esrar dede

z3yn3p z3yn3p
kırk yaşında mevlevi olmuştur.tezkire i şuara yı mevleviye adlı eseri kaleme alan kişidir. eserdeki şiirleri şeyh galip seçmiş şairleri esrar dede araştırmıştır. iki ay gibi kısa bir sürede yazmıştır. eserde mevlevi şairleri fazlaca övmüştür. eserin dili ağırdır. ölümü şehy galibi fazlaca etkilemiştir adına bir mersiye yazdırmıştır.
die for morrison die for morrison
ölümü üzerine şeyh galib bir mersiye yazmıştır. makamında yükselmesine rağmen şeyh galib'in yanından ayrılmamıştır vesaire. asıl konu şu ki nerden duydum, gördüm bilmiyorum ama çocukluğumdan beri bildiğim bir isim bu. ve hep eflatun perdelerin ardından belli belirsiz görünen bir figür gibi benim için. mahlası çok şahane, kıskanıyorum. gördüğüm, bildiğim en şahane mahlas hatta. keşke benim de adım esrar dede filan olsaydı. iyi değilim evet.
z3yn3p z3yn3p
azm-i sefer ettin dil-i nâçârı unutma
gittin güzel ammâ bu dil-efkârı unutma
gâhîce uyandıkça şebistân-i safâda
şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma

vardıkça şeker-hâba girip bister-i nâza
ne zehr içer dîde-i bîdârı unutma
ben sabr edeyim derd ü gam-i hecrine ammâ
sen de güzelim ettiğin ikrârı unutma
ağlatmayacaktın yola baktırmayacaktın
ol va’de-i tekrâr-be-tekrârı unutma
yok tâkati hicrânına lûtf eyle efendim
dil-haste-i aşkın olan esrârı unutma
oyledegılo oyledegılo
18.yüzyılın ikinci yarısında yetişmiş mevlevi şair.şeyh galib'in en yakın dostu olarak bilinir. genellikle aşk şiirlerinde başarıyı yakalamıştır.şiirlerinin bazısında mevlanaya olan sevgisini anlatır. ayrıca "lügat-ı tilyan" adında bir türkçe-italyanca sözlüğü vardır.


"yapmak da yapılmak da mey-hânede kalmışdur
aşâr-ı imâret hep viranede kalmışdur

girdâb-ı şu'ur içre ser-geştedür 'âkiller
azâdeliğin zevki divânede kalmışdur

sufi arayup gezme beyhude mesâcidde
feyzun eseri şimdi hum-hânede kalmışdur

ol çeşm-i hamuş olmuş himaye-i küfr-i zülf
'isl bu gece guya büt-hânede kalmışdur

da'vâsını terk itsün bülbülde fedâ yokdur
bir nükteciği 'aşkun pervânede kalmışdur

derd-i dilüm 'arz itdüm güldi didi ol kâfir
n'olmuş yine esrâr'a efsanede kalmışdur"

türkçesi;

"yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
mutluluk gönüldeki hazinede kalmıştır

bilinçten başka bir şey tanımaz akıllılar
başıboşluğun keyfi divanede kalmıştır

boşuna mescitleri dolaşma sofu dostum
aradığın aydınlık meyhanede kalmıştır

can vermeyi bilmeyen bülbül sussa ne olur
aşkların pırıltısı pervanede kalmıştır

açınca yüreğimi güldü bana, dedi ki:
n'olmuş yine esrar'a efsanede kalmıştır."
zıpır zıpır
"n'olur ey aşk n'olur çünki esirin oldum
bari ol şaha gulam eylesen olmaz mı beni"

meali; ey aşk, senin esirin oldum. bari (beni), o sevgiliyi korumakla görevli asker etsen ne olur (yani) olmaz mı?

heyhat!
armagnac armagnac
seni hükm-ü ezel âşûb-u devrân etmek istermiş
beni bahtım gibi zâr-ı perîşân etmek istermiş

meğer sâkî-i devrânın füsûn-u işveden kastı
beni bir câm ile rüsvâyı devrân etmek istermiş

(ezeli emir, senin dünyayı kargaşaya sürükleyen bir âfet olmanı isterken; benim, talihim gibi ağlayıp, perişan olmamı istermiş. meğer içki sunan o dünya güzelinin büyüleyici nazlarının, edalarının amacı; beni bir kadehle dünyaya rezil etmekmiş.) *

şiir, muâllim ismail hakkı bey'in nihavend makamında bestelediği türk müziği eserinden dinlenebilir.
elif güreşçi icrasını şuracığa iliştirelim o vakit:

... ...

gören sanur ki safâdan semâ'-ı râh ederim
döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim