dostoyevski

1 /
snow flake snow flake
"niçin, en olgun, en iyi insan bile başkalarından bazı şeylerini saklıyor? eğer gizli sırlarımızın rüzgârla birlikte etrafa saçılmayacağını biliyorsak, niçin içimizden gelenleri olduğu gibi dosdoğru söylemiyoruz? neden herkes olduğundan daha sert gözükmeye çalışıyor? bir insan, içini içtenlikle ortaya dökmeyi neden duygularına bir hakaret olarak kabul ediyor?"
(bkz:beyaz geceler)
sedalist sedalist
babasının ölümünden sonra epileptik atakları başlamış ve kendisi bunu epilepsi olarak adlandırmış bildiğim kadarıyla. ama gerçekte bu ataklar nevrozun bir etkeni olarak ortaya çıkmış. yani bir yaratıcı insan kolay yetişmiyormuş dedirtti.
drakonov ıkra drakonov ıkra
dostoyevski'yi anlayan insan artık mutlu olamaz. zaten mutluluğu da aramaz. zira acının ve kederli geçen günlerin, hepsinden onurlu ve daha insani olduğunun farkına varır.
tahtalı köyün marangozu tahtalı köyün marangozu
isabetli tespit yapan rus yazarı.
mesela şu sözü:
''ister tatlı, ister acı olsun, hatıra insana ıstırap verir.''
harbiden de ilkokul yıllarım toz pembe geçmesine rağmen arkadaşlarımı hatırladığımda içim burkuluyor, üzülüp büzülüyorum. içimde 10 tl'lik şarap tadında bir his uyandırıyor...
dostoyevski insan psikolojisinden gerçekten anlayan, tam da okunmalık bir yazar.
kaptan teneke kaptan teneke
betimledigi olaylarda arka planda isleyen 2. sikintilar 2. sevincler olmazsa olmaz, bazen anlatmaya calistigi seyi anlamadigim oluyo ama dert degil son kismi bi daha okuyorum, yine anlamazsam yine sikinti yok anlasilmamis kaliyo..

ayrica henry miller'in en cok etkilendigi yazar
spacetusubozulanadamındramı spacetusubozulanadamındramı
bildiğimiz kadarıyla bir sözlük formatında, fyodor mihayloviç dostoyevski tam ismiyle yaşayan biri için dostoyevski başlığına yazı döşemek gereksiz, belki de üşengeçliğin verdiği neticedir.

insanın yazdığı kelimelere bakarak çok saygı duyduğunu vurgulaması, bunu hissettirmesiyle, böylesine basit bir "düşüncesizliğin" sonucunun böyle olması, o sözde duyulan saygının ne kadar yapay olduğunu göstermez mi?
biraz özen, biraz hakiki "saygı".
dibin notu: örneklersek, stefan zweig gibi saygıyı sonuna kadar hak eden bir yazarın başlığına, tam olarak yazmak var iken, stefan ya da zweig diye başlık açıp orayı doldurmak ne kadar samimi olabilir ki?
marseille marseille
bütün eserlerini okuduğum tek sanatçı. budala ve kumarbaz'ı kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum bile.

"şu anda cebimde on beş altınım var. bu işe on beş guldenle başladığım günler oldu! dikkatli oynarsam... ah, hala akıllanmadın! küçük bir çocuk gibiyim! nasıl oluyor da yıkılmış bir insan olduğumu anlayamıyorum! peki ama neden eski kişiliğimi bulamıyorum? evet! her şey bir kerecik dikkatli, temkinli oynamama bağlı! sadece bir kere kişiliğimi bulabilirsem, bir saat içinde tüm yaşantımı değiştirebilirim. önemli olan kişilik. lüleburgaz'da, talihe yenildiğim son dakikada olanları hatırlasam yeter. ah, ne kararlı bir tutumdu o! bütün paramı vermiştim, hepsini..."

"bütün hayatımı sürmüştüm oyuna..."
1 /