dümbüllü nün kavuğu

orlov orlov
ortaoyunun tacı olarak tanımlanabilir. ismail dümbüllü, bu kavuğu 30 yaşına kadar yanında çalıştığı kel hasan'dan aldı. ardından münir özkul'a devretmesiyle belki de bir yılan hikayesinin ilk cümlesini söyledi. münir özkul bu kavuğu gururla taşıdıktan sonra 80lerde televizyonda yaptığı açıklamasıyla:

"20 kadar sene evvel ben geleneksel tiyatroya merak sardım (ortaoyunundan bahsediyor) ve çok sevmeye başladım, rahmetli ismail dümbüllü abi gelmiş geleneksel bir oyunu oynarken beni izlemiş, beğenmiş, benden sonra sen devam et bu işe diyerek bana bir kavuğunu verdi (burada bahsi geçen "bir kavuk"un "bir"i, kavuğun sembolik oyunlarda kullanılan bir kavuk olduğunu anlatıyor). o gün sahnede küçük bir merasimle kavuğu aldım. sonra uzun seneler bu bende durdu ve yük olamaya başladı. bunu genç birine vermek lazım ama düşünüyorum düşünüyorum, gelmiyor aklıma. sonra ferhan'ın (şensoy) tiyatrosuna gittim, orda doğdu aklıma birşeyler, sonra erol'la (günaydın) konuştuk, hem yazar olacak, hem tiyatrosu olacak, hem de lafı gediğine koyacak. bundan uygunu olmaz bence dedim ve ferhan'a verdik."

işte o günden sonra kavuk bir prestij aracı olarak görüldü ve basında bir çok söylev yeraldı. ferhan şensoy, kavuğu hala devretmemiş ve ben öldükten sonra buna ortaoyuncular karar verecektir demiştir. bu konu arada sansasyon malezemesi yapılıyor ve tiyatro dünyasında gerilim yaratıyordur. ferhan şensoy şu anda hâla gösterilerine devam ediyor ve kavuğu birine vermesi gerektiğini düşünmüyorum. verecek olsa bile ortaoyuncu olarak kulislerde adı geçenler cem yılmaz ve tolga çeviktir. ferhan şensoy gibi bir üstadın ise bu kavuğu bu oyunculardan birine verebileceğini ben düşünemiyorum. ortaoyuncu olarak kavuğu almak için tek başına insanları güldürmenin yeteceğini gerçekten zannetmeyen biri olarak; kavuğun kimseye verilemeden varsa bir tiyatro müzesine, yoksa açılıp bir tiyatro müzesine verilemsi taraftarıyım. gerçi araştırdıkça ilginç şeyler buluyorum:

dümbüllü'nün kızı: - babamın kavuğu ve ceketi banka kasasında
başka haber: - kavuk törenle nejat uygur'a verildi(sanırım sembolik bir kavuk)

şu anda son durumu ben de bilemiyorum.
mon cher mon cher
ferhan şensoy bir röportajında kavuğu, o sıralar paris'te bir tiyatroda doğaçlama bir oyun oynayan, gerard depardieu'ya vereceğini söylemiştir. üstad şaka yapmıştır tabi ki... zira depardieu n'apsın kel hasan efendi'nin kavuğunu. müzeye kaldırlması uygun olacaktır. yoksa kimin eline geçerse geçsin üzerinden reklam ve sükse yapacağı aşikar.
kukunhalauzerimde kukunhalauzerimde
ismail dümbüllü'nün kavuğudur. tiyatrocular arasında nesilden nesile aktarılan bir nesnedir. münir özkul'a devredilmiş ve ardından şuan elinde bulunduran ferhan şensoy'a geçmiştir. adam akıllı bir genç yetenek olmadığı için ferhan şensoy'un kızlarına kalacak gibi gözüküyor. uzun süredir tartışma konusu olmuyor , tehlikenin farkında mısınız?
xoyote xoyote
ferhan şensoy gayet iyi taşımıştır. keşke hemen vermeye çalışmasaydı. biz ona doyamadık. ama yine keşke tolga cevik veya cem yılmaz gibi alakasız adaylar yerine ciddi birkaç aday konuşulsaydı. ve keşke rasim öztekin'den daha genç birine verilseydi. muhtemelen rasim öztekin kısa sürede iyi bir aday bulup verecektir veya yetiştirecektir.
buzzluk buzzluk
ferhan şensoy nihayetinde kavuk'u devretti bu gece...
benim de edecek bir iki kelamım var elbet... :))

şöyle ki ferhan şensoy 65, kavuğu devrettiğini öğrendiğim rasim öztekin 57 yaşında...
yanisi şu; keşke genç tiyatroculardan birisini bulsaydı kavuk...

ferhan şensoy'un tiyatroya yeni soluk katabilecek genç kuşak bir meslektaşını kavuğa layık görmesi daha ayrıcalıklı, anlamlı ve geleceğe dönük olurdu.

