enver paşa

2 /
jarlaxle jarlaxle
binlerce askeri (birtaneside benim annemin dedesi oluyor) daha düşmanın suratını bile göremeden donarak ölmesini sağlamış, yaptığı hemen hemen hiçbir bokda başarıya ulşamamış ama anlamsız bir şekilde "biraz şansı olsaydı mustafa kemal yerinde o vardı şimdi" tarzında övülen inanılmaz yetenekli(!) komutan.
sağlampaşa sağlampaşa
meşrutiyeti ilan ettiği sırada atatürk onun hemen 2 3 adım gerisindedir. idadide 2 3 dönem üstü olan birinin bu kadar öne çıkması gazi'yi rahatsız etmiştir elbette. liderlik yolunda en büyük rakibi olarak görmüştür enver'i ve nitekim işgalin ardından ülkeden kaçıp gitmesine rağmen yönetici arayışlarının içinde çokça kez 'enver' isminin telaffuzu bunu doğru da çıkarmıştır. uzunca bir süre kendinden haber alınamaması zaman içinde ümitleri de söndürmüştür haliyle.

bir ara fransızlar tarafından esir alınmış, paşa olduğunu gizleyip ölümden kurtulmuş ve gizlene saklana rusya üzerinden orta asya'ya kaçarak bir yandan onları gelecek olan moskof saldırı/işgali ne karşı örgütlemiş bir yandan da kafasında biryerlerde hala gezinmekte olan 'turan' ın altyapısını oluşturmaya çalışmıştır. başaramamıştır elbette. sarıkamış yoluyla doğu cephesini, ittihat terakki'yle osmanlı yı çökerttiği gibi; bunu da başaramamıştır.

yine de severim ben enver'i. hayatını hayalleri yönlendirmiş, hayalleri hayatından etmiştir.. büyük hayallerin bedeli/kazancı da büyük olur elbet.. kürşat'la attila'yla yavuz'la beraber anılmak da vardır işin ucunda; merzifonlu'yla vahdettin'le anılmak da..
enver paşa enver paşa
enver paşa (22 kasım 1881, istanbul - 4 ağustos 1922, tacikistan), osmanlı imparatorluğu'nun son yıllarında türk asker ve siyaset adamı. ittihat ve terakki cemiyeti'nin kurucu ve önderleri arasında bulunmuş, 1913'te babıali baskını adı verilen darbeyle cemiyetin iktidara gelmesini sağlamış, 1914'te kendi inisyatifiyle almanya ile askeri ittifaka önayak olarak osmanlı devleti'nin birinci dünya savaşı'na girmesine öncülük etmiş, savaş yıllarında "harbiye nazırı ve başkumandan vekili" sıfatıyla askeri politikayı yönetmiştir.

dünya savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine 1918'de yurt dışına kaçtıktan sonra, almanya ve rusya'da tam niteliği bugüne dek bilinmeyen bazı mücadelelerde bulunmuş, sovyet hükümetinin desteğini kaybettikten sonra asya türklerini ayaklandırmak amacıyla gittiği türkistan'da bir çatışma esnasında yaşamını kaybetmiştir.
(bkn. vikipedi: özgür ansiklopedi 1936 yılında benito mussolini'nin faşist rejimi, etiyopya'yı işgal etmiştir. addis ababa'ya tekrar girdiği 5 mayıs 1941 tarihine kadar sürgünde yaş... wikipedia )

bilinenin de aksine osmanlı devleti'ni almanya'nın yanında 1.dunya savası'na sokarak ingilizlerin oldu bittisine engel olan türkiye'nin bugun ingiliz mandasi olmamasina da bilerek neden olan, ittihat ve terakki partisi mensuplarinin da ankara'da oluşan mill mücadele hareketine destek olmasina teşvik eden, hayalperest ama cok kritik faydalari olan devlet adami.
enver paşa enver paşa
balkan savaşları neticesinde osmanlı devletinin bozguna ugraması neticesinde enver paşa 16 subay ve 100 askerden oluşan kuşçubaşı eşref komutasında bir birlik yollayarak bulgarları mağlup etmiştir. enver paşa istanbul hükümeti ve avrupa devletlerinin baskılarına aldırmayarak trakyayı düşman işgalinden kurtardılar. avrupalılar, osmanlının işgal ettiği topraklardan cekilmesini istiyordu. enver paşa bu birliğin osmanlı ile ilgisinin olmadığını açıkladı ve kuşçubaşı eşrefe batı trakya cumhuriyeti adında ilk türk cumhuriyeti kurması emrini verdi. osmanlı devletini politik baskıdan kurtarak trakyayı özgürleştirmiş oldu. 55 gun ömrü olan devlet, türk insanının uzun zamandir kazandiği ilk zafer olarak tarihe geçti.
enver paşa enver paşa
damat ferit paşa ve yandaşları ülkeyi ingiltere'ye satmak üzereyken, ingiltere ile kimsenin haberi olmayan anlaşmalar yapmışken ve osmanlı'nın kurtuluşunun ingiliz mandası olmasından geçtiğini düşünen zihniyetler iktidardayken, bugün mantıksız gibi görünen o zamanın şartlarında müthiş bir cesaret göstermiş; yavuz ve midilliyi ruslara saldırtarak bir oldu bitti ile osmanlı devleti'ni almanların yanında savaşa sokmuştur. bu hamle ile osmanlı en azından kısa bir süre için ingiliz mandası olmaktan kurtulmuştur.

o zamanlar en modern ordunun alman ordusu olması, en hızlı büyüyen devletin almanya olması nedeniyle alman hayranı olması da normaldir. kötü bir komutan denebilir ama vatan haini gibi gösterilmesi de bir o kadar yanlıştır.

