cinsiyet

1 /
sanki cazorla sanki cazorla
kişilerin kimi zaman bağırmayı çok sevdikleri bir nane bu.

- ben kadınım!
- ben erkeğim!

ne çok seviyorlar ilan-ı cinsiyet etmeyi!
ne çok insanların gözüne gözüne sokuyorlar..

tamam erkeksin/kadınsın.
kimse sana erkekliğinden/kadınlığından dolayı ekstra bir şey vermiyor, senden de bir şey almıyor..
ne bağrıyorsun ki yani, ifşa çaban nedir?!
bedeninden önce ruhunu, kafanı konuştur da onu görelim!

bahsini etmeden de geçemeyeceğim..
bunun en iğrenci "nickname"ler arkasına gizlenmişken yapılanı oluyor ki bunu yapanda da ben bir "cinsiyet" arıyorum açıkçası.
(bkz: cinsler)
(bkz: yine doldum bak)
belirsiz belirsiz
"bir insan hakkında her şeyi söyleyebiliriz, bir biçimde bu o insana uygun düşer." burçlar meselesi gibi.

birine ne olması gerektiğini kıçına soka soka öğretirseniz verim alacağınız kesin. sonra da senin gibi bir kadına yakışmıyor, bir hanımefendiye yakışmıyor, kadın dediğin böyle olmaz deme hakkını kendinizde görürsünüz. onun gibi bir kadın nasıl bir kadın, nasıl olduğu hakkında bir fikrin mi var. mesela günde 3 kez çocuğunu döven kadına da mı yakışmaz örneğin küfretmek, ona da mı uygun değildir. hem her vajinası olanın senin kafandaki kadın tanımına, hep pipisi olanın aklındaki erkek tanımına uymakla mükellef olduğunu nereden çıkardın. hem sadece 2, pratikte 1,5 cinsin varlığının ideal olması mümkün mü, insan daha iyisi tasarlandıkça eskisi demode, çirkin, yakışıksız kabul edilen bir model mi. bırak insan sayısı kadar cins olsun, ya da ne kadar olacaksa o kadar.
arctic fur ve elementium plated exhaust pipe arctic fur ve elementium plated exhaust pipe
kişilik bölünmesine kadar yol açabilen bir ayrım; modern insanın varlığı ile bir takım tabuların yıkıldığı(1) ve yerlerine başka tabuların getirildiği kategorizasyon. tabi ki, tabuların oluşması için gereken sosyo-kültürel ortamı da unutmamak gerekli.

tarihin en karanlık zamanlarından beri erkeğin kas dokusundaki fazlalık, onun toplum içerisindeki yapısının inşa edilmesinde büyük rol oynamıştır. bu yüzden, bir erkeğin beyin kullanmayan bir kas yığını olması, yıkılması gereken bir tabu olarak görülmüştür, modern dünyada. bu noktada iki tip erkek kategorize edilmiştir; toplumda beyin rolünü üstlenenler ve kas rolünü üstlenenler. bu tarihsel ilerleyişin sonunda, günümüze varıldığında, erkeğin bastırılmış bir takım duygulara sahip olduğu gerçeği ile yüzleşmemiz kısa sürmemiştir. misal, anadolu'daki çorap örücüleri erkeklerdir. erkeklerin terziliği ve aşçılıkları alışılagelmedik konular değildirler. yani bir zamanlar büyük bir kısmı avcı olan erkek cinsiyeti(2), toplumun kendilerine yüklediği bu sorumluluğa ihanet etmek istememiş olsalar dahi, ihanet etmelerini sağlayacak bir takım farklı beceriler geliştirmişlerdir. aşçılık, bunların en önemlilerinden birisidir. zira bir hayatta kalma yetisidir(3) ve avcı olan erkeğin, eti pişirmesine olanak sağlamaktadır. bu şekilde başlayan ufak yönelimler, aslında erkek bireyin hayatında büyük rol oynamakta ve erkeğin, içten içe, topluma karşı direnme çabasını simgelemektedir. işin kötü yanı, toplumda öğretilmiş bu beceriden uzak yaşam stilinin en büyük koruyucuları da, ironik olarak, erkekler olmuşlardır. "öğretilen" olduğu için. bu sosyo-kültürel statüyü korumak için eğitildikleri; adeta terbiye edildikleri içindir. - tabi, 21. yüzyılda bu yemez. hani avcı, toplayıcı, kas yığını ayağı ne yazık ki namümkün. yerini, bütün gün sayı ve kelimelerle boğuşan zavallılar kalmıştır. cinsiyet körü topluma sağlıksız geçiş bu şekilde yaşanmaya çalışılmaktadır. önce erkeğin evin direği olması ile başlayan macera, ataerkilliğin ayaklar altına alındığı ve yerine yeni tabuların getirildiği bir sistem ile son bulmuştur. lakin hala moda ile uğraşan bir erkeğin "yumuşak" olarak genellenmesi, karşı cinsinden hoşlanan bir erkek olsa dahi, anormal karşılanmamaktadır.

