cep telefonlarındaki ötv oranının arttırılması

1 /
taliyoldangelipanayoldakiarabayayolvermeyentraktör taliyoldangelipanayoldakiarabayayolvermeyentraktör
varlık vergisidir o..

matrahı 1500 liranın altında düzgün cep telefonu olmadığı için direkt %50 ötv geldi diyebiliriz..

özetle eskiden 3000 liraya yurdumuza giren bir telefon

3000 + %10 trt bandrolü : 3300 tl

3300 + %25 ötv : 4125 tl

4125 + %18 kdv : 4868 tl'ye satılırken....

bu ötv zammından sonra;

3000 + %10 trt bandrolü : 3300 tl

3300 + %50 ötv : 4950 tl

4950 + %18 kdv : 5841 tl'ye satılacak.

o zaman ne diyoruz?

ver mehteri ver...
kızıl kurt kızıl kurt
aliexpress'ten armor kılıf sipariş etme nedenidir.

2016 nisan'da alıp tam 3 yıldır kullandığım bir s7'im var, gözünün içine bakıyorum telefonun aman bozulmasın diye zira yenisini alacak durumum yok, gırtlağıma kadar borçla yüzüyorum. hoş -2000 tl bandı altında aldığım hiçbir telefon da zaten s7'nin yerini doldurmaz o ayrı mesele.

telefonlarınıza iyi bakın arkadaşlar, eskiden sadece ev ve araba için kredi çekilirdi şimdi cep telefonunu da krediyle ancak alır millet.
planned planned
cep telefonu yenileme işini iyice zorlaştıran, akıllı telefon tamircilerini ise ihya edecek zam. eski zamanlarda tüketim bu kadar patlamamış, borçlanarak tüketmek bu kadar kolay hale gelmemişken pantolonlar bile eskiyince yama yapılırdı. şimdi sosyal medya devrinde türk halkı bununla yeniden yüzleşirken psikolojisinin durumu kaldırabileceğini pek zannetmiyorum. günde 3 öğün simit yer yine de o telefon bozuldu mu yeniler, yenileyemezse de kafayı sıyırır.
wisefat wisefat
e sunum sever damat dolaylı vergileri kaldırıyoruz demişti. hocaları vergi tiplerini tam açıklayamamış ya da bu anlayamamış. neyse iphone xsxsx çıkarır herkes sıraya girer sorun çözülür.
metrodakikemancı metrodakikemancı
"iletişim çağında iletiştirmeyecek bunlar" derdirten.
yaşadığı çağ ile birliktelik kurabilmiş insanların, kafası ilk çağda kalmış çoğunluk ve yöneticiler vasıtasıyla "yönetilmesi" daha doğrusu kendisini "yönettirmesi" sonucu bu ve fazlasıyla muhatap olduğumuz ve olacağımız olaylardan biri.
serbest piyasa ekonomisi ile çark döndürüp bu kadar büyük vergi yükü getiren, o getirdiği vergi yükü ile ne yaptığı, kaça yaptığı, kime yaptırdığı belli olmayan, - sarayın gerçek değerini hala açıklayacaklar- çünkü böyle bir bilgiyi soracak kurum bırakmayan,gelenekleri olan bir devleti bir tür kabileye çeviren ve onu da beceremeyenleri tokatlamayı becerebilene kadar bu böyle gider.

suçu da kimseye atmıyorum. bu suç benim. daha çok insana bir fazla kişiye daha düşündüklerimi anlatmalıydım. bir fazla kişiye daha bunların bir suç örgütü olduğunu dile getirmeliydim. şurada bile kampanyalar yapılsa da sadece kendi bölgelerimizin milletvekillerinin mail kutularını telefonlarını kitlesek ses gelir. şuraya ettiğimiz şikayeti bu heriflere de gönderelim. tabiki sadece bu tip vergi meselelerinde değil akla gelebilecek her şeyde. tabi önce kendi bölgemizin milletvekilleri kim onları bulmakla başlayabiliriz. başlar mıyız? biz mi? belki...
velhasıl "her şey biz yaşarken oldu."
mango ananas mango ananas
türkiye'nin sonunda fakir bir ülke olduğunun farkına varması. borç para ile zengin olamayacağını anlaması. ama artık zaten az olan üretimin tamamen bitme noktasına gelmesi. köyde yaşayan halkın kalmaması. eskiden muz lüks meyve iken şimdi elma alırken bile 2 kere düşünülmesi.