(bkz: #2486542)
(bkz: #2441247)
oniyeoyleoldu oniyeoyleoldu
hakan albayrak yazıları; (uzun ama değer. enver paşa için değer. hakan albayrak yazdıysa değer)

enver paşa dergisi

nevzat kösoğlu'nun yeni çıkan “şehid enver paşa” adlı kitabını okuyordum. azıcık ara verip elektronik posta kutuma bakayım dedim. bir de ne göreyim? bakü'den aziz dostum hanemir telmanoğlu, yeni bir derginin kuruluş beyannamesmini göndermiş. derginin adı enver paşa. ne müthiş tevafuk.

hanemir'in yazısını -azerbaycarn türkçesine biraz müdahale ederek- dikkatinize sunuyorum:

“bu gün müselman-türk dünyasının mevcut memleketlerinde yaşayan insanlara bu memleketlerin arazileri dar geliyor. her topluluk kendi sınırları içinde boğuluyor. oysa bitmez-tükenmez coğrafyamız var, elhamdülillah. sınırları kaldırsak hepimiz rahat nefes alacağız.

acılarımız, kafalarımızda yer alan allak-bullak ideolojilere sitem edir. bir tarafdan amerika imperializmi, bir tarafdan batının ikili yüzü, politikası, bunların içinde şahane yer alan sionizmin ölüm rüzgarı dört tarafı yakıp kavuruyor. içeriden ve dışarıdan haçlı yürüşleri kilisenin, vatikanın şeytani mesajını en uç köylerimize, mahallelerimize kadar götürüyor. zaten onların fazla uğraşmalarına o kadar da gerek yok. televizyonlarda, ordakı proqramlarda, medya dünyasında istediklerini gerçekleşdirirler. en kabullenmesi zor olan şu ki, tüm bu olumsuz tavırlarını bizimkilerin, satılmış, kandırılmış mankurt aydınların, yazarların, ilim insanlarının, siyasilerin elleri, dilleri ile sergiler, yaparlar.

bunlara enver paşanın taktiği, imanı ile karşı koyulmazsa, üç-beş seneye bu yerler, bu memleketler, bu türk-müselman coğrafyası tam olarak haçlıların, sionizmin elinde esir, mağdur durumuna düşürülecektir. onlar demokratiyadan, küresellşmeden konuşur, savaşını ise hrıstiyanlık kavramı üzerinde sürdürürler. ya bizler kim oluyoruz, anlayamıyorum? bizler kim için, ne için varız? yarın rabbimin hüzurunda ona demokratyiadan, küresellikden mi bahs edip, hesab vereceğiz?

enver paşa ölmedi. o, bu gün yeniden azerbaycana, çeçene, altaylara, orta asyaya, balkanlara, rusiyaya, somaliye, tunusa, elcezaire, filistine, lübnana, suriyeye, suudi arabstana, çerkesyaya.... ordusu ile değil, kalbinde taşıdığı imanla, kalemle, kağıtla, kitapla, aydınları ile giriyor ve girecekdir.

bunları ona göre söylüyorum ki, seslerimizi yüceltmemizin zamanı çoktan gelmiş de geçiyor bile. türk dünyasının birliğini ve bunun da ötesinde ittihad-ı islamı savunacak, enver paşanın yükselttiği liva-yı islam'ı düştüğü yerden kaldıracak bir harekete ihtiyaç var.

ne yazık ki türkiyeden bura gelen aydınların çoğunun türkiyeyle, müselman-türk dünyasıyla bir ilgisi, ilişgisi, bağı yok derecesindedir. haydar aliyevden bir şeyler yazmak, bakünün merkezinde bulunan heykele övgü yağdırıb işlerini yoluna koymak maksadı ile gelirler. şükür ki idealist duygularla gelen az sayida türkiyeli aydın da var. işte bunlarla uzun-uzun konuşmalarımızdan, mühabbetimizden sonra yakın zamanlar için ortak bir derginin yayınlanmasına karar verdik. bu derginin adı enver paşa olacaktır. çünkü enver paşa hedefine ulaşamamış olsa da onun adı müselman-türk dünyasının takip etmesi gereken istikametin sembolüdür.

bu gün azerbaycan denilen memleketin enver paşa sayesinde var olduğunun farkındayız. tabii, onun kahraman kardeşi nuri paşa da bu yerin insanlarının hafızasında silinmez izler bırakan öykülerle, sevgilerle, ruhuna yapılan dualarla unudulmazdır. kardeş türkiye önderliyini buralarda yeniden bir enver paşa ruhunu yaşatacak, onun ideallerine sahip çıkacak bir dergiyle de olsa göstermek zorundadır. bize ne rus, ne ingilis, ne fransız, ne de bir gayrısı rehberllik edebilir. ancak tarihî mirasına sahip çıkan bir türkiye rehberlik edebilir.

sevgili enver paşa bu gün hem türkiye, hem de müselman-türk dünyası için açıklanamayacak derecede aktüeldir. türkiye zaten bundan sonra bir ülke, bir devlet olarak enver paşanın ideallerinin ardınca gitmezse, olan-kalan sınırlarını, gücünü, haysiyyetini dört gözle bekleyen düşman gücler tarafından zor günlere talib tutulabilir. ola bilsin, enver paşa o dönemlerde yaptığı hareketlerinin kimler içinse yanlış karşılanacağını bile-bile, ümmet sevdası ile ardından yürüdüğü romantik ideallerinin bedelini canıyla, kanıyla ödeyerek, türkiye adına, memleketi aşkına türkiyeyi dışarıdan kurtarmak taktiğini bu gün için hedef almış, tam bir realiteye dönüştürmeyi kast etmiştir. yoksa türk dilli devlet başkanlarının son yıllarda yaptıkları görüşmeleri, zirve toplantıları,türk toplumlarının bir-birlerine yaklaşmaları enver paşanın bir zamanlar kafkaslara, orta asyaya hangi heyecanlarla geldiğinin sonucu değil mi? biz ne diyoruz ki? biz de bu işlerin samimi, sağlam, kardeşce, onurlu yürümesini istiyoruz. bu iş, gerçekten aydın-yazar ordusu ile oluyor, arkadaşlar.”

***

enver paşa'yı heyecanla bekliyoruz, sevgili hanemir.

enver paşa dergisi nevzat kösoğlu''nun yeni çıkan "şehid enver paşa" adlı kitabını okuyordum. azıcık ara verip elektronik posta kutuma bakayım dedim. bir de ne göreyi... yenisafak



şehit enver paşa'ya saygılı ol!

son yazında azerbaycanlı dostun hanemir telmanoğlu'nun enver paşa'ya iltifatlarını nakletmişsin. - evet.

- niye şerh düşmedin?

- ne şerhi?

- enver paşa'nın makbul bir adam olmadığı yönünde bir şerh.

- ne münasebet?

- nasıl ne münasebet? osmanlı'yı batıran, sarıkamış'ta 90 bin askerimizi yok yere kırdıran adamdan söz etmiyor muyuz?

- teessüf ederim! koca enver paşa'yı böyle ucuz bir ezberle harcamak reva mıdır?

- koca enver paşa mı? ucuz ezber mi? ne diyorsun kuzum sen?

