dine karşı din

madbrother madbrother
hüseyin hatemi'nin 1990 yılında engin farsça ve arapça bilgisi ile çevirdiği , feyz alınası ali şeriati'nin bir konuşmasından hazırlanmış kitap. ali şeriati'nin iran islam devrimi'nin ideologluğunu yaptığı bugün pek çok kişi tarafından bilinen fakat yanlış yorumlara yol açmış bir bilgidir. ali şeriati'nin düşünceleri iran islam devrimi sürecinde iyi irdelenmemiş ve totalarizme son derece karşıt olunan bir ismin arkasına sığınılarak iran'da bugünkü "mollalar cumhuriyeti" oluşturulmuştur. gerçi konumuz bu değildi ama bir parantez olarak bunun da bilinmesi kanısındayım.
(buradan itibaren bol spoiler içeren bir bölüme adım atmaktasınız)

aslında şeriati'nin kitap'da belirttiği fikirler , üzerinden 40 yıl gibi bir süre geçmiş olsa da , halen güncelliğini korumaktadır. ilk defa kitap'da islam'ın ve islam öncesinde yeralan hak dinlerin hepsinin bir bütün olduğu ve bunun karşısındaki bütün dinlerin şeytani din olduğu vurgulanmıştır. özde bu basit bir sınıflandırma gibi gözüküyor olsa da , teoride ilginç bir yeniliktir.

çünkü "dinsiz" diye nitelenen bütün akım ve ceryanların aslında bir din olduğu ve tarih boyunca "tevhid dini" ve "batıl dini" arasında bir savaş olduğu açıklanmıştır. burdaki "tevhid" dini , islam ve öncesindeki "ümmet" düşüncesinin getireceği birlik ve beraberliği belirtmesi bakımından kullanılmış , islam dininin devrimci , haksızlığa karşı boyun eğmeyişi bayraklaştırılarak belirtilmiştir. batıl dini ise islam ve öncesindeki hak dinlere karşıt olan bütün akımlar ve fikriyatlar için kullanılmıştır. (ayrıca belirtmek gerekir ki , ali şeriati islam dinini hz. muhammed ve öncesindeki bütün peygamberler ile bir bütün olarak ele almakta yani islam öncesi hak dinler denilirken , yine islam'dan bahsetmektedir.)

benim kitabı okuma amacım , pek çok makalede gördüğüm bir atıfın temelini öğrenme amaçlıydı. yani belirli ideolojilerin veya felsefi akımların "dinleşebileceği" olasılığı üzerine bir temellendirme. fakat kitap'da bu açıkca belirtilmemekle birlikte , kitabın zanndersem 70. sayfalarına doğru aguste comte'ın "pozitivizm dini" üzerine bir gönderme yapılmakta ve okuyucuya bazı yapı taşlarını birleştirme görevi kalmaktadır. hüseyin hatemi'nin ise kitabın sonuna eklediği "son söz" kısmında ele aldığı biçimde "islam bütün ideolojilerin ve akımların üstündedir" tezi çokca kitap boyunca işlenmektedir. hatta hatemi " müslümanlar ne fundamentelizm , ne sosyalizm gibi " fikri akımlara ihtiyaç duymamalı diyerek bir düşünceye ışık tutmaktadır. nitekim bir arkadaşımızla hüseyin hocaya gidip " çeşitli ideolojilerde dinleşip , batıl din hüviyetine bürünür mü ?" sorumuza açıkca bu söylemini destekleyecek bir cevap vermiştir.

islam'ın hem dünya hayatını hem de ahiret hayatını düzenleyen bir din olduğunu , sosyalizm'in ise sadece dünya hayatını düzenleyen bir ideoloji olduğunu belirtmiş , islam'ında dünya hayatı açısından bir kurgu oluşturmasından mütevellit bir yerde ideoloji olduğunu , sosyalizm'inde bu bakış açısından yola çıkarsak bir "din" olduğunu belirtmiştir. üstüne 'de islam'ın artı olarak ahiret üzerine de bir öngörüsü bulunduğunu hatta dünya hayatının ahiret hayatı için bir sınav niteliği olduğunu belirtmiştir. tabi bu son kısım herkesin bildiği bir bilgidir. fakat irdelenmesi gereken burdaki asıl mesajın "islamın bir ideoloji olduğu" ve diğer ideolojilerinde" din" sınıflamasına girebileceği gerçeğidir.