üniversitelerin bilgi üreterek ve araştırarak ülkenin geleceğine ışık tutması gerekirken, gereksiz kontenjanlar yüzünden kendi evlatlarının hayatından 4 5 yıl hatta bir ömür çalması. savunma sanayinde gelişiyoruz insansız araçlar yapıyoruz diye bir yandan sevinirken, boston dynamics in videolarında sivil robotların bile teknolojide korkunç seviyelere geldiğini görmek.

musula, ege adalarına, kıbrısa sahip çıkamamış ve güneydoğusu son derece karışık bir devlet olusumuz. bu kötü senaryolar içinde akdenizde kendi karasularımızda çıkan petrolü koruyacak ve kullanacak gücümüzün olmaması.
...

böyle uzar gider bu liste, okurken eminim iktidar partisine salladığımı düşündünüz. ama bence herşey olağan seyrinde ilerliyor. illede bir suçlu olduğunu düşünüyorsanız iktidar da, muhalefet de, çok oy veren de, seçmenin çoğunun aptal olduğunu düşünüp onları ikna etmek için hiçbir seçim çalışması yapmamış (cobanla kendi oyunu esit görmeyen kesim) muhalefet seçmenide eşit derecede suçludur. ama bence suçlu yok hersey olağan seyrinde ilerliyor türkiye de gelişme egiliminde. türkiye'nin atatürk öldükten yüzü hiç gülmemiş çünkü.

neden derseniz kurtuluş savaşını kazanmış bile olsak, asıl büyük savaşı kaybetmiş bir grubun içinde yer aldık ve birçok tavizler verilmek zorunda kalındı. 1700 lerden beri gerileme eğiliminde olan osmanlı nın mirası devralındı. zaten çok zor durumda olan devleti atatürk adeta buzun üstünde ömrü yettigince geliştirmeye çalıştı.

sonra film kopuyor. 1940 50 arası karanlık bir dönem. 1950 de çok partiye geçiş denemeleri. zar zor yürüyen demokrasiye düşük rütbeli subayların amerika desteğiyle yapılan darbesi. ve bunu yaparken herkesin iyi niyetli ve vatanı korumak için yapması. işte tam burada en çok dikkat edilmesi gereken nokta. adamlar şartları öyle bir ayarlayıp geliştiriyor ki sen adeta kendi iradenle adamların piyonu haline geliyorsun. adamlar dediğim dış mihrak olan meşhur arkadaslar.

eğer m. ali birandın 32. gün belgesellerini sıkılmadan ve kendinizi vererek izlerseniz 1950 ile 2000 arasi neler oldugu hakkinda bir fikir sahibi olursunuz. olaylar hakkında fikir sahibi olduktan ve tarihi sıralama, neden sonuç iliskilerini kafanıza oturttuktan sonra istediğiniz kaynaktan araştırmalarınıza devam edebilirsiniz. türk insanının yüzünün hiç gülmediğini görürsünüz. günümüz siyasetinde yapılan eleştirileri, ecevit ın solcu duruşuyla uygulamaya çalıştığını herşey doğru gibi gözükse de sonucun beklenildigi gibi olmadığı hatta ekonomik anlamda felaket olduğu görülür. doğru işler yapilmaya başladığında hemen ülkede iç karışıklıklar olduğu, doğru işler yapilmaya devam edildiğinde karışıklıkların büyüyerek ordunun kışladan çıkmak zorunda kaldığı görülür. istikrar kelimesi üzerine düşünürseniz, bu milletin ısrarla, büyük hataları olsada neden tekrar tekrar aynı partiyi seçtiği konusunda bir fikriniz olabilir.

