faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir

paperback writer paperback writer
roland barthes in çok yerinde tespiti üzerine söylediği şey. şöyle ki bir kişi topluluk içinde bir fikri savunduğunda aynı zamanda topluluğun tepkisini çekmemek için savunmadığı fikri ya da dahil olmadığı grubu da dile getirmek zorunda hissedebilir. örneğin; yeşili koruyalım doğayı sevelim arkadaşlar diyen bi insanın arkasından eklemesi "yanlış anlamayın greenpeace çi değilim"
baschar baschar
demokrasi uygulayıcısı olduklarını her fırsatta dillendiren oligarşik yapıların, "fikir çatışmalarının ancak belli fikriyatlara bağlı kalınarak yapılabileceği" iç sesinin dışavurumudur efendim.
baschar baschar
kürt sorunu üzerine girişilen tartışmalarda örneğini bolca gördüğümüz önerme.

-...sonuçta devlet doğuya yatırım yapmakta hep geç kaldı ...bıkbıkbık ...kendi dillerini de kullanmaları gerekirdi ...falanfilan..."haa, yanlış anlaşılmasın benim dedem yörükdür zaten, aslen yozgatlıyız biz!"

+...işsiz parasız gençler mecburen dağlara çıktı ...venividivici ...geride gözü yaşlı kürt anaları kaldı ...vıdıvıdıvı ..."haa, pkk teröristtir bir örgüttür, böyle düşündüğümü bilmenizi isterim!"

-...ortada diyarbakır cezaevi vakası var ...bıkbıkbık ...80 sonrasının getireleri bunlar ...diridiridiri ..."haa, belirtmekte fayda var; benim türk polisine güvenim tamdır, bunlar münferit olaylardır!"
vanilla vanilla
oh sesleri of olunca
her kafadan ses çıkınca
şaşırınca bunalınca
mecburiyetten.

demedi demeyin, sonu şarkıdaki gibi bitmesin?
ecg ecg
gerçek hayatta şöyle test edilebilir:
malumunuz bir haftadır üniversite öğrencileri tartışılıyor ülkede. önce dolmabahçe'de polis saldırısı ve hemen ertesinde ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesinde yaşananlar ülkenin gündemini işgal ediyor.

faşizm ise burada devreye gidiyor: polis şiddetiyle bir bebeğin ölümü yerine öğrencileri attığı yumurtaları tartıştırıyor bizlere. söylemeye mecbur bıraktırıyor; zorluyor.
kimilkorellturk kimilkorellturk
roland barthes'in faşizmin asıl tehlikesinin, "yasaklar" adıyla herkese malum bir şekilde sergilenenden çok daha derin ve büyük olduğunu anlatmaya çalıştığı cümledir. konuşma yasağının faşizm olduğunu herkes gibi roland barthes de bilmekteydi. anlatmak istediği, bir ulusu faşist yapan dinamiklerdi (bkz: drittes reich).
almanya'daki faşizmi anlamak için sadece, hitler'i anlamak yetmez. hitler gibi hasta ruhlu bir adam gerçeğinin yanında, ona itaat eden koskoca bir ulus vardı. barthes'in vurguladığı, almanya'da "asıl" faşizmin yasaklardan değil herkesin "heil hitler" demek zorunda olmasından kaynaklanmasıydı.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci



akli dengesi yerinde olan yetişkin bir birey, diyarbakır anneleri denen zırvalığın bir "faşist rejim" dayatması olduğunu kavrayabilir. ünlü sıfatı yakıştırılan kimse, bu islam-türkçü, kompleksli soytarılığa ortak olmak zorunda değil. bu dayatmaya karşı çıkmak kimseyi pkk'lı yapmaz. akli dengesi yerinde olan bireyler bunu da anlayabilir.