eski sevgilinin evlenmesi

1 /
aqua aqua
gayet olağan bir durumdur. birkaç ay önce üsküdar'da küçük kızının elinden tutmuş yürürken görmüştüm birini. bugün gelen bir düğün davetiyesinden* anladığım kadarıyla bir tanesi daha yuvadan uçmakta. ikisi üst üste gelince yaşlandığımı hissettim bir an.
aquila aquila
yıllar olmuştur ayrılalı sonra birgün aklınıza gelir birden, ne de olsa bir zamanlar çok güzel şeyler paylaşılmıştır. hemen telefona gidilir, ilginç bir şekilde hala numara ezbere hatırlanıyordur. telefon çalar çalar, sonunda açılır.
sesi tanırsınız annesidir bu...
iyi günler, dersiniz. x ile görüşebilirmiyim?
kim arıyor? der annesi.
kendinizi tanıtırsınız, hatırlar sizi. sonra biraz durur ve acılı mı, alaycı mı olduğunu anlayamadığınız bir sesle "o evlendi, artık" der.
garip bir şekilde içiniz sıkılır, karnınız ağrır, anlık bir kızgınlık ve kıskançlık yaşarsınız. neyse selam söylenir , telefon kapatılır.
ama içinizdeki duyguları tanımlayamaz hale gelirsiniz. biraz utanarak yeni sevgilinin yanına gidersiniz, anılarınızla beraber tabi.
işte böyle bir şeydir eski sevgilinin evlenmesi.
yusufcuk yusufcuk
hala seviyorsanız içinizi acıtacaktır. yok acıtmıyorsa artık sevmiyorsunuzdur. mutlu bile olabilirsiniz. yaralarını sarmış demektir. darısı artık başınızadır..
one more cup of coffee one more cup of coffee
gözlerden yaşlar akıtan, hüznün tanımını sil baştan yaptıran... hiç bir şeyi yanlış ya da eksik yapmadığınızdan dolayı mutlu iken siz, aslında doğru ya da tam yapabileceğiniz onlarca şey varken bunları yapmamış olduğunuzu düşünüp pişman ettiren...
iki ay olmuş evleneli. haberini alalı ise bir gün bile olmadı...
bir başkasıyla evlenene kadar hiç bu kadar "benim" hissetmemiştim...
yazılan her giri gerçek hayattan alıntı olmayabiliyor... keşke bu da öyle olsaydı...
jerksuck jerksuck
bir zamanlar ortak hayaller kurduğunuz, onsuz olamadığınız birinin evlendiğini sizden tamamiyle uzaklaştığını, üstüne sizden mutlu olduğunu öğrendiğinde ne yapardınız? hele çalıştığın yer bir fotoğrafçı ve sen orda grafikersen nikah fotoğraflarını senin yapman çok daha fazla üzücü bir durum. tanrı bana bunu yaşattı çektiğim acı yetmiyormuş gibi.. elindeki işi bitirip işten ayrılırsın. bir bira şişesi bir zamanlar el ele yürüdüğünüz sahilde şimdi yalnızsındır. denize bakarsın ağırca bir şeye kendini bağlayıp atlamak istersin. ama o kadar yürekli değilsindir. yapamazsın birşeyler tutar. belki ordan geçmekte olan bir arabada çalan ikinizin parçası seni hayata bağlar tekrar. birilerinin karşına çıkmasını beklersin. tıpkı bir zamanlar onun dönmesini beklediğin gibi...

(bkz: artık bu sabahların bir anlamı yok)
1 /