dying light

wulfgar wulfgar



harran adında bi' şehirde geçiyor fakat yapımcının söylediğine göre bu harran istanbul'a benzeyecekmiş biraz. yayınlanan gameplay videoları ağzımızını suyunu akıtıyor şu an için.
evde baktım sadece evde baktım sadece
ps 4'ün hayalini kurarken onun yanında beliriveren film gibi oyun. 11 dakikalık gameplay videosu oldukça vurucu. gerilim muazzam seviyede. benim gibi korku-gerilim türü oyunları oynarken korkup masanın altına girebilecek kapasitede adamı bile çekiyor(mazoşist değilim). bendeki en büyük etkisi ise kurgu sanırım. grafikler hariç tabi. senelerdir oyun oynamamamın da verdiği bir abazanlık olabilir, bilmiyorum.
altraytraksyerkel altraytraksyerkel
türkiye'nin şanlıurfa isimli şehrinin harran ilçesinde geçen zombi temalı oyun. konusu tam olarak şudur; bir hastalık salgını büyük bir kitleyi ele geçirmiştir, salgına yakalanan insanlar saldırganlaşmaya ve bir et yiyiciye dönüşmektedir. kurtulmayı başaranlarsa ellerindeki malzemelerle kendilerine onlara karşı kullanacakları silahlar yaparak, erzak ve su bulmaya çalışarak hayatta kalmaktadırlar. salgından etkilenen kişiler sabahları yavaş olmakla birlikte geceleri bir çitanın hızına ulaşmaktadır. kısaca oyunun amacı hayatta kalmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

grafiklerine gelirsek, grafikleri bana far cry 3'ü hatırlatıyor.hikayesiyse gerçekten güzel.oynanabilirlik en yüksek seviyede, bununla birlikte mirror's edge isimli oyunda ki gibi çoğu yere tırmanabiliyoruz. kesinlikle oynanılması gereken bir oyun.ama ne yazık ki oyun daha çıkmadı, ne zaman çıkacağı tam olarak bilinmiyor.şimdilik sadece kısa bir demo'su var.

dying ligth demo gameplay;
tell me your wish tell me your wish
buradaki harran şehri hayali bir şehirdir, şanlıurfa'da geçmediği yaratıcılar tarafından onaylanmıştır. fakat harran'ı yaratırken istanbul'dan bir hayli etkilendiklerini de söylemişlerdir. ayrıca oyunda pek çok türk ismi de geçmekte: mesut, süleyman, yusuf gibi.

oyunun ilk iki buçuk saatini izlemek isterseniz cryaotic isimli güzel arkadaş bir let's play yapmış. let's play olduğu için elbette ki kendi yorumlarını katıyor fakat zaten gerekli gereksiz konuşan geveze biri değil, rahatlıkla izleyebilirsiniz:


elbette ki press release olduğu için bayağı bir bug var ama o da ayrı bir komiklik katıyor. görünen o ki oyun biraz mirror s edge, biraz the last of us, biraz dead island karışık bir şey. ama eğlenceli görünüyor, özellikle multiplayer'ının çok eğlenceli olacağına bahse varım.
zeus zeus
dying light benim uzun zaman sonra ilk kez perfomanslı bir bilgisayarda oynadığım, "güzel grafikli" fps oyunu oldu.

tek kelime ile: bayıldım!

haliyle onca yıldan sonra, beklenti zaten çok düşüktü. dying light gibi bir oyun ile karşılaşan beyin, göz, eller kollar, heyecan ile titredi. titredi ve kendine geldi. rüyalarıma bile girdi oyun. kılıç ile zombi kesiyordum, krallar gibi takılıyordum ortamlarda dün geceki rüyamda. çok karizma bir haldeydim, bitsin istemedim rüya..

neyse, ağzımda salyalar ile uyandım. kıçım açıkta kalmış oysa ki. belliydi.

oyun şahane. dediğim gibi son yıllarda hd4000 ile saçma sapan grafiklerde oyun oynamaya çalışıyordum. gözlerim bayram etti resmen. kendime geldim. atmosferde kayboldum. harran benim için ikinci ev oldu. tüm sokaklarını biliyorum artık. yaşanılası yermiş cidden, izmir gibi...sahil şehri. ta ki zombi apocalypse gerçekleşinceye kadar. yazık olmuş.

oyun konusu bayat diyorlar. benim için güzel (kolay tatmin olurum). jade'e de aşık oldum zaten. tam benim tipim hatun :) kotor'da bastille vardı. onu da bayıla bayıla seyrediyordum. oyundaki diğer karakterler ise gayet güzel işlenmiş oyuna. cut-scene'ler etkileyici. dediğim gibi, hd4000'lu oyunlardan sonra önüme ne çıkarsanız beğenecektim zaten. piyango dying light'a çıktı. oyun sizi içine çekme olayını çok iyi başarıyor. yeri geliyor brenden gibi düşünüyorum, olan bitene son derece duygusal yaklaşıp, üzülüyorum. yeri geliyor raus gibi düşünüyorum ve öneme geleni kılıçtan geçirmek istiyorum, zombiymiş insanmış farketmeksizin...son derece tatmin edici bir duygu, inanamazsınız!

