en kendin olduğun yer

bullforce bullforce
dövüştüğün ve seviştiğin yer. libidonu dışavurduğun yer. insanın iç dünyasını yansıtıyor. vereceğim örneklerin dövüş kısmı erkeklerle ilgili, gay falan değilim. bir dışavurum olarak gözlemlerimi yazacağım.
yıllarca kickbox yaptım. resmi maça çıkmadım ama salonumuzda çıkan çocukları dönem dönem hocanın yardımcısı olarak yetiştirdim.
onlarca gençle (4-5 kız, gerisi komple erkek) sparring/antrenman dövüşü yaptım. kimini tanıyordum, kimini dövüştükten sonra tanıdım. kendimi de dövüşürken tanıdım.
her zaman içinden geldiği gibi davranan biri olarak bazen duygularımı davranışa geçirmekte başarısız oluyordum. dövüşürken olmadım. bazen dayak yedim, canım yandı ama içime sinmeyen bir şeyler olmadı hiç.

hiç bir zaman iyi bir sporcu olamadım. maça çıkacak fiziksel yeterliliğim hiç bir zaman olmadı. ama her zaman iyi bir dövüşçüydüm. dövüştüğüm günkü hayata karşı tutumum dövüşteki sanatsal bir dışavurumumdu.
dövüştüğüm çocukların kişiliklerini farklı yerlerde tanıdığım insanlara göre çok daha kısa sürede çözdüm.

şimdi eldivenleri, hatta geri kalan her şeyi çıkardığımız duruma, sevişmeye geçelim. iyi sevişirim şunu yaparım falan kısmına girmeyeceğim. malum internette herkes iyi sevişiyor. insanın iç dünyasını en kestirme yollardan yansıtan şeylerden biri şiddet bundan az önce bahsettim. diğeri seks. duygularımı yansıtma konusunda başarısız bir insan olarak sevişirken, zamanın 'o an'ına karşı olan tutumumu en iyi şekilde yansıttığımı düşünüyorum.
bunun neredeyse her insan için geçerli olduğunu düşünüyorum. ancak duygu-davranış geçişini günlük hayatta pek sağlayamayan biri olarak bu farkı daha kolay anladım.

sahip olduğum psikiyatrik rahatsızlıklara, hayattaki başarısızlıklarıma, tecrübesizliklerime, travmalarıma rağmen dışavurumumun bozulmadığı iki alan bunlar. libidom. şiddet, dik durma, mücadele etme ve cinselliğe yaklaşımımın şekli ve şiddeti özetle. bakın çok sert sevişirim on kişiyi tek başıma döverim şöyle iyiyim falan demiyorum. yalnızca bu iki olay sırasında filtresizce, kesintiye uğramadan, beceriksizlik yapmadan, yanlış anlaşılmadan kendim olabiliyorum.

libidosunu yansıtırken bilerek rol yapan varsa da onun amk ayrıca.

gönüller bir olunca sevişme işi kolay, ancak bir kadınla ilişkim olacaksa kendisini bir şekilde kandırıp kickboxa alıştırıp dövüş tarzını görüp ilişkiye başlamak istiyorum.
nickimdedegil nickimdedegil
canım kız kardeşimin yanı.. tabi erkek kardeşim de alınmasın ama en çok kız kardeşimin yanında kendimim.. onun yanında rahatça ağlayabilir -hoş ben her yerde ağlama kapasitesine sahibim- gülebilir, küfür edebilir, dedikodu yapabilirim. david lynch, bergman yorumlaması yaparken birden "işte benim stilim kavgaları" nı izleyebilirim. ya da bir gazetecinin yazısını okurken "kısmetse olur murat" taklidini yapabilir gülebiliriz (bkz: ben hayalimdeki kadını yalan söyledim ) beni yargılamaz ya da beni etiketlemez. içimden geldiği gibi kavga da edebilirim, en ağır sözleri de söylerim ama 20 dk'yı bulmaz gelip sarılması ve benim de her şeyi unutmam. çünkü ne demek istediğimi bilir; kurduğum cümlelerin kelimelerini ve hatta kelimelerin harflerini anlatmak istediğim şekilde dizer ve anlamlandırır. yanında en çirkin, en rüküş halimle oturabilirim ya da onu saçma sapan çirkin mimiklerle bunaltabilirim. kısacası beni her şeyimle kabul eder. zaten en kendimiz olduğumuz yer de bizi her şeyiyle kabul edenlerin yanı değil midir?
sadikhane sadikhane
kimsenin olmadığı yer. sürekli birilerine kızmamak, üzmemek, kötü düşünmemek için çaba harcıyorum. insanlar iyi değil. üstelik dinlemiyorlar. velhasıl zor kendin olmak.
man man
ben sizi anlamıyorum. valla bak.

en kendin olduğun yer ne amk? farklı farklı yerlerde farklı farklı karakterlere mi bürünüyorsunuz? bir yerde kendiniz başka bir yerde başkası mı oluyorsunuz? eğer böyleyse, neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz?

böyle yaşamak yorucu değil mi? bi kasmayın salın kendinizi de azıcık yaşayın şu hayatı. kafayı yersiniz böyle manyak edersiniz kendinizi :d
7