dokun bana

1 /
wolfshade wolfshade
bu programda 50 saatten sonra doğal seleksiyon sonucu adaptasyon sorunu çekenler ve "önemli olan katılmaktı" insancıkları çeşitli şekillerde yarışmaya veda ederdi. asıl eğlence bundan sonra başlar, güçlü olanlar birbirlerini çeşitli hamlelerle yıpratmaya çalışırlardı. ancak hiçbir zaman izleyiciyi ekran başına hapsedecek kadar samimiyet ya da çekişme yakalayamamışlardı. misal:

"uykun gelmiş abi kıyamam git yat dinlen"
"bu ellerle mi kazanacaksın birader, güldürme beni"
"önce o eli indir"

gibi.
wolfshade wolfshade
yarışmaya dair aklımda kalan bir şey de, başlangıçta tam kadro iken tek el arabayla temas halinde, tek else havada salınırken fondaki şarkı eşliğinde grupça tur atmalarıydı. öylesine senkronize ve öylesine şendiler ki ekran başında ben mutlu olurdum. hala da aklıma geldikçe gülüyorum. [burada anlatınca komik olmadıysa da kefili benim]
anosias anosias
son derece içten bir onno tunç şarkısıymış. orjinalini de ilk defa nilüfer seslendirmiş ama ben ilk defa onno tunç şarkıları albümünde ajda pekkandan dinledim bu şarkıyı. ve dinleyince hiç kapamayasım ömür boyu dinleyesim geldi ki, diğer versiyonunu dinleme riskine bile girmiyorum. sözler ve müzik süper bi uyum içinde gidiyor. ajda pekkanda son albümünde seslendirdiği abuk sözlü şarkılardan sonra eskiye dönüş yapmış bu şarkıyla ve ne kadar iyi bir vokal olduğunu göstermiş. sözler ise ayrı bir şahane. o kadar içten, o kadar inanılası ki sözler, bu şarkıyı içinden gelerek haykırarak söyleyebilecek biri varsa gerçekten acımak gerekir ona. bir insan bu kadar dokunmak, sevmek isteyip de uzak ve dost kalabilir mi sevgilisiyle, plantonik aşkıyla ya da eski sevgilisiyle bilemiyorum. şarkıyı dinlediğimde tek merak ettiğim şey ise onno tunçun bunu yaparken hangi duygular içinde olduğu ve şarkının hikayesinin ne olduğu.

dostluğun bana yetmiyor
konuşurken düşlüyorum ellerini
özlüyorum*
dokun
dokun bana
ne olur dokun bana

sevmek dokunmak demiştin
biliyorum sürmese de eskiye benzemese de
hala benim tek ezberim
dokun bana
ne olur dokun bana

dinlemek
beni kesmiyor
hasreti hafifletmiyor
dokun bana gizli olsun
dokun ne olursun dokun

alıştığım
ellerindi
özlediğim
sevgilimdi
oyalama dostluğunla
katlanamam buna
dokun bana
ne olur dokun
bimekan bimekan
nilüfer'in çok daha güzel okuduğu şarkı. nilüfer'in yorumunda "duygu" çok fazla, haykırışlar...
zira söylemek gerekir cidden, "dinlemek beni kesmiyor..."
damned damned
bir dönem show tv de yayınlanan arabaya kim daha çok dokunacak yarışması... doğa bey diye biri sunuyordu bunu. şu hani bbg evlerinden hatırladığımız isim. bir gün kadının biri yarışmadan elenmiş olay yerinden ayrılırken doğa bey'e "beni öpmiycek misin?" demişti. hatırladığım tek şey bu.
ruhani oyun havaları ruhani oyun havaları
ajda pekkanın sesi insanı yerle yeksan eder bu şarkıda.kökten uca tükenmişlik arayanlar için!
eski sevgiliyle arkadaş kalmak mı o'da ne öyle?

dostluğun bana yetmiyor
konuşurken düşlüyorum ellerini
özlüyorum
dokun dokun bana
ne olur dokun bana
sevmek dokunmak demiştin
biliyorum sürmese de eskiye benzemese de
hala benim tek ezberim dokun bana
ne olur dokun bana

dinlemek beni kesmiyor
hasreti hafifletmiyor
dokun bana gizli olsun
dokun ne olursun dokun

alıştığım ellerindi
özlediğim sevgilimdi
oyalama dostluğunla
katlanamam buna
dokun bana ne olur dokun
yedicücesiolmayanbirpamukprenses yedicücesiolmayanbirpamukprenses
show tv'de yayınlayan medyanın ne yaptığını bilmez zamanlarda başlattığı bir yarışmaydı. istanbul'da capitol'de duruyordu yarışmacılar, araba. bir de doğa bey vardı o dönemde yarışmayla az da olsa onun da ünü olmuştu hatta kadının biri uykusuzluktan saçmalayıp öpmek istemişti.
1 /