edip cansever

2 /
maloğlan maloğlan
türkçenin en derin en nefis şiirlerini yazan şair. şiirin kafkası.
ben bir dönem çok heves etmiştim, dökümcü niko ve arkadaşlarını, çağrılmayan yakubu bir film senaryosuna veya bir tiyatro oyununa dönüştürmeyi. haddimiz değilmiş.
" ben mutsuz kişiyim, size yüzümü getirdim bu anlamda
nasıl seğirttim işte, kızmayın işte, dün o hekim dedi ki
dönünce birden yüzüme, yüzümün bu en yitik çağına
dedi ki : siz niye yoksunuz acaba
bilmem ki -doğrusu bilmiyorum- niye yokmuşum ben
sahi ben niye yokmuşum -öyle ya- elbette sordum ona
dedim ki -ne desem beğenirsiniz- iri bir top çekiyor gibi
bilardo masasından
dedim ki, falan filan..
..."

(bkz: )

ama yine de dökümcü niko diyorum ben, okuyunuz. hele ki ilk bölümde "olabilir mi?" sorusuyla biten kısım...
kuzudis kuzudis
nasıl bir sestir şu bizim dalgınlığımız
bir tayın dişinde ince bir taflan,
az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının
yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından
dönüşüp iç çekmesine gece kuşlarının..

şiiriyle tanıştığım. sadece şu beş dizesi için bile şair sıfatını hakeden edipim cansever..
şorşak kirpi şorşak kirpi
"otel"lerle, "karanfil"lerle ve bir ismi olduğu halde çağırılmayan ademlerle dolu mısraların sahibidir. onun şiiri, bazı kavramların "naçizane" algılanışı üzerinden yürüyen, sade ve ama anlaşılmaz; bir "gönülçelen" şiirdir. edip cansever "gönülçelen" bir "gönlüçelinen"dir.
serzenis serzenis
sanıyorum 15 yaşında şiirleriyle tanıştığım, doğduğum yıl dünyaya gözleri yumup kaçmış olan şiir işçisi, emektarı:


o zamanlar malatya kokardı istasyonlar
nazilli kokardı
ve yağmurdan ıslandıkça edirne postası
kıl gibi ince istanbul yağmurunun altında
esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
kadının ütülü patiskalardan bir teni
upuzun boynu
kirpikleri
...
eleanor eleanor
bir ay aldım diyarbakır'dan tokatta biri oldu o zaman


tokatlı diyorlar ya da bir atın baslangıcı
eğilmiş, sakin, içkiler alıyor kalabalıktan
şimdi o mor gözleri mor bir kadınla ilgili
birazı namuslu iyi, birazı açıkça perişan
ya da bir kadın bir kadını öper gibi
hiçbirşey anlamıyor yaşamaktan.

hicbirşey anlamıyor diyeli anlamıyor
ama bir yalnızlığı tamamlıyor durmadan
askerler geziniyor, her yerde bu göz kahveleri
ben bu gözlere tokat'ta rastladımdı bir zaman
hopalı biri vardı, hamalın biri
daha hiç çıkmayacak karısının koynundan.

bir kadeh olmalı ya da bir rakının başlangıcı
ansızın bir gol anadoludan
bir yanda bir balıkçıl ne zaman istese olur
kocaman iz bırakır çılgınlığından
sonra o adamlar ki çelimsiz, esmer, bıyıklı
ve bütün gün sevişirler acılarıylan.

tokatlı diyorlar ya da bir ekmeğin baslangıcıi
ezilmiş, sakin, onca bir yoksulluğu ödüyor durmadan
bu kimin evreni, bu saçına bir el atma saatlerinde
bu kim ki oluyor, tokatta oluyor her zaman
ya da bir erkek bir erkeği öper gibi
hicbir sey anlamamış yaşamaktan.


edip cansever
negatif negatif
şairin kanı adlı şiirini pek beğendiğim mükemmel şair.

kanıdır şairin bu sevilmiyen yüz
gözleri bir köpeğin, bırakmış köpeğini
tanrısız, kimsesiz, her şeysiz biraz
gözleri bir başına insanlar gibi
kanıdır şairin ölümle kımıldamaz.

kanıdır, bilirim, şairin kanı
kocaman bir aşk lekesi yıkanmış eski evlerde
kanıdır, bir adam ki düşürüp ellerini
önce yorgun ve asil, sonra mahzun ve ürkek
beyazı unutulmuş orta çağ resimleri.

kanıdır şairin, gecenin her yerinden
sevişmeye gireriz korkunç ve bıçak gibi
açılıp yataklara amansız güllerimizle
sanki biz her cinsel olayda biraz gemici
bir gidip bir geldiğimiz o hayal illerinde.

yüzüdür şairin kanarsa yalnızlıktan
bir yüz ki upuzun kadınsız günler gibi
ve nasıl bir acıdır ki, acıyla anlatılmaz
bir hiçin bir ağızla duraksız kemirildiği
öyle bir sıkıntı ki ölümle kımıldamaz.
yeşilşair yeşilşair
türk edebiyatı şiirinde ikinci yeni akımı denilince akla gelen ilk şairlerdendir. tüm şiirleri yky tarafından yayımlanmıştır -sonrası kalır 1/2. şiir' inin yapısında bilinç akışı göze çarpmaktadır, fakat satırlarının birbirinden ayrıştığı anlamına gelecek bir düşünce değildir bu.
dali dali
derdini bir türlü anlatamamışların uzun yolculuklar sonrasında çaldığı kapıdır.

"ne çıkar siz bizi anlamasanız da?
evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar?
eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da?
hiç!"
2 /