benim oyum yıllardır metin zakoğlu'nundu mesela...
yazmadan geçmeyeyim dedim.

kötünün iyisi kavukun el değiştirmesi.
ama daha iyi ve tiyatronun genç geleceği için daha da beklentimiz şimdi rasim usta'nın teslim edeceği zamanı beklemek olacak...
2 yıl sonra falan umarım çook daha genç bir isme bari sen teslim edersin üstat...
leonardo da dinci leonardo da dinci
bazıları neden cem yılmaz'a verilmediğini filan söylüyor. arkadaş, bu kavuğu en komik olan hak eder diye bir kaide yok. öyle olsaydı mesela ahmet davutoğlu'na verilmesi gerekirdi. herif bi şey yapmasa da komik.

bir kere tiyatrocu olmayanlara verilmez bu kavuk. istediğin kadar komik ol, uçak mühendisi isen hak ediyor olmazsın. cem yılmaz gibileri de son derece komik olmalarına rağmen tiyatrocu değil komedyenler. dolayısıyla ferhan şensoy'un bu kavuğu en layık olan kişiye verdiğini düşünüyorum.
arhavili arhavili
ortaoyunu geleneğini ve geleneksel türk tiyatrosunu kendine has bir çizgide devam ettiren ortaoyuncularının yetenekli ve emekçi oyuncusu rasim öztekin 5 inci kavuklu olmuştur. şu an türkiye de bu ödülü hak eden tek kişi o idi.

neden hak eden tek kişi rasim öztekin idi?. çünkü kavuğun sahibi ferhan şenşoy böyle istedi. bunu sorgulamak bile ayıp geliyor bana. cem yılmaz'a vermek isteseydi ona verirdi. demek ki rasim öztekin'e vermek istedi.kavuk büyük ustanınsa ve bu hak ona verilmişse onun bu seçimine saygı duymak zorundayız.

ferhan şensoy gibi türk dilinde devrim yaratmış ve yazı dilinde yaşayan en büyük yazarlardan biri olan bir dehanın oluşturduğu "komik" karakteri geleneksel türk tiyatrosu ve ortaoyunu geleneğine yaslanır. ortaya koyduğu dil kullanımı ve yazdığı oyunlar zaman ve mekan kavramının çok ötesine geçer. kendisi türk tipi mizahı ve güldürüyü modern bir yere taşımıştır. bu güldürü kimilerine hitap etmeyebilir. ancak mizah dediğimiz şey zamanla değişebiliyor. önemli olan sizin geleneksele dayanan yeni bir mizah dili ortaya koymanız. popüler kültüre bağlı mizah o an için komik olabilir ama zaman içinde komikliği kalmayabilir. çehov un veya samuel becket'in mizahı ise zamana bağlı kalmaz. evrensel mizah dediğimiz şey durum komedisine dayanan ve her döneme hitap edebilen mizahtır. çehov ısrarla tüm oyunlarının komedi olduğunu söylerken, yönetmen stanislavki onun oyunlarını komedi olmadan sahneye koyarak onu daha da meşhur eder. çehovun dediği şey yaratılan durumun komedisidir. öte yandan siz herhangi bir çehov oyununu komedi gibi okumazsınız.

ortaoyuncularda ısrarla ortaya koydukları metinlerde -popüler mizahtan kaçarak- kendi modern türk tiyatrosu mizahını ortaya koymak istediler. bu metinlerin altyapısını dramaturjisini bilinçli olarak bir yere dayadılar. o şey ortaoyuncularında ve ses tiyatrosunun sahip çıktığı ortaoyunu geleneği idi. yani o kavuktu. kavuğun alan kişi bu kavuğu istediği kişiye vermekte özgür bırakıldı. bu aynı zamanda kavuğun sahibine verilen bir paye ve onur idi. kavuk sahibinindir. istediği kişiye verir. rasim öztekin de 5 inci kavuklumuzdur. o da istediğine verir. hani nesimi demiş ya "o yar benim kime ne, kavuk sahibinin kime ne. o hesap işte.
doyen isg doyen isg
kavuk, ortaoyunu devamı sayılan bir sanatçıya verilmeli, rasim üstekin bu olayda -rasim abi- rolü oynadı.
zor olan gelecekte kime verilecek?
orta oyuncuları bir tür standup oynasa bile, en az iki kişi olmalı birisi açılışı yapan ve akışa pas vererek yardımcı olan pişekar.
bir de kavuklu.
gelecekte kavuğun sahibi nasıl seçilmeli ?
zor soru!
belki bir geleneksel tiyatro oyunları festivali düzenlenmeli,
önemli olan kavuğu kimin aldığı değil, geleneksel halk tiyatrosunun, güncelllenerek -deforme edilerek değil- izlenme kolaylığı için teknoloji kullanarak devam etmesi.

sürç-i lisanımız affola
sahneyi gençlerin azmine bırakıyorum.