- osmanlı'nın son büyük kahramanını kulaktan dolma bilgilerle yargılamak ayıptır diyorum. onun hakkında doğru dürüst bir kitap okumadan, hatta makale bile okumadan ileri-geri konuşmanın dayanılmaz hafifliğine dikkat çekiyorum.

- ne kahramanı? “doğru dürüst” dediğin kitaplarda, makalelerde böyle mi yazıyor? bu bedhaha övgüler mi diziliyor?

- bir şehitten söz ediyoruz, saygılı ol! senin için, benim için, bütün ümmet-i muhammed için kuzey afrika'dan türkistan'a kadar her cephede aslanlar gibi savaşmış, islam ihtilal cemiyetleri birliği vasıtasıyla alem-i islam'ı emperyalist saldırganlara karşı seferber etmek için varını-yoğunu ortaya koymuş ve bu yolda şehadet şerbetini içmiş bir islam kahramanından söz ediyoruz, evet!

- islam kahramanıymış!

- değil miydi?

- değildi tabii. türkçü-turancıydı. islamcılığı siyaset icabıydı. takiyeydi.

- nereden biliyorsun?

- biliyorum işte.

- trablusgarp'ta araplarla beraber omuz omuza savaşırken takiye mi yapıyordu? muhterem zevcesine yazdığı mektuplarda “islam için dua et” derken takiye mi yapıyordu? mitralyözlerin önüne atılarak şehadet şerbetini içişi de mi takiyeydi?

- turan yolunda öldü, islam yolunda değil.

- turan gâvur mu? tövbe estağfirullah! emir şekip arslan gibi elemanları vasıtasıyla arap illerini avrupalılara karşı ayaklandırmaya çalışırken, beri tarafta sovyet devriminin turan illerinde doğurduğu boşluğu doldurarak bu islam topraklarını da kurtarmaya çalşmış olması takdire şayan değil mi? ittihad-ı turan'ı niye ittihad-ı islam'ın bir cüz'ü olarak görmüyorsun?

- yahu, anadolu işgal altındayken turan'la filan uğraşmak olacak şey miydi kardeşim? lüzumsuz bir macera değil miydi bu?

- lüzumsuz macera, öyle mi? “turan'la filan” uğraşmadan anadolu'yu kurtarmak ne mümkün?

- kuva-yı milliye bunlarla uğraşmadan kurtarmadı mı anadolu'yu?

- turancılıktan ve genel olarak ittihad-ı islam davasından uzak duracağını batılılara taahhüt ederek 'kurtardı'. batılılaşma sözü vererek, yani düşmanın kimliğini benimsemeyi kabul ederek 'kurtardı'. düpedüz yenilgiyi kabul ederek 'kurtardı'. sen buna kurtuluş mu diyorsun?

- o günlerde yapılacak başka bir şey yoktu. o tavizleri vererek son vatan parçasını kurtarmak gerekiyordu.

- ne için?

- nasıl ne için?

- o tavizleri vererek son vatan parçasını kurtarmaktan murat edilen şey neydi?

- ne olacak? tabii ki son vatan parçasında yaşayan insanları korumak!

- kimden korumak?

- batı'dan korumak. batı'nın hışmına uğramaktan korumak.

- batı'nın hışmından korunmasaydık ne olacaktı?

- batı'nın sömürgesi olacaktık.

- batı'nın sömürgesi olsaydık ne olacaktı? bizi asimile etmeye mi çalışacaklardı?

- evet.

- e, 'kurtuluş'la gelen batılılaşma dayatması nedir peki?

- dedim ya: o günlerde yapılacak başka bir şey yoktu. batı'ya direnecek güçte değildik. enver paşa bunu anlamıyordu. gücümüzden geriye kalanı lüzumsuz bir macerada zayi edecekti. bereket, kuva-yı milliye'ye nüfuz edemedi.

- “o günlerde yapılacak başka bir şey yoktu” diyorsun. demek ki şartlar müsait olduğunda başka bir şeyin yapılması gerektiğini kabul ediyorsun.

- elbette.

- nedir o başka şey?

- ne bileyim işte…

- mesela, küresel meydan okumalarla baş edebilmek için cepheyi genişletmek midir? anadolu'nun anadolu'da kurtarılamayacağını, gerçek manada kurtuluşun ancak emperyalistlere karşı geniş kapsamlı bir blok oluşturmakla mümkün olabileceğini, “hattı müdafaa yok sathı müdafaa var, o satıh bütün islam topraklarıdır” dememiz gerektiğini, zaten müslüman anadolu çocuklarının tarihi misyonunun da bu olduğunu görerek, bunun gereğini yapmak mıdır?

- evet yani.

- enver paşa'nın yaptığı, yapmaya çalıştığı şey buydu işte. “o günler” için bunun yersiz bir çaba olduğunu düşünme gafletinde bulunabilirsin, ama bu sana enver paşa'nın aziz hatırasına ve bize bıraktığı soylu mirasa saygısızlık etme hakkını vermez.

- bir dakika, bir dakika! “o günler”e enver paşa yüzünden geldiğimizi hatırlatmak isterim! baştaki soruma cevap ver lütfen: osmanlı'yı enver paşa batırmadı mı? almanların peşine takılıp osmanlı'yı felakete sürüklemedi mi enver paşa? sarıkamış'ta 90 bin askerimizi soğuktan dondurarak öldüren de o değil miydi?

- bu ucuz ezberini buruşturup çöpe atacağım, ama önce enver paşa'nın bize bıraktığı soylu mirastan söz etmek istiyorum.

- et bakalım.

- yarın inşaallah.

şehit enver paşa ya saygılı ol! son yazında azerbaycanlı dostun hanemir telmanoğlu''nun enver paşa''ya iltifatlarını nakletmişsin. - evet. - niye şerh düşmedin? - ne şerhi? - enve... yenisafak

osmanlı, enver paşa yüzünden mi parçalandı? haydi ordan!