erkek ile ilgili anlatmaya çalıştığım şey şudur: sosyo-kültürel kimliğin oturmaya başladığı andan itibaren, ilk çağlarımızda ne şekilde ailevi, toplumsal ve cinsi tavırlar sergilediysek; aynı şekilde devam ettik. bu açıdan erkeğin rolü, bastırılmış içgüdülerin aksine bir role evrilmiştir. her erkek için geçerli değildir bu. kocaman kaslı bir abinin, çin fidosundan jet hızıyla kaçışı anormal değil veya gülünecek bir halt değildir. hepimiz hayvanız ve hayvani içgüdülere sahibiz. bizi hayatta tutan korkulara, reflekslere ve içten içe olgunlaşmış bir takım becerilere sahibiz. sosyo-kültürel cinsi kimlik, bunun karşısında bir tabu olarak dikilmeye devam etmektedir, bazı bazı. - tabi, her durum için geçerli değil. bu durumu aşmış olan toplumlar mevcuttur fakat illa ki farklı tabulara sahiptirler. ileri medeniyet bir yalandır.

dişinin, veya kadının;(4) toplayıcı, doğurgan ve akılcı kimliği, anaerkil toplum yapısının temellerini atmıştır. doğurgan oluşları bir saygı duyulma konusuna neden olurken; akılcı davranışlar, edebiyata ve efsanelere yansıtılmıştır. toplumu derin bir bilgelik ile yöneten kadın hükümdarlardan, fazlasıyla akıllı cadı figürlerinden tut; fantezi evrenlerinde dişiliğin, zeka belirtisi olarak kullanılmasına kadar varmıştır bu bilinçaltında gelişmiş akılcılık. bir bakıma da doğrudur.(5) ilk zamanlarımızda, kadında bulunmayan kas yüzünden kadının avcı olması mantıklı görülmemiştir; mantığı fark ettikten sonra dahi. nitekim, insan, doğanın bireye bahşettikleriyle değil; başparmağı(6) sayesinde avcılığını ortaya koymuştur. bu noktadan sonra, kadın cinsi üzerindeki yozlaştırma çabaları başlamıştır ve erkek cinsini yozlaştırmaya çalışan mekanizma ile aynı mekanizma tarafından yürütülmüştür bu operasyonlar. modern dünyaya girişte, kadının iş yapmaması, evinde oturup çocuk yapması fikri, bir takım filmlerde dahi anlatılmış ve nasıl hastalıklı bir yapıya neden olunduğu ortaya koyulmuştur. çocuk yapmak, evi çekip çevirmekle yükümlü kadının kişilik bölünmesi, tıpkı erkeğin erkekleştirilmesi sürecinde olduğu gibi, bir takım içgüdüsel yönelimleri bastırılmış duyguya çevirmiş ve ev kadınlığı konusunda obsesif bir travma açığa çıkarmıştır. bu travmanın patladığı noktada feminist akım devreye girmiş ve çeşitli kollardan, ataerkil toplumun zararlarını insanlara anlatmaya başlamıştır. - lakin kadının geldiği nokta ile erkeğin geldiği nokta aynı olmuştur ve cinsiyet körü topluma sağlıksız geçişte, rakamlar ve kelimelerle uğraşan, bir yandan da tacize uğrayan ve kas azlığı yüzünden yer yer ezilen bir canlı ortaya atılmıştır.

