cem yılmaz ın michael jackson a yaptığı terbiyesiz

1 /
üniversiteyi bakire bitiren kız üniversiteyi bakire bitiren kız
cem yılmaz katıldığı tolgshow isimli programda, michael jackson'ın çocuk tacizcisi olduğuna yönelik gönderme yapıyor ki mj bu iftiralardan aklandı. hakkında açılan onlarca davadan beraat etti. michael'i kendi içine kapanması ve antidepresanlara müptela olmasının sebebi bu iftiralardı. ayrıca michael jackson taklidi diye ölü taklidi yapıyor. sen de birgün öleceksin cem yılmaz. kendini sanatçı olarak tanımlayan biri,milyonlar tarafından sevilen ve suçsuzluğu kanıtlanan bir insan için böyle fütursuzca davranamaz. lütfen bu konuda duyarlı olalım arkadaşlar. twitter'da #özürdilecemyilmaz etiketine destek verelim.

1
harley davutoğlu harley davutoğlu
(bkz: gerçi burada yapılmışı var)




ölü mj taklidi hadi neyse de, diğer "çocukluk anısı" ve "neverland, gitmedim görmedim çok şükür allahım yarabbim" sözleri daha çirkindi. yakışmadı. yalnız tek bir hatalı esprisi yüzünden de cem yılmaz'a sırtımı dönüp linç etmeyeceğim.

(ara edit: hadi neyse dedim ama tabi yapılmış bir yiğit özgür esprisini satması açısından bakarsak o da hoş değil. korsanı sevmiyorduk cem abi. hatırlatayım.)

yarın bir gün konuyla ilgili kendisinin de gereken açıklamayı yapacağına inanıyorum. yapmasa da başka derdim mi yok banane. mj'in bendeki yeri belli, cy'nin bendeki yeri belli. birinden birinin diğerindeki yeri kendi bilecekleri iş.

ama tekrar ediyorum, yakışmamış.
lafrente lafrente
ulan yiyecek ekmeği yok, derdi maykıl ceksının sikinde.

ne adamsın ya. şu duyarı kendine kassan karnın doyar. bir de evinde çıplak çocuk albümü olan ve michael jackson'ın parmak izlerinin bulunduğu (artık 31 mi çekti ne yaptıysa) albüme rağmen kanıtlamaz diyor. o zaman cem yılmaz'ın da o konu hakkında şaka yaptığını hiçbir şekilde kanıtlayamazsın.
ubuntu ubuntu
neredeyse hayatın her alanında "ortamız yok" ve en büyük sorunlarımızdan biri de bu. bir şeyi seversek onunla ilgili her şeyin mükemmel, sevmiyorsak onunla ilgili her şeyin kötü olacağı gibi saçma bir ön kabulümüz var. bu yüzden de hem ikili hem de toplumsal ilişkilerimizde ciddi sorunlar yaşıyoruz.

cem yılmaz bu ülkenin belki de en iyi stratejistlerinden biri. zeki demiyorum, stratejist. onunla aynı zekâda olan binlerce insan vardır ama zekâsını kendisi için yarara dönüştürebilecek stratejiler geliştirebilen nadir insanlardan. yaptığı çoğu işte de başarılı. ama şunu hep es geçiyoruz. bir şey yanlışsa yanlıştır. bunu kimin yaptığının bir önemi yok.

michael jackson çocuk tacizleriyle ilgili onlarca dava açılmasına rağmen hüküm giymiş mi? hayır? haydi bir şekilde imtiyaz tanındı da suçlu olmasına rağmen işin içinden sıyrıldı diyelim. ölü bir insan üzerinden -ünlü ya da ünsüz olmasının önemi yok- bu şekilde, ölü taklidi yaparak espri malzemesi çıkarmanın gereği ne? başka malzeme mi yok?

ben bu tepkiyi duyar kasmak olarak görmüyorum, ben de duyar kasmıyorum. sadece diyorum ki; her şeyin bokunu çıkarmayalım. cem yılmaz'ın hareketi sadece basit bir örnek. asıl konu, insanın prim sağlamak için saçma sapan hareketlerde bulunmasının gereksizliği. gündelik hayatta bir arkadaşınızı yerin dibine sokarak onun üzerinden espri malzemesi üretmenizle aynı şey. ayrıca zor değil yahu, yanlışa yanlış deyin. merak etmeyin, kimse cem yılmaz'a bir şey yapamaz, kariyerini elinden alamaz ya da bu saatten sonra hiçbir şey cem yılmaz'a koymaz. rahat olun. yanlışa yanlış deyin ki yeri gelince sırf işinize geldiği için o yanlışlar doğru olmasın; alışkanlık kazanın.

mizah iyidir, hoştur; hepimizin de ihtiyacı var ama her konuda mizah aramamız/yapmamız da gerekmiyor. ne diyor brecht?