-“enver paşa'nın soylu mirası” diyordun; neymiş o soylu miras? - enver paşa sana, bana, bütün ümmet-i muhammed'e bir istikamet göstermiştir, bir ufuk çizmiştir, bir hedef tayin etmiştir. mücadelesi ve şehadeti bir mesajdır. türkistan'a kadar giderek, tacikistan'da şehit düşerek gelecek nesillere şöyle demiştir: 'yüreğinizi daraltmalarına, ufuklarınızı kapatmalarına izin vermeyin sakın! yürekleriniz buralara kadar uzanmadan anadolu'da izzetinizi, şerefinizi, haysiyetinizi koruyarak yaşayamazsınız. malınızı ve canınızı da koruyamazsınız. zaten anadolu'da esenlik içinde yaşamaktan ibaret kalan bir dava bize yakışmaz. biz ki, alem-i islam'ın fedaisi olarak tevarüs etmiş toplumuz. emperyalistlerle bütün cephelerde hesaplaşıp alem-i islam'ı kurtarma ülküsünden asla vazgeçmeyin! rövanş gününü daima gözetin! ittihad-ı islam davasını yüreğinizde saklayın ve günü geldiğinde kuvveden fiile çıkarın!' lisan-ı hal ile böyle diyordu enver paşa. ama sen bunu anlayamazsın. sen ki çanakkale zaferi'ni, kurtuluş savaşı'nı ve yunan'ı denize dökmeyi varabileceğimiz en uç nokta gibi gösteren bir 'eğitim sistemi'nin kurbanısın. sakarya, dumlupınar sana yetiyor da artıyor bile. bunların ötesine geçmiyorsun, geçemiyorsun. nevzat kösoğlu hocamız, ötüken yayınları'ndan çıkan “şehit enver paşa” adlı kitabının mukaddimesinde diyor ki: “osmanlı'nın çöküşü de kuruluşu gibi bir destandır. çöküşün kahramanları olan neslin bayraktarı enver paşa'dır. onların varlığıyla imparatorluğun çöküşünü birlikte düşünmek şaşırtıcıdır ve haksızlık gibi görünür. onların yürekleri dağ gibiydi; hayalleri de öyle… asla küçük düşünmüyorlardı. yüce devleti, ülkesi ve milletiyle kurtarmak için kendilerini ateşlere atarken, her biri imparatorluğun bir uzak köşesinde bütün müslüman dünyayı kurtarmayı düşlüyor ve bunun heyecanı ile sarsılıyorlardı. büyük düşünmek, büyük rüyalar görmek büyük zamanların görüntülerdir. oysa bunlar çöküyorlardı ve çökerken bile yüreklerindeki ve kafalarındaki büyüklükleri terk etmiyorlardı. / sonra, anadolu'ya çekildik. artık onları anlamak zorlaştı. insanlarımızda yürekler daraldı, ufuklar kapandı…” sen işte o yürekleri daralan ve ufukları kapanan insanlarımızdansın. onun için enver paşa mefhumunun mana ve ehemmiyetini idrak edemiyorsun.

- neyi idrak edemediğimi söyleyeyim mi?

- söyle.

- osmanlı imparatorluğu'nu parçalayan adamı nasıl baş tacı edebiliyorsun, onu idrak edemiyorum.

- enver paşa mı parçaladı osmanlı devletini?

- ya kim parçaladı? onun maceracılığının kurbanı olmadık mı? almanların peşine takılıp cihan harbi'ne girmeseydi topraklarımızı kaybeder miydik?

- cihan harbi dediğin şey emperyalist paylaşım savaşıydı ve bu savaşta büyük ödül osmanlı topraklarıydı. ingilizler, fransızlar ve ruslar, yükselen almanya'yı dize getirdikten sonra osmanlı topraklarını paylaşmak konusunda anlaşmışlardı.. ittihad ve terakki hükümeti onların dostluğunu kazanmak için elinden geleni yaptıysa da onlardan yüz bulamadı. almanlarla ittifak kurup emperyalist paylaşımın önüne geçmeyi denemekten başka seçenek yoktu. enver paşa son bir gayretle “avrupa'nın hasta adamı”nı ayağa kaldırıp bu akıbetin önüne geçmeye çalışmıştır.

- ve topraklarımızı bir bir elden çıkarmıştır…

- cezayir'i, fas'ı, tunus'u enver paşa mı elden çıkardı?

- hayır.

- ya mısır'ı, sudan'ı?

- hayır.

- macaristan'ı, romanya'yı, bulgaristan'ı, sırbistan'ı?

- hayır.

- bosna-hersek'i avusturya-macaristan'a veren de enver paşa değildi herhalde.

- değildi.

- yenile yenile anadolu'ya doğru geri çekiliyorduk. bu bir süreçti. sürecin sonunda arabistan'ı, ırak'ı ve bilad-ı şam'ı da kaybedeceğimiz, hatta anadolu'yu elde tutmakta bile zorluk çekeceğimiz açıkça görülüyordu. onun için osmanlı derin devleti, ta sultan abdülaziz zamanından beri, anadolu'nun yoğun gayri müslim nüfusunu kafkasya ve balkanlar'dan getirdiği müslüman göçmenlerle dengeleme yoluna gitmiştir. ve onun için teşkilat-ı mahsusa'nın efsanevi liderlerinden kuşçubaşı eşref 1914 senesinde enver paşa'ya 'gel, şu arap illerine istiklal verelim. sonra onlarla farklı bir şekilde yeniden birleşiriz. bunu yaparsak, petrol yataklarını ele geçirmeyi kafalarına koyan avrupalıların o topraklardaki fitnelerinin önüne belki geçebiliriz' demiştir. gelinen nokta böyle bir noktaydı ve bu noktaya gelinmesinde enver paşa'nın hiçbir suçu yoktu.

- nasıl yoktu? devletin sınırlarını ihtimamla koruyan abdülhamid han'ı önce meşrutiyet belasıyla zaafa düşüren sonra da onu büsbütün alaşağı eden kadronun önde gidenlerinden değil miydi enver paşa?

- yerimiz doldu. bu konuyu yarın konuşalım.

- öyle olsun.

osmanlı, enver paşa yüzünden mi parçalandı? haydi ordan! "enver paşa''nın soylu mirası" diyordun; neymiş o soylu miras? - enver paşa sana, bana, bütün ümmet-i muhammed''e bir istikamet göstermiştir, bir u... yenisafak

said nursi: “enver'e vurmam!”

dünkü sorumu tekrar ediyorum: devletin sınırlarını ihtimamla koruyan abdülhamid han'ı önce meşrutiyet belasıyla zaafa düşüren sonra da onu büsbütün alaşağı eden kadronun önde gidenlerinden değil miydi enver paşa?

- abdülhamid han'ın devrilmesi ve özellikle de devrilme şekli hazindir. fakat şunu sormama izin ver: abdülhamid devrilmeseydi italyanlar trablusgarp'ı işgal etmeyecekler miydi? abdülhamid devrilmeseydi balkan harbi çıkmayacak mıydı? abdülhamid devrilmeseydi ingilizler, fransızlar, ruslar osmanlı'dan geriye kalanı paylaşmak için harekete geçmeyecekler miydi? dün anlattığım süreci hatırla; bunlar kaçınılmaz değil miydi?

