eternal sunshine of the spotless mind

1 /
cellman cellman
jim carrey, kate winslet, elijah wood, mark ruffalo, kirsten dunst gibi güçlü bir oyuncu kadrosuyla, imdb'nin 37. sıradaki filmi.. her oyuncu rolünün hakkını vermiş ancak daha da iyi olan isimler var ki; onlar yönetmen michel gondry ve senarist charlie kaufman.. hem senaryo insanı tatmin ediyor yönetmenin de başarısı montajlaran anlaşılıyor.. bu karışık filmi bir gerizekalının anlayacağı kadar güzel birleştirmiş..
(bkz: jim carrey)
stars giggle meh every nite stars giggle meh every nite
adını alexander pope'un ünlü bir dizesinden alan inanılmaz film.keşke gerçekten öyle bir yer olsa,keşke hafızamızdaki bizi üzen anıları da sildirebilsek dedirten film.

bahsi geçen alexander pope şiiri de şudur.ismi eloisa to abelard'dır bu şiirin.

"ne mutlu o suçsuz iffetli kadınlara
dünyayı unutan,dünyanın unuttuğu
lekesiz zihnin ebedi günışığı!"
pulp pulp
bu senenin en sağlam filmi.sanırım jim carrey ilk defa bu filmde abuk sabuk surat ifadeleri yapmamış.keşke bir an önce sinemalara gelse de izlesek şöyle büyük ekranda.ayrıca yönetmen michel gondryin de ilk uzun filmi oluyor.jim carrey ve michel gondry'nin bundan baska 2003 tarihli pecan pie isminde 2 dakikalık bir de kısa filmleri bulunmakta.
koyukahve koyukahve
hala izlemediyseniz geç kalmış sayılmazsınız.. finallerin yerini tutacak, kate winslate'i sevdirecek, jim carrey'e tapmanıza neden olacak, hayat hakkında çok düşündürecek ama sonunda mutlu olmanızı sağlayacak bi film..
man on the moon man on the moon
kime söylesem "eternal sunshine of the spotless mind diye bir film var bilmem bilir misiniz?" diye "pardon anlamadım?buyur" şeklinde yanıtlar aldığım filmdir.

"how happy is the blameless vestal's lot
the world forgetting, by the world forgot.
eternal sunshine of the spotless mind!"

demiş alexander pope eloisa to abelard adlı şiirinde.türkçesi şu şekilde:

"ne mutlu o suçsuz iffetli kadınlara
dünyayı unutan,dünyanın unuttuğu
lekesiz zihnin ebedi günışığı!"

buradaki "leke" kelimesi filmin çıkış noktası olup bize anlatılmak istenen zihnimizden lekeleri kurtaracak olursak ebedi,huzur dolu bir yaşam sürdürebiliriz.bu film de bize lekelerin bireylerin yaşadığı iyi-kötü hatıralarında saklandığını söylerek güzel bir kurguda bunu önümüze seriyor.charlie kaufman gerçekten çok güzel bir senaryo ile bunu kanıtlamış.hayat oyunundaki hatalar başlığını anımsattı bana.
anosias anosias
aslında konusu çok basittir. hepimiz hayatımızından birini çıkarmak istediğimizde önce cep telefonumuzdan adını siler, msnden icqdan sileriz. daha sonra da bize onu hatırlatacak ne varsa hayatımızdan çıkarırız. film de işte bu mantığa dayanıyor. sorunlu bir ilişkileri olan joel barish * clementine kruczynski *nin uzun süredir birliktedir. fakat clementine artık mutlu değildir ve joeli hayatından çıkarmaya karar verir. bunun için de lacuna ince başvurur ve beyninden joel ile ilgili tüm hatıralarını sildirir. şans eseri bunu öğrenen joelde ani bir kararla hafızasından clementineı sildirmeye karar verir.
konusu işte aslında çoğu zaman sıradan insanların aklından geçen, x olmasaydı nasıl olurdu, keşke hayatımdan onu tamamen çıkarabilsem ve bir daha asla hatırlamasamken, kurgusu oldukça güzel ayarlanmış ve ortaya son derece değişik bir film çıkmıştır.

filmi izlerken elijah wooda karşı büyük bir nefret beslenirken, kirsten dunst olayların çözülme aşamasında bir anda yan rolden ana karakterliğe fırlar.

izleyen herkesin aklına şu soru gelebilir: eğer lacuna inc gerçekten var olsa, hatıralarımı sildirmek ister miyim?
1 /