yani kadın, ilk çağlarda kanıtlanan erkeğin güçlü duruşuna kurban giden diğer cinsiyet olarak tarihimize ve sosyolojik yapımıza yerleşmiştir. bir kadına, erkeksi denmesinin altında yatan kalıplaştırılmışlık piyangosunun sebebi budur. "bir erkeğin yapacağı işler" yalanı dahilinde kısıtlanmaya çalışılmış ve modern olduğunu iddia ettiğimiz şu dünyada dahi, ilk çağlarda bilinçaltımıza yerleştirilmiş ve zorunluluk ile karışık bir şekilde içimize işlenmiş duygular sayesinde, bir cinsiyetin daha kalıplarını belirlemiş olduk. lakin kadının travmasını, erkeğin travmasından ayıran nokta; kadının daha fazla acı çekmiş olmasıdır. bu yüzden modern dünyada kadın, cinsiyet körü bir toplum için, erkekten daha ilerici tavırlar takınabilmektedir. haksız değildir, fakat erkeğin de bu yönde örgütlenmesi için daha fazla adım atması gerekmektedir. zira içine işlemiş bir baskıyı gören erkeğin dışa vurumdan aciz yaşamak gibi bir durumu mevcut olabilir. tabi bu söylediklerim tamamen duruma, konuya, yere ve zamana bağlıdır. genelleme yapmak hata olabilir.

öte yandan, dişi ve erkek aynı bokun farklı tonlarıdırlar. eğri oturup doğu konuşalım. aynı şekilde ana rahmine düşmüşler, aynı şekilde gelişip(7) farklı şemallere yönelmiş ve cinsiyet ayrımına dahil olmuşlardır. yani cinsiyetin bir önemi yok. aksine, cinsiyet kavramını bir fırsat olarak kullanmalıyız. kasa ihtiyacımız olan yerde kas, akla ihtiyacımız olan yerde akıl kullanmalıyız ki ilerleyebilelim; gerçek bir medeniyet kurabilelim, bu bok çukurundan hallice iğrenç dünya yerine. - esas ayrım, becerilerimizin kategorizasyonunda gerçekleşmeli. birimizin başarılı olduğu konu, diğerinden farklı olacak ki; takım çalışması yapabileceğiz.