- ama abdülhamid han avrupalıları birbirine karşı kullanarak etkisiz hale getiriyordu…

- tamam, abdülhamid han avrupa'daki dengelerle oynayarak devletimizi bir süre rahatlatmıştır, ama bu tarz-ı siyasetle ancak bir yere kadar gidilebileceğini, osmanlı'nın er veya geç büyük bir taarruza uğrayacağını ve belki de paramparça olacağını o da görüyordu. öyle olmasaydı, 'petrol bölgelerini mutlaka ele geçirmek isteyeceklerdir, bari bu bölgelerin tapularını ailemizin üzerine geçireyim de avrupalıların dokunulmaz saydığı özel mülkiyet silahını kullanarak petrolün elden gitmesini önlemeye çalışayım' der miydi?

- olabilir, ama senin gibi bir abdülhamid hayranının enver paşa gibi bir abdülhamid düşmanına muhabbet duyması yine de enteresan!

- abdülhamid düşmanı demeyelim istersen… enver paşa, abdülhamid idaresine muhalefet etmiştir, bu idarenin sona ermesine katkıda bulunmuştur, ama abdülhamid'in şahsına daima hürmetkâr olmuştur.

- ama…

- ne aması? “abdülhamid muhalifi enver paşa'yı nasıl seversin?” diye soruyorsan, said halim paşa'ya, mehmed akif'e ve bediüzzaman said nursi'ye duyduğum sevgiyi de sorgulamalısın. malum, onlar da abdülhamid rejimine muhalifti.

- said halim paşa için mason diyorlar…

- bütün ittihad ve terakki için mason diyorlar. yahudi, dönme, gizli islam düşmanı da diyorlar. enver paşa hakkında bile böyle iddialar var. bu iddiaları ilk ortaya atanlar kimlerdi, biliyor musun? ingilizler! ingiliz basını! ingiliz propaganda aygıtı!

- ne yani, ittihad ve terakki'de yahudiler, dönmeler, islam düşmanları yok muydu?

- onlar da vardı, ama ittihad ve terakki'nin onlardan ibaret olduğunu düşünmek ve enver paşa'yı onlardan bilmek, ingiliz propagandasının oyununa gelmektir. büyük islam mütefekkiri said halim paşa da ittihat ve terakki'dendi, tıpkı enver paşa gibi.

- said halim paşa'nın masonluğu kesin diyorlar…

- masonlara katılmışsa onları kullanmak için katılmıştır. talat paşa da öyle.

- ne yani, ittihad ve terakki'ye laf etmeyecek miyiz şimdi?

- tabii ki edeceksin. abdülhamid han'ın devrilmesini eleştireceksin, cemal paşa'nın bilad-ı şam'daki diktatörlüğünü eleştireceksin, şerif hüseyin'e “bizim savaşımız halifeye karşı değil bozkurda tapan ittihad ve terakki'cilere karşı” diye propaganda yapma fırsatını veren kavmiyetçi unsurları eleştireceksin, ermeni tehcirini eleştireceksin, enver paşa'ya da eleştiriler yönelteceksin, ama osmanlı'yı savunmak için varını yoğunu ortaya koymuş olan serdengeçtilere düşman ordusu muamelesi yapmayacaksın. enver paşa'yı, said halim paşa'yı gavurla aynı kefeye koymayacaksın. bediüzzaman gibi insaflı olacaksın. “sen selanik'te ittihat ve terakki ile ittifak etmiştin, neden ayrıldın?” diye sorulduğunda, şöyle demişti bediüzzaman: “ben ayrılmadım, onların bazıları ayrıldılar. niyazi bey ve enver bey gibi adamlarla şimdi de beraberim; fakat bazıları benden ayrıldılar, bataklık yoluna saptılar.” senin mason dediğin said halim paşa'ya da sonuna kadar sahip çıktı bediüzzaman. hatta, cihan harbi'ndeki büyük yenilgiden sonra herkes ittihad ve terakki'ye söverken bu partinin lider kadrosuna genel olarak da sahip çıktı.. “onlara şiddetli bir karşı koyuş içerisindeydin, şimdi neden susuyorsun?” diye sorulduğunda, dedi ki: “suskunluğumun nedeni, düşmanların onlara şiddetli hücumlar yapmasındandır. düşmanın saldırı hedefi, onların iyi tarafları olan dirençleri ve islâm düşmanlarının zehirleme vasıtası olmaktan uzak durmalarıdır. bence yol ikidir. terazinin iki kefesi gibi… birinin hafiliği ötekinin ağırlığını geçer. ben tokadımı antarik'e patlatırken enver'e, venizelos'a yapıştırırken de said halim'e vurmam! nazarımda vuran da sefildir (alçaktır)!” demek ki neymiş? enver paşa'ya vurmayacaksın kardeşim!

- ama…ama… sarıkamış faciası?

- o konudaki yanlışını da cumartesi günü düzeltelim.

- böylece köşeni bütün hafta boyunca enver paşa'ya ayırmış olacaksın.

- onun aziz hatırası bundan çok daha fazlasını hak ediyor.

said nursi: "enver e vurmam!" dünkü sorumu tekrar ediyorum: devletin sınırlarını ihtimamla koruyan abdülhamid han''ı önce meşrutiyet belasıyla zaafa düşüren sonra da onu büsbütü... yenisafak

“tek kurşun atmadan 90 bin şehit” efsanesine son

-çarşamba günü kaldığımız yerden devam edelim hakan efendi. enver paşa'yı canla başla savunuyordun, bakalım sarıkamış faciası için ne diyeceksin? enver paşa'nın maceraperestliği ve kafasızlığı yüzünden 90 bin askerimiz orada bir tek kurşun bile atmadan soğuktan dondu…

- sen çarlık rusya'sının propaganda bakanı mısın?

- hı?

