı, bozukluk sıfatıyla yeniden tanımlayıp şöyle tınlayan bir kısaltma verivermektir. bundan sonra davranışınıza laf eden çıkarsa öfkeyle kalkıp rahatsızlığım var... bozukluk benimkisi" diyebilirsiniz. internet başında aşırı zaman harcayanlar, internette sörfün oregon sağlık ve bilim üniversitesi'nden dr. jerald block tarafından daha yeni bir bozukluk olarak tanımlandığını öğrenmekten memnuniyet duyacaklardır: "internet bağımlılığı dsm v'e alınmayı hak eden yaygın bir bozukluk gibi görünmektedir." ben de dsm v için kendi bozukluk adayımı sunuyorum: istenmeyen tüm insani davranışları bozukluk olarak sınıflandırmaya yönelik kontrol edilemez itki, bozukluk bağımlılığı bozukluğu (dad)

michael foley
filifu filifu
(bkz: karpal tünel sendromu)

bileklere o kadar çok telefon yükü veriyoruz ki sonunda olacağı bu. çok fazla bilgisayar klavyesiyle haşır neşir olmanın da sonudur aynı zamanda.

halk arasında tenisçi dirseği olarak bilineceğinden çağımızın hastalığı tenisçi dirseğidir. (niye dirseği dedilerse, bilek o şişen)
eksiksizuyum eksiksizuyum
hayır net bir şekilde adı koyulsa da tedavisi için çalışmalara başlansa abi. çağın hastalığının ne olduğu konusunda anlaşamadık henüz. ne olduğunu öğrenene kadar insanlığın yok olmanın eşiğine geleceği bilim kurgu filmlerindeymiş gibi hissediyorum. öyle tedirgin, öyle sağdan zombi, soldan yamyam çıkacakmış gibi ürkek.
çiziyle martı besleyen adam çiziyle martı besleyen adam
makineleşmek, kendi ellerimizle yaptığımız makinelerin esiri oluyoruz. bu durumdan kurtulmak yerine daha da içerisine gidiyoruz. yaşamlarımızı kolaylaştırabilmek adına çıktığımız yolda yaşamlarımızı feda ediyoruz.

bu da charlie amcadan.

hooijdonk hooijdonk
"biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olamayacağız...
hepimiz heba oluyoruz...bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş...
reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz...nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz...
bizler tarihin ortanca çocuklarıyız...bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık...
bizim savaşımız ruhani savaş... ve bunalımımız kendi hayatlarımız...

chuck palahniuk"
1 /