"mizahı olmayan bir ülkede yaşamak korkunçtur. ama her an her şeyin mizahı gerektirdiği bir ülkede yaşamak çok daha korkunçtur."
üniversiteyi bakire bitiren kız üniversiteyi bakire bitiren kız
yazık kardeşim sana. dünyadaki tek derdin karın doyurmak mı? guiness rekorlar kitabına göre dünyada en çok maddi yardımda bulunan insan michael jackson dır. konser için gittiği her ülkede önce yetimhaneleri ve lösemili çocukları ziyaret ederdi. romanya konseri öncesi oteline gitmeden önce yetimhaneye gidiyor. şartlarının çok kötü olduğunu görünce "buranın şartlarını yarına kadar duzeltmezseniz konsere çıkmam" diyor. 24 saatte yetimhane baştan sona yenileniyor ve temizleniyor. bu terbiyesizlik münir özkul a yapılsa aynı duyarı onun için de kasardım.
the thick red wine the thick red wine
"eğer gerçekten suçlu olsa amerika gibi bir yerde elini kolunu sallayarak gezebilirmiydi? hakkında açılan bütün davalardan beraat etti. amerikan hukuk sistemi muz cumhuriyetindekilere benzemez."

(bkz: oj simpson)

tabi o da masumdu.

"eğer öyleyse sen de çocuk tacizcisisin zira bilgisayarında kimbilir neler kayıtlı." bu cümleyi de moderasyona havale ediyorum.
porsiyon mu ekmek arası mı porsiyon mu ekmek arası mı
devri bitmiş iki adamın son çırpınışlarının bir sonucu olmuştur. güldük, eğlendik bitti. mazisi olan, kendini ispatlamış olan neyse de diğerini hiç anlamam. adam seyirci karşısına çıkar çıkmaz millet gülüyor. tamam.

bugün abd'de, hatta tv programlarında bile kara mizah yapılıyor. ruhsuz olduğumu düşünürüm, çok da karikatür okudum fakat bazılarına ben bile tahammül edemiyorum. gel gelelim bu ne kadar iğrenç gözükse de çoğu zaman birinin bir yere çarpması, sıçması, utanması, itin götüne sokulması gibi gelmez. mizah ile komedi farkının en belirgin örneği belki de.

bakalım bunlara. yaptıkları seyirciyi aptal yerine koymaları. kapasitelerinin altında olmasına rağmen ellerindeki kurguyu oynamaları. ilk kez duymuş olabilirsiniz ama mj-pedo şakaları yıllardır yapılıyor. hatta bu kadar basit de değiller. yapıldığı yer tabi ki abd ve orada bırakın ünlüleri, siyasiler bile kalemin ucunda. ki bunları yapmaları için gerçeklik ya da "ispat" gerekmiyor. popüler dedikodular yeterli. öyle dava falan da açamazlar.

gündemimizin yarısından fazlası siyaset olmuşken bir tanesi ağzını açabiliyor mu? seninle yemek masasında kralını bile yapabilir ama tv'de yer mi? işte sen bunlara dokunamıyorum ama bunlar iyi malzeme diye atlarsan taraflı bir biçimde hakaret etmiş gibi görünürsün. yaptığın mizah falan olmaz.

gerçekten tv'de gülmek için kanal mı değiştiriyorsunuz? herkesin interneti var zannederdim.
driving einstein driving einstein
münir özkul'a öldü mü diye goygoy yapan millet michael jackson'u tartışıyor. michael jackson da mezardan çıkıp cem yılmaz'a dava açacakmış zaten... akıl fikir.

mizahta abartmış olabilir ama daha kendi içinizde bir sanatçıya, kişiye, oyuncuya, münir özkul gibi efsanelere saygı duymuyorsunuz michael jackson olunca resmen avukat olmuşsunuz...
rene rene
mj kim cem yılmaz kim derim, yabancı bir ünlü olması farketmez, evde sohbet ederken yapmıyor bir yığın izleyicinin karşısında yapıyor bu göndermeyi, ayıp etmiş. michael jackson'u tacizci olarak hatırlayan insanlar onu iyi takip etmemiş insanlardır. etmek zorunda değilsiniz ama bu adam hukuken aklanmış, dinlemesen bile hatırasına saygılı olmak zorundasın binlerce izleyicinin karşısında. michael jackson'dan bahsediyoruz ayrıca, bu adam dünya pop müziğine yön vermiş adam, afrika'dan türkiye'ye dansları tarzı taklit edilmiş herkesin gözüne sokulası kocaman bir iz bırakıp gitmiş bir isim. abd basınında ve ünlüler cephesinde de çok fazla yıpratıldı yaşarken, demedik şey bırakmadılar zaten.

her şeyi konuşun, her detayı eleştirin arkadaşım, kendinizi kasmayın bu da mı dert o da mı dert diye. bak sırtınızda 100 kilo yükle çalışıyorsunuz bu ülkede gıkınız çıkmadığı için oluyor bu. konuşanıda pusturmayın, üzmeyin, kırmayın. eleştirin, hunharca eleştirin, yeter ki mantıklı olsun, elinde haklı argümanın olsun.
confessions confessions
uzun uzun yazmak istemiyorum.
burada onlarca örnek verebilirim. abd de sisteme karşı olan her sanatçı mutlaka itibarsız hale getirilmiştir.

söylenenlere bakınca cem yılmaz galiba michael jackson beyaz olmak istemesini siyah derisinden nefret veya aşağılık kompleksi, saplantı ya da beyazlara imrenme için olduğunu sanıyor.
popüler kültürün yarattığı sanatçı algısı içinde konuşuyor.
böyle derin konulara girmesin, am göt meme geyik muhabbeti ile ilk önce kendisi gülsün sonra bizi güldürsün.
1 /