- 90 bin efsanesi o günlerin rus propagandasından geliyor. propaganda bir yana; rus generali maslovski'ye göre ölen osmanlı askerlerinin sayısı 23 bindir ve bu sayıya hamamlı'daki esir rus esir kampında can veren 5 bin askerimiz de dahildir. düşman general 23 bin derken senin 90 bin demem biraz tuhaf değil mi? “tek kurşun atmadan” teranesine gelince: bu konuda zır cahilsin. ordumuz ruslarla birçok çatışmaya girmiş ve önemli başarılar elde etmiştir. türk ve alman askeri otoriteleri, enver paşa'nın hazırladığı harekât planının mükemmel olduğunu, başarısızlığın büyük ölçüde bu plana uyulmamış olmasından kaynaklandığını ifade ediyorlar. mesela 10. kolordu'nun oltu'dan kuzeye sapmadan sarıkamış üzerine yürümesi ve 25 aralık'ta (1914) orada 9. kolordu'yla birleşmesi gerekiyordu. albay hafız hakkı bey bu emri dinlemedi, allahuekber dağları üzerinden gitmeyi tercih etti. birliklerimiz orada tipiye yakalanınca da 10. kolordu'nun sarıkamış önlerine intikali 4 gün gecikti. buna rağmen zafer kazanabilirdik. 25 aralık gecesi 10. kolordu'nun yardımı olmadan ruslara ağır zayiatlar verdiren ve onları sarıkamış'a çekilmeye zorlayan -hatta sarıkamış'tan da çekilme hazırlıkları yapmaya zorlayan- 9. kolordu o gece sarıkamış'a taarruz etseydi, allah-u alem, zafer bizim olacaktı. enver paşa ısrarla bunu söylüyordu. 'baskın basanındır, sarıkamış'a hemen bu gece girelim, yarın çok geç olabilir' diyordu. ne var ki 9. kolordu'nun komutanları enver paşa'yı dinlemeyip ertesi günü beklemeyi tercih ederek sarıkamış'taki zayıf rus kuvvetlerinin takviyesine imkân tanıdılar ve 11. kolordu da takviyenin önüne geçmekte yetersiz kalınca zafer gerçekleşemedi. “enver paşa'nın aceleciliği” deyip duruyorlar ya; keşke onun aceleciliğine ayak uydurulmuş olsaydı. nevzat kösoğlu hocamızın kitabından (“şehit enver paşa”) okuyalım: “rus harp tarihçilerinin de ittifak ettikleri gibi, o gece sarıkamış'a girilmemesi, savaşın yönünü değiştirdi. artık sabah saatlerinde rusların takviye birlikleri sarıkamış'a girmeye başlamıştı. rus general maslovski diyor ki. '29. tümenin sarıkamış'a hücum etmemek suretiyle vakit kaybetmesi bizim için gerekli olan zamanı kazandırmıştır…'”

- ne olursa olsun, başarısızlığın sorumlusu, osmanlı ordularının fiili başkomutanı konumundaki enver paşa değil midir?

- enver paşa'nın torunu osman mayatepek'in sözleriyle cevap vereyim: “sarıkamış felâketinin sorumluluğu osmanlı ordularının fiili başkumandanı enver paşa'ya ait ise, çanakkale zaferi'nin şerefi de aynı şekilde ona aittir. zira her iki muharebe sırasında, ordunun başkumandanı odur!” bir iktibas da ahmet özcan'dan: “tarih, yenenlerin lehine yazılır ve ayakta kalanlar ölenleri suçlar. hiç kimse de gerçeği merak etmez. artık dışarıda kazanan ingiltere'nin, içerde ise ittihatçıların tasfiyesi sonrası egemen olanların kendilerine yonttukları bir tarih vardır. artık 'enver' deyince “sarıkamış'ta 90 bin asker” yalanı tekrarlanır. gerçekte 26 bin askerimiz şehit olmuştur ve bunun sorumlusu enver ya da başkası değil, savaşın acımasız gerçekliğidir. çanakkale, zaferle bittiği için orada 250 bin şehidden gururla bahsedilir. ama 'sarıkamış'ta soğuk ve hastalığa yenilip kayıp verince, herkes abartılı rakamlarla ve askeri strateji uzmanı edasıyla yalanlara sarılır…”

- ne yani, enver paşa el attığı her işi yüzüne gözüne bulaştırmadı mı? yalan mı bu?

- yuh be kardeşim! trablusgarp'ta istiklal meşalesini başarıyla ateşlemedi mi enver paşa? başına üvey kardeşi nuri paşa'yı geçirdiği kafkas islam ordusu'yla azerbaycan ve dağıstan'da destan yazmadı mı? ingilizleri, bolşevikleri ve ermeni çetelerini hallaç pamuğu gibi atarak bakü'yü fethetmedi mi? azerileri şaumyan rejiminin soykırımından kurtarmadı mı? selman mümtaz o şiiri durduk yerde mi yazdı?

- hangi şiiri?

- şu şiiri: müselman gayretin çekdin, gözetdin türkün namusun, / dağıtdın haver-i islamdan küffar kabusun. / mesacidden dilerdi rus asa öz nehs nakusun, / güneşden parlak amalın olup şark ehline ezher, yaşa, ey gazi-yi azam, yaşa, ey muhteşem enver!

- ama sonuçta osmanlı yenildi ve kafkas islam ordusu da geri çekildi. enver paşa'nın türkistan macerası da bir işe yaramadı.

- enver paşa'ya isyanın sakın kadere isyan olmasın?

- ne alâka?

- bunu pazartesi günü konuşalım. o gün son noktayı da koyacağız inşaallah.

"tek kurşun atmadan 90 bin şehit" efsanesine son çarşamba günü kaldığımız yerden devam edelim hakan efendi. enver paşa''yı canla başla savunuyordun, bakalım sarıkamış faciası için ne diyeceksin? e... yenisafak

enver paşa'nın siyasi vasiyeti

-cumartesi günü, “enver paşa'ya isyanın sakın kadere isyan olmasın?” dedin. ne demek istedin?

- gayret insandan, tevfik allah'tandır. cenâb-ı hakk tevfik nasip etmedi diye enver paşa'nın gayretlerini aşağılayamazsın.