level arttıkça, zorluk seviyesi de artıyor. zombi, yine zombi ama daha dinamik ve atik olmaya başlıyorlar. ama allah ne verdiyse dalıyorum, affetmiyorum. fakat yeri geliyor, topuk olmak da gerekiyor. oyundaki "parkur" mantığı inanılmaz işlenmiş. başarılı bir open world olmasını buna borçluyuz. adamım pewds da oynamış haliyle bu oyunu. kendi tarzında oynuyor ama yine de oyundan görüntü vereyim istedim:


tospaaa tospaaa
binlerce günlük oyun hayatımda oynadığım ilk ve tek zombili oyun.

rezidint evil'lar falanlar filanlar (gördüğünüz gibi zombili oyun bilgim rezidint evil'dan ibaret) iğrenç gelirdi bana tiksinirdim nerdeyse ama bu oyun başka be abi, hani böyle koşuyosun da koşarken zıplıyosun gibi. değişik bi deneyim oldu. gece sokaklara çıkmıyorum mesela runner zombiler var adamın götünden kan alıyolar kamil. çok ses yapmamaya çalışıyosun falan ve bi yerden sonra da strateji geliştirmen gerekiyor öyle makro bir strateji değil mikro adam yoruluyor sonuçta en az yorgunlukla en fazla zombiyi nasıl keserim hesapları yapıyosun oldukça değişik bir deneyim oldu benim açımdam.

ha bi de expcalibur isimli hayvandan öte bir kılıç var bildiğiniz excalibur'un isim değiştirmiş hali onu alın, ben aldım upgrade yaptım ve kılıcın ağzına sıçtım kırıldı kılı vurmuyo böyle işte.
vishera vishera
uzun zamandan sonra ilk defa bir oyunun hikaye modunu aralıksız saatler boyunca oynadım
bence bu oyunun en büyük artısı özgür olmamız koca şehir tamamen bizim tabi görevler var ama o göreve isterseniz çatılardan isterseniz yerden veya aklınıza gelen her yoldan gidebilirsiniz ayrıca başka güzel olan şey de gece gündüz döngüsü adama gerçekten korkuyu hissettiriyor gece olmaya başladığında güvenli bölgemiz olan safe zone lara arkama bakmadan yardırıyorum crafting sistemi güzel atmosfer güzel daha ne olsun!
mrsteacher mrsteacher
kalp krizi geçireyazdım şu an. valla bırakıyorum oyunu. outlast da falan bile bu kadar heyecan yapmamıştım ne oluyor anlamıyorum, kalbim küt küt. fare tutan elim terliyor heyecandan o derece.

sessiz ya da kısık sesle oynayayım dedim o da olmadı çünkü diğer zombilerden bir tık üstün olup, her yere tırmanıp bizi takip eden zombi abi ve ablalarımı tespit edemiyorum o zamanda.

heyecandan bırakılası oyun. *
rene rene
zombili fps korku oyunu. zombi oyunlarının genelinde senaryo sıkıntısı olur. konu boş olur çünkü millet kol bacak koparmaya giriyor nasıl olsa kafasıyla yaparlar genelde bu tarz oyunları. dying light bu konuda çıtayı çok yükseltmiş. senaryosu ve diyalogları çok iyi hazırlanmış, seslendirmeler ve yan görevler zaman zaman sizi güldürecek zaman zaman düşündürecek profesyonellikte kurgulanmış. bu da sizi oyuna bağlıyor. atmosfer, ortam sesleri, mekan tasarımları, karakterler hepsi çok güzel. grafik açısından mükemmel diyebilirim, hem de hiç fps drop yaşamadan ortalama bir bilgisayarda akıcı oynayabilecek kadar.

mekan harran adında kurgusal bir yerde geçiyor. oyundaki karakterlerin hepsinin isimleri türkçe. nihal, fatih, mithat, say say bitmez. iç ve dış mekan tasarımları aynı şekilde arabik ve türk karışımı bir ortam tasarlanmış. bir tek camisi eksik, cami yerine ikinci şehirde kilise koymuşlar. ama gelin görün ki oyunun türkçe desteği ve türkçe seslendirmesi yok. öyle ki karakterler ingilizceyi sonradan öğrenmiş türkler gibi konuşuyor kendi aralarında kendi dillerini konuşmuyorlar.

ancak oyun epilepsi tanınız varsa uzak durmanız gereken ışık parlamaları ve baş ağrıtan ışık kırılmaları, sarsıntılar vb bir çok unsura sahip haberiniz olsun. bununla ilgili bir kaç steam başlığı dışında çok veri elde edemedim, bazı oyunların başında bununla ilgili uyarı konuyordu ama bu oyunda koymamışlar.

oyunun oynanışı gereği bir hayli hareketlisiniz, duvarlardan tırmanıp, atlayıp zıplıyorsunuz, bu özellikleri sebebiyle platform özelliklerini de bir hayli vurgulayan bir yapım. ateşli silahlar dışında yakın dövüş silahlarının vuruş hissi ve zombileri neresine sallarsanız silahın gücüne göre oradan parçalayabiliyor oluşunuzda gore efekte doyacağınızın garantisi. iyi craftlanmış bir kılıçla ekin biçer gibi savurdukça sadece kolları bacakları değil neresine denk getirirseniz zombi oradan parçalanıyor, kan gövdeyi götürüyor tabiri tam bu oyun için. ayrıca çocuk zombiye denk geldiğim ilk oyun bu oldu. tabi onu öldürmek yerine "acısına son ver" seçeneği çıkıyor.