özetle okunması gereken bir kitapdır. incedir 120 sayfa kadardır. fakat konuşma metninden alınmasından dolayı bazı yerlerde tekrarlara rastlamak normaldir.
gergedan gergedan
ali şeriati, dine karşı din kitabında din düşüncesinin tarihsel analizini yapar,
"din bir afyondur"
"din halk kitlelerini uyuşturan bir fenomendir"
iddalarını çok net, dayanaklarıyla birlikte açıklar,halk kitlelerini uyuşturan dinin tevhid dini olmadığını aslında çok tehlikeli olduğu halde insanlar tarafında farkedilmesi, anlaşılması güç olan şirk dini olduğunu söyler.tevhid dini ve şirk dini arasındaki en büyük ayrım tevhid dininin anlam itibari ile de özünde "bir" olan insanoğlu arasındaki tüm ayrıcalıkları kaldırması, şirk dininin ise toplum içerisinde bir takım egemen güçlerin yeryüzünde allah tarafından kendilerine özel bir yetki, üstünlük verildiğine halkı kabullendirmesiyle toplumda çeşitli katmanlar oluşturup, kendini izole ederek elde ettiği sosyal statüyü böylelikle korumuş olur.

allah tarafından insanlara gönderilen musevilik, isevilik, islamiyet ve diğer tüm semavi dinlerin özünde yer alan tevhid inancının peygamberler ve onla birlikte yol alan mustazaflarca omuzlanarak ileriye götürüldükten sonra artık varlığı küçümsenemeyecek, inkar edilemeyecek boyuta varır daha önce tevhid dininin insanlar arasında yayılmasına, kabul görmesine şiddetle karşı çıkan, bu uğurda mücadele veren statükocu kişi veya kurumlar, adeta "bükemediğin bileği öpeceksin" mantığıyla hareket edip renk değiştirerek görünürde tevhid dinine iman ettiklerini söylerler.

insanlar arasında sosyal statü, bölge, milliyet, ırk vb üstünlüğü ayrımlarını kaldıran tevhid dinince ellerinden alınan, makam, mevki, varlık gibi bir takım ayrıcalıklar hususunda inanmış gibi göründükleri din içerisinde çeşitli oyunlarla bunları tekrar elde etmeye çabalayıp, nitekim bunu elde ederler de.dinin öngördüğü hususlarda din adına hareket ederek bir tezat oluşturan bu kişi ve kurumlar zamanla önceki konum, varlıklarının dayanağı olan inançların halk içerisinde yaygınlaşmasını isterler.