- ama gayretlerinin beyhude olacağı daha en başından belliydi. türkistan macerası mesela…

- enver paşa, türkistan ve başka islam topraklarındaki şartların o günlerde pek uygun olmadığını görmüyor değildi; fakat, daha önce de söylediğim gibi, geleceğe -sana, bana- soylu bir dava bırakmak için “macera”dan “macera”ya atılmaktan kendini alamadı. türkistan'daki durumu incelemek üzere gönderdiği hacı sami kuşçubaşı 'dağınıklık ve iç düşmanlıklar yüzünden buraları toparlayıp milli mücadeleye sevketmek imkânsızdır' diye mektup yazınca, ona şu cevabı verdi: “yazdıklarınız doğrudur. ancak, türkistan ile osmanlı türklüğü arasındaki bağ uzun yıllardır kopmuştur. eğer ben, osmanlı ordularının başkomutanı ve dâmâd-ı hazret-i şehriyari olarak gelir ve türkistan'ın istiklâl dâvası uğruna orada ölürsem, bu köprüyü kurmuş oluruz.” işgalci italyanlara karşı direnişi örgütlemek için trablusgarp'a giderken de şöyle demişti: “trablus artık kaybolmuş sayılır. buna rağmen neden gidiyorum? bütün müslüman dünyasının bizden beklediği bir vazifeyi yerine getirmek için gidiyorum.” osmanlı'nın yıkıldığı yerde islam ihtilal cemiyetleri birliği'ni kurarak filistin'den hindistan'a kadar her yerde ingilizlere karşı ihtilal kıvılcımları çaktırma gayretine de bunun için girdi. türkçe, arapça, farsça ve urduca yayın yapan liva-yı islam dergisini de bunun için neşretti. ümmet-i muhammed'in siyasi istinatgâhı kaybolmasın, birlik fikri hiç değilse prensipte yaşamaya devam etsin diye. 'gün olur devran döner, bizim ortaya koyduğumuz bu dava kuvveden fiile çıkar' diye. mustafa kemal ve arkadaşları, o dönemin şartlarında, tarihi misyonundan feragat ederek batı'ya itimat telkin eden bir osmanlı bakiyesiyle yetinmek zorunda kalmış olabilirler; ama bu 'konjonktürel' manevrayı dogmalaştırıp zamanı dondurmak olacak şey değil. şartlar değiştiğinde -ki değişmiştir- 'enver paşa projeksiyonu'nun mutlaka devreye girmesi lazım. şöyle diyordu enver paşa: “esir islam âlemi içün biricik kurtuluş yolu bu âlemi teşkil eden her milletin kendi gücü ile üzerine çökmüş olan ecnebi tahakkümünü atmaya yürümesidir. eğer küçüğünden büyüğüne kadar bu yolda kurtuluş mücadelesine girmeye azmetmez ve vakit kaybetmeksizin buna hazırlanmazsak, kıyamete kadar esaret zinciri altında inleriz. böyle umumi bir hareket teşebbüsünün zalimlerin nazar-ı dikkatlerini daha ziyade celbedeceğini, dolayısıyla bunların zulümlerini arttıracağını ve belki de yarı müstakil kalmış olan türkiye, iran ve afganistan'ı da mahva yürüyeceklerini söyleyenlerimiz bulunur. fakat maziye ve hale şöyle bir bakacak olursak, bu yoldaki düşüncelerin boş olduğunu pek ala anlarız. islam âleminin ekseriyetinin esarette kalması akvam-ı islamiyeden henüz müstakil olanlarından, hangisine temin-i hürriyet ve istiklal etti?... şu halde bize kalan yegâne yol, esir kardeşlerimizi de kurtarmaya savaşarak hep birlikte hakkımızı, hürriyetimizi istirdad ve muhafaza etmek içün ölümü göze alarak, el birliğiyle çalışmaktır… zaten mukadder olan ölümden korkarak köpek gibi yaşarsak hem geçmişlerimizin, hem de geleceklerimizin la'netlerine müstehak oluruz. halbuki kurtuluş içün ölmeyi göze alırsak hem biz, hem de bizden sonrakilerin hür ve bahtiyar olmasını temin etmiş oluruz.”

- ne yani, biz de şimdi enver paşa gibi sağa sola hücum mu edelim? bütün cephelerde aynı anda kıyasıya savaşalım mı? buna ordu mu yeter?

- enver paşa'nın dönemiyle bizim dönemimiz farklı. ordu göndermemize gerek yok. ihtilal kıvılcımları çaktıracak adamlar göndermemize bile gerek yok. kurtuluş savaşı veren halkları ve örgütleri destekleyerek, istiklal meşalesi olmuş halid meşal gibi liderlere sahip çıkarak, anti-emperyalist tavırlar sergileyen veya bu yönde bir temayül ortaya koyan hükümetlerle ittifaklar kurarak ve islam dünyasının dört bir yanındaki yoldaşlarımızın entelektüel, sosyal ve ekonomik faaliyetlerini destekleyerek, ayrıca hugo chavez gibi gayrimüslim anti emperyalistlerle de omuz omuza vererek, mevcut dünya düzeninin soysuz çarkına çomak sokabiliriz.

- son söz?

- sevgili enver paşa'ya cenâb-ı hakk'tan ganî ganî rahmet diliyorum. cenâb-ı hakk, onun hayallerinin şu veya bu şekilde gerçekleştiğini görmeyi bize nasip eylesin. amin.

enver paşa nın siyasi vasiyeti cumartesi günü, "enver paşa''ya isyanın sakın kadere isyan olmasın?" dedin. ne demek istedin? - gayret insandan, tevfik allah''tandır. cenâb-ı hakk... yenisafak

ve enver paşayla kahvede sohbet;
milli gazete - hak geldi, batıl zail oldu türkiye ve dünyadaki tüm son dakika gelişmelerini ve bilgi servislerini milli gazete farkıyla izlemenin ayrıcalığını yaşayın. milligazete

ahmet özcan yazısı;
http://www.turkdirlik.com/Bilgimece/Kisiler/Turkiyeden/AOzcan0002.htm


paşam ruhun şad olsun.
ysf ysf
enver paşa .. tarihimizin en çok tartışılan kişilerinden biri. kimine göre hain ,kimine göre kahraman, kimine göre olmayacak şeylerin peşide koşan bir hayalperest. son zamanlarda türkiye'de popülaritesi artmıştır. hatta yalçın küçük'ün dediği gibi bir enverizm akımı yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır. murat bardakçı'nın teke tek programında gösterdiği mektuplar da enver paşayı karanlıktan biraz olsun kurtarmıştır. bu mektuplardan paşanın vatanperver olduğunu görüyoruz. demek ki bir hain değil.
şimdi sırada şu var: şansız bir kahraman mı? hayalperest bir vatanperver mi ? belki bir gün buna da karar verebiliriz.
dünya koca bir yalandı gördüm dünya koca bir yalandı gördüm
şu sıralar biyografisini okuduğum paşamız.lakin ya benim kitap seçmedeki yanlışım,ya kitabın yetersizliği, hakkında aklımda oluşan boşlukları doldurmaya yetmemiştir.özellikle teşkilat-ı mahsusa konusunda.ama hayatında gördüğüm şu ki,bir insanın olabileceği en yüksek seviyede idealistmiş.ve idealleri için hayatını feda edecek kadar da samimi.çok değil sadece 41 yıl yaşamış ve ömrü savaş meydanlarında,hapislerde falan geçmiş.okuduğum kitaba göre en fazla ettiği dua ise:"allah'ım vatanıma,milletime,dinime hizmet etmeyi bana nasip eyle!"
hashus1099 hashus1099
kafkas cephesinde yaşattığı dramı yıllarca saklatmış, kişilik olarak vatansever gibi görünse de yaptıkları nedeniyle vatanseverlik sıfatının zerresini hak etmeyen napolyoncuk.