(1) tabu, sadece geçmiştekini yıkmakla değil; gelecekteki ihtimalin var olmasını da engellemekle yok edilebilir. aksine bir örnek namevcuttur. yani bir tabuyu yıkınca, tabuları yıkmış olmazsınız. genelde, bir tabunun yıkılışı başka bir tabunun doğuşu olmuştur. özelliklede bir tabunun tekrarlanmaması, tabu haline gelmiş ise, aslında tabular yıkılamamıştır. bir tabunun ayıplanışı da tabudur.
(2) ataerkilliğin başlangıçları olarak görebilirsiniz bunları. anaerkillik her ne kadar daha sağlıklı toplumlara neden olmuş olsa da; bilinçaltına yerleşmiş bir "erkeklik" hissiyatının baskınlığı, bugün dahi görülebilir.
(3) aşçılık, "tabağı nasıl sunayım?" gibi mal soruların cevabını barındıran sofistike görünen gerzek bir meslek değildir. aksine, bir insanın hayatta kalma becerilerini belirleyen önemli bir etken, bir yetenektir. bu becerinin geliştirilmesi, daha kaliteli bir hayat için şarttır. herkesin ikinci mesleğinin aşçılık olduğu bir aileden geldiğinizde, bunu çok iyi anlıyorsunuz. çocuklarına aşçılık öğretmeyen ebeveynlerin, ebeveynlik becerilerinin sorgulanması gerekmektedir.
(4) dişi deyince kızan çok fazla insan var ama biz hala hayvanız, unutmayın bunu. akademik olarak incelenirken; kimliğiniz, hayatınız, anılarınız veya insan oluşunuz önemli değil. siz, homo sapiens sapiens'e ait bir bireyden fazlası değilsiniz ve gözden çıkarılabilirsiniz.
(5) anaerkil toplumlar, ataerkil toplumlardan daha sağlıklıdır. ataerkil toplumlar cinsiyetçi, ırkçı, faşist toplumlara neden olurken; anaerkil toplumlar, ataerkil toplumlar tarafından yozlaştırılıp yok edilmiştir.
(6) insan, "zekalıyım emme" varlığı değildir. başparmağı sayesinde tuzak kurabilmiş, tarım yapabilmiştir. beceriklidir, pratik zekası ön plandadır. fakat bu durum, zeki bir canlı olduğu anlamına gelmemektedir. zeka, görecelidir.
(7) bilimsel gerçekleri, bazı -kendini erkek sanan- erkeklerin yüzüne vurunca çok korkuyorlar. kadın şeması bir nevi default'tur, canım malım benim. yani bir memeli, hayatına, dişi olarak başlar ve erkeğe evrilir. bu durum ana rahminde meydana gelir ve bir cinsi, diğerinden üstün kılmaz. sadece evrimsel düzeyde nasıl gelişen varlıklar olduğumuzla ilgili bir bilgidir bu. belki de, ataerkil toplum denen sapık yapının temelinde bunun travması yatmaktadır. belki salağın teki, kadınlarla eşit olmayı kendine yedirememiştir ve kız çocuklarına numaralardan isim verilen, kız çocuklarının toprağa gömüldüğü, olmayan dini vecibelerle dolu yalanlara varmışızdır. namümkün mü? bence değil. yirim sizi. - öpsün sizi zeki müren.
(x) "cinsiyetlerin kendi kaderlerini tayin hakkı"na inanmayanlar; faşisttir, cinsiyetçidir, überdir, liboştur, bla bla dır. zekalılar ama mal olmak istiyorlar tabi.
berçem berçem
sadece kadın ve erkekle sınırlandırılamayacakn canlıların üreme sistemlerinin dişi ve erkek olarak iki farklı şekilde tanımıdır.
mentollü acı süt mentollü acı süt
olabilecek en anlamsız sınıflandırma. ben kadın mıyım? bunu ne belirleyecek, doğduğumda bedenime iliştirdikleri mi? sen erkek misin? penisinin verdiği yetkiye dayanarak mı erkek oluyorsun ? kadın ya da erkek hissetmek nasıl oluyor anlamıyorum. bir cinsiyetim varmış gibi hissetmiyorum. bana kadın diyorlar. ilgilenmiyorum. bu boktan sınıflandırmayı kabul edip bir tarafta durmak zorundaymış gibi davrananların da hepsi gerizekalıdır.
denizindibinebağlananadam denizindibinebağlananadam
cinsiyet hakkında kafaların çok sık karıştığı şu günlerde kısaca birkaç kavramı açıklayayım
cinsiyet kimliği kendinizi kafanızda nasıl düşündüğünüzdür, tamamen sizin bedeninizi yorumlayışınız (bkz:kadın ) (bkz:genderqueer )(bkz:erkek )
cinsiyet ifadesi, cinsiyetinizi eylem, giyim, davranış. etkileşim biçimi aracılığıyla nasıl gösterdiğinizdir (bkz:feminen )(bkz:andorjin )(bkz:maskülen )
biyolojik cinsiyet nesnel olarak ölçülebilen organları, hormonları, kromozomları ifade eder (bkz:dişi )(bkz:interseks )(bkz:erkek )
cinsel yönelim kendi cinsiyetiniz karşısında onlarınkine bağlı olarak fiziksel ve duygusal açıdan kimden hoşlandığınızdır (bkz:heteroseksüel )(bkz:biseksüel )(bkz:homoseksüel )
(bkz:www itspronouncedmetrosexsual com )
lorenzo nun laması lorenzo nun laması
bu konuya takık olanları anlamıyorum. hadi, diyelim herkes cinsiyetsiz oldu ve laboratuvar ortamında ürüyoruz. kimsede herhangi bir cinsi figür ya da belirti kalmadı. ne olacağını sanıyor insanlar. sorun cinsiyetten çok insandadır. bu ataerkil düzen bozulduğunda dünyaya papatya kokuları hakim olacak ve herkes gökkuşağının altında dans edip, kardeşçe mi yaşayacak sanıyorsunuz. bu kadar mı romantiksiniz.

insanın sorunu cinsiyetle değil, insanın sorunu iktidar kavramıyla. ne demişler "güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır." yani bu ataerke dayanan kültür ve ahlak anlayışı kokuşmuş tamam da, iktidara gelecek olan ve normları belirleyecek olan diğer cinse mensup iktidar grupları yozlaşmayacak mı? ya da cinsiyetsiz bir dünyada kötülük daha mı az olacak? belki de kimsenin bu kadar makro ölçekte düşündüğü yok. herkes kendi götünü kurtarmanın derdinde. erkek olarak doğmanın verdiği rahatlıktan böyle atıp tutabiliyoruz. ama yine de bu cinsiyetçilik yapan ve bunu her türlü ortamda göze sokan insanlardan gına geldi. cinsiyetçilikten kastım, hereroların yaptığı değil tabi. benim kastettiğim azınlıkların ya da "ezilmişlerin" yaptığı cinsiyetçilik muhabbeti.
1 /