türkiye'nin kuruluş reçetesi nedir derseniz. ülke içindeki her bireyin ama her bireyin, milli bir şuur içinde olması. bu profesöründen dilenciye, gencinden yaşlısına herkesi kapsıyor. yaptığın işin ne olduğu ve ne tarafta olduğunun hiçbir önemi yok. önemli olan herkesin tek tek şahsiyetli ve bilinçli olması kısaca.
breakthrough breakthrough
şimdi aslında durum şöyle zaten eski türkiye 2000 öncesini hatırlayanlar bilir hele 90 lı yılların başlarında ilk okula falan gidenler çok iyi hatırlar,kastetdiğim nesil 1980-1985 daha çok. eskiden herşey aşırı lükstü ve tedariki çok zordu özellikle ithal ürünler. oyuncak mı almak istiyordunuz örnek erkek çocuklar için transformers, ya da game boy, ya da action man, kız çocuklar için barbie ve türevleri. bu ürünlere ulaşmak çok zordu çünkü insanların maaşıyla orantılanınca orta gelir grubu için alınabilir ama zorlayıcı, alt gelir grubu için imkansız ürünlerdi. son 10 yıldır abd nin kendi para politikası çerçevesinde yaşanan gelişmelerle ve doların değerinin bütün para birimleri karşısında değer kaybettirilmesiyle türkiye gibi aslında fakir olan ülkelerde suni bir alım gücü artışı gerçekleşti düşün dolar kuruyla öyle ki kur 1$ = 1.1 tl seviyesine kadar gerilemişti. bunda elbette özelleştirmelerle gelen bol dövizinde etkisi oldu. böyle olunca fakir olarak nitelendirilen kitler orta hal, orta hal olarak nitelendirilen kitleler zengin haldeki insanların yaşayış biçimlerini yaşama fırsatı yakaladı. düşünün eskiden yurtdışına çıkmak büyük lükstü, uçağa binmek büyük lükstü, kaliteli ve özellikli bilgisayara sahip olmak büyük lükstü, arabaya sahip olmak büyük lükstü, daha örnekler çoğaltılabilir. tüketim toplumuna döndü türkiye, ve de geçmişin lüks öğeleri ve değerleri birbir anlamını yitirdi ve sıradanlaştı. asıl olan şimdi özümüze dönmemiz. ve git gide sömürge haline dönmemiz, ucuz iş gücü cenneti olmamız gerçekten üzücü. eskiden çini küçümserdi herkes 300-400 $ ile nasıl yaşıyorlar ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlar diyorduk şuan durumumuz çindekilerden bile beter olmak üzere.

hal böyleyken bu tarz zamların gelmesi kaçınılmaz, devletin kaynak yaratması gerekiyor, tüketim düştükçe, ticaret hacmi azaldıkça, direk ve dolaylı vergi gelirlerinde de düşüş oluyor bu düşüşlerde genelde vergi zamlarıyla subvanse edilmeye çalışılıyor.

bir de zam mı sadece ötv olarak düşünmeyin, ötv üzerinden de ötv'nin kdvsi alınıyor :) %25 artış demek aslında %25 * 1,18 = %29,5 olabilir.

son olarakta şunu diyeceğim, alım gücü düşük olan zaten şuan medeni toplumun olmazsa olmaz olanaklarından ya da hizmetlerinden ya yararlanmıyor ya minimum seviyede yararlanıyor, bu yüzden ötv zammı gelmiş, kdv zammı gelmiş umursamaz o kitle. zaten belediyeden yardım alanlar var, valiliklerden kaymakamlıklardan yardım alanlar var, bir programda dinlemiştim, türkiye'de aktif şekilde sosyal yardım alan 22 milyon kişi varmış bu yardımlar farklı şekillerde gerçekleşiyordur belki bazen gıda, bazen para, bazen yakacak ama durumu siz düşünün. böyle bir ortamda zaten hala 10 yıldır aynı telefonu kullanan adam için yeni son teknolojik cihazlar bir ihtiyaç ya da gereklilik değil ki, sadece bizleri düşündürüyor bu zamlar.
panther panther
telefonum yavaş yavaş "pişt, bak hele. ben yakında havlu atacağım haberin olsun hehe" moduna girdiği için canımı sıkan hadise. gel de telefon al şimdi, hadi bakalım.
1 /