kolordu karargahı ile beraber esir düşen 9. kolordu kurmay başkanı yarbay şerif, sibirya kamplarından döndükten sonra akşam gazetesinde yayımlamaya başladığı anılarıyla halka dramı ilk kez duyurmuştur.

yıllar geçtikçe de enver paşa'yı aklamaya çalışan, cinayetlerine ortak olmaktan mutluluk duyanlar türemiştir.

kayıp sayısını düşürenler ortaya çıkmıştır birde.

3. kolordu toplam 118 bin mevcudu ile harekata başlamış:

49 bin mevcutlu 10. kolordu askerlerinin;
32 bin mevcutlu 30 ve 31. tümenler %93 donuk vererek allahuekber'de erimiş
17 bin mevcutlu 32. tümen, bardız önünde üstün rus kuvvetleri karşısında açlık ve soğuktan erimiş, bir taburdan az mevcuda düşmüştür.

37 bin mevcutlu 9. kolordu askerleri harekatın sonunda tamamen savaş dışı kalmış, bir alayı çerkezköy'de sıkışmış, sarıkamış önüne gelene kadar eriyip sadece bir kolordu iskeletine dönüşmüş, donmaktan kurtulanlar da ya rus kurşunuyla ya da tifüsten hayatını kaybetmiştir. en sonunda kalan 80 er 100 subaylık karargahı ile tutsak düşmüştür.

11. kolordu aras ırmağı kesiminde, rus ana kuvvetlerini karşısında tutmaya çalışmış, zaten kolordu kadar bile olmayan mevcuduyla bunu bir süre zor başarmıştır. en sonunda onlar da erimiş, ve 10. kolordu artıklarıyla savaşın başındaki mevzilerine çekilmiştir.

rus kaynaklarına göre harekat boyunca 7000 esir alınmıştır.

osmanlı kaynaklarına göre 11. kolordu'ya altı tabur asker takviye edilmiştir. bu da yaklaşık 5000 asker anlamına geliyor. böylece 3. ordu mevcudu 122 bin civarına yükseliyordu.

109 bin olarak geçen kayıp sayısının %90'a yakını açlık, hızlı yaşlanma, donma sebeplerinden ölmüştür. sağ kalan savaşçıların birçoğu da arkadaşlarına tifüs bulaştırmış ve hastalık salgın haline dönüşmüştür.


ama yok enver paşa kış koşullarına uymayan, hayal ürünü bir saldırı planı yapacak; yazlık giysiler giyen orduyla bu harekata kalkışacak; olumsuz fikir belirtenleri ya görevden alacak ya azarlayacak ya da en ön safta savaşa sürecek; ama enver paşa suçlu olmayacak. tabi bu ülkenin saf evlatları kurbanlık koyun değil mi?


liman von sanders, türkiyede 5 yıl adlı kitabında bu macera öncesinde enver paşayı nasıl uyardığını şöyle belirtmiştir:

"enver, elindeki haritanın üzerinde 3. orduya yaptıracağı bir hareketin krokisini çizdi.buna göre enver,ana yol istikametinde ve cepheden 11. kolordu ile rusları oyalarken,diğer iki kolordu (9 ve 10.) sola doğru ve dağların üzerinden günlerce devam edecek bir yürüyüşle sarıkamışta rusların yan ve arkasını çevirecek,sonra da 3.ordu karsı zaptedecekti.

bundan birkaç gün önce türk karargahında bulunan bir alman subay,planlanan soldan çevirme hareketini anlatmış ve ben de hareketin başarı şansını araştırmıştım.kanaatim oydu ki bu hareket imkansız değilse bile çok güçtü.harite ve diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre,yollar çok dardı,dağ yollarından çok yükseklerden geçen ve ancak yayaların gidebileceği patikalardan ibaretti.bu zamanlarda da ihtimal kar ile örtülüydüler.bu şartlar altında cephane ve yiyecek nakliyatının eldeki vasıtalarla nasıl yapılabileceğini dahi,başlı başına bir meseleydi.

ben, görevim icabı bu meselelere enverin dikkatini çektim.o, cevaben bütün bu konuların incelendiğini, yol keşiflerinin yapıldığını ve o tarihe kadar diğer keşiflerin de tamamlanacağını söyledi. konuşmamızın sonunda hatalı ve dikkat çekici fikirler ortaya attı. bana ilerde afganistan üzerinden hindistana yürüyeceğini söyleyerek veda etti"


ayrıca bölgenin her yerini taşının gediğine kadar bilen 9. kolordu komutanı ahmet fevzi paşanın, harekatla ilgili görüşleri de şöyledir:

"bu manevra nazari olarak gayet mükemmeldir.şu şartla ki kolorduların ellerinizle haritada hareket ettiği gibi,seri ve emniyetle hareket etmeleri şarttır.halbuki bu mevsimde, hudut dağlarında seri hareket imkansızdır."

hayatını makedonya'da çetecilikle geçirmiş iki subay, hafız hakkı ve enver; alayları, tümenleri atlayıp orduların başına geçiyor ve kafalarına göre emirler veriyorlar.

takımı tamamen tarihten silinmiş harp okulu son sınıf öğrencisi genç bir teğmen'i neden saldırmıyorsun diye kurşuna dizdiren, kendi emrini uygulayıp mevzisini düzeltmek için tümenine 100 metre geri çekilme emri veren albay arif baytın'ı idam ettirmeye yeltenen ancak alman generallerin uyarılarıyla bundan vazgeçen, kendisine tifüs konusunda uyarıda bulunan doktor yarbayı moral bozduğu için er olarak cepheye yollayan, yenildikten sonra kolordu komutanlarına diğer kolorduların kazandığı hayali zaferleri müjdeleyen bir kişiliksizi savunmak çok güzel bir harekettir galiba.

hala uyanamamış olanlar için;
(bkz: sarıkamış dramı)
2 /