özetleyecek olursak, şirk dini renk değiştirip inanmış gibi görünerek, islam dinine inanan insanlar arasında tekrar vücud bulur.
anonim20 anonim20
bir düşünce eseridir ve son sayfasına kadar iyide bu adam ne anlatmak istemiş diye düşündürür. kitabın ana fikri son sayfa da ki tek bir paragraf ayan beyan yazılmıştır. eksik olan şey kitabın başında ki küçük bir nottur ''direkt 78. sayfaya gidiniz.'' ama sadece o paragrafı okuduğunuz da nereye vardığını öğrenirsiniz 78 sayfayı okuduğunuzda işe hangi yollar dan geçip de o sonuca vardığını öğrenirsiniz ki buda sizin din anlayışınızı ciddi anlamda genişletir. okuyun yanı bence kendinizi çok aydınlanmış hissedeceksiniz garanti ediyorum. okuyun gelin aksını düşünürseniz ben buradayım.
serbest radikal serbest radikal
ali şeriati'ye göre tanrı tarih boyunca asla dinsizliğe karşı din göndermemiştir. aksine din, imtiyazlı ve sınıflı toplum yapısını ve sömürüyü meşrulaştıran şirk dinine karşı gönderilmiştir. şirk dini, sınıflı toplumlarda belli bir kesime tahsis edilerek artık ortak olmayan kaynak ve üretim araçlarıyla ortaya çıkan üretim ilişkilerinin, üstyapıda din ve inanıştaki yansımasıdır. toprak-mal sahibi efendiler ve yoksul köleler ayrımı, ilk olarak üstyapıda biri iyi ve biri kötü olmak üzere ikici bir tanrı inanışı ortaya çıkarır. oysa ortak mülkiyetin geçerli olduğu ilkel komünal topluluklarda, animist-panteist bir tanrı inancı sözkonusu olup, kabilenin bu tanrısı tek bir tanrı idi. sonra toplum geliştikçe ve artı değer üretimi fazlalaştıkça otorite, ekonomi-siyaset ve din işlerini yöneten üç yüze sahip olduğu gibi, tanrı sayısı da 3'e çıkar. tek tanrıcılık mesajı, başta göksel mülkiyeti parçalayan ve bu mülkiyetin sahibine ortaklar-yardımcılar varsayan inanca karşı çıkıyor gibi görünse de, aslında bununla beraber adaletsiz-merhametsiz sosyal düzeni meşrulaştıran inanç sistemini hedef alarak geniş halk kitlelerinin yararına olacak reformları amaçlıyordur. şirk dininin birkaç özelliğinden birisi, en önemli şeyleri en önemsiz kılıp, en önemsiz şeyleri hayati meselelermiş gibi göstermesi ve halkı bunlarla oyalamasıdır. bir diğer özelliği de şirk dininin korku dini olmasıdır. ali şeriati'ye göre bütün peygamberlerin mesajı onların ölümlerinin ardından çok geçmeden unutturulmuş ve hatta tersine çevrilmiştir.
on üç damla göz yaşını saydım on üç damla göz yaşını saydım
dinler tarihinde (özelde islam'da) yaşanmış sıkıntılı durumları (savunulamayacak durumlar) şirk dini, olması gerekeni ise tevhid dini olarak gösteren ali şeriati kitabıdır.

ali şeriati, tüm yaşananların toplamının aslında dini oluşturduğu basit mantığını illa ki bilir ama söylemez. işin kolayına kaçar.

kötü uygulamalar mı olmuş? bunu yapan şirk dinidir. olması gereken nedir? işte o da tevhid dinidir. işte dinler tarihini eleştirecek birinin karşısına çıkarılabilecek hazır bir cevap. "o şirk dini uygulamasıdır. maalesef üstün gelmiştir."

bu kitap için konuşuyorum (ki "yarının tarihine bakış" eserinde de benzer durum vardır), nedense kutsal kitabın kendisine pek değinmez. peygamberin kızının aktif ve mücadeleci yaşamını günümüz kadınına örnek gösterir ama ayetleri görmezden gelir.

kısacası, iran devrimi için yazılmış eserlerdir. pragmatizm kokar.
temporary peace temporary peace
"şirk dini, sınıf ve ırk ayrımcılığı üzerine bina edilmiş olan bu yapıyı güçlendirme görevini üstlenir ve onu sürekli hale getirir. bundan dolayıdır ki şirk dininin kurucu ve koruyucuları, toplumda her zaman üst tabakanın sırasında ve seviyesinde yer almışlardır; hatta kimi zaman üst tabakadan daha etkin, üstün ve zengin olmuşlardır."

der ali şeriati "dine karşı din" adı ile kitaplaştırılan konuşmasında ve bize dayatılan şeyin tevhid dini olmadığını, hakim sınıfların iktidarını korumak için insan eli ile var edilmiş şirk dini olduğunu görebilmemiz için gözlerimizi açar.

kullanılmayan aklın vebali büyüktür, ilgili onca ayetten anladığımız budur. bu sebepten durup düşünmek gerekir, bize yüzlerce yıldır dayatılanın hak - batıl çizgisinde nereye düştüğünü görebilmek için. ali şeriati'nin bu kitabı görmek isteyen gözlerin bakacağı yere ışık tutan bir fener gibidir. beynimizdeki duvarlarda çatlaklar oluşur. şimdiye kadar bize öğretilen sınıflandırmalar yerle bir olur. sonrasında inşa edeceğiniz her şey yepyeni bir zeminde sapasağlam yükselir yerden göğe.