en attendant godot

1 /
sifirdankucuk sifirdankucuk
samuel beckett'in kimilerine göre umudu korumayı , kimilerine göre de insanın girdiği yoldan dönmesinin zorluğunu anlattığı oyunudur. ha bir de godot'un aslında azrail'i simgelediğini ve ömrümüzün azraili beklerken geçen durağan bir zaman birimi olduğunu anlattığı da rivayet dilir. oyun izlenirken beynin kumsalına en sık vuran kavramlar zaman ve anlamdır.
luccy in the sky with the diamonds luccy in the sky with the diamonds
kimilerine göre tanrıyı, kimilerine göre ölümü, kimilerine göre aşkı vs vs temsil eden godot üzerine kurulu oyun. yapı itibari ile insanı ikilemden ikileme, sorudan soruya koşuşturur. bir perdesini izleyip/okuyup tam çözdüm dersiniz ikinci perde şank diye iner kafanıza.
aziz aziz
absürd tiyatro akımının en iyi örneği olan oyun yine aynı akımın öncüsü olan samuel beckett tarafından yazılmıştır ve godotyu bekleyen insalardan oluşan oyun sonunda.
elbette gelmez. absürd işte ne diycen.
emma emma
nobel ödüllü edebiyatçı samuel beckett in yazdığı absürt tiyatro örneği oyundur. çokanlamlılığı dolayısyla değişik yorumlara uğramış olmakla birlikte, ana tema olarak “bekleme durumu”nu insan yaşamına ilişkin ve evrensel bir bakış açısı içinde ve komik olana indirgenmiş biçimde verir.

“godot... o hep bir beklenendir. o hep bir umuttur. ülkelere, toplumlara göre farklı bir beklentidir.”
jelly bom jelly bom
devamlı beklenen,hiç gelmeyen godot nun ingilizce god kelimesinden türetildiğine dair bi ihtimal olduğu söyleniyor kimilerince.kendilerini kurtaracak,uğruna intiharlardan vazgeçilecek tanrı...
üstelik çocuk la gönderdiği mesajlardan yola çıkarak,çocuğun tanrının yeryüzündeki habercisi olduğuna dair fikride bu tezi pekiştiriyor..

bi bekleyiş hikayesidir bu.neyin beklendiği okuyucuya bağlı,sadece bekleyiş...
ataraksia ataraksia
öncelikle şu tanrı muhabbetini sonlandıralım
samuel beckett bu oyunu fransızca yazmış ve sonra yine kendisi ingilizceye çevirmiştir.godot ya yapılan tanrılık yakıştırmalarına bizzat kendisi karşı çıkmıştır.hatta godotnun fransızcada oyunda da sıklıkla adı geçen boot kelimesini çağrıştırdığını ileri sürmüştür.

oyun absürd tiyatronun ilk örneği olup absürd edebiyatın da albert camus nün myth of sisyphus undan sonra ikincisidir.ikinci dünya savaşından sonra bütün değerlerin yıkılmasıyla ortaya çıkan insan hayatının anlamsızlığı düşüncesi bütün yönleriyle mükemmel bir şekilde işlenmiştir.
rita rita
samuel beckett'in en sevdiğim oyunlarından, godot...beklenir, beklenir, beklenir, beklenir...o gelmeyen ama gelmesi beklenendir, inatla, umutla beklenmektedir, gelmeyeceği bilinse bile küçük bir umut ile gelme ihtimali beklenmektedir. her şeyi koyabiliriz godot'un yerine, kişi hayatta o an ne bekliyor ise, tanrı, umut, ışık, sevgi, huzur, güç...hayatımızı kemdimiz yönlendirir, kendi seçimlerimize göre yaşarız, bazılarımız gelmeyeceğini bile bile beklemeyi, bazılarımız gelmeyeceğini bilerek gitmeyi seçer...
capslost capslost
sonuna kadar aynı dikkatle izleyebildiğim ender absürd oyunlardan biri.çaresiz-umutlu iki başrol'ün öyküsü(didi ve gogo).boş bir alanda çıplak,fidanımsı bir ağacın altında beklemektedirler.godot onlara burada randevu vermiştir.işte bu bekleyiş esnasındaki diyaloglar büyük bir imge havuzu oluşturur gözünüzde.oyunun bir bölümünde boynuna yular geçirilmiş bir esir ve sahibi katılır oyuna.oyunu izleyenlerin kafasında sınırsız sembol ve gönderme oluşur.bir de benim izlediğimde didi nin cenin pozisyonunda yattığı bir an vardı.beckett e ait olduğunu sanmıyorum bu göndermenin çünkü beckett sembolü göze sokmaz çoğunlukla.sanırım yönetmenin eklentisiydi.
1 /